“Varoluş Ölçekler’inin zorluk talep ettiğini söylerken, sadece lafın gelişi konuşmuyordum. Onlar bu şekilde tasarlandı.“
Gözleri kapalı kalmaya devam etti ama Varoluş’u Genişliyor gibiydi.
“Eğer Yol’unun göğüslediği bir Musibet ya da Zorluk yoksa, Vakochev’in Varoluş Ölçekler’inin İkinci Seviyesi’ne Geçmek senin için imkansızdan öte hâle gelecektir.“
Bu düşünceler, Katlar’ın Dokusu’nu titreten bir ağırlıkla indi.
“Ne yaparsan yap, hangi Kaynaklar’ı ele geçirirsen geçir. Gözlemlenebilir Varoluş’un tamamını yakıp, kül etsen ve onu dilediğin şekilde Yozlaştırsan bile.“
Sesi kesinlik barındırıyordu.
“Eğer yeterince Musibet ve Zorluk yaşamadıysan hatta yaşadıysan ama Temeller’in zayıf ise, BU İkinci Seviye Varoluş Ölçeğ’ine ulaşamayacaksın. En fazla Ölçek 1’de Sonsuz’a kadar Ölçeklenerek olarak kalacaksın.“
...!
Noah, BU İlkel Paradoks’a eşsiz bir bakışla baktı.
Bu Varoluş’un az önce söylediği sözler, Noah’ın geldiği gelecekte BU Yaşayan Paradoks’un yaptıklarını tuhaf bir şekilde anımsatıyordu.
Gözlemlenebilir Varoluş’un tamamını Yakıp, Kül Etsen ve Yozlaştırsan bile...
Yeterli bir Temel olmadan, yeterli bir Zorluk olmadan Varoluş Ölçekler’inin bir sonraki Ölçeğ’ine geçemezsin.
Yani... BU Serpinti, BU Yaşayan Paradoks’un BU Yaratığ’a saldırması dışında, İkinci Seviye Varoluş Ölçeğ’ine ulaşma hamlesi miydi?
Gözlemlenebilir Varoluş’u Yeniden Şekillendiren, Sayısız Varoluş’u Öldüren ve Sayılamayacak Kadar Çok Âlem’i yok eden, Varoluş’un Dokusu’nu paramparça eden o Felaket...
Hepsi Yükselmek için miydi?
Noah, bunu düşünürken, gözleri parlıyordu. Konu kendi Temel’ine, Derinliğ’ine, Büyüklüğ’üne, Zorluğuna, Yol’a ve ulaşmak istediği Zirveler’e, bu Vakochev ve Varoluş Ölçekler’ine geldiğinde...
“Vakochev ne talep etmek istiyorsa talep edebilir.“
Noah’ın sesi, Kadim İsimler veya Kadim gereksinimler tarafından küçültülmeyi Reddeden bir Otorite’yle Naglfar’ın güvertesinde yankılandı.
“Ama zamanı geldiğinde, ne olursa olsun ihtiyacım olan o adımı atacağım.“
GÜM!
Noah, bunu söylerken, etrafına görkemli bir tiranlık havası yayıldı.
Bu sözler küstahlık değildi. Boş bir Efelenme değildi. Arzuladığı şeye ulaşmasını Varoluş’un Kurallar’ının engellemesine asla izin vermemiş birinin basit bir Niyet Beyan’ıydı!
Asil görünümlü İlkel Paradoks’un gözleri kapalı kalmaya devam etti.
Ama dudaklarında belli belirsiz bir gülümseme belirdi.
Bu, benzer bir yoldan geçmiş ve bu tür bir meydan okumanın gerçekte ne anlama geldiğini anlayan birinin onayıydı.
Naglfar, ondan sonra Katlar’ı sessizlik içinde geçti.
Kadim Gri Sütunlar yanlarından bulanık bir şekilde geçti. Yollar arasındaki karanlık, geminin pruvası önünde yarıldı. Rotaları çevreleyen Yozlaşmış Filizler, Noah’ın Pasif Otorite’si dışarı yayıldıkça, Büzülüp, öldü; Noah birkaç Mutlak Her Şey daha ele geçirirken, Eonlar’ca Dokunulmamış Alanlar’ı Arındırdı!
Ve bir Ân sonra, etraflarındaki Varoluş Tanımlı hâle geldi.
Gemi, rüyadan uyanışa geçmek gibi hissettiren bir geçişle Katlar’dan kurtuldu. Tanımlanmamış patikalar yok oldu. Sürekli belirsizlik yerini Kat’a, gerçek ve mevcut bir şeye bıraktı.
Noah, İlk Dil’in ezici Derinliğ’ini hissetmişti.
Bu sırada kendini Ginnungagap’ta buldu.
Varmışlardı!
Ginnungagap!
Noah, etrafına bakarken, nostaljik bir ifadeye büründü; Varoluşsal sularda yüzen parlak balıklar gibi Varoluş’ta süzülen İlk Dil’in Fonemler’i ile dolu, Obsidyen ışıkla parlayan nehir geçitlerini gördü.
Tam Farklılaşma yerleşmeden önceki bir Zaman’a ait göz kamaştırıcı ışıklar her tarafa sızmıştı. Medeniyet Otoritesi’nin Kızıl ve Altın nehirleri, Daha Düşük Varoluşlar’ı ezecek bir Ağırlık taşıyarak, geniş boşluk boyunca sakince akıyordu. Dilsel Güc’ün fırtınaları uzaklarda çalkalanıyordu; Buraya yaptığı son Zamansal yolculukta onu paramparça edebilecek olan fırtınaların aynısıydı bunlar.
Şimdi ise ona pek bir şey yapamayacak hava olayları gibi hissettiriyorlardı.
Eskiden olduğu şey ile dönüştüğü şey arasındaki Uçurum sarsıcıydı.
İlk yolculuğunda tedbirli olmak ve çok yavaş hareket etmek zorundaysa, Varoluş’unu tek bir yanlış adımla bitirebilecek tehlikeler etrafında manevra yapıyorsa, şu anda Sayılamayacak kadar çok şey yapabilirdi. O fırtınaların içinden yürüyebilirdi. O Nehirler’de yüzebilirdi. Temeller’ini çözeceğinden korkmadan bu yeri istila eden yoğunlaşmış Otorite’ye Dokunabilirdi.
Ginnungagap’ın Varoluş’unu içine çekti.
Impundulu’nun Ağırlığ’ı Temeller’ine daha derinden yerleştikçe, Varoluş’u değişmeye devam etti. Üzerinde bulunduğu gemi, nereye gittiğini tam olarak bilen BU İlkel Paradoks’un rehberliğinde bu Kadim Âlem’in göklerinde süzüldü.
Asil Varoluş konuşurken, gözlerini kapalı tuttu.
“Sana söyleyeceğim son bir şey var.“
Sesi, Eonlar’ca deneyimle kazandığı bir bilgeliği aktaran birinin Ağırlığ’ını taşıyordu.
“Eğer bir Mutlağ’ı başından sonuna kadar Çökertebilirsen, Temel’in bir nebze hazır olacaktır. Hiçbir Hile veya Yardım olmadan. Sadece sen onlara karşı; Zaferi kendi Ağırlığ’ın ve Derinliğ’inle kazanarak.“
Duraksadı.
“O zaman, Temel’in yeterli olabilir.“
Obsidyen yüz hatlarına belli belirsiz bir gülümseme temas etti.
“O zamana kadar sıkı çalışmaya devam et, En Genç Olan.“
...!
Bu sözlerle birlikte çevreleri birer Varoluş Bulut’una dönüştü.
Otorite Nehirler’i yanlarından hızla geçti. Dilsel gücün fırtınaları görkemli arka planda sadece ışık lekeleri hâline geldi. Naglfar, normal Mekansal İlişkiler’i Aşan bir hızla hareket ederek, onları Noah’ın BU İlkel Paradoks’un belirttiği hedefe doğru taşıdı.
Dakikalar sonra...
HUUUM!
Gemi durdu.
Ve Noah tam bir mucizeye bakıyordu.
“Pekala.“
“İşte Ginnungagap’ın Mahzenleri’ndeyiz. Burası popüler bir yerdir. Pek çok İlkel Yaşam Formu burada şansını denemeyi sever.“
...!
Noah’ın gözlemlediği şey, hatırladığı o parlayan bariyer değildi.
Kendi zamanında girdiği Ginnungagap’ın Yozlaşmış Mahzen’i değildi bu.
Bu daha eski bir şeydi!
Atmosferik bir Form verilmiş canavarlar gibi kükreyen, Kızıl-Altın dalgalanan bulutlardan oluşan Kadim ve İlkel görünümlü bir Küme önlerinde uzanıyordu. Her şeyi kaplıyorlar, yatay ve dikey olarak Algı Sınır’ına kadar uzanıyorlardı. Görünür bir Yapı, Duvarlar, tanımlanmış bir Hiriş yoktu. Sadece, BU Sonsuz Açılım’ın nihai kuruluşundan öncesine dayanan bir güçle çalkalanan ve gürleyen sonsuz yoğunlaşmış Otorite Bulutlar’ı vardı.
Çevrelerindeki Milyonlar’ca Gigapersek boyunca Noah, Ginnu Yaşam Formları’nın çeşitlerini Algılayabiliyordu.
Yüzey’den Temel Derinliğ’e kadar uzanan, her Ölçek’ten ve Güç Seviyesi’nden Varoluşlar ya Mahzenler’in dışında konuşlanmış ya da içeri girmeye çalışıyordu. Bazıları cesaretlerini toplayarak, derin düşüncelere dalmış süzülüyordu. Diğerleri, başarmaya can attıkları hedefleri anlatan bir kararlılıkla dalgalanan bulutlara dalıyordu. Birkaçı bulutlardan zafer kazanmış bir edayla çıkıyordu. Daha fazlası ise mağlup olmuş görünerek, çıkıyordu.
Bu, Mahzenler’in orijinal Hâliydi.
Eonlar’ın geçişi onları Noah’ın bildiği şeye dönüştürmeden önce!
Not: Hahaha. Başta Güncel de artık öyle şeyler oluyor ki... Şunu diyeceksiniz Çevirmen kardeş sanki Final’e girmeye çok az kaldı diyeceksiniz. Hahahaha. Manyak ötesi şeyler oluyor. Şimdi Ölçekler’e gelelim evet. Musibet, Zorluk ve Temel. Birisi bilr eksik olursa unutun. İlk olarak Diğer Noveller’deki karakterlerden bahsedelim İnfinite Mana Ayetine geldiler ve hadi bu seviyeye kadar çıktılar asla Ölçek 2’ye geçemezler. Çünkü Kendi Noveller’inr baktığımızda mesela Han Jue Bu karakter aslında Temel’i öyle böyle halledebilir ama peki Zorluk ve Musibet? Ölçek 1’de artık Sonsuz’a kadar Ölçeklenmek zorunda kalacak. Yang Kai ve Luo Zheng. Evet Zorluk var ama Temel? İki Novel’ide bitirdim sonlarda ikiside fena şekilde ezildi. Adam Akıllı Temeller’i olsaydı belki de bu kadar zorlanmazlardı. Hayır son düşmanlarıyla aralarında öylr absürt bir fark yok. Yani en azından ona baksalar bile bir şey kaybetmiyorlar. Herkes BU 4’LÜ Gibi değil. Buna Rağmen ikisi de çok fena ezildi. Sebebi ne biliyor musunuz? Temel. Gu Chuangge aslında bu karakter en Potansiyel’li 2. Ölçeğ’e giren karakterler arasına girebilir. Ama bu Karakter de yeterince Zorluk yaşamıyor. Hatta hiç yaşamıyor. Bence bu da Sınıfta Kaldı. Zhou Fan a gelelim Zorluk var ama Temel? Bu da gitti. Kısacası%90-95 Cultivation karakterleri Ölçek 2’ye asla giremeyecek. En fazla gelişecekleri Seviye Ölçek 1 ve Ölçek 1’de Sonsuz’a kadar Ölçeklenme. Ama hepsi Zaman’a yenik düşer. İnfinite Mana’da en Önemli şey Zaman. Daha bu Karakterler kendi ayetlerinde o kadar yıl harcıyorlar. Luo Zheng biraz daha genç ama o da dahi. Hepsi Zaman a yenik düşer. Düşmezse dahi Ölçek 2’ye ulaşmaları pek mümkün gözükmüyor. Gelelim İnfinite Mana’nın Karakterlerine Infınıverse içinde Yaşayan Vatandaşlar. Kimse Ölçek 2’ye giremez. Temel tamam ama Zorluk? Oğlumuz Savaşmayı bile yasakladı ama şu da var. Infınıverse’nin kendisi çabalıyor. Vatandaşlar’ı da Infınıverse ile bağlantılı yani dolaylı yoldan onlar da çabalıyor ve Temeller’i de yeterli girebilirler. Gelelim Noah Eckert’e. Yaşadığı zorluk yok Temel’ini ise bilmiyorum. Şimdilik sınıfta kaldı. Ama bu Adam da bir nevi Infınıverse’nin Vatandaş’ı? Değil mi? Infınıverse Noah Eckert’in de Kozmoloji’sini yiyip, bitirdi. Bu Yoldan Girebilir. Düşünün yani Ne kadar zor olduğunu. Kaç Varoluş’un giremediğini saymazsınız. Bu, Vakochev’in Kudret’i ve Bu Henüz 2.Ölçek için gereken şartlar. Peki 3,4,...9-11?
Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.