Bölüm 114
Luna tembel bir şekilde koltuğa uzandı ve yanında ki sehpadan aldığı üzümü ağzına koydu. Pembe dudakları biraz buruştu, hafifçe üzümü çiğnedi, suyu ağzına dağılırken başını yavaşça çevirdi.
Aynı anda siyah bir gölge pencerenin kenarına kondu. Luna’nın gözleri anında parladı ve yüzünde kalpten gelen sıcak bir gülümseme belirdi.
“Gel küçük adam.“ dedi 1.000 yaşında olan kara kargaya. Bin yaşına olan Runik Yaratıkları bir miktar zekaya sahipti ama Luna’nın sözlerini çürütmeye cesaret bile edemedi. Luna’nın bedeninde hissettiği nefes Kai’nin bedeninden hissettiğine benzerdi.
Sadece itaatkar bir şekilde kanatlarını açıp yavaşça uçtu ve Luna’nın yanına indi. Pençelerini zemine koyarken başını eğdi ve saygıyla selam verdi.
Luna gülümsedi, uzanıp Karganın başını nazikçe okşadı ve aynı anda avucundan mavi bir ışık çıktı. Kara Karga’nın bedenine hafifçe bir enerji aktı. Kara Karga şaşkınlıkla Luna’ya baktı, gözleri minnetle doldu. Vücuduna giren enerji hızla kan hattını yükseltmeye başladı.
Bir kaç dakika da ekim üssü bin yıldan 1.100 yıla tırmanırken bu hala ödülünün ufak bir kısmıydı.
Luna’nın kargaya gösterdiği şevkat şüphesiz herhangi bir insanı şok edebilirdi. İnsanlara karşı soğuk ve acımasız Luna Runik canavarlarına özellikle Karga türlerine karşı çok şefkatliydi.
Luna elini indirdikten sonra yavaşça salladı, Karga’nın bacağında ki parşömen rulosu eline uçtu. “Git ve yuvada dinlen.“ dedi Luna. Kara Karga saygıyla eğildikten sonra pencereden çıktı. Dikkatini çatıda ki büyük bir yuva çekti, bu yuva beş metreden genişti. İçinde Runik Canavarı etinin kokusunu alabiliyordu.
Aralıksız Bağımsız Bölgeden Tapınağa uçmuştu, Kai’nin emri bir an önce mektupları ulaştırmasıydı bu sebeple yorgunluktan ölene kadar kanat çırptı ama ödülü göz dolduran cinstendi. Sadece Luna onun kan soyunu geliştirmekle kalmadı ayrıca yuva da runik canavarlarının eti bile vardı.
Karga türü yiyecekte seçici olmasa da iyi olan her zaman tercih edilirdi.
Luna odada parşömenleri yavaşça açtı, üç mektup iç içeydi. Luna Padme’nin mektubunu okumadan kenara koydu, sonra Nana’nın mektubunu kenara koydu ve ismi yazılı olana baktı.
Özlem ve hasretle mektuba baktı istemsizce Kai’nin silik kokusunu kokladı gözleri biraz kızardı. Çok özlemişti, ilk defa Kai den bu kadar ayrı kalıyordu.
“Baban bize mektup yazmış.“ Sonra karnını okşayıp nazikçe bebeğine söyledi. Yüzünde büyüyen gülümseme gün ışığı kadar parlak ve sıcaktı.
Parşömeni açtı. İlk cümleyi okuduktan sonra kızarmış gözlerinden yaş süzüldü.
“
Lulu iyi misin ? Son bir kaç gündür tedirginim, senin için endişeliyim. Hasta mısın ? Çözemediğin bir sorun mu var ?
Burada rahat değilim, seni özledim. Kokunu özledim bana kızmanı hatta bağırmanı özledim. Geçmişte de senden uzak kaldığım oldu ama hiç bu kadar uzak olmamıştı. Sende benim gibi bir parçanın eksikliğini hissediyor musun ?...“ Luna’nın göz yaşları parşömene damladı pembe dudaklarını ısırdı, altın rengi gözleri sulu ve parlaktı. Kalp atışları öylesine hızlıydı ki nefesi bile hızlanmıştı.
“... Seni çok özledim, kokunu, sıcaklığını, gülümsemeni özledim. Belki de seni özlediğim için tedirginim ama kendine iyi bakmalısın. Hasta olma, bana kızma biliyorum sana öğretmemden hoşlanmıyorsun çok güçlüsün ve kendi kendine yetebiliyorsun.
Neyse, iyi ol sadece iyi olman önemli geri kalan her şey anlamsız. Yorulursan dinlen bütün gününü tapınak meseleleriyle uğraşarak geçirme. Sana eşlik edemesem bile çık dolaş, alışveriş yap, güzel yemekler ye ve gülümse... En çok gülümsemeni seviyorum, ne zaman gülümsesen en kötü ruh halinde olsam bile üstümde ki kara bulutları dağıtan ışık gibi oluyorsun.
Seni özledim, biliyorum bir çok defa söyledim ama özledim.
Lulu, milyonlarca defa söylemiş olsam da tekrar söyleyeceğim.
Seni seviyorum, bu hayatta seni sevdiğim için şanslıyım...“
Luna titreyen gözlerle mektuba baktı. Okudu okudukça kendisini tutamadı, Kai’nin ağzının tatlı olduğunu elbette biliyordu. Ne zaman konuşsa sonsuz bir aşk ve tutkuyla konuşurdu her zaman kalpten konuşurdu. Mektubu da farklı değildi.
Açıkça mektubu yazarken endişeli ve tedirgindi öyle ki bir başlık atmayı bile aklına getirememiş hemen durumunu sormuştu.
Luna’nın kalbi bir volkanın merkeziymiş gibi sıcaktı. Yüzü kızarmıştı gözlerinden yaş akarken içinde yükselen mutluluk tarifsizdi. Böyle sevilmeyi kim istemezdi, Kai’nin mektubu onun için endişe ve aşkla doluydu.
Luna derin bir nefes aldığı sırada iki aura hissetti. Göz yaşlarını hızlıca sildi ve derin bir nefes daha alıp.
“Kim!“ diye soğuk bir sesle sordu.
İki figür gölgelerden bir anda çıktı ve ikisi de diz çöktü. Bu iki kişiden birisi yaşlı bir kadındı diğeri ise yaşlı bir adamdı vücutlarından Runik İmparatoru aurası çıkarken üstlerinde Kuzgun Köşkünün cübbesi vardı.
“Hanımım...“ İkisi aynı anda karşılık verdi.
“Alicemi sizi gönderdi ?“ diye sordu Luna soğuk bir tonda. Şuan duygusal ruh hali iki kişi yüzünden mahvolmuştu, elbette öfkeliydi.
“Majesteleri, Köşk Ustası Yardımcısına sizi korumamız için mektup gönderdi. Tapınaktan çıktığınız sürece size eşlik edeceğiz.“ dedi yaşlı kadın. Yaşlı adam aceleyle ekledi zira Luna’nın karakterini biliyordu.
“Majesteleri bizi öldürmek isteseniz bile ayrılmamamızı emretti.“ dedi. Luna’nın soğuk gözlerinde bir sıcaklık izi belirdi. Elbette Kai idi, o kadar endişeliydi ki Kuzgun Köşkünün güvenliğini koruyan iki kişiyi bile tereddütsüz göndermişti. Böyle bir adam nasıl sevilmezdi ?
“Göz önünde olmayın.“ Luna söyledikten sonra “Emredersiniz Hanımım.“ dedi ve yaşlı kadın duraksadı ve depolama yüzüğünden bir altın tüy çıkarttı.
Luna şaşkınlıkla tüye baktı ve ayağa kalktı.
“Bu...“ dedi.
“Majesteleri size Altın Tüyü gönderdi... Kullanımını bildiğinizi söyledi Hanımım.“ karşılık hızlıca geldi.
Luna altın tüye uzandı, şefkat ve sevgiyle dokundu. Bu tüy Kai’nin kalbiydi, onun endişesi ve aşkıydı. “Anlaşılan Kocam gerçekten tedirgin.“ diye fısıldadı. İki kişi cevap vermeye cesaret edemese de içlerinde cevabı biliyorlardı.
“Çekile bilirsiniz.“ Luna elini sallayıp ikisini görmezden geldi. Altın tüye bakarak tekrar oturdu, yavaşça tüyü okşadı ipeksi dokusunu ve sıcaklığını hissetti.
Altın Tüy, Kai’nin Üç Bacaklı Altın Kuzgununun her yıl sadece üç tane ürete bileceği olağan üstü bir üründür. Bu ürün bir hazine olarak görüle bilir, mesafelerden bağımsız olarak Kai’nin herhangi bir yerden başka bir tüy yakarak buraya ışınlanmasını sağlar ki bu acil durumlarda kullanılan olağan üstü bir can kurtaran aracıdır.
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.