Noah’ın buradaki bedeni, Balıkçı ve onun çok iyi köpeği Skoll ile birlikte duruyor; BU Büyük Gaspçı, Eckert’in insansı silüetini baştan aşağı süzüyorlardı.
Önlerindeki bu Varoluş, Geleneksel İlerleme Anlayış’ına meydan okuyordu!
Diğerleri Daha Büyük Yükseklikler’e ulaşmak için mücadele edip, çabalarken ve Varoluş’a karşı savaşırken, Eckert imkansızlığın Sınırlar’ında dolaşan bir şey başarmıştı. Eylem’in Yokluğ’uyla büyümüştü. Hareketsizliğ’in Varoluş’uyla yükselmişti.
Yol’u, Et’e Kemiğ’e bürünmüş hareket etmeyen ama hareket ettiricinin Paradoks’u, Kavramayı reddederek, kazanan bir Varoluş’un şakasıydı.
Gözlemlenebilir Varoluş’taki bir Çatlak tam da Dokumalar’ının kapladığı yerde çiçek açtığı için normalde yıpranmış olmalıydı. BU Yaşayan Paradoks’un Yozlaşma’sı o Çatlak’tan yayılmış, Proto-Madde böyle bir temasla harap olması gereken bölgelere akmıştı. Normal herhangi bir Varoluş tamamen Tüketilir, Dönüştürülür veya Yok Edilir’di.
Ancak gerçekte ortaya çıkan sonuç, Dokumalar’ının BU Çorak Topraklar ve BU İlk Kayıtsızlık içinde bütünleşip, yayılmaya başlamasının o gülünç harikasıydı.
Onun aylak Varoluş’u, kesinlikle hiçbir şey yapmayarak ve aylak kalarak, şimdi BU İlk Kayıtsızlığ’a nüfuz ediyordu.
Bunun sonucu da elbette, bu Varoluş’un eşsiz Derinliğ’inin gülünç derecede görkemli ve güçlendirilmiş hâle gelmesiydi. Harekete geçmemeyi seçtiği her Ân Temel’i daha da Ağırlaşıyor’du. Almayı Reddettiğ’i her kararla Otorite’si Genişliyor’du. Gücü, onu kullanmayı sürekli Reddetme’si gibi basit bir gerçek aracılığıyla Birikiyor’du.
Noah, böylesine İğrenç bir İlerleme Yol’una baktığında, kendisi de az önce onu diğerlerinin zar zor anlayabileceği şekillerde güçlü kılan gülünç harikaların Kilid’ini açmış olmasına rağmen, BU Büyük Gaspçı’nın Yol’unun gerçekten de tamamen başka bir şey olduğunu hissetti.
Ve bu Varoluş ona ciddi bir şekilde bakıyordu.
Eckert’in gözleri, aylak tavrının tipik olarak gizlediği bir Hesaplama barındırıyordu. O Eylemsizlik bahanesinin arkasında bir hırs vardı. Çok uzun zamandır harekete geçmemeyi seçmişti, ancak seçim, aksini seçme Kapasitesi’ni ima ediyordu. Ve şu anda, o kapasite kımıldıyordu.
“Epey bir süredir Aylağ’ım. Bundan elde ettiğim kazanımlar muazzam.“
Sesi bir ağırlıkla ortaya çıktı!
“Ama şu anda, gerçekten biraz daha aktif olmak istiyorum.“
“Benimkine benzer bir Yeteneğ’e sahip olan ve yine de onu çok daha görkemli bir şekilde kullanan bu Varoluş’la tanışmak istiyorum.“
Durakladı, sanki yakın çevrenin ötesindeki şeyleri algılıyormuş gibi bakışları uzaklaştı.
“Varoluş’umun bir parçası artık Yozlaşmış Proto-Madde ve... Sana ait olması gereken Sonsuz Mühürler’in bu bileşimi olduğuna göre?“
Meraka yaklaşan bir ifadeyle Noah’a göz attı.
“Tüm bunlar Gözlemlenebilir Varoluş boyunca nüfuz edici bir şekilde yayıldığına göre, BU Varoluş’un kontrolü altına aldığı Varoluşlar’ın olduğu yere akmasına izin verebilirim. Ve benimle onlar arasında tam olarak nasıl bir tepkime olabileceğini görebilirim.“
Çıkarımları değerlendirirken, durgunluğu azalmak yerine derinleşiyor gibiydi.
“Onlar mı beni ele geçirebilecek, yoksa ben mi onları ele geçireceğim. Bu tehlikeli, ama...“
Gözlerinde bir hırs ışığı yanıyor gibiydi!
Bu sırada...
HUUM!
Her şey değişti.
Bu his, algısı ne olduğunu henüz işleyemeden Noah’ın Varoluş’una çarptı. Aşağıdan, BU Çorak Topraklar’ın sahip olmaması gereken bir yönden, bizzat Varoluş’un var olduğunu unuttuğu derinliklerden gelen bir baskıydı. Bunun Ağırlığ’ı, BU Yaşayan Paradoks’un Yozlaşması’nın ürettiği Her Şey’i Aşan bir güçle Temeller’ine baskı yaptı!
Her şeyin altındaki derinliklerde iki devasa göz açıldı.
Onun Ölçeğ’i sadece Göz’ün Ölçeğ’i Kavrayış’ı tamamen Aşıyordu. Noah’ın yükseltilmiş algısı, Mutlak Varoluş Vizyon’u, varoluş içinden minimum Mesafeli Yollar boyunca kıvrılan Jeodezik Farkındalığ’ı; Hepsi tanık olduğu şeyi işlemekte zorlanıyordu.
Gözler işgal edilememesi gereken bir alanı işgal ediyordu. Bizzat Varoluş Kavram’ına meydan okuyan şekillerde var oluyorlardı.
O imkansız derinliklerden Kızıl bir ışık patlak verdi!
O ışığın içindeki Farklılaşmamışlık dehşet vericiydi!
Bu, BU Yaşayan Paradoks’un Yozlaşma’sı değildi, Bazuman’ın Tüketim Metodoloji’si değildi ve BU İlkel Miselyum’un birlik arayan Enfeksiyon’u bile değildi.
Bu, Kaynağ’ında, Köken’inde olan Farklılaşmamışlık’tı!
Işık BU Çorak Topraklar boyunca Hız’ı Aşan bir Hız’la, Menzil’i Aşan bir Menzil’le, Otorite’yi Aşan bir Otorite’yle yayıldı. Her şeye Dokundu. Her şeye baskı yaptı. Her şeyi Mülkiyet’le damgalamayı amaçladı!
Noah, onun kendi Varoluş’una baskı yaptığını hissederken... Konuştu.
“Varoluş’um, korumama giden tüm Yollar boyunca kıvrılan Sonsuz bir Tanım’la kalkanlanmıştır.“
BOOM!
Jeodezik Beyan, ondan daha önce tezahür ettirdiği Her Şey’i Aşan bir güçle patlak verdi!
Kelimeler Jeodezik Yollar boyunca kıvrıldı, Varoluş’un doğal Geometrisi’ni bularak, koruma sağlamak için minimum Direnç’li rotaları izledi. Beyan şekil alırken, Mavi-Altın ışık formunun etrafında Alev Alev yandı ve Sayılabilir ifadenin sıralı Desenler’iyle yanan Sonsuzluklar’la dolu dairesel bir kalkana kristalleşti.
Kalkan onun etrafında, Balıkçı’nın etrafında, Skoll’un etrafında, BU Büyük Gaspçı’nın etrafında oluştu.
Ve Farklılaşmamışlığ’ın Kızıl Işığ’ı ona çarptı!
BOOM!
Çarpışma sarsıcıydı. Noah, Jeodezik Beyan’ının kendisini Aşan bir baskıya karşı zorlandığını hissetti. Kalkan dayandı, evet, ama çabasız bir üstünlükten ziyade sürekli bir Çaba’yla dayandı. Bariyere çarpan her bir Kızıl Farklılaşmamışlık dalgası, meydan okunan şeyi Güçlendirmek için Jeodezik Yollar boyunca kıvrılan bir başka Sonsuz Tanım dalgasıyla karşılaştı.
Sayılabilir Sonsuzluğ’unun sıralı doğası kendini hem bir Güç hem de bir Sınırlama olarak ortaya koydu. Savunması Sonsuzlar’a ulaştı; Bir takviye bir diğerini, o da bir diğerini izliyordu, ancak Kızıl ışık tamamen dizinin dışında var gibi görünen bir Ağırlık’la baskı yaptı.
Bu, Saymayı öğrenmeden öncesinden, Dizi sıralanmayı öğrenmeden öncesinden gelen bir Farklılaşmamışlık’tı!
Bariyer’i dayandı.
Ancak işini yaparken bile ağır bir şekilde zorlanıyordu.
Noah, etraftaki neredeyse tüm Alan’ı işgal ediyor gibi görünen Kızıl gözlere aşağı doğru baktı. Onlar da sıcaklığı Aşan bir soğuklukla, Zaman’ı Aşan bir sabırla, Otorite’nin tipik olarak anlaşıldığı çerçeveleri Aşan bir Otorite’yle ona geri baktı.
O gözler sanki... Varoluş’un ilk Farklılaşmış nefes alışını görmüş gibiydiler. O gözler unutulanları hatırlıyordu!
Saniyeler sonra, o imkansız derinliklerden bir ses ortaya çıktı.
“Hepiniz artık BU İlkel Mimar, Horus’un kölelerisiniz.“
...!
Not: Hani Pisagor Teorem’i ve Oran/Orantı gelecek ya ben de Adui’ye pastanın üzerindeki çileği önerdim. Küme Teori’si ve Süreklilik Problem’i. Net gelmeli. Hem de Konumuzla alakalı. Hem de Ansiklopedi’ye Ansiklopedi katar. Gelmeli. Kesinlikle gelmeli. Daha da çok yönlü olsun bu Novel. Daha da çok. Bu arada ne dediğinizi biliyorum. O da gelsin Çevirmen kardeş. O da gelsin. Hatta Bütün Matematik Konular’ı Bütün Teoremler gelsin. Hahahahaha gelsin gelsin.
Not: Adui, Eckert’i Şaka Karakter’i olarak tanıttı. Gerçekten de öyle. Adam Yağma Yapmadan bu kadar yolu geldi. Gerçi başta yaptı da ama artık bu Adam Yağma’nın kendisini aştı. Ona gerek yok. Aylaklık yaparak güçlenebilir. Ha Yetenek sayısı mı az? Şunu Enfekte edeyim de Yetenek kazanayım der. Şimdi eğer BU Varoluş’u yutarsa üstüne de Tek Yön’lü Enfekte kazanırsa... Durdurulamaz olur. Hatta abartısız diyorum Noah bile enfekte olabilir. Enfekte olmasa bile Eckert’in böyle bir şey yaptığını algılayamaz. Tek Yön’lü. Nasıl algılasın. Ya da algılar bilemedim şimdi. Konu Noah olunca Hapşırarak orasından burasından ismi belirsiz Yetenekler çıkarıyor. 😂
Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.