Bölüm...
Action, Drama, Harem, Novel, Türkçe Novel

Bölüm 117

İmera ve Atlas Raven
Yazar: salepsever Grup: : Bağımsız Okuma süresi: 6 dk Kelime: 1.509


Gün ışığı yatakta ki iki çıplak vücudu aydınlattı. Kai nefesi biraz hızlı yatakta uzandı, yastık ve çarşafta pek çok kan lekesi varken Kai’nin vücudunda pek çok yara vardı. Padme yanında uzandı yüzünde acı yerine memnuniyet vardı. Vücudunda ki kızarıklıkları veya morlukları bir generalin savaş yarası gibi memnuniyetle taşıdı.




Kai biraz durgundu gözleri sulu bakışları derin ama içinde derin bir tatmin olmuşluk vardı. Padme her zaman ki gibi çılgındı, altı ay boyunca bütün cinselliğini biriktirip tek seferde bırakmıştı ki Kai neredeyse patlayacakmış gibi hissetti.




Padme Kai’e büyüleyici bir gülümseme ile baktı. “Sadece otuz dakika... Sonra tekrar...“ dedi. Kai gülümsedi ve uzanıp Padme’nin yumuşak pembe yanağını sıktı.




“Şimdilik bu kadar... Lulu ve Nana bekliyor.“ dedi Kai. Padme hemen somurttu, itiraz etmek istedi ama yapamadı. Kai’i kendisine almak istese de Haremin kurallarını gelişi güzel bozamadı.




Elbette her zaman bazı istisnalar olacaktı ama şimdi zamanı değildi.




Padme somurtarak Kai’e baktı ama ona kızmaya dayanamadı. Hemen ardından gülümsedi, vücudunu kaldırıp Kai’nin şişmiş ve morarmış dudaklarını tutkulu bir şekilde öptü.




Kai öpücüğe karşılık verdiği anda Padme geri çekildi ve yataktan kalktı. Vücudunda ki kızarık ve morluklardan yada çıplak olmaktan utanmadı. Kai ister istemez Yue Quin’i düşündü. Yue Quin çok utangaçtı, soğuk yüzünün arkasında ürkek bir kız vardı.




Yatağa gittiklerinde Yue Quin perdeleri kapatır, odada ki ışığı söndürürdü. Ancak karanlık olduktan sonra soyunurdu. Kai bir kaç defa onu görmek istedi ama Yue Quin şiddetle reddetti. Sonra Kai karanlığı Yue Quin’in istediği pozisyonları yapması karşılığında kabul etti.




Elbette Yue Quin Kai’nin karanlıkta ki görüşünün gün ışığında olduğu kadar net olduğundan habersizdi. Öğrenirse kesinlikle öfkelenirdi.




Kai Yue Quin’i düşününce gözlerinde beliren hassasiyet ve şefkat izini Padme kaçırmadı fakat hiçte umursamadı.




Kai’i her haliyle ve her şeyiyle sevdi. Kai bir şeyi severse Padme de severdi, Kai bir şeyden veya birisinden nefret ederse Padme de nefret ederdi.




Padme yatağın kenarında Kai’nin gözlerine bakarken Kai aniden uzandı ve Padme’nin dolgun kızarık kalçasına bir tokat attı.




*POP*




Hoş bir ses bir süredir sessiz olan odada yankılandı. Padme erotik bir ses çıkarttı ve çıldırtıcı bakışlarını Kai’e dikip dudaklarını yaladı.




Kai gülümsedi ve “Bana öyle bakma... Kendimi tutamam.“ dedi.




Padme gülümsedi ve “O zaman tutma... Altı ay boyunca çok şey biriktirdim.“ dedi Padme eğildi büyüleyici vücudunu gönül rahatlığıyla sergilerken Kai yutkundu. 




Kai’nin göğüslerine baktığını görünce Padme’nin mutlu gülümsemesi daha da büyüdü.




“Beğendin mi?“ diye sordu. Kai başını salladı ve “Büyük ve güzel...“ dedi. Padme’nin mor mavi gözlerinin içi parladı tek dizini yatağının üstüne koyup Kai’e yaklaştı. Kai Padme’nin terli çiçek kokusunu soludu ama rahatsız olmak bir yana afrodizyak gibi daha kışkırtıcı hissetti.




“Hepsi senin değil mi? Neden kendini dizginlemen gerekiyor ?“ Padme Kai’nin kulağına eğilip kısık ama seksi bir sesle sordu. Kai’nin vücudu titredi anında savaş gücü yükseldi ama her güzel şeyinde sonu vardı.




“DAHA NE KADAR OYALANACAKSINIZ! AKŞAM OLDU!“ Kapının dışından Nana’nın kıskanç sesi geldiğinde Padme hayal kırıklığı ve üzüntüyle başını kaldırdı. Kai istemsizce yutkundu. Bu peri çok ateşliydi. Kai’nin her kadınının kendi özellikleri vardı. Luna Otoriter, Nana Zeki, Yue Quin soğuk ve utangaç, Rin nazik ve zarif, Nadia yaramaz ve sınırsız Angela düşünceli ve itaatkardı Diana sadık ve yumuşaktı ama Padme ateş parçası gibiydi. Ele avuca sığmazdı, kışkırtıcı derecede seksiydi, vahşi bir kaplan gibiydi her zaman kendisinden emindi asla arzularına direnmedi. İstediği şeyi almakta asla tereddüt etmedi Runik Kıtasında kadınların erdem ve ahlakı savunulurdu genellikle Kadınların Rin Dodon ve Angala Kun gibi olması beklenirdi. Bazı yetenekli kişiler Yue Quin, Nadia, Luna ve Nana gibi olabilirdi ama Padme gibi olan kadınlar hor görülürdü zira bu davranış kalıbı geleneğin dışındaydı fakat Padme asla umursamadı.






Her zaman hayattan dolu dolu zevk almayı, Kai ile her anını geçirmeyi onunla sevişmeyi, gezmeyi ve zaman geçirmeyi sevdi. Bunu cesur bir şekilde hiç bir engel olmadan bütün yargılardan uzak bir şekilde yaşadı.




Padme için engel yoktu, Kai’nin kadınları arasında kimse onun kadar aktif değildi. Padme sevişmek isterse Kai’i bir ormanlığın içine çekip zorlaya bilirdi.




Sonsuz fanteziler yarata bilirdi hatta Luna’yı bile Kai’nin yatağına çekip birlikte Kai’e hizmet etmeye zorlamaya hazırdı. Elbette Luna karşı çıktı ama Diana kesinlikle bu kaderden kaçamamıştı.




Kai Padme’nin bu halini gerçekten seviyordu çünkü kadınları arasında sadece Padme kalbinden geçeni yaşıyordu.




Padme ve Kai yataktan kalktı ikisi birlikte duş almadan önce birer hap aldı. Yaralar ve morluklar iyileştiğinde zaten banyoları bitmişti ama Padme’nin yaramaz gözlerinde bir tatminsizlik vardı. Kai ise rahatlamış bir ifadeye sahipti. İkisi giyindikten sonra odadan çıktı. Padme tereddüt etmeden Kai’nin sırtına atladı ve bacaklarını beline dolarken ellerini boynuna doladı.




Kai hızlıca Padme’nin kalçalarının altında ellerini birleştirdi. Hiç şaşırmadı “Taşı beni...“ dedi Padme keyifle.




Kai itaatkar bir at gibi Padme’yi taşıdı.




İkisi alt kata indiğinde zaten Luna ve Nana masa da oturuyordu. Masada ki yemekler Kai’nin en sevdiğiydi, Padme’yi Kai’nin sırtında görünce Nana kıskançlıkla baktı yanakları hala kızarıktı. Luna’nın bakışları karmaşıktı. Hamile olduğu için Kai ona dokunmamıştı ama altı aydan biraz fazla olmuştu evli bir kadın olarak elbette bazı istekleri vardı ve alamadığı için rahatsızdı.




Padme ile Kai’i böyle görünce kalbinde biraz rahatsız hissetse de yüzünde her zaman ki gibi en ufak bir değişim yoktu.




Kai masaya baktı, Padme Kai’nin sırtından yavaşça indi ve Kai’nin yanağına bir öpücük kondurup keyifle zıpladı ve sekerek sandalyesine oturdu.




Kai yürüyüp Padmenin yanından geçti, geçerken saçını nazikçe okşadı ve Nana’nın yanına oturdu.




Nana Kai’e baktı. Soğuk yüzünde hafif bir gülümseme vardı. Kai uzanıp Nana’nın yumuşak beyaz yüzünü nazikçe okşadı.




“Yine gözlerinin altı morarmış... Çok çalışmamanı ve iyi uyumanı söylemiştim Nana...“ dedi Kai sitemle. Nana’nın hissettiği tatminsizlik ve kıskançlık anında yok oldu. Kai biraz sitem etmiş olsa da sadece onu düşünüyor ve onun için endişeleniyordu.




Kai ile tanıştığında dört yaşındaydı hayatı devrimsel bir şekilde değişti. Bilmediği bir dünyaya aniden adım attı ve üstünde sonsuz bir baskı vardı. Kendisi dahil herkes ona daha çok çalışmasını söyledi, daha fazla çaba harcamalı ve sürekli ileri gitmeliydi. Kendisini kanıtlamalıydı, geri kalmamalıydı fakat sadece Kai ona durup dinlenmesini söyledi. Geceleri onun uyuyup uyumadığını kontrol ederdi, çok yorulursa dosyalarını alır yardım ederdi ve onu alışverişe çıkartırdı. Yemeğe götürür normal hayatın güzelliklerini gösterirdi. Nana çoğu zaman işi olduğunu söyleyip şikayet etse de her zaman memnun ve mutluydu.




Kai onun için sadece aşk değildi aynı zamanda aileydi onun için endişelenen, onu düşünen ve seven en önemli kişiydi.




Sadece Kai’nin gözlerine bakması bile sevildiğini hissetmesi için yeterliydi. Kainin temiz gözlerinde duygu önem verdiği kişiler karşısında gizlenemez. Bu duygusal aptal asla duygularını sevdiği kişilerden gizlemekte başarılı olamadı.




Nana bu sebeple Kai’nin gözlerinde her zaman kendi önemli yerini görebiliyordu.




Şimdi de Kai’nin gözlerine bakarken endişe görebiliyordu hatta bir miktar öfke vardı ama Kai beklendiği gibi ona kızmaya ve azarlamaya dayanamadı. Hafif bir sesle sitem etti.






Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.


Ayar kaydedildi