Bölüm...
Action,Adventure,Demons,Fantasy,Harem,Isekai,Magic,Monster,Novel,Romance,Vampires,War

Bölüm 5060

Sen Nesin? II
Yazar: Kozmik_00 Grup: : Bağımsız Scanlation Okuma süresi: 6 dk Kelime: 1.450

Bölüm 5060: Sen Nesin? II


Sonsuzluğ’a uzanan bu Ân’da Noah, BU Eon’a baktı.


BU Eon, kayıtsız bir ifadeyle ona karşılık verdi; O Sonsuz Altın gözlerde, Noah’ın onun yüzünde görmeye alıştığı hesaplı bakışlardan eser yoktu. Gözlemlenbilir Güç, her yönden Beden’ine akmaya devam ediyordu; Altın ışık nehirleri, bu kadar küçük bir Alan’da mümkün olmaması gereken tonlarla izole edilmiş sığınağı boyuyordu.


>>Durum Etkisi “Zamansal Genişleme“ aktif. Bir Ân, Sonsuz’a doğru uzuyor.>>


Sonunda, konuştu.


“Sonsuzluklar’ın Beden’imde ne kadar uzun süre kalırsa, kendin için o kadar büyük risk alırsın.“


Sesi, bu Alan’ın Sınırlar’ını zorlayan bir Otorite’yle ortaya çıktı; Her Kelime, dikkatli bir değerlendirme gerektiren imalar taşıyordu.


“Sizin Gibi Yaşamaya çalıştım. Sizin gibi olmaya. Seni burada suçlayamam ama bundan sonra işlerin tam olarak nasıl gelişmesi gerektiği konusunda sana tavsiyede bulunabilirim.“


...!


Noah, onun sözlerini dinlerken, gözleri keskinliğini korudu.


Onlar gibi yaşamayı seçmesi mi? Bu ifadeyle, pek çok şey çıkarabilirdi. O başka bir şeydi, kasten Daha Aşağı bir şeye dönüşmüştü ve şimdi de asıl hâline geri dönmüştü. Dövmeler, Bantlar, Gözlemlenebilir Güc’ün sanki doğal hedefiymiş gibi ona doğru akışı, tüm bunlar dönüşümden ziyade geri dönüş olarak ele alındığında mantıklı geliyordu.


Ama şimdi tam olarak neydi o?


“Demek bizim aramızda, bizim gibi yaşıyordun.“


Quintessence Infiniforce’nin bağlantısı aracılığıyla Temeller’ini hâlâ yakıp, kül eden Gözlemlenebilir Güc’ün seline rağmen, Noah’ın sesi sabit çıktı.


“Şimdi neye geri döndün? Neden Varoluş’undan bu kadar Gözlemlenebilir Güç Sel’inin akıp, gittiğini hissediyorum?“


BU Eon ona sakin bir şekilde baktı, Altın rengi gözlerinde kişisel olmaktan çok klinik bir değerlendirme vardı. Onu, ilginç bir Numune’yi inceler gibi inceliyordu, ne kadar Bilgi’yi kaldırabileceğini, ne kadarını bilmeyi hak ettiğini belirlemeye çalışıyordu.


“Diğerleriyle pek uğraşmazdım.“


BU İlkel Paradoks’un donmuş Beden’ine doğru bir bakış attı.


“Paradoks’a bile duygusal davrandım ve birkaç şey söyledim. Sen... Zaten bizim için ilgi çekici olacak bir vaka çalışmasısın. Sadece bu ilginin senin sonun için bir hüküm hâline gelmesini istemedim.“


Yüz ifadesi hafifçe değişti.


“Senin ve hatta benim bile bilmediğim çok şey var Varoluş Çok Geniş ve Çok uzun süredir devam ediyor. Senin Târihçen, Gözlemlenebilir Varoluş’umuzun Târihçesi, benim Tarihçem, hepsi genel Varoluş içinde bir Toz Zerre’si kadar.“


O, sözlerin etkisini göstermesi için bir ara verdi.


“Sen önemsiz bir süre boyunca hayatta kaldın. Ben de öyle. Sayısız Başkalar’ı da öyle. Biz doğmadan Eonlar önce, Varoluş devam ediyordu. Yaşam Formlar’ı devam ediyordu.“


Altın Reng’i gözleri, tereddüt etmeden onun gözlerine kilitlendi.


“Ve Varoluş’un her yerinde farklı Tür’de Yaşam Formlar’ı vardır. Senin gibiler vardır, benim gibiler vardır.“


Noah, bu sözleri sindirirken, bakışları ağırlaştı. Farklı türde Yaşam Formlar’ı. Yaşam Formu, Kultivasyon ya da başarı açısından değil, Temel Doğa açısından farklı. Onun çizdiği Ayrım, birçok Varoluş’un Gözlemlenebilir Varoluş’taki yolculuklarında karşılaştıklarının Ötesi’ne geçiyordu!


Ama o sakin bir şekilde dinlemeye devam etti, onun ne demek istediğini açıklamasına izin verdi.


“Sen, BU İlkel Mimarlar, BU Yaratık, BU İlkel Paradoks, BU Yaşayan Paradoks,  kısacası aklına gelebilecek her biriniz Varoluş Ölçeğ’indeki Zorluklar’da doğmuş ve onlarla Islanmış Yaşam Formlar’ısınız.“


Sesinde küçümseme yoktu, sadece gerçeğin ifadesi vardı.


“Siz BU Sınırlı Olanlar’sınız.“


>>Sınıflandırma Açıklandı: BU Sınırlılar.>>


>>Tanım: Zorluklar içinde doğmuş ve bunlarla Islanmış Yaşam Formlar’ı.>>


Bu sözler Noah’ın zihninde yankılandı.


“Ben Zorluklar’la Islanmadım.“


BU on konuşurken, Altın Dövmeler’i parıldadı; Desenleri, sanki onun sözlerine yanıt veriyormuşçasına ışıkla titreşiyordu.


“Ben, bizzat onların bir parçasıyım. BU Yaldızlı .“


>>Sınıflandırma Açığa Çıktı: BU Yaldızlı.>>


>>Tanım: BU Sınırlı’dan Temel’de Farklı Yaşam Formlar’ı. Aynı Bilinmeyen Sınırlamalar’a Tâbi Değiller. Gözlemlenebilir Güc’ün tepki göstermesinin nedeni budur.>>


“Senin gibi davranabilir ve rol yapabilirim, ki bunu Eonlar’ca yaptım. Ama sen ve diğerleri asla benim gibi olamazsınız. Ne yaparsanız yapın. Ne kadar azim ederseniz edin.“


Başını hafifçe eğdi.


“Bu arada, bu Vakochev’in bir Doktrin’idir. Ölçekler boyunca ne olursa olsun Âzim yani Sebat Etmek. Ama Varoluş sizi zaten pek bir şey yapamayacak şekilde Tasarladı.“


Sözleri acımasız değildi. En azından onun bakış açısından, sadece doğruydu.


“Bu zaten yeterince büyük bir Uçurum. Bunu anlamak, burada BU Paradoks’a söylediğim şeydi ve sana biraz daha fazlasını anlatacağım.“


Bu izole edilmiş Sığınağ’ın Ötesi’nde var olan Yükseklikler’e doğru, belirsiz bir şekilde yukarı doğru eliyle işaret etti.


“Senin üstünde, benim gibiler var, Yaldızlılar. Ve benim üstümde ise İlkeliler var. Ben bile o kadar da Büyük bir Varoluş değilim. Sadece Totem direğinde Biraz Daha Yüksekte’yim.“


>>Sınıflandırma Yapı’sı Algılandı:>>


>>Seviye 1: Sınırlılar - Zorluklar’la Boğuşan onlara Tâbii Olan Yaşam formlar’ı.>>


>>Seviye 2: Yaldızlılar - Zorluklar’ın Üstünde Ötesi’nde Olan O’na Tabii Olmayan Yaşam Formlar’ı.>>


>>Seviye 3: İlkeliler - Sınıflandırması bilinmiyor. Yaldızlılar’ın Üstünde.>>


Dinlerken, Ruination’ın mesajları gözlerinin önünde yanıp, sönmeye devam ediyordu; O’nun Dokumalar’ı, aldığı Her Şey’i Parçalayıp, büyük bir Veritabanı oluşturuyordu.


“Varoluş işte bu kadar Engin’dir. Hayal bile edemeyeceğiniz kadar çok şey var.“


...!


BU Eon’un sesinde bu açıklamalarda hiçbir zafer havası yoktu, sadece bunları hiç görmesine izin verilmemiş olanlara bariz gerçekleri açıklayan birinin yorgunluğu vardı.


“Gözlemlenebilir Varoluş’a bakıp, hepsi bu kadar sanıyorsun. Gözlemlenebilir olan diğer her şeyi Düşünmüyorsun. Gözlemlenemeyen her şeyi Düşünmüyorsun. Arada var olan her şeyi Düşünmüyorsun. Tanımlamalar’dan Haberdar Değilsin.“


Bir Ân durdu ve devam ettiğinde, sesinde bir uyarıya yakın bir şey vardı.


“Ama son derece kritik olan şey, Tanımlamalar’ı içindekilerin nasıl Tanımlamalar’ı içinde kalabildikleridir.“


“Quintessence Infiniforce’nle bana bağlanarak, sen... Tanımlaman’ı İhlal Ediyorsun.“


WAA!





Not: Hahahaha. Hahahah. Size dedim. Buna Sıradan Yaşam Formu olarak bakmayınız diye. Varoluş diyor ki: Neysen O’sun. İster Sonsuzluğ’a İster Sayılamaz Sonsuzluğ’a belki bu belki belki de Mutlak Sonsuzluğ’a ulaş. Sen Sınır’lı Yaşam Formu’sun. Sen Zorluklar’a Tâbii’sin. Öyle Ha Yaldızlı olayım edeyim demek te yok. Neysen O’sun. Adui, hikayeyi öyle bir şekilde yazmış ki eğer Diğer Noveller’deki Kultivasyon Karakterleri İnfinite Mana’da olsalardı ve gerçekten oldukça da etkileyici olsalardı Ulaşacakları Yükseklik en Fazla Sınır’lı Yaşam Formu olurdu. Zaten adamlar bu Seviye’de doğmadı mı hepsi? Dediğim gibi Sonsuz olup, olmamanızın önemi yok. Yaldızlılar Temel’de Zorluklar’ın Öte’sindeler ve bu belki de bilinen Minimal özellikleri. Bunun Öte’sinde ise İlkeliler diye bilinen bir Yaşam Formu var. Yaldızlı da mı duruyoruz hayır tabii ki. Hahaha seviyorum bu Söz’ü. Ama diğer Ayetler’den Karakterler Burada olsalardı hepsi Zaman’a yenik düşerdi. Adamlar daha kendi Âyetler’inde Tonlar’ca Zaman harcıyorlar. Ha oldukça Etkileyici olanlar 1.Ölçeğ’in Zirve’sine Çıkabilir. 2. Ölçek İçin Sonsuzluk ya da İlkel Kaynak, Zorluk ve Temel gerekiyor. Birisine bile sahip olmazsan neyse... Ve tüm bunlardan öte bu Yaşam Formu olman imkansız Yaldızlı var. Bundan da Öte İlkeliler Var. 

Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.


Ayar kaydedildi