Bölüm 43
Nana Ekaterina’nın elini tutarak bir villaya yürüdü. Villa büyük değildi ama temizdi, etrafında yeşillik uzakta bir çardak ve gölet vardı. İlk gözüne çarpan bunlardı sonra uzakta tek bir ağaç gözüne ilişti. Ağacın gölgesinde sessizce kitap okuyan birisini gördü. Üstünde beyaz bir cübbe olduğunu seçebiliyordu ama yüzünü göremedi fakat onu gördüğünde kalp atışları anlayamadığı bir şekilde hızlandı.
Bilmediği bir sebepten dolayı çok heyecanlandı öyle ki bütün vücudu titredi. Ekaterina duraksadı. “İyi misin Nana ?“ diye sordu.
Nana utandı ve “Öğretmen... O kişi kim?“ diye sormadan edemedi. Kim olduğunu bilmiyordu ama aklında bir figür canlandı. O figür son bir aydır gece rüyalarına giriyordu daha önce o kişiyi hiç görmedi ama onu ne zaman rüyasında görse hayatında en mutlu olduğu zaman olduğunu hissediyordu. Geceleri onu görmek için erken yatar sabahları uyanmak istemezdi.
Rüyaları görmeye başladığı zaman Klaus’tan tiksinmeye başladığı zamanla aynıydı.
Ekatarina Nana’nın işaret ettiği yöne baktı ve Kai’i gördü. Biraz duraksadı Kai’nin her zaman ki yerinde kitap okuduğunu görmek onun için alışkanlıktı. Ara sıra Kai evde olmadığında bilinçsizce ağacın altına bakardı. Orada Kai’i görmeyince bir kayıp hissederdi.
“O Kai... Büyük erkek kardeşin seninle aynı yaşlarda.“ dedi. Ekaterina açıkladı Nana sebebini bilmediği bir şekilde mutlu hissetti.
“Onu görebilir miyim Öğretmen ?“ dedi Nana heyecanla ama Ekaterina başını salladı. “Kitap okurken rahatsız edilmekten hoşlanmıyor. Merak etme gelecekte iyi anlaşacağınıza eminim.“ dedi Ekaterina ve Nana’nın saçlarını okşadı.
Nana biraz hayal kırıklığı hissetti ama itiraz etmeye cesaret edemedi.
“Tamam Öğretmen.“ dedi sonra ikisi tekrar yürümeye başladı ama bir kaç adım atmışlardı ki uzaktan açık mor saçlı bir kız koşarak geldi. Ekaterina ilk fark edendi sonra Nana onu fark etti.
Bu Padmeden başkası değildi sarı renkli bir elbise giymişti saçında Kai’nin ona hediye ettiği bir toka vardı. Koşarak Kai’e geldi. Kai sesle birlikte başını kaldırdı ve Padme’ye baktı. Gülümsedi kitabını kapatıp ayağa kalktı ve Padme zaten kollarını açıp ona sarılmıştı.
Nana aniden öfke hissetti. Kaşlarını çattı sanki birisi oyuncağını almış gibiydi çok rahatsız hissetti. Huzursuzca ayağını yere vurmaya başladı.
“Kai... Neredeydin? Neden beni görmeye gelmedin. Seni çok özledim. “ ardı ardına yüksek sesli şikayet eden Padme Kai’i soru bombardımanına tuttu. Kai Padme’nin sırtını nazikçe okşadı ve “Geldim Padme... Bazı işlerim vardı.“ dedi.
“Beni hiç önemsemiyorsun. Beni neden yanında götürmedin ?“ Padme şikayet dolu bir sesle söyledi sesi çatlaktı zaten ağlıyordu. Kai biraz üzgündü.
“Özür dilerim Padme... Şimdi seni alışverişe götürmeme ne dersin? Uzun zamandır karpuzlu jelibon yemedik.“ dedi.
Padme’yi ikna etmek her zaman ki gibi basitti. Şekeri duyunca hemen şikayetlerini unutup başını kaldırdı. Sulu mor mavi gözlerle Kai’e baktı ve “Gerçekten mi? Hadi gidelim.“ dedi Kai’i bıraktı ve elini tutup çekmeye başladı ama bir kaç adım atmadan zaten durmuştu.
Uzakta ki Ekaterina’nın figürüne ardından onun elini tutan Nana’ya baktı.
İlk hissi aldatılmışlıktı. Ekaterinanın başka birisinin elini tutması onu çok mutsuz hissettirdi. Ekaterina onun Öğretmeniydi aynı zamanda annesi gibiydi. Padme öksüz ve yetimdi. Kimsesizdi hayatında Ekaterina, Kai ve Pepa dışında önemsediği kimse yoktu ve şimdi Öğretmeni başka bir kızın elini tutuyordu.
Bu hiç yaşanmamıştı sanki annesi başka bir kızı eve getirmişti.
İlk hissettiği Öğretmeninin artık onu istemediği ve sevmeyeceğiydi. Kai’nin elini bilinçsizce daha sıkı tuttu, sanki gitmesinden korkuyordu.
“Öğretmen...“ dedi ağlamaklı bir sesle. Ekaterina uzaktan Padme’ye baktı elbette mesafe görüşünü kısıtlamadı.
Padmenin üzgün yüzünü görünce o da üzüldü bu sebeple Nana’yı destekledi.
Bunu açıklamak istedi.
İkisi bir anda Padme ve Kai’nin önünde belirdiğinde Nana şok oldu.
Hemen sonra Kai ile gözleri kesişti yüzü bir elma gibi kırmızı oldu beyaz teninin renk değiştirme hızı inanılmazdı.
Diğer yandan Padme şikayetle ona bakıyordu gözlerinde kıskançlık ve öfke vardı.
“Öğretmen artık beni sevmiyor musun ? Ben kötü müyüm ? Söz veriyorum daha çok çalışacağım asla yaramazlık yapmayacağım hatta şeker bile yemeyeceğim... Wu wu...“ ( Wu efekti bu novellerde ağlama sesiymiş. Hoşuma gitti kullanacağım)
Ekatarine elini uzatıp Padme’nin saçını okşadı ardından eğildi ama Nana’nın elini bırakmadı. Padme’yi kazanmak için Nanayı kırmak istemedi.
Nana bunun farkında bile değildi büyülenmiş gibi rüyalarında gördüğü Kai’nin yüzüne bakıyordu.
Kai Nana’ya bakıyordu. İlk hissi Padme’yi ilk gördüğünde ki ile aynıydı. Sanki kayıp bir parçasını bulmuş gibiydi şuan tamamlanmış hissediyordu.
Nana ve Kai birbirlerinin gözlerinin içine baktı hiç bir şey söylemeseler bile bariz bir aşinalıkları vardı.
“Padme sen çok iyisin. Seni çok seviyorum ve senden çok memnunum. Seni asla bırakmayacağım Nana benim yeni öğrencim o senin küçük kız kardeşin. Bundan sonra ona iyi bakmalı ve öğretmelisin.“ dedi Ekaterina. Nazikçe açıkladı şimdi otoriter değil sevecen ve şafkatliydi.
Padme gözlerini sildi ve “Gerçekten mi? Öğretmen beni bırakmayacak mı?“ dedi.
“Elbette seni bırakmayacağım. Sen benim tatlı Padmemsin. “ dedi Ekaterina gülümseyerek Padme’nin yanağını okşadı baş parmağıyla göz yaşlarını sildi.
“Öğretmen.... Seni çok seviyorum lütfen beni bırakma.“ dedi Padme atıldı ve Ekaterinanın boynuna ellerini doladı ona sarıldı.
Ekaterina bir an vurulmuş gibiydi. Kai dışında hiç kimse ona sarılmamıştı Padme ilk defa ona sarılıyordu. Hiç rahatsız hissetmedi aksine çok mutlu hissetti. Kalbi çok sıcaktı ama biraz acıydı yeğenini düşünmeden edemedi. Onunla hiç yüz yüze gelemedi, hiç ona sarılamadı ve kokusunu koklayamadı.
Bunu düşününce çaresizce gözleri doldu.
Nana ancak o zaman tepki verebildi. Padme’nin Ekaterinaya sarıldığını görünce biraz şaşırdı ama hiç kıskanç hissetmedi hatta Padme, Ekaterinaya sarılmak için Kai’nin elini bıraktı bu sebeple biraz mutluydu bile.
Kai ise bu sırada gülümsedi ve elini uzattı. “Merhaba Benim adım Kai Raven.“ dedi. Sesinde ki çekici bir şarkı gibi hoş ve melodikti. Nana rüyasında hiç Kai’nin sesini duymadı ama şimdi duydu vücudu titredi. Kai’nin güzel yüzüne baktı bu yüze bakmak çok iyi hissetiriyordu. Elbette hissinin anlamını bilmiyordu sadece bilmediği bir şekilde aşina ve yakın çok sıcak ve samimi hissediyordu. Kai’e sonsuz bir güvenle doluydu onun parlak kahverengi gözlerine baktığında hiç bir kötülük hissetmedi. Sadece saf masumiyet ve samimiyet vardı.
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.