Yukarı Çık




4032   Önceki Bölüm 

           
Bölüm 4033: Her Şey’ini Ver! IV


Uyuyan Kaçınılmazlıklar arasında, Varoluş’un O’nun Varoluş’u etrafında Yeniden Düzenlenmesi’ni sağlayan bir zarafetle hareket ediyordu.


“Bir noktada, onların Karmaşıklık Düzey’ine ulaşırsan ne elde edeceğini kendine sormalısın. Daha iyi durumda olacak mısın? Daha mutlu? Daha tatmin? Bir süre durdu, Katmanlı Gözler’i derin deneyimlerini yansıtıyordu.


“Sıradanlıkta teselli vardır. Sadece var olmakta. Her kararınıza baskı yapan Sonsuz Olasılıklar’ın Yük’ü Olmadan Var Olmak’ta.“


Ses’i yumuşadı, neredeyse hüzünlüydü.


“Sıradan İnsanlar huzur içinde uyurlar. Basitçe severler. Ne olabileceklerini hiç bilmedikleri için daha az pişmanlıkla ölürler. Bazen, Yabancı, Cehalet sadece Mutluluk değildir. Merhamet’tir.“


...!


Sözler’i ağırdı. Ama...


Noah, Ân’ında ve kesin bir şekilde başını salladı.


“Sıradan İnsanlar karar veremezler. Sıradan İnsanlar’ın seçimleri yoktur.“ Ses’i, basit bir İnanc’ın Ötesi’nde bir ikna Güc’üne sahipti!


“Büyük Varoluşlar Varoluşlar’ında istedikleri Her Şey’i Yapma Seçim’ini yaptıkları gün, Sıradan Varoluşar sadece Onlar’ı takip etmek zorundadır. Ölmeler’i söylenirse, ölmek zorundadırlar. Acı çekmeleri emredilirse, acı çekerler.“


Goad’ı daha sıkı kavradı, Basit Sopa Rezonans’la uğuldadı.


“O Yaratık Varoluş’un yok olmasını ilan ederse... Hayır diyemeyecek kadar sıradan olmak istemiyorum.“


Ardından mutlak bir sessizlik oldu. Sonra Khor, Eğlence Kavram’ının dikkatini çeken derin bir ilgiyle güldü.


“O Yaratık kadar büyük bir Şey’e Hayır diyebilmek mi istiyorsun?“


Kız Baş’ını salladı ama gülümsemesi devam etti.


“Bu İmkansız bir Rüya. O Varoluş’u çok az Varoluş anlıyor ve daha da azı O’nun gibi olabilir. Yaratığ’a karşı durmak, Mevcut Varoluş’un Temel’ine karşı durmak demektir.“


Noah, buna başını salladı, Kesinliğ’i İmkansız’ı kabul etmeye izin vermiyordu.


“Kaçınılmazlıklar Yaratık’tan önce buradaydı, değil mi? Yaratık Kaçınılmazlıklar’dan kaçmak zorunda kaldı... Bu, Kaçınılmazlıklar’ın Akıl Almaz Derece’de Karmaşık olduğu anlamına gelmez mi? Kaçınılmazlıklar’a karşı hayatta kalabilmek için Yaşayan Köken, Yaşayan Kavram ve Yaşayan Paradoks’tan yardım almak zorunda kaldı.“


Khor, Noah’ın sözlerini her bir iddiada daha da parlayan gözlerle dinledi. Boyutlar’ın Yönelim’ini Belirsiz Kılan bir hareketle başını eğdi.


“Öyle mi?“ Ses’inde Basit Mizah’ın Ötesi’nde bir eğlence vardı. “Bütün bu Hikayeler’i nereden duydun, Yabancı? Yaratık, Kaçınılmazlıklar ve Yaşayan Varoluşlar arasında gerçekte ne olduğunu kim bilir?“


Yaklaşarak, Varoluş’uyla Katlar’ın bile dikkatini çekti.


“Bunun böyle olduğunu mu söylediler? O zamanlar olanları Yaratığ’ın kendisinden duyabildin mi? Kim... Duyduğ’un tüm bu Hikayeler’i uyduruyor?“[Not: Adui, burada baya iyi konuştu. Mesela Piramitler’i Uzaylılar yaptı deniyor. Kim Gördü peki? Ne bileyim Kayıt, Tarih’i var mı? Mesela Kuran’ı Kerîm’de bunu yapmak yasak deniyor. Ya Kuran’ı Kerim Değiştirilip, günümüze kadar geldiyse... Bilemeyiz. Adui burada çok doğru konuştu. Çok Doğru.]


BOOM!


Soru Noah’ı ağır bir Güç’le vurmuştu. 



Gözler’i, Bilinç’inde Anlamlar dalga dalga yayılırken, Düşünce ve Yansıma ışığıyla parlamıştı. 


Duyduğ’u Her Hikaye, Kendisi’ne Anlatılan her Tarih Parça’sı...Bunlar’ı kim anlatmıştı? Bu İlkel Olaylar’a kim tanık olmuştu? Bu özel gerçek versiyonlarından kimler faydalanmıştı?[Not: Peki Ya Okullar’da Anlatılan Tarihler ya yanlışsa. Zaten Halil İnalcık diyordu mesela Osmanlı’nın Kuruluş Tarih’i yanlış diyordu. Osmanlı 1299 da mı be kuruldu İnalcık 1302 diyor. Tersi de Olabilir bunun neyse Misal. Ya. Sorgulamamız lâzım. Ben zaten Tarih dersinde O tarih ile ilgili bilgilere pek inanmıyorum. Ya değiştirilerek günümüze kadar geldiyse. Ya İstanbul’u Fatih değilde Kanuni Fethettiyse. Olabilir. Neden olmasın Sırf Yazılı diye Kaynağ’ı var diye gerçek olmak zorunda değil. Peki diyeceksiniz Çevirmen kardeş o zaman her şey yalan mı? Ben size Yalan demiyorum ki... Sadece Sorgulayın. Ama Acı gerçek şu ki Çoğu Bilgi Yalan. En azından Eski Çoğu bilgi çoğu yalan. Çoğu Değiştirilerek günümüze kadar geldi. En Azından Halil İnalcık gibi Tarih’i baştan sona bilen Profesörler var ki az çok bizi uyandırıyor. Şu nu da diyeceksiniz... Ya Halil İnalcık da yanlış biliyorsa... 1305 de Kurulduysa. 😆 Diyorum ya bilemeyiz sadece Sorgulayabiliriz. Ama evet çoğu eski bilgi yanlış. Daha Doğrusu Değiştirildiği için Yanlış.]


Khor, O’nun ifadesine güldü, sesinde birçok Anlam vardı.


“Belki de olan budur. Ya da belki de değildir. O zaman... Gerçek’ten güçlü olanlar Yaşayan Paradoks değil midir? Yaşayan Köken mi? Belki de hem Yaratık’tan hem de Kaçınılmazlıklar’dan önce var olmuşlardır. Belki de Varoluş Onlar’ın gibi olmaya çalışmalıdır.“


Bir Ân durdu ve o imkansız Gözler’iyle O’nu inceledi.


“Ya da daha iyisi, neden başkalarının gibi olmaya çalışasın ki? Neden kendin başka bir şey olmuyorsun? Hiç var olmamış bir şey?“


Noah’ın Gözler’i bu öneriye parladı, Kesinlik ve Olasılık bir Amaç’ta birleşti.


“Öyle yapmayı planlıyorum,“ Dedi, Gerçeğ’i Ferçekliğ’e dönüştürebilecek bir İnanç’la.


“Varoluş çok Geniş... Anlaşılmaz Derece’de. Tam O’nu anladığımı düşündüğüm Ân’da, anlamadığım daha çok şey olduğunu fark ediyorum. Daha Karmaşık olmaya devam ettiğim sürece... Sıradanlık’tan kurtulacağım. Çevremdeki Varoluş’taki Güçler’den bağımsız olarak, her zaman bir Seçim yapabilen Bir’i Olacağım.“


Khor, sözlerine onaylayıcı bir gülümsemeyle karşılık verdi.


Diğer Kaçınılmazlıklar arasında dolaşarak, Dokunuşu’yla onları uykularından uyandırdı. Tek tek, devasa Çelişkiler Bilinc’e yükseldi.


Birçoğu Noah’ı hemen fark etti ve ürkütücü, imkansız bir şekilde O’na gülümsedi... O’nun özgürce verdiği tanıma, kabul ve takdir ifadelerini.


Khor’un okşamalarını, rahatlık arayan çocuklar gibi kabul ettiler, her Bir’i Normal Dükler’i Anlamsız Kılacak Kadar Aşan bir Güc’e sahipti.


Yine de burada, kardeşlerini Her Şey’iyle besleyen küçük bir Yabancı’yı kabul ederken, Kendiler’inden Bir’i tarafından okşanmaktan memnunlardı.


Khor, sonunda Noah’a değerlendirme ve karar içeren bir ifadeyle döndü.


“O kadar da sıradan görünmüyorsun, Yabancı. Zayıf, Evet. Kırılgan, kesinlikle. Ama sıradan değilsin.“ Gülümsemesi anlamlı bir şekilde büyüdü. “Çünkü En Erken Katlar’a ait olmayan ama burada olan Bir’i... Nasıl sıradan olabilir ki?“


BOOM!


Bu Gerçek Katlar’da asılı kaldı. O, Noah’ın buraya ait olmadığını, başka bir yerden, başka bir Zaman’dan geldiğini başından beri biliyordu.


Bunca zaman O’na Yabancı demesi, O’nu  tanımlamak için değildi.


Bu, temel gerçeği kabul etmekti.


Noah, O’na sakin ve korkusuzca baktı. Elbette bunu tahmin etmişti. Bu Unvan çok spesifikti, tesadüf olamayacak kadar Bilgili’ydi.


Khor, O’nun şaşırmamış olmasına gülümsedi.


“Nereden geldiğin önemli değil, Yabancı. Ya da Ne Zaman. Ama buraya kadar gelip, Karmaşıklığ’ı ve bahsettiğin diğer görkemli hayalleri aradığına göre... Sana yardım edebilirim. Bu Çocuklar’ın Bazılar’ını Her Şey’inle besledin. Bu... Karşılığ’ını hak ediyor.“


Uyarı yapmadan, Güzel El’ini göğsüne kaldırdı.


Hareket basitti, ama Varoluş önemli bir şeyin olmak üzere olduğunu fark edince, arka planda Karmaşıklık dalgaları uğuldadı.


El’i, Kaçınılmazlar’ın böyle bir Şey’i olsaydı Kalb’in olabileceği yere bastırdı, sonra içe doğru itti.


Kendi İçi’ne.


Kendi Varoluş’una. 


Çıkardığı şey gözlemlenemezdi!


Bu, Çökmüş Katlar’ın Katmanlar’ını içeren Obsidiyen bir Tohum’du ve her Bir’i Sonsuz bir Yineleme Oluşturan Desenler’le birbiri içine Katlanmış’tı. O’na doğrudan bakmak, Zihnin Her Yer’e ve Hiçbir Yer’e Aynı Ân’da giden yolları takip etmeye çalışmasına neden oluyordu!

Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.


4032   Önceki Bölüm