MANGA-TR
Bölüm 170
Bölüm...
Action,Adventure,Fantasy,Romance

Bölüm 170

Bedbaht
Yazar: Raban Grup: : Bağımsız Okuma süresi: 5 dk Kelime: 1.323

Bölüm 170 – Bedbaht
Çeviri: Raban
 
Sunny, Nephis’i dehşete kapılmış görmek şöyle dursun, korktuğuna bile daha önce tanık olmamıştı.
 
Bir anda bütün kasları gerildi, bedenini buz gibi bir ürperti sardı.
 
‘Hayır olamaz, olamaz!’
 
İblislerle, korkunç yaratıklarla yüzleşirken dahi dimdik durur kılını bile kıpırdamazdı. Onu bu kadar korkutan nasıl bişey olabilirdi?
 
Yanılmıştı!? Kai gerçekten de kadim bir kötülüğün vücut bulmuş haliydi!? Bu nasıl mümkün olabilirdi?!
 
Paniğe kapılıp yeniden genç adama doğru döndü. Geceyarısı Parçası’nı çağırmak için elini uzattı. Gerçi Değişen Yıldız’ı bile böyle korkutmuş bir varlığa karşı bunun ne faydası olacaktı...
 
...Halbüsem Kai, kadim bir dehşete hiç ama hiç benzemiyordu. Aksine, Sunny’ye sevimli yüzünde hafif şaşkın bir ifadeyle bakıyordu.
 
“N’aber, Sunny? Arkadaşın kim?”
 
Hayır, bu çok mantıksızdı. Sunny vardığı sonuçtan emindi. Üstelik Gece’yi tanıyan, seven, selamlayan bir dolu insan görmüştü. Onun bir Kâbus Yaratığı olması mümkün değildi.
 
Madem öyle, Nephis’in nesi vardı o zaman?
 
Gölgesi çekici okçuyu izlemeye devam ederken Sunny ağır ağır dönüp Değişen Yıldız’a baktı. Nephis hala olduğu yere çakılmış, korkudan kaskatı kesilmiş halde duruyıordu.
 
Neler oluyordu böyle?
 
“Hey... Neph? Sen iyi misin?”
 
Nephis irkilip bakışlarını Kai’den çekti. Birkaç saniye sonra temkinle Sunny’ye doğru eğilerek fısıldadı:
 
“Sunny... Gece’nin burada ne işi var?”
 
Sunny kaşlarını çattı.
 
“Az önce bahsettiğim arkadaş bu oluyor işte.”
 
Nephis bir an duraksadı, sonra başını iki yana salladı.
 
“Hayır, demek istediğim, burada ne işi var?”
 
Özellikle “burada” kelimesini vurgulamıştı.
 
‘Ne demek şimdi bu?! Başka nerede olması gerekiyordu ki?’
 
Sunny’nin kafası iyice karışmıştı. Olanlara bir anlam vermeye çalışıyordu. Acaba Nephis’in, Kai’nin kaçırılmasında parmağı mı vardı?
 
Ne?! Ama bu çok saçma. Nihayet konuştu:
 
“Harabelerdeyken hayatını kurtardım. O da buna karşılık bana bir iyilik yapıyor.”
 
Nephis ona yılgın bir tavırla baktı, sonra başını yine iki yana salladı.
 
“Hayır… hayır, demek istediğim, Gece’nin burada, yani Unutulmuş Kıyı’da ne işi var?!”
 
Sunny’nin kaşları iyice çatıldı.
 
“Ah, yani siz gerçek dünyadan tanışıyor musunuz?”
 
Nephis mala bakar gibi baktı. Ağzını açtı ama sonra geri kapattı.
 
Bir süre sonra kendini zorlayarak nihayet konuşabildi:
 
“Sen... Onu tanımıyor musun?”
 
Bu tuhaf konuşma boyunca nezaketen sessiz kalan Kai, göz kamaştırıcı bir gülümsemeyle araya girdi:
 
“İnanabiliyor musun, gerçekten bilmiyor. Harika değil mi?”
 
Sunny ona ters ters baktı.
 
“İyi de ben onu nereden tanıyacağım ki? Lütfen… biraz daha açık konuşur musun?”
 
Neph bir süre sustu, sonra yüksek sesle fısıldadı:
 
“O Gece, seni salak! Gece Şarkıcısı’ndaki Gece! Meşhur Gece!”
 
Bu kız ne diyordu böyle?! Sunny bir şeyleri yanlış anladığını biliyordu ama neyi yanlış anladığına dair en ufak bir fikri dahi yoktu!
 
Sunny sinirle yüzünü ovuşturdu.
 
“Neden bahsediyorsun? Gece Şarkıcısı derken tam olarak neyi kastediyorsun?”
 
Nephis Kai’ye baktı. Yüzü biraz daha soldu. Sonunda cılız bir sesle konuştu:
 
“Şey... ne olacak, altı üstü son on yılın en iyi, en ünlü idol grubu. Üst üste üç kez Orpheus müzik ödülünü kazandılar. Bütün müzik platformlarında aralıksız neredeyse yüz hafta bir numarada kaldılar. Elmas plak alan altı albümleri var. Yani bahsettiğim Gece Şarkıcısı grubu bu. Ve o da Gece. Kendisi grubun solisti...”
 
Sunny öylece bakakaldı.
 
‘Dur biraz. Ne yani...’
 
Kai eskiden saçma sapan bir müzik grubunun üyesiydi diye mi bu hale gelmişti?
 
Değişen Yıldız korkmamıştı. Hayranı olduğu şarkıcıyı görünce... nutku tutulmuştu?!
 
Bir süre sessiz kaldı.
 
Sonra kahkahayı patlattı.
 
‘Tanrılar... Ah, tanrılar! Bizim Nephis meğerse bu grubun fangirl’ü demek! Büyü aşkına, bu çok komik...’
 
Düşününce, onu ilk gördüğü günlerde kulaklıklarını hiç çıkarmıyordu. Neph’in müziğe merakını çok daha önce fark etmeliydi. Soğukkanlı ve azametli Değişen Yıldız, narin bir şarkıcının karşısında ne hâle gelmişti...
 
Çok komikti!
 
Kıskanamıyordu bile. İnsanın en sevdiği şarkıcıya bu lanet yerde rastlama ihtimali neydi ki? Hayal kursa böylesi aklına gelmezdi herhalde!
 
O gülmekten kırılırken hem Değişen Yıldız hem de Kai, yüzlerindeki huzursuz ifadeyle ona ters ters bakıyordu. Ama Sunny kendini durduramıyordu. Ancak hırıltıyla nefes nefes kaldığında kahkahaları dindi.
 
“Özür dilerim, özür dilerim. Ben sadece... hiç beklemiyordum. Hele hele senden. Haha! Ah, tanrılar. Soruna gelince, Gece yaklaşık iki buçuk yıldır burada. Şatoda yaşıyor...”
 
Nephis birkaç saniye düşündü, ardından gözlerini kocaman açıp Kai’ye baktı.
 
“İki buçuk yıl mı? Ama... Ama ben Gece Şarkıcısı’nın Gale’in solo projesi yüzünden ara verdiğini sanıyordum...”
 
‘Hım… bir de Gale var demek. O da aynı grupta sanırım...’
 
Kai mahcup bir gülümsemeyle karşılık verdi.
 
“Maalesef ki gerçek değil. Bunca zaman boyunca burada, Karanlık Şehirdeydim. Sanırım ajansım bir bahane uydurmak zorunda kalmış. Hal böyleyken dahi olayı kendi avantajlarına çevirip ölümümün ardından bir albüm bile çıkaramıyorlar, zavallılar. Sonuçta ölmedim, yani teknik olarak. Oyuk bile değilim. Sadece... uyuyorum.”
 
Neph çekingen bir tavırla başını salladı.
 
“Demek öyle. Anladım.”
 
Ortamdaki gerginliği dağıtmak isteyen Kai yeniden gülümsedi.
 
“Bu arada, Sunny’nin bir arkadaşıyla daha tanıştığıma çok sevindim. Gerçekten hiç beklemiyordum! Onun... şey, eee... yalnız kovboy gibi takılmayı sevdiğini sanıyordum, diyelim. Kusura bakmayın, adınızı tam duyamadım. Neph miydi?”
 
Sunny ona bakıp sırıttı. Ardından boğazını temizleyerek rahat bir tavırla konuştu:
 
“Doğru ya, sizi tanıştırmayı unuttum. Kusura bakmayın, benim hatam. Kai, bu Nephis. Gerçi son zamanlarda başka bir isimle tanınıyor. Belki duymuşsundur... Ölümsüz Alev Klanı’ndan Değişen Yıldız.”
 
...Şimdi de dehşet içinde Neph’e bakma sırası Kai’deydi. Adeta gözleri seğiriyordu.
 
Belki de bu gibi durumlar için idol eğitimleri falan almıştır, çünkü bu sayede, duygularını çabucak gizlemeyi başardı. Birkaç kez gözlerini kırpıştırıp kısa bir süre duraksadı. Sonra o pürüzsüz, büyüleyici sesiyle konuştu:
 
“Ah. Sizinle tanıştığıma... çok memnun oldum, leydim. Hakkınızda... çok şey duydum. Sizinle tanışmak bir onurdur!”
 
Nephis, yanaklarındaki belli belirsiz kızarıklığı saklamak için yüzünü çevirdi. Bir süre duvarlara bakarak bekledi. Ardından tereddütle tutuk tutuk konuştu:
 
“Şey, Sunny... arkadaşın da geldiğine göre… artık gitsek mi? Biraz konuşalım.”
 
Sunny’ye bir göz attı. Kısa bir duraksamadan sonra ekledi:
 
“Önemli bir mesele var... ölüm kalım meselesi.”
 
 

Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.


Ayar kaydedildi