Gölge Organizasyonu... Şu anda Japonya’daki en büyük ve aktif süper güçlü suç örgütü. Ana kadroları ve liderleri son derece güçlü, operasyonları ise gizli ve temkinli yürütüldüğü için Kahramanlar Birliği’nin onlar hakkında çok az bilgisi vardı. Varlıkları, yalnızca dağıtılmış daha küçük gruplardan alınan ifade parçalarından birleştirilebilmişti.
Ne yazık ki Su Jun’un şu an içinde bulunduğu bedenin önceki sahibi Shimizu Kazumi’nin, bu devasa karanlık örgütle önemli bir bağlantısı vardı.
Zihnine doluşan anılara göre, Shimizu Kazumi’nin babası Shimizu Masato ve annesi Shimizu Reiko, aslında “Gölge“ olarak bilinen bu örgüt için çalışan sıradan araştırmacılardı.
Bir Kahramanlar Birliği baskını sırasında, Kahramanlar arasındaki bir savaşın çapraz ateşinde kalarak hayatlarını kaybetmişler, geriye Shimizu Kazumi’ye harabe bir evden başka bir şey bırakmamışlardı.
Elbette Kazumi bunu, ebeveynlerinin geride bıraktığı eşyaları teslim eden siyah giyimli bir adamdan öğrenmişti. Anılarında ebeveynleri her zaman gizemli figürlerdi; evden erken çıkar ve geç dönerlerdi. Onu kreşe bırakır, sadece gece geç saatlerde eve gelirlerdi. Biraz büyüdüğünde ise eve hiç gelmemeye, gecelerce dışarıda kalmaya başlamışlardı.
Yalnızlık ve ebeveyn sevgisinin yoksunluğu, doğal olarak Shimizu Kazumi’nin o buz gibi mizacını şekillendirmişti. Ancak şimdi onun kalbini gerçekten anlayan Su Jun, bunun sadece bir savunma mekanizması, bu sevgisiz çocuğun kendi etrafına ördüğü bir duvar olduğunu biliyordu.
Uygun eğitim ve rehberlikten yoksun olan Shimizu Kazumi, insanlarla nasıl etkileşim kuracağını bile bilmiyordu. Tek yapabildiği soğuk bir maske takmak ve yakınlaşmaya çalışan herkesi uzaklaştırmak için etrafına “yanıma yaklaşma“ aurası yaymaktı.
Sanırım bu yüzden sonunda Satou Shinichi ile birlikte olmuştu...
Sonsuza dek tutkulu, nezaketi ve enerjisiyle çevresindeki herkesi bir güneş gibi ısıtan o sarışın çocuğun görüntüsü zihninde parladı. Shimizu Kazumi’nin gerçekten özlediği şey buydu.
*Bekle! Neden yine onu düşünüyorum?!*
Hayal kırıklığıyla başını iki yana salladı. Ergen kız aşklarıyla dolu bu beden, aklını sürekli çeliyordu.
Düşüncelerini toparlayıp odaya geri dönmeye zorladı. Yatağın yanındaki kumandayı aldı ve haberleri yayınlayan eski televizyonun sesini kıstı. Görünüşe göre haberlerde, yükselen bir Kahraman yıldızının, emektar Kahraman “Yeşil Gölge“ (Verdant Shade) ile işbirliği yaparak bu öğleden sonra bastığı bir kötü adam sığınağından bahsediliyordu. Ekranda kod adı “Takemikazuchi“ olan sarışın, kaslı adam, tanıdık ve enerjik bir sırıtışla kameraya başparmak işareti yapıyordu.
Su Jun irkilerek doğruldu, gözleri odasındaki, hâlâ hafif bir siyah sis yayan o uğursuz tabuta kilitlenmişti. Bu, Shimizu Kazumi’nin on dördüncü doğum gününde uyandırdığı Yetenekti.
İnsan Yetenekleri Çalışması teorilerine göre, uyanış için en uygun yaş on ile on iki arasıydı. O yaştaki zihinsel aktivite seviyesi, kişinin Yeteneğinin gelecekteki potansiyelini büyük ölçüde belirliyordu.
Shikoku Lisesi’nin bir ortaokul bölümüne sahip olmasının nedeni de buydu; öğrencilerine uyanış anından itibaren en iyi eğitimi ve rehberliği sağlayarak onlara ölçülemez bir avantaj kazandırmak.
Shimizu Kazumi gibi Yetenek kullanıcıları genellikle “geç açılanlar“ veya “yaşam tarzı Yetenek kullanıcıları“ olarak bilinirdi. Genellikle evrim potansiyeli olmayan, işe yaramaz, çöp seviyesindeki yetenekler uyandırırlardı.
Sadece bir tabağı ıslatacak kadar tükürmenizi sağlayan ya da parmak ucunuzdan yalnızca bir sigarayı yakacak büyüklükte alev çıkarmanıza yarayan türden yetenekler... Günlük hayatı marjinal düzeyde biraz daha kolaylaştırmaları dışında, onlar hâlâ sadece sıradan insanlardı.
Ancak mutasyonlar her popülasyonda meydana gelebilirdi. Geç açılan Shimizu Kazumi’nin uyandırdığı Yetenek, beklendiği kadar zayıf değildi. Sadece, böylesine sefil bir çocukluktan sonra en büyük dileği hayatını huzur içinde yaşamaktı.
İyi notlarla kaliteli bir üniversiteye girmek, çok yorucu veya talepkar olmayan ama onu geçindirebilecek dokuz-beş bir memuriyet bulmak... Biraz büyüdüğünde, soğuk kişiliğini kabul edebilecek sıradan bir adamla görücü usulü bir randevuya çıkmak... Evlilik, evet. Çocuk, hayır; kendi çocuğunun kendisiyle aynı trajediyi yaşamasını istemiyordu. Sonra da huzur içinde yaşlanıp birlikte öleceklerdi.
Bunun on beş yaşında bir kızın hayali olduğunu düşünmek zordu. Romantizme duyduğu hafif bir özlem dışında, hayata olan tüm ilgisini kaybetmişti. Hiç sevgi görmemiş olan Shimizu Kazumi, doğal olarak hayatı veya dünyayı nasıl seveceğini bilmiyordu.
Günlerinin geri kalanını sessiz bir sıradanlık içinde geçireceğini düşünmüştü. Ama sonra, ülkedeki en iyi liseye kabul edildikten sonra, okul ücretinin bir kısmını bile karşılayamayacağını fark etti. İşte o zaman, ebeveynlerinin eşyalarını teslim eden siyah giyimli adam yeniden ortaya çıktı.
Shimizu Kazumi zekasının, sahip olduğu az sayıdaki güçlü yanlarından biri olduğunu düşünürdü ama sonunda bazen paranın her şeyden daha önemli olduğunu anladı. Vefat eden ebeveynleri ona pek bir servet bırakmamıştı; ülkedeki en iyi liseye gitmesi için kesinlikle yeterli değildi.
Siyah giyimli adam amacını basitçe belirtti. Örgütün bir yetimi olarak, yetişkinliğe erişene kadar onun büyümesini denetlemekten sorumluydu ama hepsi bu kadardı. Pahalı Shikoku Lisesi’ndeki okul ücretini finanse etmesi mümkün değildi.
Ancak onu gözlemleyen biri olarak, siyah giyimli adam kızın Yeteneğini biliyordu. Geç uyanan birinden beklendiği gibi gerçekten zayıf olsa da, belirli bir açıdan son derece yararlıydı.
Böylece Shimizu Kazumi ile bir anlaşma yaptı. Gelecekteki tüm okul ücretlerine ve yaşam masraflarına şahsen sponsor olacaktı. Bedeli ise Gölge Organizasyonu’na katılması, onun astı olması ve belirli operasyonlarda ona yardım etmesiydi.
Sonunda, eğitimini tamamlamak isteyen Shimizu Kazumi bunu kabul etmişti. Gölge Organizasyonu’na katıldı ve kod adı “247“ olan şanlı (!) bir periferik üye oldu.
*Cidden kızım, eğer sessiz bir hayat istiyorsan böyle tuhaf ve karanlık bir örgütle ilişkiye girmemeliydin! Nereden bakarsan bak, bu devasa bir saatli bomba!*
Su Jun hayal kırıklığıyla başını kaşıdı. Ancak Shimizu Kazumi’nin anılarını kabul ettikten sonra, bedenin önceki sahibinin başarılı bir öğrenci olarak bilgiye olan açlığını anlayabiliordu. Okul ücreti gerçekten kısa sürede toplayamayacağı bir miktardı, bu yüzden sonunda para karşısında taviz vermişti.
Ayağa kalktı ve kendisinden daha uzun olan tabuta doğru yürüdü. Yeteneğini anılarından zaten biliyor olsa da, bu yeni dünyada “Yetenek“ denen şeye fiziksel olarak dokunma dürtüsüne karşı koyamadı.
Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.