Bölüm 26
Zaman karaları aşındıran su gibidir. Önünde hiç bir şey engel değildir.
Bir hafta göz açıp kapayıncaya kadar geçti. Kai gölettin yanında şafakla birlikte oturmuş meditasyon yaparken vücudundan güçlü bir ruhsal aura yükseldi. Aynı anda ince bir kırılma sesi çıktı ve Kai resmen 20. Seviye Runik Baronu oldu.
Son bir hafta da Kai’nin ruhsal enerjisi bir buçuk kat daha saf hale geldi. Bunun büyük kısmı tekniği ilk çalıştırdığında ki saflaşma etkisiydi kalan ufak saflaştırma bir haftalık yoğun çabanın sonucuydu fakat bu yoğun cabanın ona katkısı muazzamdı diğer yandan ruhsal enerji ekim tekniğiyle bile kırması bir hafta almıştı ki bu yaşıtlarından çok daha iyi olsa da hala çok yavaştı. Gelecekte daha da yavaş olacaktı lakin Kai gözlerini açtığında bunu umursamadığı açıktı.
Atılımından sonra ilk hissetti göklerden gelen bir baskıydı. Zihninde bir bilgi parçası hiçlikten öylece belirmişti.
Üç gün içinde göksel felaket onu bulacaktı. Bilgi bu kadardı, göksel felaketin ne olacağı veya tam zamanı belirsizdi.
Kai biraz tedirgin hissetmekten kendisini alamadı fakat korkmadı. Nihayetinde bunu biliyor ve hazırlanıyordu, göksel felaketin zulmünü görmemiş ve yaşamamış olsa da duymuş ve okumuştu.
Göksel Felaket 99. Seviyeden 100. Seviyeye geçişte yaşanan sıkıntıdır. Muazzam gücü hala kayıtlarda mevcuttu fakat Alice’nin ona söylediğine göre felaket sadece onun gücünün son limitinde olacaktı. Ölüm riski hala orada olsa da genel olarak geçme şansı da vardı.
Kai bu bir haftada yoğun antrenman yapmak dışında Padme ile daha çok zaman geçirdi.
Onunla Akademide gezer yada hafta sonları alışverişe giderdi. Genellikle oyun parkı yada şekerci dükkanına giderler akşamları Kai’nin şuan oturduğu yerde uzanıp gök yüzüne bakarlar bazen konuşur bazen koşar oynarlardı.
Kai eğitiminde ciddi olsa da Padme’yi bir defa kaybetme korkusu yaşamıştı bu sebeple ona olabildiğince zaman ayırmaya çalıştı elbette bu zamanı ayırarak kitap okuma ve uykusundan fedakarlık yaptı fakat ruhsal enerji ekim tekniği vücudunu, zihnini ve ruhunu geliştiriyordu. Uyumasa bile kendisini yorgun hissetmedi. Örneğin son bir haftadır altı saatten fazla uyumamıştı ki bu yedi günde ki toplam uyku saatiydi.
Buna rağmen bir miktar zihinsel yorgunluk dışında yorgun hissetmedi.
Yirminci Seviyeye ulaştıktan sonra Kai ayağa kalktı, uzaktan gelen genç kız çığlıkları ve hayran seslerini bilinçsizce görmezden geldi.
Eve yürüdü, içeri girdi ve Alice tarafından özel hazırlanan tıbbi banyoya girdi.
Alice onun eğitim yöntemini ayarladıktan sonra bazı önemli değişiklikler yapıldı. Alice’nin söylediğine göre tıbbi banyo fiziksel eğitimden önce ve sonra iki defa yapılmalıydı.
İlk banyo vücutta tıbbi etkiyi depolayacak ve onun antrenman süresini artıracak, tıbbi etkinin emilimini kolaylaştıracak fiziksel sınırlarını daha ileriye taşıtacak ve tıbbi etki bittikten sonra fiziksel tüketim ve aşılan sınır aynı bir balonun inmesi gibi inip vücut normal hale geldiğinde aşırı olacaktı.
İşte o zaman ikinci banyo ile vücut çok daha fazla tıbbi etkiyi emebilir fiziği daha iyi hale getire bilirdi.
Kai bir hatadır bu yöntemi uyguluyordu ve etkisi son altı ayda yaptığı bütün tıbbi banyoları aşmıştı.
Alice ayrıca ona kendi döneminden getirdiği bazı antrenman nesneleri verdi. Fiziksel gücü artırması için özel hazırlanmış arıtma ağırlıkları.
Bu ağırlıklar ince bir bileklik gibiydi. Kai kol ve bacak bileklerine, pantolonun kemerine ve boynuna olmak üzere birer adet takmıştı.
Hepsinin ağırlığı 10 kilo kadardı toplamda 60 kilo aralıksız Kai’nin vücudunun çeşitli noktalarına baskı uyguladı.
Bu nesnelerin özelliği kanla etkinleştirilmeleri ve ağırlıklarının yer çekimser bir formasyonla tutuluyor olmalarıydı. Kai ne zaman sınırına gelse yada ileri gitse ağırlık bir miktar aratacaktı.
Örneğin Kai ilk başladığında ağırlıklar 8 kilo civarındayken şimdi on kilo günlük ağırlıktı.
Bu Kai’nin vücudunu her zaman sınırda tutmanın bir yoluydu.
Fiziksel eğitimin aşırılığı ayrıca ruhsal enerjisinin gelişimine büyük destek sağladı. Saflaştırılma dışında Kai’nin enerji emilim hızını arttırdı daha da önemlisi damarlarını büyük oranda genişletti. Şimdi enerji merkezi daha fazla ruhsal enerji tutabiliyor vücudunda daha fazla ruhsal enerji dolaştıra biliyordu.
Şüphesiz Alice’nin eğitimi ona pek çok fayda sağlamıştı.
Bunun dışında Alice ona hap sağlamadı çünkü gerekli olmadığı sürece kullanmamasını. Hapların ihtiyaç duyulmaması halinde asla alınmaması gerektiğini söyledi.
Buna rağmen felakette kullanması için ona iki tane üçüncü sınıf “Nefes yenileme hapı.“ verdi. Bu iki hap onun vücudunu iyileştirmekle kalmayacak ruhsal enerjisini de ona geri verecek ve artan tıbbi etki vücudunda depolanacak. İhtiyaç olduğunda kullanılacaktı.
Bu hayat kurtaran haplar Kai için hayatta kalma şansıydı.
Kai tıbbi banyoda bir saatten uzun süre kaldı, vücut yorgun değildi bu banyo biraz keyfi görünüyordu ve tıbbi enerjinin emilme hızı çok yavaştı. Aç vücut normalde bu tıbbi etkiyi 10 dakikadan kısa süre içinde tamamen sömürürdü fakat bir saat geçmesine rağmen tıbbi etkinin hala %60’ı yerinde duruyordu.
Kai umursamadı tıbbi etkiyi emerken bir yandan da ruhsal enerji ekim tekniğini çalıştırmaya devam etti.
Ruhsal enerjiyi aralıksız emdi. Şimdi bir saatte üç döngü tamamlaya biliyordu bu zaten iyi sayılırdı.
Bir saat kullandıktan sonra iki saat ara vermeli ardından tekrar kullana bilirdi.
Kai’nin 20. seviyeye atılımı tekniğin ilk döngüsü tamamlandığı anda oldu bu sebeple iki döngü daha tamamlaya bilirdi.
Bir süre sonra Kai ruhsal enerji ekim tekniğini kullanmayı bitirdi ve uyudu.
Bir saatten uzun süre sonra gözlerini tekrar açtı. Şeffaflaşmış tıbbi banyodan çıktı, çıplak vücudunu banyoya götürüp yıkandı ve bir şort ve kısa kollu bir t-shirt giyerek çıktı.
Tepede durup gölete baktı ardından doğrudan atladı. Alice ona kıyafetlerini çıkarmadan yüzmesi gerektiğini daha önce söylemişti. Sebebi özel yada eğitimle alakalı değildi, sadece izleyen kişilerin kıyafetlerini çıkarttığında verdikleri tepki rahatsız ediciydi.
Kai gölete girdikten sonra ağırlıklar etkisini gösterdi. Hızla derine battı ve yüzmek için büyük çaba ve ruhsal enerji harcamaya başladı.
Sadece on dakika sonra zaten çok yorgun hissetti. Suda her birisi şimdi 15 kilo olmuş toplam altı parça nesne ve öz ağırlığını taşımaya çalışıyordu. Yaklaşık olarak 110 bir ağırlık söz konusuydu ki bunu karada taşımakla suda taşımak arasında muazzam bir fark vardı.
Kai vücudunun her kasını hareket ettirdi. Yüzmek akıl almaz bir mücadele haline gelmişti. Nefesini beş dakika suda tutabiliyordu bu sebeple esas çaba yüzeye yakın yüzmekti çünkü derine inerse nefes almak için yüzeye çıkamazdı.
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.