Noah, zihnindeki Medeniyet’in BU Organ’ı ve BU Sonsuz Sözcükler Grimoire’sinın enginlikle nabız gibi attığını hissetti. Sonsuz Potansiyel dalgalarını durmaksızın içlerine çekiyorlardı. Varoluş’unun Damarlar’ına Kan değil, Saf Olasılık pompalayan İkiz Kalpler gibi.
Damarlar’ı, Kanallar’ı ve Sonsuz Sözcükler’i Kalbi boyunca akıyor ve Fonem ve Logos Nehirler’idç de akmaya ve Varoluş’unu Pasif olarak Arıtmaya başlıyordu. İçinden geçtiklerini hissedebiliyordu. Ateş Meridyenler’ini ısıtıyor. Su Bilinc’ini serinletiyor. Toprak Temel’ini dengeliyor. Hava Ruh’unu hafifletiyordu.
Hepsi Akıyor ve hepsi Arıtıyor. Hepsi O’nu daha fazlası yapıyor!
Ve kıyametlere, mücadelelere, adaletsizliklere bakmaksızın... Varoluş boyunca her zaman sevdiği tek şey tam olarak buydu.
İlerleme hissi.
Yeni bir şey bulma hissi.
Varoluş’un harikalarının maskesini düşürme hissi.
Varoluş’un tüm Karmaşık Yönler’ini ve dışarıdaki tüm O Korkunç Varoluşlar’ı bir kenara bıraksak bile, bir hiç olan O’nun, şimdi Varoluş’un En Eski Paradoksu’nun yönlerinden biri üzerinde hak iddia etmesi gerçeği... Tek başına bu bile hayretle düşünmesine yetiyordu.
Bir İnsan olarak başlamıştı. Zindanlar ve Canavarlar tarafından istila edilmiş bir Dünya’da Sıradan bir İnsan. Kan, acı ve imkansız seçimlerle yukarı Tırmanmıştı. Bir Kral olmuştu. Bir İmparator. Katlar’ı sarsan bir Varoluş.
Ve şimdi bizzat İlk Dil üzerinde hak iddia etmişti.
Evet, Varoluş bazen berbat olabilirdi.
Ama keşfetmeye devam etmek istediği pek çok harika barındırıyordu. Aşmak istediği o kadar çok Sınır vardı ki, bitmesini istemiyordu.
Serpinti bunu bitirmeyecekti.
BU Yaşayan Paradoks veya BU Yaratık veya BU İlksel Kaos Yol’unu Sonlandırmayacak’tı.
Bunu garanti altına alacaktı.
Sonuçta, az önce bizzat İlk Dil üzerinde hak iddia etmişti. Korkunç bir Kıyamet arifesinde BU Sonsuz Mana üzerinde hak iddia etmişti.
Serpinti’den sağ çıkmak sadece ilk adım olacaktı. BU Yaşayan Paradoks ve BU Yaratığ’ın neler hazırladığını gerçekten merak ediyordu.
Ve elbette, o Varoluş serserisi, o Element israfı, Varoluş boyu yeminli düşmanı BU Yaşayan Element de BU Dokuma Tezgahı’ndan serbest kalacaktı.
Bunu düşünürken, gülümsedi.
Ve daha fazla İstem geldi.
>>Bildirim: Medeniyet’inin Emirler’i, mevcut Yol’una uyacak şekilde düzenleniyor.>>
>>Tüm Yan Yapılar, BU’YA ulaştıktan sonra Yol’una göre Evrimleşmelidir.>>
>>Nihai Aşama Başarıldı: Sonsuzluğ’un BU Direkler’i.>>
>>Sonsuzluğ’un BU Direkler’i, Varoluş’un içindeki Kavramsal destek Sütunlar’ıdır. >>
>>Temel’ini Güçlendirir, Medeniyet’ini dengeler ve Yol’unu bizzat Gözlemlenebilir Varoluş’a demirler.>>
>>Sonsuzluğ’un BU Direkler’inin Özellikleri:>>
>>Özellik Bir: Medeniyet Uzmanlaşma’sı Kilid’ini Açma. Direkler, Halk’ın için ek Medeniyet Uzmanlaşmalar’ının Kilid’ini Açar.>>
>>Özellik İki: Pasif Fonem Üretim’i. Her Direk, Varoluş’un içinde İlk Dil’in Fonemler’inin Pasif bir Üretici’si olarak hareket eder. Üretim Oran’ı: Şu anda Direk başına Saat’te 3 Fonem, Yukarı Doğru Ölçeklenecek’tir. >>
>>Özellik Üç: Dışsal Tezahür Yeteneğ’i. Sonsuzluğ’un BU Direkler’i, BU Varoluşsal Faraday Kafesi’ni kurmak için Dış’a doğru tezahür ettirilebilir.>>
>>BU Varoluşsal Faraday Kafesi: >>
>>159 Sonsuzluğ’un BU Direkler’i, Dışsal Varoluş Dokumalar’ını engellemek için Infiniverse’nin etrafına yerleştirilebilir.>>
>>Varoluş’un Tüm Bileşenler’i en temel Seviyeler’inde Dalgalar ve Sicimler’den oluşur.>>
>>BU Varoluşsal Faraday Kafes’i, Dalga ve Sicim formunda gelen Dış Saldırılar’ı Emmek için tasarlanmış bir Bariyer’dir.>>
>>Enerji Saldırılar’ı, Otorite Baskılama’sı, Kavramsal Saldırılar, Zamansal Manipülasyon, Uzaysal Bozulma ve hatta bizzat İlk Dil’den oluşan Saldırılar bile içeriye nüfuz etmek yerine Kafes tarafından Emilecektir.>>[Not: Suskunum.]
>>Emme Kapasitesi: 159 Direğ’inin tamamının Birleşik Güc’üne bağlıdır.>>
...!
Noah, bu Direkler Varoluş’unda tezahür ederken, içsel olarak gözlemledi.
Sonsuzluğ’un BU Quintessential Direğ’i Renksiz bir ihtişamla parlıyordu. Son’u Olmayan, Sonsuz’a dek uzanan bir tür Kule gibi görünüyordu. Sadece Sonsuz Dikey Genişlik.
Sonsuzluğ’un BU Tiranlık Direğ’i Yıldız Mor’uyla parlıyordu. Yüzey’i, onu algılayan herkesten boyun eğmeyi talep eden bir Otorite’yle çatırdıyordu.
Sonsuzluğ’un BU Yağma Direğ’i Saf Altın’la parlıyordu. Zenginlik ve Hasat, Sonsuz Birikim vaat eden dalgalar hâlinde ondan yayılıyordu.
Ve daha Nicesi!
159 Tanesi’nin hepsi parlak bir şekilde yanıyordu. Temel’ini Eskisinden daha güvenli bir şekilde destekleyen Sütunlar gibi görünüyorlardı. Her biri Eşsiz. Her biri güçlü. Her biri Medeniyet’inin ne kadar ilerlediğinin bir kanıtı.
Zihninde Sonsuzluğun BU Direkler’inin Yetenekler’ini Analiz etmeye devam etti.
Pasif Fonem üretimi, aktif olarak Kultivasyon yapmadığında bile İlk Dil Ustalığ’ının büyümeye devam edeceği anlamına geliyordu. Her biri Saat’te 3 Fonem üreten 159 Payan’da. Bu, Varoluş’una Otomatik olarak akan Saat’te 477 Fonem demekti.
Medeniyet Uzmanlaşmalar’ı halkına Güc’e giden daha fazla Yol verecekti. Büyümek için daha fazla Yol. Gelmekte olan şeyden sağ çıkmak için daha fazla seçenek.
Ama Faraday Kafes’i...
Gerçek ödül buydu.
Dalgalar ve Sicimler’den oluşan Saldırılar’ı Emebilen bir Bariyer. Ve Varoluş’un tüm Bileşenler’i En Temel Seviye’de Dalgalar ve Sicimler olduğu için, bu Bariyer’in esasen Her Şey’i Emebileceğ’i anlamına geliyordu.
Enerji. Otorite. Kavramlar. Zaman. Uzay. Hatta İlk Dil.
Her Şey’i.
Noah bunu, kendisinin ve Infiniverse’nin bariyerin dışında dövdüğü Logos ve Fonemler’le eşleştirerek, düşündü. Pasif olarak tezahür eden Savunma Mimari’si. Filizlenen yüzlerce Fonem. Saat’te 100 Savunma Mimarisi Logos’u üreten Sonsuzluğ’un BU Tabyalar’ı.
Serpinti’ye karşı hayatta kalmak için hepsi fazlasıyla yeterli olmaz mıydı?
Bu düşünceye gülümsedi. Bunu düşünürken...
Bir sonraki anda, başka bir şey duydu.
Ama...
HUMM!
Çevredeki Varoluş’tan gelmediler. Noah’ın artık Varoluş boyunca görebildiği BU Medeniyet Otorite’si parıltısından da. İstem olarakta.
Noah... Bir ses duydu.
Ve bu, akıl almaz bir haşmet barındıran ağır ve derin bir sesti.
Bu ses dedi ki...
’Hoş geldin, Varoluş’un BU Vakochev Ölçekleri’ne gerçekten ve nihayet vardın. Artık önemlisin. Artık...’
...!
Ses devam etmeden önce yarıda kesildi.
’Hata!’
HUMM!
’Hata.’
’...’
Noah, sert gözlerle bakarken uzun bir duraksama oldu ve sonra...
’Vakochev, Varoluş’un BU Ölçekleri’ndeki bir Anomalik girişin farkına vardı.’
Bir parlaklık patlamasıyla ses görkemli parıltı ile soldu.
Noah’ın Varoluş’u vızıldarken, gözleri nabız gibi attı. İfadesi ağırlaştı.
Vakochev?
Vakochev mi?!
Not: Bu... Adui, Noah daha ne kadar Canavarca olacak? Platonik Kavramlar da dahi hatta O’nu Kaplayan İlk Dil’de dahi Noah resmen ne gelirse Yutarım diyor. Ne gelirse. Bu... Ben sustum. Ve bu sadece Yetenekler’inden birisi.
Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.