Yukarı Çık




4756   Önceki Bölüm  Sonraki Bölüm   4758 

           
Bölüm 4757: Sözlükler! II


Bu yüzden verimli çalışması ve bu eşsiz yerin Kurallar’ı hakkında daha fazla şey öğrenmesi gerekiyordu. Temel’ini daha da görkemli Yükseklikler’e Râfine Etmeliydi. Ve ancak o Zaman İlerlemeli’ydi!


Bu yere yükselişi için derin bir fırsat Alan’ı olarak bakıyordu.


BU Yaratık, BU Yaşayan Paradoks ve BU Kadim Kaos gibi Varoluşlar’ın Temeller’ini Aşma amacı... Burada başarılabilirdi. [Not: Aştın Ya Oğlum. Sen de Âlem’sin.]


Ama bu Aşma Tiranca olacaktı. 


Tüm İlkel Alemler’i birbirine bağlayan bir Bağlantı Noktası. Çoğu Varoluş’un var olduğundan daha uzun süredir BU Varoluş’un En Eski Paradoks’u üzerine çalışmış ve Mükemmelleştirilmiş Ginnu Yaşam Formlar’ı tarafından İnşa Edilmiş bir Medeniyet. Ginnungagap’ın BU Mahzeni’nden, BU Serpinti’den Öncesi’nden beri görülmemiş Bilgi ve Hâzineler.


Bu, sadece BU Dokumacılar’ı içine çektiği bir tuzak değildi.


Bu, tesadüfen karşılaştığı bir fırsattı ve onu iki eliyle Kavrayacak’tı.


Oh ve bir de BU Gizemli Eon’un Mürid’ini bulma ve sonunda, eğer yardımına ihtiyaç duyarsa, onunla birlikte buradan çıkma meselesi vardı.


Bu yüzden, şaşaasız bir şekilde Sözlükçüler’i temsil eden Kemer’li Kapı’ya doğru yürüdü.


O yaklaştıkça, Mavi-Altın parlaklık yoğunlaştı!


Sütunlar’a kazınmış Fonemler onu tanıyormuş gibi parlıyordu. 


İçeri adım attı.


HUUM!


Formu’nun etrafında Mavi-Altın ışık dalgaları parladı!


Dönüşüm ani ve derindi. Dış Giysiler’i değişti ve Yeniden Şekillen’di; Varoluş’un kendisi onu bu Kadim Medeniyet’in tarzında giydiriyordu. Tarz, Güzellik ve İşlev’in ayrılmaz olduğu dönemlerden söz eden o dökümlü cübbeleri giyen Alexandros’un giydiğine benziyordu.


Ancak Alexandros ve Kleos Kıyıları’nı izleyen diğerleri hangi Yol’da durduklarını belli etmemek için Nötr Renkler giyiyor gibi görünürken...


Kemer’in diğer tarafına adım attığında, Noah’ın giydiği şey parlak Mavi-Altın renginde parlıyordu!


BU İlk Dil’in Kumaş’ta Tezahür Etmiş Reng’i!


>>Sözlükçüler’in Felsefesi’ni yürümeye başladınız.>>


>>Sözlükçüler: BU İlk Dil Felsefesi’nin Takipçiler’i.>>


>>BU Varoluş’un En Eski Paradoks’u etrafında dönen Kadim ve Karmaşık bir Düşünce Okul’u.>>


>>Temel İnanç: Dil tüm Varoluş’un Temel’idir. BU İlk Dil sadece bir Araç değil, Varoluş’un Dokunduğ’u Kumaş’ın ta Kendisi’dir. Dil’e Hâkimiyet, Her Şey’e Hâkimiyet’tir.>>


>>Tarihsel Önem:>>


>>Sözlükçüler, BU Serpinti bu Alan’ın Mührü’nü açmadan çok çok önceden beri var olmuştur.>>


>>BU İlk Dil anlayışlarını çağlar boyunca Râfine Etmişler’dir.>>


>>Tartışmaları, Dilbilimsel Otorite’nin doğasını Şekillendiren içgörüler üretmiştir.>>


>>Arşivler’i, Dış Varoluş’un unuttuğu Fonemler, Deklarasyonlar, Tez Yapılar’ı ve Apophasis Bilgisi’ni içerir.>>


>>Mevcut Durum:>>


>>BU İlk Dil Üzerinde Hak İddia Eden Varoluş, sessizce onun etrafında dönen Felsefe’yi tartışmaya adanmış bir gruba katıldı.>>


>>Bu son derece görkemli bir olay olmak zorunda.>>


>>Sözlükçüler, kayıtlı hafızada çekirdek konularına bu kadar derin bağlantısı olan yeni bir Üye almadı. >>


>>SÖZLÜKÇÜ HOPLİTE TANIMI AKTİF.>>


>>Rütbe: Hoplite (Vatandaş-Asker).>>


>>Derinlik Sınırlama’sı: BU Yüzey Derinlik.>>


>>Felsefi Okul: Sözlükçüler.>>


>>Toplanma Yeri: Sözlük.>>


>>Liyakat Taksisi başlatıldı.>>


>>Mevcut Liyakat: 0.>>


>>Liyakat, Toganız’da bu Medeniyet’in Sayısal Sistem:inde görüntülenir. >>


>>Mevcut Görüntü: (Sıfır).>>


>>Liyakat Eşikleri:>>


>>0-99 Liyakat: Hoplite(Yüzey Derinlik).>>


>>100-499 Liyakat: Lochagos (Ara Derinlik).>>


>>500+ Liyakat: Polemarch (Temel Derinlik).>>


>>Not: Bu eşikler Minimum gereklilikleri temsil eder. Gerçek Terfi, Birikmiş Liyakat ile birlikte Felsefi Anlayış’ın gösterilmesini gerektirir.>>


>>Liyakat Kazanma Yolları:>>


>>Topluma katkıda bulunmak: Değere bağlı olarak katkı başına 1-10 Liyakat.>>


>>Resmi tartışmaları kazanmak: Rakip Rütbesi’ne ve tartışma önemine bağlı olarak 1-10 Liyakat.>>


>>Atanan görevleri tamamlamak: Zorluğ’a dayalı Değişken Liyakat.>>


>>Felsefi içgörü sergilemek: Atılımlar için 1-90 Liyakat.>>


>>Kahramanlık Eylemler’i: Alan’ın istisnai savunması için 1-500 Liyakat.>>


>>Uyarı:>>


>>Alan Yasalar’ının ihlali Yol’uyla Liyakat kaybedilebilir.>>


>>İzin verilen mekanlar dışında dövüşmek: Minimum -10 Liyakat.>>


>>Sebepsiz yere Daha Yüksek Rütbeliler’e Saygısızlık Etmek: -5 Liyakat.>>


>>Yetkisiz ayrılmaya teşebbüs: -100 Liyakat ve Potansiyel Acınası Statü’sü.>>


>>Acınası Statü’sü:>>


>>Acınası olarak İşaretlenenler Birikmiş tüm Liyakatler’ini kaybeder.>>


>>Resmi tartışmalardan ve Arena meydan okumalarından Men Edilirler.>>


>>Tanımı kaldırmak için iyileştirici hizmet yapmaları gerekir.>>


>>Mutlaklar bile bu cezadan muaf değildir.>>


...!


Noah, tüm ihtişamıyla Kemer’in diğer tarafında duruyordu!


Kaslı ve yapılı figürü, formuna dökülen dalgalı cübbelerin arasından daha görünür hâle gelmişti. Toga, aldığı her Nefes’te Değişen ve Yeniden Şekillenen BU İlk Dil’in Fonemler’iyle işlenmişti. Sadece Dekoratif değillerdi. İşlevseldiler; Kendi Otoritesi’yle Rezonans’a giriyor ve Dilbilimsel İlkeler’e olan bağlantısını güçlendiriyorlardı.


Başında bir Defne Çeleng’i -Yapraklar’dan bir Taç- belirdi! 


Ama bu sıradan bir Yaprak Tac’ı değildi.


Kristalize Dil’den yapılmıştı!


Her Yaprak donmuş bir Fonem, fiziksel form verilmiş BU İlk Dil’in bir parçasıydı. Gökyüzünde akan Altın Işık Nehirler’ini yakalayan Mavi-Altın parlaklıkla parlıyorlardı. Sadece Dilbilimsel Otorite’ye uyumlu olanların Algılayabileceğ’i bir Ânlam’la fısıldıyorlardı.


Koyu Saçlar’ı, Sayısız Sınav’la Râfine Edilmiş Hâtlar’ını çerçeveliyordu. Gözleri, başkalarının sadece çalıştığı şeyi İddia Etmiş birinin inancıyla yanıyordu. Duruş’u, Yüzey Derinliğ’e bastırılmış olsa bile Yirmi Yedi Mührün Ağırlığ’ını taşıyordu.


Kadim Zamanlar’ın görkemli bir Bilgini’ne dönüşmüş gibi görünüyordu.


Kahrolası büyük görünüyordu!


Togası’nın üzerinde, kalbinin üzerindeki boşlukta, Kadim bir Dil’de Sıfır anlamına gelen bir Sembol parlıyordu.


Sıfır Liyakat.


Tüm Hopliteler için başlangıç noktası.


Ama bu Sayı yakında değişecekti.


Dönüşümünü tamamladıktan bir Ân sonra, Lumivara parlayan gözlerle ona baktı!


“Efendim! Harika görünüyorsunuz!“


Sesi, tehlikeli koşullarını Aşan bir heyecan taşıyordu ve o da Skoll ile birlikte kapıya doğru koşuyordu! 


Küçük Tilki Mavi-Altın parlaklığın içinden geçti ve daha küçük ama Daha Az Zarif Olmayan kendi Togası’nı giymiş olarak ortaya çıkmıştı. Fonemler kumaşa parlak doğasını tamamlayan Desenler’le işlenmişti. Kristaliz’e Dil’den bir Defne başına yerleşti; Yapraklar Konfigürasyonlar’ında neredeyse oyuncu görünüyordu.


Togasında da bir Sıfır belirdi.


Skoll hemen arkasından fırladı!


Dönüşmüş Duke’nin Neon Alevler’i Kapı’nın Otorite’si üzerine yayılırken,bir Ânlığ’ına sönükleşti, sonra Sözlükçüler’in Mavi-Altın parlaklığıyla uyum içinde tekrar hayata döndü. Devasa formu artık ancak çok iyi bir çocuk için uyarlanmış bir Toga olarak tanımlanabilecek bir şey giyiyordu. Kumaş sırtına ve omuzlarına dökülmüş, sallanan kuyruğuyla dans ediyor gibi görünen Fonemler’le işlenmişti.


Başında beliren Defne, kulaklarının arasında şık bir açıyla duruyordu.


Togası’nda Sıfır parlıyordu.


Skoll bile artık bir Sözlükçü Hoplite’ydi.


Ve Ul’moreth...


Kadim Ginnu Yaşam Formu, bu sahneye bakarken, ürkütücü derecede soğuk ve sakinleşmiş olan uzaktaki BU Dokumacılar’a dönmüştü. Örtülü bakışı, gelecek olanın anlayışıyla ağırdı.


Sonra o da Sözlükçü kapısına doğru ağır adımlar attı.


İçinden geçti ve dönüşmüş olarak ortaya çıktı. Sayısız Kıl’ı artık Obsidyen ışıltılarının içinden geçen Mavi-Altın izleri taşıyordu. Toga devasa Kıllı Formu’na, bir şekilde saçma değil de onurlu görünen bir tarzda dökülmüştü. Onu Taçlandıran Kristaliz’e Dil Defne’si Büyük ve Kadim görünümlüydü.


Dördü de artık yükselişlerine başlamaya hazır Sözlükçü Hopliteler olarak duruyorlardı!


Arkalarında, Kleos Kıyıları’nda, Alexandros hâlâ Kaos ile dalgalanarak, BU Dokumacılar ile yüzleşiyordu.


“Uymaya hazır mısınız?“


Sesi, çağlar süren Liyakat’le kazanılmış Otorite’nin Ağırlığ’ını taşıyordu.


Ardından gelen şok edici sahne Noah’ın bile gözlerini kısmasına neden oldu.


BU Dokumacılar geri itildikleri yerden sakince aşağı süzüldüler.


Köhne görünüşlerini yalanlayan bir zarafetle Kumsal’a indiler. Ve sonra... Gülümsediler.


O Kadim Yüzler, zerre kadar sıcaklık barındırmayan ürkütücü bir eğlence ifadesine büküldü.



“Elbette.“


Sesleri sırayla konuştu; Her kelime farklı bir boğazdan çıktı ama tek bir sürekli cümle oluşturdu.


“Biz...“


“...Mutluyuz...“


“...Uymaktan.“


Biri solmuş bir elle Kemer’li Yollar’ı işaret etti.


“Şu Yol Paradoks’a mı gidiyor? Ona karşı Çok Güç’lü bir Eğilim hissediyoruz.“


...!

Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.

4756   Önceki Bölüm  Sonraki Bölüm   4758