Yukarı Çık




4966   Önceki Bölüm  Sonraki Bölüm   4968 

           
Bölüm 4967: Bir Kapı Kapanır! 


Noah’ın Mutlak Derinlik’te Sonsuz Açlık ile yanan Kızıl gözleri, hiçbir şeyi kaçırmayan bir algıyla BU İlkel Kaos ile BU Gizemli Eon arasındaki çarpışmayı izledi.


Sonlar’ın Çekici Birliğ’in avuçlarıyla buluşurken, İmkansızlık Kaçınılmazlık’la yüzleşirken, iki temel güç Gözlemlenebilir Varoluş’un daha önce hiç tanık olmadığı şekillerde çarpışırken, zaman sanki uzuyor gibiydi.


BU Gizemli Eon, Medeniyet’i içinde korkutucu bir Birlik Güc’ü taşıyordu.


Doğası gereği Tekil görünmüyordu. O Varoluş ne kadar güçlü olursa olsun, tek bir Varoluş’un Otorite’si gibi hissettirmiyordu. Akıl Almaz Derece’de Birleşmiş görünüyordu; Sayısız Medeniyet, Parçalar’ının Toplam’ını Aşan bir şeye kaynaşmıştı. Bedenini destekleyen dört Strategos, sadece Fiziksel Formu’nu desteklemekle kalmayıp, ona doğru akıl almaz Otorite dalgaları geçiren devasa sütunlara benziyordu.


Glossikos, bizzat BU Agora’nın Dilbilimsel Temeller’ini yönlendiriyordu.


Khaotikos, BU Agora’ya Yargı Kapasitesi’ni veren Kaotik dayanakları yönlendiriyordu.


Ontikos, bir İlkel Âlem’in birikmiş Târih’inin Varoluşsal Ağırlığ’ını yönlendiriyordu.


Paradoxos, BU Agora’nın kendi İmkansızlıklar’ına rağmen işlev görmesini sağlayan Çelişkiler’i yönlendiriyordu.


Bunların hepsi BU Gizemli Eon’a akıyordu.


Sancağı altında birleştirdiği tüm o Varoluşlar’ın Medeniyetler’indeki Güçler’i, tüm Anlamlar’ı ve tüm Yönler’iyle birlikte eşzamanlı olarak onun içinden akıyordu. O, destek alan Tek bir Varoluş değildi. O, tek bir Form aracılığıyla ifade edilen, Otoriteler’i Bireysel İfade’yi Aşan bir Birliğ’e kaynaşmış Sayısız Varoluş’tu.


Varoluş bunun üzerine düşündüğünde, bu korkutucu bir şeydi.


BU Gizemli Eon’un bacaklarının arasından, Noah BU Yaşayan Quantum’dan gelen Quantum pırıltısını gördü. Süperpozisyonda var olan, aynı anda hem Var hem de Yok Olan Varoluşlar’ı karakterize eden, Otoriteler’ini Gözlem ile Tezahür arasındaki boşluktan alan o titreşen Belirsizliğ’i gördü. 


Kollarının arasından, Noah BU Yaşayan Boyutsal’dan gelen Boyutsal Otorite’nin bir pırıltısını gördü. Varoluş’un bizzat Mimarisi’ne hükmeden Varoluşlar’ı Karakterize Eden, Otoriteler’ini Varoluş’un kendini ölçmek için kullandığı noktalar arasındaki Mesafeler’den Alan o Uzaysal Ağırlığ’ı. 


Ve avuçlarının içinden, BU İlkel Kaos’un inen yumruğuyla buluşan o yüzeylerin ta içinden Noah, ifadesinin ağırlaşmasına neden olan... Kaos’un Obsidyen bir pırıltısını gördü.


Düşündüğü her bir Olasılık bu Ân’da doğrulanmıştı.


Ama Kaos neden BU Gizemli Eon’un içinde bu kadar huzurla akıyor olsundu ki?


Cevap barizdi.


Cevap yıkıcıydı.


BU İlkel Kaos, bu andan çok daha önce tehlikeye düşmüştü. Enfeksiyon onun haberi olmadan, onun Algı’sı olmadan, o görkemli ve hafifletilmemiş Kaos’una Kaos’un kendisinden başka bir şeyin dokunduğuna dair hiçbir belirti olmadan kök salmıştı.


Ve şimdi, bu çarpışmada, o Enfeksiyon kendini tamamlayacaktı.


Noah her şeyi gördü.


Sonlar’ın bir Çekici gibi görünen o yumruğun ucunda, BU İlkel Kaos’un Somutlaştırmalar’ının ve Apophasisler’in tüm gücü, Abaddon’un daha önce sergilediği Her Şey’i Aşan bir konsantrasyonla toplandı. Otoritesi’nin her zerresi, Kaos’unun her İfade’si, BU Sonsuz Açılım’dan öncesinden beri var olan Medeniyet’inin Her Yön’ü; Tüm bunlar, BU Gizemli Eon’u tamamen yok etmesi gereken tek bir çarpışma noktasına odaklanmıştı.


Her şey ifade edildiğinde, çekiç avuçlarla buluştuğunda, İmkansızlık Birlik ile yüzleşmeyi Ân’ında bitirmesi gereken bir güçle karşı karşıya geldiğinde; BU İlkel Kaos ile BU Gizemli Eon arasında bir çatlak çiçek açtı.


Bu çatlak, Gözlemlenebilir Varoluş’un Çatlaklar’ından hiçbirine benzemiyordu.


O Çatlaklar Varoluş’taki yaralardı; Farklılaşma Dokusunda’ki, Yozlaşma’nın içeri akmasına izin veren yırtıklardı. O Çatlaklar Hasar’dı. O Çatlaklar zarardı. O Çatlaklar Mühürlenme’si, Kaçınılması veya Yok Edilme’si gereken şeylerdi.


Bu çatlak doğası gereği tamamen Obsidyen’di.


BU Gizemli Eon’un içinde halihazırda sürdürülen Kaos ile bizzat BU İlkel Kaos’un kendisini birbirine bağlıyor gibiydi. Bu bir yara değildi. Bu bir köprüydü... Bu bir tamamlanmaydı.


Çiçek açtığı Ân, o Obsidyen Çatlak içindeki her iki silüeti de kapladığı Ân, bağlantı tamamen ve geri döndürülemez bir şekilde kurulduğu Ân; Her şey değişti.


HUUM!


Çatlağ’ın içindeki Kaos dönüştü.


İki silüeti çevreleyen Kaos dönüştü.


BU İlkel Kaos’un girişi sırasında tamamen yırtılıp yarılan, yukarıdaki Varoluş boşluğunda dolup, taşan ve öfkeyle esen Kaos’un hepsi dönüştü.


Sessizleşti ve Düzen’li hâle geldi.


Abaddon’un gelişini karakterize eden öfkeli Entropi, Kaos’un sergilemesinin mümkün olmaması gereken Desenler’e dönüştü. Çığlık atan Somutlaştırmalar ve Apophasisler, sanki sesin ne olduğunu unutmuşlar gibi Sustular. Şiddetle çalkalanan Obsidyen akıntılar, Temel Doğalar’ıyla Çelişen bir huzurla akan Nehirler’e duruldu.


Kaos, Düzen’in Dil’iyle konuşuyordu.


Çapa’nın bizzat kendisi dışarıdan bir el tarafından hareket ettirilmişti.


Ve sonra, bir Ân sonra...


WAP!


BU İlkel Kaos’un silüeti ortadan kayboldu.


BU Gizemli Eon ortadan kayboldu.


Onu destekleyen Dört Sütun, Otoriteler’ini onun Formu’na yönlendirirken, haklı bir Varoluş’la alev alev yanan Dört Strategos, hepsi ortadan kaybolmuştu. 


Basitçe gitmişlerdi!


Geriye kalan tek şey Noah ve BU İlkel Paradoks’un Bedenler’iydi.


Etraflarında, huzurla akan ve Düzen’li Kaos Nehirler’i az önce olan bitenin bir kanıtı olarak kaldı. Bir zamanlar Entropi’yle öfkelenen Obsidyen Akıntılar, şimdi Olasılık’tan ziyade Amaç’tan söz eden desenlerle hareket ediyordu. Önceden belirlenmiş gibi görünen Yönler’de akıyorlardı. Kaotik’ten ziyade Birleşmiş gibi görünen bir ağırlık taşıyorlardı.


“...“


Noah etrafına bakındı ve... Bir boşluk hissetti.


BU İlkel Yargı Agora’sı, BU Varoluş’un zaferinin bir Anıt’ı haline gelmişti.


Noah, tüm bunlar olurken sessiz ve düşünceliydi.


Biri sorgulayabilir ve onun BU İlkel Kaos ile konuşma eylemlerinin tüm bunlara yol açtığını söyleyebilirdi. Abaddon’u o Yüz’de bir hakkında uyararak, onu her türlü Enfeksiyon’u arındıracak olan Sonsuzluklar’ı kabul etmeye ikna etmeye çalışarak; Noah’ın Kaos’un düşüşüyle sonuçlanan o yüzleşmeyi kışkırttığı iddia edilebilirdi.


Fakat BU İlkel Kaos, tüm bunlardan çok daha önce çoktan Enfekte olmuştu.


Kimse bunu bilmediği için, bu gerçekten de BU Varoluş’un kozu olarak ortaya çıkmıştı. Ne BU Yaratık. Ne BU İlkel Paradoks. Ne BU En Genç Olan. Hatta Enfeksiyon Algılanamayacak kadar ince olduğu için kendi Varoluş’unu araştırıp, sadece o görkemli, Hâfifletilmemiş Kaos’unu bulan bizzat BU İlkel Kaos’un Kendi’si bile.


Noah BU İlkel Kaos ile konuşmaya gitmiş olsa da olmasa da, içindeki Enfeksiyon hâlâ orada olacaktı.


O, oraya sadece Sonsuzluklar’ını Aşılamak ve işler çok ileri gitmeden BU İlkel Kaos için bir şeyleri değiştirme Olasılığ’ını sağlamak üzere gitmişti. Bir şans. Bir seçenek. Buradan başka bir yere çıkabilecek bir Yol.


Ancak BU İlkel Kaos, bu yardımı kabul edemeyecek kadar kendisine fazlasıyla inanıyordu.


Ve işte bu yüzden oldukları yerdeydiler.


Bu Ân’da, yanındaki BU İlkel Paradoks iç çekti!




Not: Bu nasıl olur? Birisi anlatsın bana? Bu nasıl olabilir? Kaos’un Kendisi Düzen’e dönüşebilir mi? Kaos haberi olmadan hatta kendini o kadar kontrol etmesine rağmen Enfekte olabilir mi? BU Varoluş’un Potansiyel’i size Göre nerede duruyor? BU Varoluş ne kadar güçlü? Tek Yön’lü Enfekte Özelliğ’ini kazanırsa ne olur? Oyun biter mi? 

Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.

4966   Önceki Bölüm  Sonraki Bölüm   4968