BU Yaşayan Köken ve BU İlk Açlık bile BU Büyük Adımcı’ya şaşkınlıkla bakarken, Alfheimr’ın kristalimsi ormanlarına ağır bir hava yayıldı.
Ul’moreth.
İlk Dil’de ustalaşmak için Eonlar’ını adamış Kadim Ginnu Yaşam Formu nihayet o imkansız adımı atmıştı. Formu dağ gibiydi, kendi Yaşamlar’ı ve Otoriteler’iyle zonklayan sayısız Obsidiyen-Altın kıl teliyle kaplıydı.
Çok yukarılarda, BU İlkel Kaos’un bakışları kısa bir süreliğine geri dönmüş gibiydi; O değişen yüz hatları, Mutlaklar saflarına yeni katılan bu Varoluş’u değerlendirirken, merak olabilecek bir şeye yerleşti.
Değerlendirmesi sadece bir Ân sürdü ve dikkati başka yöne kaydı.
Noah, BU Yaşayan Elemental ve BU Yaşayan Duygusal’ın soğuk figürlerine bakarken, onları hesaplayan gözlerle değerlendirdi.
Açıkçası, şu anda, ikisine karşı sadece o ve Ul’moreth varken, bunun kazanılabilecek bir savaş olmayacağını biliyordu.
Eğer Ul’moreth tek başına Elemental’i hedeflerse, o şerefsizin Çökertilme şansı yüksekti. Kadim Ginnu Yaşam Formu’nun Temeller’i Eonlar’ca süren adanmış çalışmayla inşa edilmişti ve Elemental’in gücü, Mutlak olsa da, o birikmiş anlayış Derinliğ’iyle eşleşmiyor gibi görünüyordu.
Ama Duygusal tamamen farklı bir meseleydi.
Ne kadar Mânik ve korkunç olsa da, bir Mutlak olarak gücü Elemental’inkinden çok daha görkemli hissettiriyordu. Yüz hatlarında dönen duygular, Varoluş’un kendisine baskı yapan bir ağırlık taşıyıyordu ve Noah, inşa ettiği Medeniyet her neyse, hafife alınacak bir şey olmadığını hissedebiliyordu. O, Elemental’in basitçe olmadığı şekillerde kayda değerdi.
Bu yüzden şu anda bu savaş üretken hiçbir şeye yol açmayacakken, BU Varoluş tüm Gözlemlenebilir Varoluş’u tehdit ederken, onlarla doğrudan çatışmak aptallık olacakken, yine de bir ders verebilirdi.
Bazı derslerin koşulları ne olursa olsun verilmesi gerekirdi.
“Zamanı gelince Çökertileceksiniz.“
Noah’ın sesi, Varoluş’un kendisini titreten bir Otorite’yle kristalimsi açıklık boyunca taşındı.
“Ama şimdilik, bir şeyi anlamanızı istiyorum.“
İllüzyon gözleri yanan bir yoğunlukla BU Yaşayan Elemental’e kilitlendi.
“Sahip olduğun gücün büyük çoğunluğunun sana ait olmadığını anlamanı istiyorum.“
Duraksadı, bu sözlerin oturmasına izin verdi.
“Çünkü sana BENİM İlk Dil’imi kullanabileceğini kim söyledi?“
HUUM!
Kelimeler konsantre Otorite’den dövülmüş çekiçler gibi indi.
Ve sonra olağanüstü bir şey oldu.
BU Yaşayan Elemental’in etrafında yavaş, kasıtlı desenlerle dönen Ateş, Hava, Su ve Toprak Fonemler’i titremeye başladı. Formunu çevreleyen parlak gösteriler tekledi ve sönükleşti; Varoluş’unu tanımlayan dört temel Kavram, onunla olan bağlantılarını Geçersiz Kılan bir Otorite’ye yanıt veriyordu.
Ateş, kasırgadaki bir mum gibi titredi.
Hava, sanki nasıl hareket edeceğini unutmuş gibi duruldu.
Su akışın ortasında dondu, doğasına meydan okuyan desenlerde asılı kaldı.
Toprak titredi ve çatladı, sağlamlığı kendi Temeller’inden daha derin bir şey tarafından sorgulandı.
Fonemler tamamen kaybolmadı ama görünmeyen bir el tarafından açılıp, kapatılıyormuş gibi istikrarın içine girip, çıktılar. BU Yaşayan Elemental’in ifadesi soğuk sükunetten neredeyse şok gibi görünen bir şeye dönüştü; Zira Medeniyet’inin Temel Yapı Taşlar’ı, En Erken Katlar’dan beri onu tanımlayan Kavramlar, sadakatlerini sorgulamaya başlamıştı.
Bu, bir saldırı değildi.
Bu bir hatırlatmaydı.
Varoluş’un Dilsel Temel’i üzerinde kimin gerçek Otorite’ye sahip olduğuna dair bir hatırlatma.
BU Yaşayan Duygusal, Elemental’in gücündeki değişimi hissetti ve yüz hatlarında gerçek bir şaşkınlık belirirken, dönen Duygular’ı tekleyerek durdu. Elemental’e, sonra Noah’a, sonra tekrar Elemental’e baktı; Anlayış şafak sökerken.
Ve sonra gülümsedi.
Şeytani bir ifadeydi; Geniş, Mânik ve neredeyse haz gibi görünen bir şeyle dolu.
“Doğru! Doğru!“
Kahkahası, yakındaki ağaçları titreten bir Enerji’yle kristalimsi açıklık boyunca yankılandı.
“Sen hâlâ BU Dörtlü’den birisin!“
Ayaklar’jnın üzerinde zıpladı; Duygular’ı Heyecan, Açlık ve yüzeyin altında gizlenen daha karanlık bir şey arasında dönüyordu.
“Haha, seninle tanışmayı dört gözle beklememin bir parçası da buydu. Söyle, özel olarak konuşmak ister misin? Bana BU Dörtlü ile ilgili biraz daha fazla şey göstersene?“
Sesi neredeyse samimi bir şeye düştü.
“Beni her zaman çok büyülerler.“
...!
Ancak o son sözleri bitirdiğinde, tüm tavrı değişti. Manik Enerji kaldı ama altında, önceki davranışlarıyla tamamen zıt görünen bir soğukluk ve ciddiyet hissi ortaya çıktı.
Tüm figürü, birlikte var olmaması gereken Renkler’le zonklayan Mânik bir ışıkla çevrelendi; Çok yakından gözlemleyen herkesin akıl sağlığına baskı yapan şekillerde tezahür eden Duygular.
Şu anda, Ul’moreth’in figürü Noah’a döndü; Varoluş’u, çevrelerindeki kristalimsi ormanları titreten Mutlak Otorite dalgalarıyla yanıyordu. Sayısız kılı diken diken oldu; Her bir tel, yeni İddia Edilmiş ama çoktan derinden kök salmış güçten bahseden Obsidiyen-Altın ışıkla zonkluyordu.
“Küçük Anomali.“
Sesi Çağlar’ın, adanmışlığın, ustalığı kovalamak için Eonlar harcamış ve sonunda aradığını başarmış bir Varoluş’un Ağırlığ’ını taşıyordu.
“Varoluş’umda çok delilik gördüm. Bu özel delilik türü, basitçe kökünün kazınması gereken türden.“
Kelimeler hararetle veya öfkeyle söylenmedi.
Bir tehdidi değerlendirmiş ve tek uygun tepkiyi belirlemiş birinin soğuk kesinliğiyle söylendi.
Noah, Ul’moreth’in sözlerini dinlerken, Duygusal’a baktı. İllüzyon gözleri, irkilmeden, arkalarında gerçekleşen hesaplamaların hiçbirini göstermeden onun Mânik bakışlarıyla buluştu.
Sonra, arkasını dönmeden, endişe ve hazırlığın birbirine karıştığı ifadelerle arkasında duran BU Yaşayan Köken ve BU İlk Açlığ’a seslendi.
“Siz ikiniz gidin ve buraya ne yapmak için geldiyseniz onu yapın.“
Köken ve Açlık bakıştılar.
Çatışmadan uzaklaşıp, onları ilk etapta Alfheimr’a getiren hedeflerine doğru dönerek, hareket etmeye başladılar.
“Ve siz ikiniz.“
Noah’ın son sözleri BU Yaşayan Elemental ve BU Yaşayan Duygusal’a yönelikti.
Elemental hâlâ köpürüyordu; Her zaman çok aşina olduğu Fonemler’i çekmek için Mutlak Otoritesi’ni ifade etmeye çalışmaya devam ederken, ifadesi zar zor zapt edilen bir öfke maskesiydi. Ateş, Hava, Su ve Toprak hâlâ etrafında titriyor, komutlarına sadece aralıklı olarak yanıt veriyorlardı; Onunla olan bağlantıları, onun İddiası’nı Geçersiz Kılan bir Otorite tarafından bozulmuştu.
Duygusal, yüz hatlarına hala yapışmış o Mânik gülümsemeyle izledi; Duyguları eğlence, ilgi ve yüzeyin altında gizlenen daha karanlık bir şey arasında dönüyordu.
“Siz, ikiniz siktirip, gidebilirsiniz.“
Kelimeler rahat bir küçümsemeyle söylendi.
“Doğramaya başlamaya hazır olduğumda, sizin için geleceğim.“
WAA!
Burada sadece illüzyon bir suret dursa da, ana bedeni Gözlemlenebilir Varoluş’un öbür ucunda bu çatışmadan çok uzak meselelerle uğraşsa da, Noah bu kovuşu gerçekleştirirken, görkemli ve heybetliydi.
Şok edici bir şekilde iki Mutlağ’ın İlk Dil’e erişimini Reddetmiş’ti!
Bu saate kadar Tez’i çürütülmemişti. Muspelheim’da ortaya koyduğu Önerme, sadece izin verdiği Varoluşlar’ın İlk Dil’den Güç Çekebileceğ’i İddia’sı, meydan okunmamış olarak kaldı. Yerel bir hakikate dönüşmüştü ve şimdi aynı prensibi daha geniş bir Ölçek’te uyguluyordu.
Muazzam Ağırlığ’ıyla, pek çoğunun eşleşemeyeceği Temel’iyle, bunu Mutlaklar’a karşı bile yapabilirdi!
Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.