9. BÖLÜM “Hey, Emilia...” Kırlangıç kuyruğu şeklinde bıyıkları olan adam Emilia ile konuştu. Uşak Haspel olduğu ortaya çıktı. Garip bir şekilde endişeli görünüyordu. dikkatlice etrafına bakınarak ona yaklaştı ve bir şeyler fısıldadı. Emilia’nın yüzünde bir tereddüt ifadesi vardı. Çalışma odasından sorumlu hizmetçi daha da şüpheliydi. Fısıldadıklarını görmemiş gibi davranmaya çalışıyordu. Yaşlı uşak ve genç kadın gizlice fısıldıyor ve hizmetçi görmemiş gibi davranıyor. Aniden kara kuğu tamamen farklı bakmaya başladı. Adam asla bu gelişmeyi hayal etmemişti. Kötü manzaraya bakarken kendini hoşnutsuz ve hayal kırıklığına uğramış hissetti. Haspel Emilia’yı çalışma odasının en tenha yerindeki bir kapıya götürdü. Elinden bir şey gelmezmiş gibi onu takip etti. Bam. Onlar kaybolduktan sonraki boğucu sessizlik. Nathan kapıya doğru yürüdü. Onu geç fark eden hizmetçi irkildi. Kapının arkasında neler olduğunu açıkça hayal edebiliyordu. Yaşlı adam genç kadının kıyafetlerini soyuyor olmalı... Üzüldüğü için mi? Soylu bir eve girip çıkan sıradan bir kadının hissettiği uyumsuzluk duygusu çok muazzam olmalıydı. Belki de Haspel kadar kandırıcı bir uşakla olsa bile hayal kırıklığını gidermek istiyordu. Nathan asla başkalarının özel hayatıyla ilgilenmemişti ama bir tür kontrol edilemez güç onu ele geçirmişti. ÇN: hiç aşık olma oğlum ana karakter değilsin Hiç tereddüt etmeden kapı kolunu tuttu ve çekti. Kapı açılır. “!” Gördüğü ilk şey Emilia idi. Beklendiği gibi uşağın hemen yanındaydı. Ama gözlerinde müstehcen bir bakış yoktu ya da kıyafetlerini çıkarmıyordu. Saçlarını toplamak üzereydi. Bir eliyle gür saçlarını diğer eliyle ince bir ipi tutarken aniden gelen davetsiz misafir karşısında şaşkınlıkla irkildi. “G-Genç efendi Malvin...?!” Beklentileriyle uyuşan tek şey hırsızlık yaparken yakalanmış gibi görünen uşağın kocaman açılmış gözleriyidi. İkisi arasında gidip gelen Nathan’ın gözleri masanın üzerindeki dağılmış belgeler, kitaplar ve defterlere döndü. “Ne yapıyordunuz?” Nathan onun kırpılan gözlerine bakarak uşağa sordu. “Ah ... bu... aslında..” Ne yapacağını bilemeden gözlerini kapadı ve durumu açıkladı. “Aptal ben efendinin defterlerini düzenlerken hesapları doğru yapamamış... o yüzden bu çocuktan bir bakmasını istedim.” “Defterleri mi gösterdin? Bu çocuğa mı?” “Ah.. Şey..” Nathan “bu çocuğa” derken vurgu yaptı ama uşak efendisinin defterlerini başkalarına göstermeye nasıl cüret ettiğini sorguladığını düşünüyor gibiydi. Ne yapacağını bilemeden bıyığına dokundu. “Nasıl olur? Sen ne yaptığını biliyor musun?” Emilia Nathan’ın “sen” ile kastettiğinin kendi olduğunu anlayınca yavaşça konuştu. “Bay Haspel’e yardım ediyorum çünkü çift girişli defter tutma konusunda sıkıntı yaşıyor.” Net ve sakin ses Nathan’ın sırtını gıdıkladı. “Çift girişli defter tutmayı bildiğini mi söylüyorsun? Sen mi?” “... birazcık.” Ama masanın üstündeki eşyalar birazcık bilerek anlayabileceğiniz şeyler değil. “Ailen sayman mı? Ya da muhasebeci?” “Hayır, öyle bir şey değil.” Emilia tuttuğu iple saçını bağladı. Gözlerini onun zarif bir şekilde ipi döndürme ve saçını bağlama hareketlerinden alamıyordu. Saçlarını bağladığında belirginleşen ince, süt beyazı bir yüz... Ardıl görüntüyü silmek için gözlerini kırptı ve tekrar konuştu. “O zaman nereden öğrendiniz?” “...Öğrenmedim...” Emilia biraz utanıyormuş gibi tereddüt etti ve sonra devam etti. “Buradayken bazı kitaplar okudum..” Emilia hepsi muhasebe ve matemetikle ilgili olan bir kitap yığınını işaret etti. O çift girişli defter tutmayı öğrenen ve hatta defterleri yöneten kendi kendini yetiştirmiş bir kadın. Bu Malvin ailesinin kapsamlı kişisel bağlantılarında daha önce hiç görmediği eşsiz bir durumdu. “Afedersiniz... eğer izin verirseiniz çalışmaya devam edebilir miyim?” Dikkatlice sorarken gözlerinde Nathan’a karşı hiçbir duygu yoktu. Bir erkeğin gururunu tamamen ezen bir kayıtsızlık. “Peki. Ne istersen yap.” Kapıyı kapatmadan önce. “Ama Haspel.” “Evet genç efendi.” “ Oldukça geniş bir deftere benziyor, Bayan Bern’e tazminat veya ücret veriyor musun?” “Pardon?” “Defterlerden sorumlu uşak genellikle normal ücretin üç katını alır.” Haspel ne demek istediğini anlayınca büyük bir telaşa kapıldı. “Bana öyle geliyor ki sadece kötü muamele görüyor. Bence o yalnızca ihtiyacın olduğunda ‘bayan Bern’ oluyor. Onu idare etmek kolay olduğundan ücret vermek istemedin.” Haspelin gözleri titredi. “Ayrıca sana bir tavsiyede bulunabilir miyim?” Emilia şaşırarak bakmaya devam etti. “Gözlerini böyle genişçe açarsan kolay lokma olduğunu düşünecekler. Ara sıra onlara dişlerinizi göstermeyi düşünün. Bire bir. Onlarla yalnız kaldığınızda doğrudan size bakamayacaklar bile.” Bu kadardı. Nathan tereddütsüzce kapıyı kapattı. -- Beppy ile buluşmak için depoya giderken Emilia’nın çantasını tutan eli hafifçe titriyordu. İçinde para vardı. haspel’den almıştı. Ona fabrika işçilerinin bir aylık ücretine eşdeğer bir ücret verirken soğuk terini sildi. “Bu bir sır. Kesinlikle bir sır, Emilia.” Israrla reddeden Emilia’nın eline parayı tutuşturmak için ısrar etti. “..Ama bayım, o adam çoktan biliyor.” “Nathan Malvin bunu duyurmayı amaçlasaydı şu anda burada olmazdım. Hemen bay Cavendish’in önünde olurdum.” “...” “Genç efendi Malvin tekrar buraya gelmeyecek o yüzden çok endişelenme. Lütfen ilerde bana yardım etmeye devam et. İyi defter tuttuğum için övüldüm..” Emilia isteksizce başını salladı. Hem heyecanlı hem gergindi. Bay Haspel’in önceden söylediği gibi Emilia bir iş bulamazdı. Meyer ailesinin nişanlısı çamaşır yıkayamaz ya da bir fabrikada çalışamazdı. Ama bunu yapabilir miydi? Aniden Nathan Malvin aklına geldi. ‘gözlerin böyle açıkken senin kolay lokma olduğunu düşünecekler.’ Bu sözler hala kulaklarında yankılanıyordu. Onu da Shayla ya da Harriet’in grubundakilerle aynı sanmıştı yani şaşırtıcıydı. Göğsü garip bir şekilde atıyordu. ÇN: eyvah eyvah Hayır oan çok güvenme. tuzak olabilir. Daha sonra parayı aldığımı öğrenebilir ve garip bir şey yapmak için kullanabilir.. Çanta gittikçe ağır hissettirdi. “Emilia! Buraya!” Bugün de Beppy’nin uzaktan el salladığını görebiliyordu. Sabah çok sinirli olan adam sanki bir şey onu iyi hissettiriyormuş gibi gülümsüyordu. Araba kısa sürede Dill’den çıktı. Çok hızlıydı posta arabası ile kıyaslanamazdı. Pencerenin dışındaki uçsuz bucaksız çavdar tarlaları muhteşemdi. Ama Emilia o kadar huzursuz hissetti ki dışarıya bakamadı. Gerçekten bu parayı kabul edebilir miydi? Çantasındaki para yasak meyve gbiydi. Hemen geri vermesi gerektiğini düşündü ama öte yandan parayla yapabileceği çok şey vardı ve bu onun kafasını karıştırıyordu. Farkına varmadan orman yoluna girdiler. Emilia Beppy’e atı durdurtdu. “Bayım ben buradan biraz yürüyeceğim.” Emilia arabadan indi ve yan yola saptı. Bir süre yürüdükten sonra açık deniz göründü. Burası Zelkova ormanında saklı bir hazine olan Katia plajıydı Serin deniz melteminde Emilia küçük bir tepeciğe yürüdü. Zihnini boşaltmak ve düşüncelerini düzene koymak için harika bir yerdi. Bir hamakta otururken ayaklarını sarkıttı ve dalgaların sesine gömüldü. Kırılan beyaz dalgaları onlarca kez gördükten sonra nihayet karar verdi. Parayı geri verelim. ÇN: fakir ama gururlu Yalnızca düşmanlarla dolu bir yerde yanlış anlaşılmaya mahal vermemeli. Hadius’la nişanı bozarsan hemen bir iş bulmalısın. Nathan Malvin de şaşırmış görünüyordu. Aklındaki ağırlık kalkınca daha rahat hissetti. Emilia hamağa uzandı. Güneş sık yaprakların arasından parladı gözünü kamaştırdı. Vücudundaki gerginliği gidermek onu yordu. Gözlerini kırptı ve gökyüzüne bakan gözleri yavaşça kapandı. Ne kadar zaman geçmişti? Garip bir his onu sardı. Emilia’nın gözleri bir anda açıldı. Sanki bir mıknatıs tarafında çekiliyordu başını bir yere çevirdi. Yaklaşık on adım uzağında bir adam vardı. Bir eli cepinde denize bakan adamın sırtına bir şekilde aşinaydı. Ne.. bir rüya mı? Neden Hadius burada? Emilia farkında olmadan gözlerini ovuşturdu. Adam bir anda başını çevirdi. Oyuncak bebek gibi hareketsiz olan Emilia kendisine yaklaşan gri gözlere sessizce baktı.
Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.