Yukarı Çık




5024   Önceki Bölüm 

           
Bölüm 5025: Birliğe Saldırı! I


Noah, bir adım attı ve Çorak Topraklar’da belirdi.


Bir Zamanlar her yöne Sonsuz’ca uzanan Kıpkırmızı uçsuz bucaksız Alan, artık onun Minyatür Neden’inin dönüştürdüğü gökyüzünden yağan Rengarenk Sular’ın altında boğulmuştu.


Varoluşsal Sonsuzluk Nehirler’i, Eonlar boyunca değişmeden kalan arazide yeni kanallar açarak, direnmek üzere tasarlandığı Her Şey’in Ötesi’nde bir Otorite’yle temas ettiğinde çözünen Yozlaşmış Proto-Madde’yi süpürüp, götürdü.


Eylemlerinin sonuçlarını, hem Kâdim hem de Genç bir bakışla izledi.


Çevre, Yağmur sona erdikten çok sonra da kalıcı olacak şekilde değişmişti. Çoraklığ’ın köşelerinde karanlığın biriktiği yerlerde, artık gölgeye izin vermeyen suların arasından ışık sızıyordu. Yozlaşma’nın Dallar’ını manzaraya yaydığı yerlerde, Yüzyıllar sürse de Solmayacak, Sonsuzluk’la doyurulmuş Arındırılmış Temeller’den başka hiçbir şey kalmamıştı.


Ya da aslında, Asla Solmayacak’tı.


Naldine, tanık olduğu her şeye rağmen soğuk bir ifadeyle yanına geldi. Amser Modred bir Ân sonra ortaya çıktı; Zaman Yolculuğ’unun Mor Zamansal Akımlar’ı altında titriyordu.


İkisi de konuşmadı.


Noah, BU Yaratık ile çarpışmasının yol açtığı sonuçları incelerken, onlar sadece izlediler.


İlk tufandan sağ kurtulan Varoluşlar’ın Çok Renk’li sularda diz çökmüş olduğunu gördü; Temeller’i, onları eskisinden daha büyük bir şeye dönüştüren Otorite’yi Emiyor’du. Bir Ân önce başka Varoluşlar’ın bulunduğu yerleri gördü; Şimdi, içlerine dökülen şeyi barındıramayacak kadar Zayıf Varoluşlar’ı silip süpüren Sular dışında boşalmıştı.


Noah, bir adım daha atıp ortadan kaybolurken, gördüğü her şeyi düşündü.


Jotunheim’de, Buzul Dağ’ın yakınında, Zirveler’de beliriverdi. Şimdi o Zirveler, üretebileceklerinin Sınır’ı Yokmuş gibi görünen Varoluş’tan Sonsuz’ca yağan Çok Renk’li Sular’ın altında boğulmuştu.


O dağın yamaçlarında, Noah Kaos Devler’inin diz çökmüş olduğunu gördü.


Yarısı hayatta kalmıştı; Varoluş’un Sonsuzluğ’unun Yağmur Çağ’ı, her Ân Temeller’ini sınayan bir Ağırlık’la etraflarında devam ederken, devasa Bedenler’i titriyordu. Birlikler’i, izinsiz birleşmeye izin vermeyen Sular tarafından koparılmıştı ve şimdi, BU Varoluş onları ele geçirdiğinden beri ilk kez Bireyler olarak var oluyorlardı.


Bir zamanlar bu bölgeyi dolduran Kaos Devler’iinin yarısından azı hayatta kalmıştı.


Diğerleri çözülmüş ve tamamen yok olmuştu; Birleşme geri dönüşü olmayan eşiklerin Ötesi’ne geçtiğinde, Konak ile Enfeksiyon’u ayırt edemeyen Sel Sular aracılığıyla Varoluşlar’ı silinip, süpürülmüştü.


O Kaos Devler’inin bir Ân önce durdukları yerde, Çözünmüş Potansiyel’i bilinmeyen yerlere taşıyan Çok Renk’li Nehirler dışında hiçbir şey kalmamıştı.


BU İlk Ölçek’teki Sayısız Varoluş, onun başlattığı bu Neden yüzünden yok olacaktı.


Sayısız Varoluş daha, hâlâ Yağan, Hâlâ Arındıran, Dokunduklar’ı her Temel’i Hâlâ sınayan Sular tarafından Sayılamaz Sonsuz tarafından değişecekti.


Noah, diz çökmüş Kaos Devler’ine ve düşmüş akrabalarının var olduğu Boş Alanlar’a baktı ve sesini yükseltmeden edemedi...


“Eskiden kendime Âhlaki sorular sorardım.“


Sesi, etraflarındaki düşen Sula’a baskı yapan bir ağırlıkla çıktı; Konuşurken, gözlerinden Çok Renk’li bir ışık parlıyordu.


“Eskiden eylemlerimin iyi mi kötü mü olduğunu merak ederdim. Yürüdüğüm Yollar’ın doğruluğa mı yoksa lanetlenmeye mi götürdüğünü. Yaptığım seçimlerin, ortaya çıkardıkları sonuçlarla haklı gösterilip, gösterilemeyeceğini.“


Naldine ve Zamansal kesintisiz dinlediler.


“Sadece İki Buçuk Yıl önceki hâlimi alıp, buraya getirip, buna tanık olsaydı, yaptıklarımdan dehşete düşer hatta intihar ederdi.“


Noah’ın bakışları, Jotunheim’ın Sular altında kalan manzarasını, diz çökmüş hayatta kalanları ve ölenlerin artık olmadığı Boş Alanlar’ı taradı.


“Bu yok olup giden Varoluşlar karşısında, hayal edebileceğinin Çok Ötesi’nde bir Ölçek’te işlenen cinayetleri görebilir. Bunu tetiklediğim için beni kınayabilir. Gelecekteki dönüşümün kabul edilebilir bir bedeli olarak bu ölümleri kabullendiğim için bana Canavar diyebilirsiniz.“


Gözleri, BU Yaratık’la verdiği mücadelede geçirdiği Vâftizin Rengarenk ışığıyla parlıyordu.


“Yine de Varoluş’un kendisi, benim yok ettiğim  Varoluşlar’ı yok etmediğimi düşünüyor. Bunu soykırımdan ziyade doğal Seleksiyon süreci olarak ilan ediyor. Ölen bu Varoluşlar’ın zaten öleceklerini, Medeniyetler’inin Gözlemlenebilir Varoluş’ta yayılan çatışmalardan sağ çıkamayacak kadar zayıf olduğunu, Yağmur Çağı’nın sadece kaçınılmaz Sonlar’ını hızlandırdığını iddia ediyor.“


Bir Ân durdu.


“Geçmişteki Hâl’imin böyle bir Felsefe’ye katılıp, katılmayacağını söylemek zor. O Genç Varoluş’un, bazı yok oluşların başka türlü gerçekleşemeyecek bir Büyüme Alan’ı Yarattığ’ını, kalanların hayatta kalması için bazı canavarların gerekli olduğunu kabul edip, etmeyeceğini bilmek zor.“


Sesinde ne pişmanlık ne de sevinç vardı.


“Ama o Genç Benlik burada değil. Ben buradayım. Ve Ben... seçimlerimin yol açtığı sonuçların tümünü göreceğim, çünkü sonuçlarıyla yaşamak zorunda olan benim.“


İçini çekti.


Sonra diz çökmüş Kaos Devler’inden uzaklaştı ve bir adım daha attı; Normal Ölçüler’in Ötesi’nde geçen Ânlar’da Muazzam Mesafeler’i kat etti.


Fırtınanın kendisinin bir düğüm noktası gibi, çok Renk’li Nehirler’in taştığı ve yoğunlaştığı bir bölgeye geldiler.


Buradaki suların yoğunluğu, Noah’ın Çorak Topraklar’da ya da Jotunheim’ın buzul dağlarında gördüklerinin Ötesinde’ydi. Sular rastgele akmak yerine belirli bir amaç doğrultusunda kıvrılıyor, İki figürün durduğu merkezi bir noktada birleşiyordu; Bu Figürler, Yağmur Çağ’ın kendisine karşı koyan bir Otorite’yle tufanın ortasında duruyorlardı.


Gizemli Eon.


İlkel Kaos.


Onlar, kendilerini ele geçirmiş Enfeksiyon’u silip, süpürmeye çalışan Ârındırıcı Sular’a karşı alev alev yanan Temeller’le fırtınanın kesişim noktasında duruyorlardı.


Birlikler’i, çevreyi titretecek kadar çaresiz bir şekilde çözülmeye karşı savaşıyordu; Varoluş’un Kökler’i, en değerli kazanımları arasında yer alan Konakçılar’ı bırakmayı reddediyordu.


Kaos Devler’i etraflarına yayılmış, içlerindeki Enfeksiyon, birleşmelerini kabul etmeyen Sular tarafından zorla koparılan Birlik ile savaşırken başlarını tutuyorlardı. Bazıları, Rengarenk Nehirler’i sarsan seslerle çığlık attı. Diğerleri sessizce yatıyordu; İçsel savaşları çoktan bir yönde ya da diğerinde sonuçlanmıştı.


Noah, bu Kaos’un merkezinde duran iki figüre soğuk bir bakış attı.


Önce Gizemli Eon ile göz göze geldi; Her zaman Sayısız Sır barındıran ama şimdi daha önce hiç görmediği bir şeyle parıldayan gözlere baktı. 


Sonra bakışları, Varoluş’un Eonlar’ı boyunca her şeye gülmüş, başka türlü tepkiler doğurması gereken durumlarda eğlence bulan o Zirve Varoluş olan İlkel Kaos’a kaydı.


İkisi de her zamanki sakin ifadelerini takınmamıştı.


Noah, bu Varoluşlar’la karşılaştığından beri ilk kez sakin değillerdi. Hesap yapmıyorlardı. Olan biteni, kendilerinin hâline gelmiş oldukları şeyi hiçbir şeyin gerçekten tehdit edemeyeceğini ima eden bir mesafeyle gözlemlemiyorlardı.


Onlar... Kesinlikle ölçülemeyecek kadar çılgındılar.

Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.

5024   Önceki Bölüm