Bölüm 22
“Kıdemli Kız Kardeş. Seviyemi artırmama yardım edecek haplar var mı?“ dedi Kai. Alice duraksadı, “Hap sanırım Dan’a bu dönemde verdiğiniz isim. Hala uyum sağlamam gerekiyor.“ dedi.
“O dönemde ekim sistemi çok değişmedi sadece seviye atılımı aydınlanmaya değil rünlere bağlandı. Bu sebeple haplar hala kullanışlı. Ruh seviyeni artıracak haplar elbette var ama yakışıklı küçük kardeşim hap tüketmek iyi bir yöntem değildir. Sadece dar boğaza ulaştığında hap kullanmak gerekir.“ dedi Alice ciddiydi, simya ile ilgili asla şaka yapmayacağı ifadesinden görüle bilirdi.
“Neden ?“ diye sormadan edemedi Kai. Biraz hayal kırıklığına uğramıştı.
“Elbette toksinler yüzünden. Her hap bir miktar toksin taşır ve hapa bağımlı olanlar toksin biriktirir nihayetinde ekimine ciddi zarar verir. Haplar sadece destektir asla ekim yolunun kendisi olamaz. Bu göklerin kanunudur.“ dedi Alice ciddiyetle. Kai başını salladı biraz utandı kısa yolu seçmeyi düşünmüştü ama bu tembellikti.
“Ama hayal kırıklığına uğrama yakışıklı küçük kardeş. Hapların hala pek çok kullanım alanı vardır. Örneğin hap vücudu geliştirmek için çok faydalıdır bu da göksel felaketle yüzleşirken ihtiyacın olan şey. “ dedi Alice. Kai başını salladı mutlu oldu fiziksel güç önemliydi bu bir gerçekti.
“Büyük kız kardeş Alice... Peki ekim tekniğine sahip misin ? Eğer varsa Padme’ye aktara bilir misin ?“ dedi Kai utanarak.
“Küçük kızı gerçekten seviyorsun. Şaşırtıcı değil bu kader. Anka Kuşu mirasına sahip kişiler için uygun ekim tekniğim var. Sana yazıp vereceğim.“ dedi duraksadı sonra “Birisi geliyor yakışıklı küçük kardeş. Ben saklanacağım çağırmadığın sürece kimse varlığımı fark etmez.“ dedi sonra porselen şişeyi aldı ve bir anda yok oldu.
Kai sadece şaşkınlıkla Alice’nin az önce durduğu yere baktı. Bu tekniği öğrenmesi gerektiğini düşünmeden edemedi.
Kai ayağa kalktı, Padme’nin yanına yürüdü. Kimin geldiğini tahmin ediyordu bu sebeple az önce yaşananları Ekaterina’ya anlatıp anlatmama konusunda tereddüt etti. Bu bir sır mı yoksa değil mi emin olamadı.
“İstersen anlat yakışıklı küçük kardeşim. Ona ailenden olduğumu ve seni korumak için gönderildiğimi söyle.“ dedi Alice’nin sesi. Kai afalladı. “Büyük Kız Kardeş nasıl düşündüğüm şeyi anladın ?“ dedi Kai.
“Yüzün beyaz bir sayfa gibi yakışıklı küçük kardeşim biraz tecrübe ile anlamak zor değildi.“ dedi.
“Kimliğini ifşa etmek sorun değil mi?“ dedi Kai.
“Elbette değil, bir gün nasılsa ortaya çıkmayacak mı?“ dedi Alice keyifli bir sesle.
Kai başını salladı ve hak verdi.
Daha sonra bu konuyu halletmeye karar verdi.
Ardından depolama yüzüğünden su ve bir bez çıkarttı. Bezi suya batırıp Padme’nin yüzünde ki kurumuş kanı nazikçe silmeye başladı.
Yaklaşık beş dakika sonra kapı açıldığında Ekaterina içeriye telaşla girdi. Elinde hala uzun asası üstünde turkuaz cübbesi vardı. Sarı saçları arkadan toplanmış tacıyla tutturulmuştu.
Otoriter ve çok güzeldi ama gözlerinde sert bir bakış vardı.
Yatakta ki Padme’yi ve onun yanında elinde bez, yanında kanlı suyla dolu bir leğenle duran Kai’i görünce gözlerinde bir üzüntü belirdi.
“Kai... Padme iyi mi?“ dedi.
“Evet Ekaterina Abla.“ dedi Kai. Sonra döndü ve Padme’nin masum yüzüne baktı, “Şimdi iyi olmalı.“ dedi.
Sonra döndü ve ayağa kalktı “Üzgünüm Ekaterina Abla. Padme’yi koruyamadım. Çok zayıftım intikamını bile alamadım ama söz veriyorum güçleneceğim! Seni ve Padme’yi koruyacağım!“ dedi Kai ciddiyetle büyük kahverengi gözlerinin içi parlıyordu. Ekaterina etkilenmeden edemedi, uzandı gülümseyerek Kai’nin başını okşadı ve “Sana güveniyorum Kai. Kendini suçlu hissetme sen buna sebep olmadın“ dedi.
Kai başını eğdi gözleri kızardı ve yanaklarından göz yaşı süzüldü ama kalbinde ki suçluluk duygusu hiç hafiflemedi aksine arttı. Ekaterina’nın kendisini avuttuğunu hissetti, bu onun suçuydu daha güçlü olsaydı Padme’yi koruya bilirdi. Daha hızlı olabilirdi, Padme saldırıya uğramadan ona siper olabilirdi.
Yumruklarını sıktı, dişlerini sıktı. Ekaterina Kai’e baktı iç çekti. Bir kadınla erkek zihniyeti farklıdır, bir çocuk olsa bile hala farklıydı.
Ekaterina Kai’nin sorumluluk ve koruma güdüsünün çok güçlü olduğunu biliyordu. Şuan ona ne söylese anlamsızdı bu sebeple uzandı ve nazikçe başını okşadı.
“Üzülme... Daha güçlü olacaksın.“ dedi çaresizce. Kai sadece “Hmmm...“ diye bir ses çıkarttı ama göz yaşları hala aktı.
Ekaterina iç çekti, Kai’i geçip Padme’nin yanına yürüdü.
“Kai. Padme’nin kıyafetlerini değiştirip onu yıkayacağım. Bir süre dışarı çıkar mısın ?“ dedi.
Kai başını salladı arkasını dönmeden döndü ve kapıdan çıktı.
Ekaterina kapanan kapıya ve Kai’nin sırtına baktı.
Döndü ve Padme’nin yüzüne baktı. Gözleri kızardı ve uzandı Padme’nin kurumuş kanlı mor saçlarını nazikçe okşarken göz yaşları döküldü. “Küçük Padmem çok acı çektin. Öğretmenin sana söz veriyor bir daha asla böyle bir zulüm görmeyeceksin.“ dedi. Sesi hafif titrek, kızarmış gözlerinden kristal göz yaşları akıp güzel yüzünü ıslatırken gözlerinin içinde sonsuz ciddiyet vardı.
Sonra uzandı Padme’nin kıyafetlerini çıkartmaya başladı.
Kai kapının yanında duvara yaslandı. Kalbinde ki öfke çok güçlüydü “Küçük Kardeş üzgün olma. Ekim yolunda savaşlar kaçınılmazdır. Ancak bilenerek daha güçlü olunur. Acı çekerek gelecekte acı çekmekten kaçına bilirsin.“ dedi Alice sesi biraz üzgündü. İlk gördüğü anda Kai’i çok sevdi bu sebeple üzgün olmasına dayanamadı ve onu rahatlatmak istedi.
“Ben daha güçlü olacağım.“ dedi Kai.
“Seni destekleyeceğim küçük kardeş.“ Alice’nin sesi tekrar geldi.
Kai elini kaldırdı göz yaşlarını sertçe sildi ardından derin bir nefes aldı.
“Ne yapmalıyım ?“ dedi.
“Efendim derdi ki, dünyayı görmeyen güçlü olmayı hayal edemez. Başkasının yumruğunu yemeyen kendi yumruğunu en güçlüsü sanar. Güçlenmek istiyorsan dışarı çık, bu korunaklı ortamı terk et.“ dedi Alice.
Kai duraksadı “O zaman yarın ayrılacağım.“ dedi kararlılıkla.
“Acele etme... Henüz dört yaşındasın küçük kardeş. Önce iyi bir temel atmalısın imkanların var ve bunu değerlendirmelisin. Senin için uygun bir eğitim programı hazırlayacağım böylece günü geldiğinde başın dik dünyaya açıla bilir efsaneni dünyaya yaya bilirsin.“ dedi Alice.
Kai biraz düşündü, hemen gitmek istedi ama Alice’e hak verdi. Şimdi sadece 19. Seviye Runik Şövalyesiydi. Dış dünya korkunçtu ve onun gördüğü ilk kan Padme’nin kanıydı. Açıkça nazik kalpliydi öldürmekten hoşlanmadı ama bugün ona gerçek bir tokat gibi çarptı.
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.