Noah, BU Infiniverse’nin merkezinde Mavi-Altın Alevler’le yanan çok Renkli çatlaktan içeri adım attı.
Diğer tarafta onu karşılayan şey daha önce tanık olduğu hiçbir şeye benzemeyen bir Âlem’di ve o, bizzat BU İlk Kayıtsızlığ’a tanık olmuştu.
Kızıl-Mavi Yıldızsal Ateş Denizler’i alacakaranlık Kıyılar’ına çarpıyordu. Uzakta, böylesine donmuş bir ihtişamla bir arada var olamaması gereken volkanik düzlüklerin yanında imkansız buz dağları yükseliyordu.
Kadim Doğa’nın Ormanlar’ı, Alfheimr’ın Âurora’sı ile Jotunheim’ın fırtınaların yıktığı toprakları arasında gidip, gelen Gökyüzü’nün altında büyüyordu.
Ve tüm bunların içinden dokunmuş olan Tanım ve Tanımsızlığ’ın, Farklılaşma ve Farklılaşmamışlığ’ın korkunç Otorite’si, onun Varoluş’una, BU İlk Kayıtsızlığ’ın sunduğunu bile Aşan bir Ağırlık’la baskı yapan şekillerde birleşiyordu.
Bu Mekan, içine giren her şeyi Farklılaşmamış hâle getirmeyi amaçlıyordu.
Evet, BU İlk Kayıtsızlığ’a benzerdi. Ancak Yapı’sı boyunca doldurulmuş Sonsuzluklar’ı ile Farklılaşmamışlık, sadece Şeyler’i Proto-Duruma döndürmeyi amaçlamıyordu. Sonsuz bir şekilde Farklılaşmamış hâle getirmeyi amaçlıyordu. Süreç asla bitmeyecekti. Parçalanma Asla Durmayacaktı. Formun Şekilsizliğ’e Çözülüm’ü Sonsuz’a dek devam edecek, Varoluşlar ona adapte olsa bile Baskı’yı Yeniden Üretecekti.
Bu, başka herkes için son derece sorunlu olurdu.
Noah için bu bir hiçti. Onun Sonsuz Doğa’sı, Âlem’in onu Farklılaşmamış hâle getirebileceğinden Daha Hız’lı Varyasyonlar Üretiyor; Varoluş’unun Sınırlar’ında, çözülmekten ziyade dengeyle sonuçlanan sürekli bir savaş yaratıyordu. Ancak böyle korumaları olmayan herhangi biri, Sonsuz Farklılaşmamışlığ’a Direnme Kapasite’si olmadan BU Yggdrheim’a giren herhangi biri...
Kısa bir süre içinde ya Evrimleşecekler ya da var olmayı bırakacaklardı.
BU Infiniverse onun yanında Cisimleşti; Kozmolojik Formu, artık daha önce barındırdığının Yirmi Kat’ını Aşan Yoğunlaştırılmış Otorite’yle yanıyordu. Yarattığı Âlem’e sakince baktı.
“Efendim.“
Sesi yankılandı.
“Şu anda devam eden eylemlerden o kadar çok Hasat ve Potansiyel var ki, küçük bir yüzdesi BU Yggdrheim’a doğru çekildi. Bu Yoğunlaştırılmış Otorite, daha önce var olan hiçbir şeye benzemeyen Hazineler’e ve Ganimetler’e kristalleşmeye başladı.“
Noah, bakışlarını keskinleştiren bir ilgiyle ona döndü.
“Daha Düşük Mutlaklar’a ve Temel Derinlik Varoluşlar’ına bile yardım edebilecek kapasitede Hâzineler oluşmaya başladı ve bu Âlem’in dört bir yanına dağıldı. Onlar, sizin Sonsuzluklar’ınızın ve Yozlaşmış Paradoksal Proto-Madde’nin Birleşmesinden ortaya çıkıyor ve İlerleme için fırsatlar Yaratıyorlar.“
İstemler, Bilinc’ine baskı yapan bir ağırlıkla Noah’ın gözlerinin önünde çiçek açtı.
>>Hazine Sınıflandırması: BU Yggdrheim Oluşumlar’ı.>>
>>Aşağıdaki hazineler, Gözlemlenebilir Varoluş boyunca devam eden eylemlerden elde edilen Yoğunlaştırılmış Hasad’ın bir sonucu olarak BU Yggdrheim genelinde kristalleşmeye başlamıştır. Konumları rastgeledir ve periyodik olarak değişecektir. Onları arayanlar, ödüllerini talep etmek için Âlem’in Sonsuz Farklılaşmamışlığ’ında gezinmelidir.>>
>>Birinci Hazine: BU Sonsuz Neden’in Kıvılcım Parçası.>>
>>BU Yggdrheim’ın oluşumu sırasında serbest kalan Yankılar’ın kristalleşmiş bir Parça’sı. Bu Parçayı tüketmek, alıcının Sonsuzluklar’ın Yankılar’ını deneyimlemesini sağlayarak, Doğanız’ı Tanımlayan Sınırsız Potansiyel hissine Geçici Erişim Sağlar. Temel Derinlikte’ki Varoluşlar için Tüketim, ilerlemenin önündeki tüm engelleri alt eden Yoğunlaştırılmış Sonsuz Otorite ile Varoluşlar’ını doldurarak, Temeller’ini zorla Mutlak statüsüne yükseltebilirler. Bu süreç, Mutlaklığ’a yükselişi engelleyen her türlü Lanet’i, Kısıtlama’yı veya Dış Güc’ü Yok Sayar. Uyarı: Yeterli Temel istikrarı olmayanlar bu deneyim tarafından alt edilebilir ve var olmayı bırakabilirler.>>
>>İkinci Hazine: BU Paradoks Tohum’u.>>
>>BU Yggdrheim’ın Temel’inin bir Parçası:nı oluşturan Yozlaşmış Paradoksal Proto-Madde’den Fiziksel Forma kristalleşmiş yaşayan bir Çelişki. Bu Tohum’u Varoluş’un Varoluş’u içine ekmek, orijinal yatkınlığa bakılmaksızın Paradoksal Otorite’nin geliştirilmesini sağlar. Tohum, konağın deneyimlediği Çelişkiler’le beslenerek, büyür; Konak İmkansız durumlardan her kurtulduğunda veya mümkün olmaması gereken sonuçlara her ulaştığında, daha da güçlenir. Tam olgunluğa ulaştığında, BU Paradoks Tohum’u, Konakçı’nın aynı anda hem Öldüğ’ünü hem de Hayatta kaldığını İlan Ederek, ona imkansız bir Saldırı’ya Karşı Dokunulmazlık bahşeder. Sadece gerçek bir Zorluk Yol’uyla olgunlaşabilir.>>
>>Üçüncü Hazine: BU Farklılaşmamış Taç.>>
>>Sonsuz Otorite tarafından giyilebilir bir Forma stabilize edilmiş Saf Farklılaşmamışlık’tan oluşan bir Taç. Bu Tac’ı Varoluş’un başına takması, Proto-Madde’nin Perspektif’ine geçici erişim sağlayarak, takan Varoluş’un gözlemlediği herhangi bir Farklılaşmamış ve Farklılaşmış Yapı’daki Zayıflıklar’ı Algılamasına olanak tanır. Tüm Tezahürler, tüm Medeniyetler, tüm Temeller, Şekilsizliğ’e döndürülmeyi bekleyen kırılgan Yapılar olarak görünür hâle gelir. Bu algı, Taç çıkarılana veya takan Varoluş’un İrade’si sarsılana kadar sürer...>>
...!
Noah, bu detayları sakince okudu. Bu Hâzineler, onları talep edecek kadar şanslı olan herkesi dönüştürecekti. Burada oluşan birkaç tanesinden biri oldukları için Geleneksel Sınırlamalar’ı tamamen atlayan ilerleme Yollar’ı sağlayacaklardı.
Ama öylece verilemezlerdi.
“Zorluk uğruna,“ dedi BU Infiniverse sanki onun düşüncelerini okuyormuş gibi, “Halkınız’ın bu Âlem’i kendilerinin arayıp, keşfetmelerine izin vermelisiniz. Sonsuz Farklılaşmamışlık ile yüzleşmeliler. Tehlikeler arasında gezinmeliler. Hükümdarlar’ı tarafından ellerine tutuşturulmasındansa, talep etmeyi başardıkları her Hâzine’yi kendi Çabalar’ıyla kazanmalılar.“
Noah yavaşça başını salladı.
Bu doğruydu.
Oyunun adı Zorluk’tu. Ve gerçek bir risk olmadan sağlanan Zorluk, aslında hiç Zorluk değildi.
Hazineler’i, konumlarını ve onları çevreleyen tehlikeleri zihnine kazıyarak, tüm bu detayları son bir kez gözden geçirdi. Ve sonra, bir sonraki Ân gözlerini kapattı ve tüm BU Infiniverse’ye ulaşan bir Otorite’yle elini salladı.
BU Yggdrheim’dan çok uzakta, BU Infiniverse’nin tamamen başka bir bölgesinde, Noah’ın en yakın yoldaşlarının ana bedenlerinin ikamet ettiği Erken Örtülü Kıyı’nın içinde, farklı bir sahne ortaya çıkıyordu.
Onu hiç şüphesiz Noah’ın Soy’undan biri olarak işaretleyen Mavi-Altın Saçlı Varoluşsal Güzel Genç bir Adam bir kamp ateşinin yanında duruyor, daha önce yakaladığı bir Deniz Yaşam Formu’nu dikkatlice hazırlıyordu. Yüz hatları babasının sahip olduğu aynı keskin Güzelliğ’i taşıyordu, ancak Gençlik ve Noah’ın nadiren sergilediği rahat bir gülümsemeyle yumuşamıştı.
Henry Osmont, BU Genesis Hükümdarı’nın tek oğlu!
Yanında Küçük Bobby’nin Kız’ı Liora duruyordu. Henry pişen Yaratığ’ı Alevler’in üzerinde çevirirken, ikisi neşeyle konuşuyordu; Sohbetleri, birbirlerinin Varoluş’unda rahatlamış olanların o gündelik samimiyetiyle doluydu.
Kahkahaları, Erken Örtülü Kıyı’nın havasını barışın, güvenliğin, şu anda Gözlemlenebilir Varoluş boyunca taşan Kaos’tan etkilenmemiş bir Varoluş’un sıcaklığıyla dolduruyordu.
Sonuçta, her şey onlar için sağlanmıştı!
Ve sonra, aniden, üzerlerinde yanılsamalı bir el oluştu.
Henry, o elden yayılan görkemli Âura’yı sezdiğinde, tanımaya dönüşen bir kafa karışıklığıyla yukarı baktı. Bir şeyler söylemek, neler olduğunu sormak için ağzını açtı ama hiçbir kelime dökülemeden...
El, onu durduğu yerden çekip, aldı ve tamamen ortadan kaybolmasına neden oldu!
Liora, değer verdiği adamın hiçbir uyarı veya açıklama olmadan kayboluşunu izlerken, şaşkınlıkla gözlerini kırpıştırdı. Adamının babasının görkemli Âurası’nın havada asılı kaldığını, BU Genesis Hükümdarı’nı kendisi gibi sıradan Varoluşlar’ın Kavrayabileceğ’inin Ötesi’nde bir şey olarak işaretleyen o ezici Otorite’yi hissetti.
Hiçbir şey yapmadı.
Öylece orada durup, BU Genesis Hükümdarı’nın şu anda ne yaptığını merak etti; Her ne ise, Algılayamadığ’ı bir amaca hizmet ettiğine güveniyordu.
BU Yggdrheim’da.
Henry, bir yönelim bozukluğuyla babasının yanında cisimleşti. Nerede olduğunu, neden buraya getirildiğini, babasının tek bir uyarı sözcüğü bile etmeden onu o huzurlu yerden çekip, alarak, ne amaçladığını anlamaya çalışırken, gözlerini hızla kırpıştırdı.
Ama vardığı Ân, tüm sorular zihninden uçup, gitti.
Varoluş’u çözülmeye başladı.
BU Yggdrheim’ın Sonsuz Farklılaşmamışlığ’ı ona aynı anda her yönden baskı yapıyor, Formu’nu tüm şeylerin ortaya çıktığı Proto-Madde’ye geri çözmeyi amaçlıyordu. Temeller’inin sarsıldığını hissetti. Medeniyeti’nin istikrarsızlaştığını hissetti. Âlem, onu Farklılaşmamış Potansiyel’e döndürmek için çalışırken, Benliğ’inin Dokusu’nun dikiş yerlerinden koptuğunu hissetti!
Henry şokla nefesini tuttu!
Tüm Varoluş’u Farklılaşmamış hâle getiriliyordu!
Not: Bir şey dikkatimi çekti. Infınıverse Zorluk Şart demişti. Ölçekler için. O zaman... İçindeki Her bir Vatandaş buraya mı gelecek? Onun dediğine bakılırsa bu Şart onlar için bile geçerliymiş. Bu, çok saçma.
Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.