Bölüm 5
Kai Raven’in uyanan ruhlarının siyah beyaz ışığı Altın kubbeli Ruh Uyanış salonun tavanından gökyüzüne bir anda fışkırdı.
Runik Şehrinde ki herkes aniden gökyüzüne çıkan siyah ve beyaz ışık sütununa baktı.
Yüzlerce mil uzaktan bile açıkça görülen gündüz vakti bu ışık gösterisi korku aynı zamanda heyecan yarattı.
Aynı zamanda Runik Şehrinden beş bin mil uzakta ki ufak bir köyde genç bir çocuk eski bir mağarada ki beyaz bir sütunun önünde kırmızı renkli bir enerjiyle sarılı şekilde gözleri kapalı havada duruyordu.
Üstünde ki yamalı kıyafetler kirli ve gösterişsizdi. Kısa siyah saçları ve yüzü kirliydi lakin yüzü özellikle yakışıklıydı ama Kai Raven’e kıyasla hala çok gerideydi.
Eşsiz olan otoriter mizacıydı Kai Raven huzurlu akan bir nehir gibiyse çocuk çağlayan bir şelaleden farksızdı.
Kırmızı ışık bedenini sararken ışık gökyüzüne atılmak istedi lakin mağaranın tavanında ki şeffaf bir bariyer ışığı engelledi.
Zaman geçti bir saat sonra kırmızı ışık azaldığında çocuğun vücudu yavaşça yere indi ve düştü.
Başı yanda çocuğun göğsü inip kalktı ve huzurla nefes aldı.
Bir kaç saniye sonra göz kapakları titredi ve yavaşça açıldı. Mavi göz bebeklerinden dışarıya kırmızı şimşekler çıktı. Derin bir nefes alıp kalktı sonra başını ovuşturdu, etrafına baktı ve “Neredeyim?“ dedi kendi kendisine.
Anlamadı bir an önce savaşın ortasındaydı. Kılıcıyla düşmanları keserken kanla ıslanmıştı. Adalet adına verdiği savaşta öleceğini biliyordu.
En son hissettiği sırtına saplanan bir silahtı. Türünü bile anlamadan başka birisi boynuna vurdu. Sonra gözlerini açtığında buradaydı.
Kalktı ve etrafına baktı, vücudunu inceledi. “İlginç... Ruhum mu geçti? Ruh göçmeni miyim ?“ diye mırıldandı.
Aniden bir baş ağrısı hissetti ve zihnine vücudunu aldığı gencin anıları aktı. Yaklaşık on dakika sonra baş ağrısı hafifledi ve gözlerini açtı. Gözleri keskinleşti, “Antik Ateş Ejderhası demek... İlginç bir gezegen.“ dedi gülümsedi gülümsemesi güzeldi. Henüz dört yaşındaydı ama yakışıklı ve olgun görünüyordu en önemlisi mizacıydı.
Otoriter ve her an savaşa hazır görünüyordu.
Avucunda ki kan kırmızısı ateşe bir süre baktı ayaklarının altında ki garip rünü inceledi. “Sözde rünik bu demek...“ dedi. Tam anlamadı geldiği yerde ki ekim sistemi farklıydı ama burada ki ekim sistemini küçümsemedi çünkü ona çok gizemli bir his veriyordu.
Geldiği yerde ki ekim sistemi dövüş sanatları temelliydi. Fiziğin güçlendiği içsel enerjinin kıt olduğu bir yerdi ama burada ki durum daha ileriydi.
Bir bakıma daha düşük bir ekim medeniyetinden üst seviyeye geçmişti ama her medeniyetin kendine özgü avantajları vardır.
Genç adam kendi ekim yolculuğunda en iyi fiziksel ekim yöntemi ve dövüş sanatlarını geliştirdi.
Şimdi iki ekim yolunu birleştirip olağan üstü bir güç kura bileceğini düşündü.
Yeni bir başlangıç şansı için mutluydu şuan ki vücudu ise orijinal vücudundan daha yetenekliydi.
“Runik Tapınağı... Demek ki bu ekim medeniyetinin zirve gücü bu... Güç dengesi oldukça iyi, asiller ve siviller farklı taraftalar. Savaşın kokusunu alabiliyorum.“ dedi kendi kendisine.
“Bundan sonra ben Klaus Han“ dedi. İsminin otoriter olduğunu düşününce daha mutlu oldu. Yeni bir isim yeni bir hayat demekti, zaten önce ki dünyasında ölmüş ve ilişkisi bitmişti. İntikama gelince şimdilik bu gezegeni düşündü.
Klaus Han dönüp toza dönüşmüş beyaz sütuna baktı. Sonra umursamadan mağaradan çıktı. Mağaranın bir uçurumun köşesinde beş metre aşağıda olduğunu fark edince anılarını kurcaladı.
Köyden bazı çocukların onu ittiğini fark etti. O sırada narin bir kızın sesi uçurumun kenarında duyuldu.
“HAN! HAN NERDESİN ?“ sesi duyunca Klaus Han anında sesin sahibini tanıdı.
Henüz dört yaşında olan köy şefinin küçük torunuydu. Köyde değil en yakın kasaba da ki en güzel çocuktu. Gelecekte eşsiz bir güzellik olacağına en ufak şüphe yoktu. Kısa süre önce Kaos Anka Kuşu ruhunu uyandırmıştı. Runik Tapınağı tarafından burslu olarak Runik Tapınağı Akademisine özel olarak kabul edilmişti.
Klaus Han’ın annesi ölmüştü, babasına gelince işe yaramaz bir sarhoşun tekiydi ama Klaus Han orijinal bedenin anılarını aldıktan sonra babasının aslında olağan üstü bir güce sahip olduğunu fark etmişti.
Bir sebepten dolayı kendisini kedere gömmüştü ki Klaus Han önce ki hayatında böyle yıkılmış uzmanları çok gördü.
Fakat şimdi tek umursadığı güzel Nana oldu. Nana güzel, nazik ve sevecendi. Klaus Han’ın köyde ki iki arkadaşından birisiydi.
Orijinal bedenin sahibi Nana’ya büyük bir aşk besledi öyle ki Klaus Han bile bu duygudan etkilendi.
Elbette çocukça duyguları çok dikkate almadı ama bu dürtülerine engel olmadı.
Nana sevimli ama tutumlu bir kızdı. Sertti fakat çokta şefkatliydi köy şefi olan büyük babasından çok şey öğrenmişti. Onunda annesi Klaus Han’ın annesi gibi ölmüştü ama babası sarhoş değildi. İkinci evliliğini yapmıştı, üvey annesi onu evde istemedi nihayetinde köy şefi olan büyükbabasının yanına gelebilirdi.
“HAN! NERDESİN! RUNİK TAPINAĞI USTASI YAKINDA GELECEK! RUHUNU UYANDIRMAZSAN KÖYDEN ÇIKAMAZSIN!“ dedi Küçük ve sevimli Nana biraz telaşla.
Aynı sıra da beş bin mil uzakta ki Runik Tapınağında Kai Raven gözlerini açtı. Göz bebeklerinden sağ gözünden beyaz sol gözünden siyah ışık demetleri fırladı. Yavaşça kalktı etrafına baktı biraz gerildi ve vücudunu gevşetti.
“Kai... İyi misin ?“ dedi hemen küçük sevimli bir ses. Kai Raven kıza baktı gülümsedi ve “İyiyim kız kardeş Padme.“ dedi.
Kai Raven’in sesini duyan kalabalık aynı anda “Ohh.“ çekti bazıları bunu yüksek sesle yapmıştı. Kutsal Papa bile rahatladı, zaten her şeyi ve imajını unutarak Kai Raven’in yanına telaşla gelmişti.
“Kai ağrın var mı?“ Kutsal Papa endişeyle sordu. Gözlerinden bile endişesi belli oluyordu bu hayatta en çok kıymet verdiği kişilerden birisi şüphesiz Kai Raven idi.
“İyiyim Kutsal Papa. İlginize teşekkür ederim. “ dedi Kai Raven ama neredeyse ağzından “Ekaterina Abla.“ çıkacaktı. Neyse ki zamanında durumu fark etmişti.
Kutsal Papanın ismini doğrudan anmaya hatta ona samimi bir şekilde Ekaterina Abla diyecek yer yüzünde sadece iki kişi vardı.
Kutsal Papa Ekaterina Kai Raven’in iyi olduğunu görünce rahat bir nefes aldı.
Kai Raven iyi olduğuna göre asıl meseleye geçe bilirlerdi.
“Kai. Olağan üstü bir dahi olduğunu biliyordum.“ Salon Ustası gülümseyerek söyledi. Kai Raven nazik bir şekilde karşılık verdi. “Salon Ustası beni övüyor.“ dedi.
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.