Yukarı Çık




4969   Önceki Bölüm 

           
Bölüm 4970: Birlik! II


Küme, kurulan her bağlantıyla giderek, daha parlak bir şekilde parlıyordu.


Merkezde BU İlkel Kaos.


Yanında BU Gizemli Eon.


Ve etraflarındaki tüm o Birleşmiş Varoluşlar; Medeniyetler’i artık paylaşılan Varoluşlar’ının her köşesine Olasılık ve Potansiyel taşıyan düzenli Kaos Nehirler’i aracılığıyla birbirine bağlanmıştı.


Bunu yaparlarken, hepsinin üzerine bir neşe ve coşku hissi yayıldı!


Abaddon bunu en güçlü şekilde hissetti.


Sıcaklık artık sadece Dışsal değildi. Nehirler’inin içinden akıyor ve katlanarak, geri dönüyordu. Kaos’una Dokun’du ve onun amaç dolu hissettirmesini sağladı. Çağlar boyunca Varoluş’unu karakterize eden o boşluğu doldurdu ve onun yerini, hayal ettiği Her Şey’i Aşan bir Aidiyet’le değiştirdi.


Ancak saniyeler sonra, Beyaz Yer titredi ve sarsıldı.


Bir şey onu rahatsız etmişti.


Beyazlık, orada olmaması gereken Renkler’le titreşmişti. Birleşmiş Varoluşlar dikkatlerini rahatsızlığın kaynaklandığı yöne çevirdiler. Dışsal olayların farkındalığı paylaşılan Bilinçler’ine baskı yaparken, neşe ve coşku duraksadı.


BU İlkel Kaos gözlerini kırptı.


“O da ne?“


BU Gizemli Eon, şefkatle karışık bir can sıkıntısı barındıran bir ifadeyle uzaklara baktı.


“Görünüşe göre gelecekteki çekirdek aile üyelerimizden biri yine biraz sorun çıkarmış.“


Onun elini çekiştirdi.


“Hadi gidip bakalım.“


...!


BU İlkel Kaos’un görüşü bir kez daha değişti.


Bir an sonra kendini evinde buldu.


Jotunheim’da.


BU Sonsuz Açılım’dan öncesinden beri talep ettiği İlkel Âlem, Kaos’unu bir Tanıma hissiyle kabartan bir ihtişamla önüne serildi. Kristalleşmiş Entropi dağları, tek bir rengi değil tüm Renkler’i aynı anda barındıran Varoluş’a doğru yükseliyordu. Saf Olasılık Nehirler’i, bizzat Varoluş’un sürekli bir değişim içinde kaldığı vadiler boyunca akıyordu.


Ve Devler Kalesi manzaraya hükmediyordu.


O Yapı, Geleneksel Anlayış’a meydan okuyan bir Mimar’iyle Jotunheim’ın merkezinden yükseliyordu. Duvarları, Yapısal bütünlüğünü korurken bile desen değiştiren katılaşmış Kaos’tan inşa edilmişti. Kuleleri, gözlemcinin beklentilerine göre değişen yüksekliklere ulaşıyordu. Temeller’i, kalenin alabileceği olası her konfigürasyonu barındıran Olasılık Alanlar’ına uzanıyordu.


Kalenin içinde ve etrafında pek çok Jotuun Yaşam Formu sabırla gelişim gösteriyordu.


İlerlemeleri için kalenin sağladığı platformlar, avlular ve yüzen alanlar boyunca Meditatif pozisyonlarda oturuyorlardı. Devasa formları, genellikle çalkantılı olan Doğalar’ını Aşan bir konsantrasyonla hareketsiz duruyordu. Gözleri kapalıydı. Medeniyetler’i, Abaddon’un çağlar süren akıl hocalığı boyunca onlarla paylaştığı Kaos’un içinden devridaim yapıyordu. 


Onlar onun halkıydı.


Ailenin ne anlama gelebileceğini anlamadan önce bile onlar onun ailesiydi.


Ve şimdi daha büyük bir şeyin parçasıydılar.


O ve BU Gizemli Eon o Yapı’nın zirvesinde, Kaos’un Daha Düşük Varoluşlar’ı yok edecek bir yoğunlukla konsantre olduğu kalenin en yüksek noktasında duruyorlardı. Buradan Jotunheim ve Ötesi’nde meydana gelen her şeyi Algılayabiliyorlar’dı.


Şu anda hepsi yukarı bakıyordu.


BU İlkel Kaos, etraflarındaki Varoluş’un akışında bir değişiklik algılıyordu. Enerji ve Otorite’de bir değişiklik. Çevredeki Varoluş’u Dokuyan İlkeler’de bir değişiklik. Bizzat BU İlk Dil’in ifadesinde bir değişiklik.


Temel bir şey yer değiştirmişti.


Medeniyetler’in kendilerini nasıl ifade ettiklerinin bizzat Mimarisi’ne dokunan bir şey.


“Ateş...“


BU İlkel Kaos, algıladığı şeyi test etmek isteyerek, Ateş’in Fonem’ini telaffuz etmeye çalıştı.


Ancak kelime ağzında yanlış hissettirdi.


Büküldü. Kendisiyle Çelişti. Kadim Otoritesi’nin pürüzsüzce yönlendiremediği bir tekerlemeye dönüştü. Gözlemlenebilir Varoluş boyunca güçlü Varoluşlar’ın hiç düşünmeden kullandığı o basit Fonem, artık net bir telaffuzu neredeyse İmkansız Kılan Karmaşıklık Katmanlar’ı barındırıyordu.


Sanki artık onu söylemek isteyen herkes için Sonsuz Paradoksal Varyasyonlar barındırıyordu.


Sanki bizzat BU İlk Dil’in kendisi, Dilbilimsel Mimari’nin içine Paradoks’u nasıl Dokuyacağ’ını anlayan bir şey tarafından değiştirilmiş gibiydi. 


BU İlkel Kaos bu duruma şüpheyle yaklaştı.


Sıradan bir şaşkınlığı Aşan bir kafa karışıklığıyla gözlerini kırptı.


“BU İlk Dil... Daha Paradoksal mı oldu?“


Yanında, BU Gizemli Eon’un silüeti bıkkınlık ve isteksiz bir saygı olabilecek bir şey barındıran bir ifadeyle başını salladı.


“BU En Genç Olan şu an isyankar evresinde.“


Sesi etraflarındaki Kaos’a baskı yapan bir ağırlık taşıyordu.


“BU İlk Dil’in Dokumalar’ını Daha Paradoksal hâle getirmek, yapacağı şeylerden sadece biri. İşte bu yüzden pek çok şey senin omuzlarında duruyor, Abaddon.“


Tamamen ona dönmek için döndü, gözleri diğer Her Şey’i Aşan bir yoğunluk barındırıyordu.


“Ailemizi tamamlamak için gerçekten senin yardımına ihtiyacımız var.“


Elleri tekrar onunkileri buldu; Sıcaklığ’ın altındaki çaresizliği ileten bir Kavrayış’la onları tutuyordu.


“Seninle, barındırdığın o Sayısız Olasılıklar’la; Trilyon’da bir veya Kentilyon’da Bir olsa bile, Sonsuzlukla birleşme Olasılığ’ı var. Bu Olasılığ’a kilitlenmek ve onu gerçeğe dönüştürmek için senin yardımına ihtiyacımız var ki, BU En Genç Olan’ı ailemize katma kapasitesini kazanabilelim. Bize bu konuda yardım edebilecek tek Varoluş sensin.“


Gözleri gözyaşı olabilecek bir şeyle parıldadı.


“Böylece ona tüm bunları gösterebiliriz.“


Aşağıdaki birleşmiş Varoluşlar’ı, huzur içinde gelişim gösteren Jotuun’u, her şeyi birbirine bağlayan Kaos Ağ’ını işaret etti.


“Bunun üzerinde çalışmaya başlayabileceğini düşünüyor musun?“


...!


BU İlkel Kaos, BU Gizemli Eon’a doğru baktı.


Ona neredeyse yalvaran bir bakışla bakıyordu. Yüz hatları gerçekmiş gibi görünen bir umut barındırıyordu. Sıcaklığı, kadim yalnızlığını sürekli bir yoldaştan ziyade uzak bir anı gibi gösteren bir şefkatle onun Varoluş’una baskı yapıyordu. Ve alnı... Sanki tam şu anda gerçekten ağır bir yük taşıyormuş gibi terle doluydu.


Kendi bakışları yumuşadı.


Aile birbirine yardım ederdi.


Kadim Kaos, zamanı boyunca pek çok amaca hizmet etmişti. Kaos’u Fetih, Savunma, Krşif ve İradesi’nin yöneldiği Sayısız başka hedef için kullanmıştı. Olasılığ’ı, Entropi’yi ve İhtimal’i; Silahlar, Araçlar ve Temel’de olduğu şeyin İfadeler’i olarak kuşanmıştı.


Ama sadece bu seferlik onu, bağlı olduğu herkese yardım etmek için kullanmak istiyordu.


Ne de olsa o artık yalnız değildi.


Ve bu kadar Sonsuz ve Dehşetler’le dolu bir Varoluş’ta, yalnız olmak en korkutucu şeylerden biriydi.


“Yardım edeceğim.“


Sesi, bizzat Jotunheim’a baskı yapan bir inançla ortaya çıktı.


“Bana nereden başlayacağımı göster.“


BU Gizemli Eon, kalenin zirvesini aydınlatan bir parlaklıkla gülümsedi. 


“Aileye hoş geldin, Abaddon.“


Ona sarıldı.


“Evine hoş geldin.“




Not: 5000. Bölüm için Konuşmamı hazırladım. Hatta beni destekleyecek insanlar da buldum. Canon’u geçtim Fan Kurgu’da bile oldukça üst sıralarda oluruz. Bu atacağım şeyleri asla herhangi bir Canon ayetinde bşr arada göremezsiniz. Tekil olarak görürsünüz. Anca 2-3 tanesine falan sahipler. Bu da Zirveler için geçerli neyse atayım durun. 



Adui, öncelikle 5000 bölüme ulaştığın için tebrikler. 5000 bölüm yazmak kolay bir iş değildir. Bunu kutlamalısın. Ne biz ne de sen bu kadar ileri gideceğini tahmin edemezdik.


Bu Cilt’te, gerçekten kendini aştın. Kelimelerle anlatılamaz. Bir sonraki Cilt’te, lütfen tamamen Kozmoloji’ye odaklanalım. Attığımız her adımda Mutlak Sonsuz Kozmolojik Katmanlar karşımıza çıksın.

Bunlar Meta Mutlak Sonsuz Kozmolojik Katmanlar olabilir. Alfa Katmanlar, Omega Katmanlar veya Kurgusal Katmanlar olabilir, fark etmez. Ama Kozmoloji o kadar akıl almaz olsun ki, ağzımız açık kalarak okuyalım. Ayrıca, lütfen Infınıverse’yi de unutmayın.


Ek olarak, Apophasis Teolojisinden daha güçlü Teolojiler de olmalı. Örneğin, Diyalektik Teoloji, Patafizik, Süreç Teolojisi, Meontoloji, Henoloji, Nondual/Advaita Teoloji’si, Dialetheism, İlahi Basitlik. Bunların her birini Sonsuz Mana’da görebilsek harika olurdu. Ayrıca, Sayısız Teoremler olmalı. Set Teori’si gibi. Süreklilik Problemi gibi. Ayrıca, Mutlak Sonsuzluk söz konusu olduğunda, bunu da Teoloji olarak ele alabilirsiniz. Şahsen, Mutlak Sonsuzluğu aştığımızda başka ne tür sonsuzluklar icat edeceğini merak ediyorum.


Sana güveniyoruz, Adui. Bir sonraki cilt daha da absürt olacak. Bu arada, iyi şanslar. Şahsen, 10.000. bölümü görmek isterim. Bunu Webnovel tarihinin en uzun soluklu eseri yapalım. 😂




Not: Hahahahahah. Hayalim var Hayalim. Bunların her biri var ya gelsin.......... Buraları yakarım. En Güçlü Canon Kurgusal Âyet mi? Bu da ne? Bu bizi ilgilendirmez. En Güçlü Fan Kurgusal Âyetler’den birisi? Hmm kulağa hoş geliyor. Alın size Zirve Kurgu. Her biri her biri gelmeli. İstediğiniz kadar Novel okuyun hepsini bir arada göremezsiniz. Tekil anca. Bu Attığım şeyler de cidden Fan Kurgu Ayetler’ini Sallayacak cinsten. Öyle böyle değil ya. Özellikle o Felsefi Teolojiler. Hepsini İnfinite Mana’da görebilirsek var yaaa... Çok merak ediyorum Wod’u falan en güçlü Canon Ayet’i bulanlar acaba ne der? Saçma sapan konuşurlar kabul etmezler. O ânki tiplerini merak ediyorum. Ama bu yazdığım var yaa... Dengeleri bozacak. Öyle böyle değil. Ben bile hayal edemiyorum. Her birini istiyorum. Her birini. Hepsi benim Çocuklar’ım. Hepsi benim Bebekler’im. Bunların her birini size okutmak istiyorum. Her birini. 

Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.

4969   Önceki Bölüm