Bölüm 63
Kai elinde bir tabak yemekle oturdu, çatalını yumuşak Istakos etine batırdı ve ağzına attı. Diana elleri çenesinde hafif eğik parlak gözlerle Kai’e bakıyordu. Kai’nin yaptığı yemekleri yediğini izlemek en büyük zevkiydi.
Kai yumuşak Istakos etini yedi, ağzında dağılan etin aromasını ve hassas dokusunu hissetti. Tat tomurcukları canlanmıştı.
“Çok lezzetli... Sevgilim harikasın.“ Kai cömertçe övdü hala ağzında yemek vardı. Diana Kai’nin övgüsüyle daha mutlu oldu ve gülümseyerek. “Aptal ağzında yemek varken konuşma.“ dedi mutlu hafif azar aslında utancını bastırmanın bir yoluydu.
Kai sırıttı ve “Muhteşem bir eşe sahibim...“ dedi mutlu bir şekilde Kai. Başını eğdi ve yemek yedi fakat Diananın gözleri tekrar kızardı göz yaşları yanağından aşağı süzülürken mutlu gülümsemesine engel olamadı. Kai tekrar Diana’ya baktı uzandı göz yaşlarını nazikçe silip. “Ağlama, ağlamanı sevmiyorum gülümsemene aşığım.“ dedi Kai.
Diana gözleri kızarık hala ağlarken büyük bir gülümseme gösterdi.
Yemek bol bol flört ve övgülerle birlikte bittikten sonra Kai Diana’nın bulaşıkları yıkamasına izin verdi. Kai ardından Yue Quin için et lapası hazırladı, Diana yapmak istese de bu sefer Kai aynı fikirde değildi. Kendi kadınının başka bir kadın için yemek yapmasını saçma buldu bu sebeple teklifi reddetti.
Diana kıskanç bir kız değildi bu sebeple Kai’nin başkası için yemek yapmasını kıskanmadı elbette Kai ona izin vermeme sebebini söyleyince kıskançlık yerine mutlu bir gülümseme ile kenarda oturup çalışan Kai’i izledi.
Kai yağsız et lapası ve ilaçları hazırladıktan sonra vagona yürüdü.
Kapıyı nazikçe çaldı “Gelebilir miyim bayan?“ dedi.
“Gelin.“ içeriden ses geldi.
Kai içeri girdi. Yue Quin her zaman ki gibi yüzünün yarısına kadar yorganı çekmiş kendisini gizlemişti.
“Günaydın Bayan. Şimdi daha iyi misiniz ?“ Kai yemek ve ilacı kenara koyarken sordu.
“Teşekkür ederim. Daha iyiyim.“ dedi Yue Quin Kai’e bakmamaya özen gösterdi. “Bu iyi. İzninizle ateşinizi kontrol edeceğim.“ dedi Kai. Yue Quin hafif onaylayan bir ses çıkarttı. Kai elini uzatıp alnına koydu ardından çekti.
“Ateşiniz yok bayan bu iyileştiğinizi gösteriyor. Yarın hareket edebilirsiniz bugün de dişinizi sıkın.“ dedi.
“Hmm. Teşekkür ederim.“ dedi Yue Quin ardından gözlerinde bir tereddüt belirdi ve kararını vermiş gibi söyledi.
“İyileştiğimde Nişanlımın size iyiliğinizin karşılığını ödemesini sağlayacağım.“ dedi. Sesi bu sefer biraz daha güçlüydü özellikle Nişanlısından bahsederken yanakları hafif kızarmıştı.
Kai umursamadı elbette kızın ne yapmak istediğini az çok anlıyordu ama onunla gerçekten ilgilenmiyordu. Nana, Luna, Diana, Angela, Rin, Nadia ayrıca iki nişanlısıyla birlikte zaten hayatında sekiz kişi hedeflediği Ekaterina birde Yue Quin sayılırsa zaten on kişiydiler çoğu Aziz Oğul için bu sayıda evlilik standarttı zaten Kai bile daha fazlasıyla ilgilenemezdi.
Bu evliliklerin bir kısmı politik bir kısmı aşktı üstüne bilinmeyen bir kızı eklemeyi hiç düşünmedi ayrıca bu diğerlerine haksızlık olmaz mıydı?
Luna , Padme ve Nana ile yaptığı anlaşmaya göre engellenemez durumlar olmadığı sürece asla başka birisini getirmek için inisiyatif almayacaktı.
“Sorun değil gelecekte bunu konuşa biliriz.“ dedi Kai.
“Hayır... Hayır kesinlikle ödeyeceğiz... Nişanlım Çiçek Akademisinde.“ dedi Yue Quin biraz panikle Kai’nin sakince geçiştirmesini bir memnuniyetsizlik işareti olarak algıladı bu sebeple aceleyle durumu netleştirmek istedi.
Kai şaşırdı. “Çiçek Akademisinde mi?“ dedi. Bu Ustasının Akademisiydi kıtada ki en iyi ikinci Akademi ama öğrenci sayısı muazzam ölçüde azdı fakat herhangi bir öğrenci Runik Akademisi Tapınağında ki en büyük dâhilerle yarışa bilirdi.
“O zaman bunu saklamanızı tavsiye ederim Bayan...“ Kai sakin bir tavırla karşılık verdi. “Bende Çiçek Akademisinin üyesiyim, nişanlım başka bir erkekle zorunlu şartlar sebebiyle bile uzun süre yalnız kalsaydı rahatsız olurdum. Tavsiyem nişanlınızın karanlıkta kalması ve bunu söylememeniz ayrıca aynı akademiden bir kardeşim ile sorun yaşamak istemem.“ Kai sakince açıkladı.
Kızın Nişanlısı eğer Kai ile nişanlısının birlikte kaldığını öğrenince ne düşünürdü ? Kai şimdi görünüşünü gizlese bile o sırada kimse görünüşünü sakladığına inanmadı. Eğer gerçek hali ortaya çıkarsa ona direnecek bir kadın var mıydı ?
Narsist düşüncelerine rağmen haklılık payı yok değildi. Kai’nin görünüşüne maruz kalan kadınların hiç birisi bu güne kadar ona kötü niyet göstermemişti.
Yue Quin şaşkınlıkla Kai’e baktı. Bu cümleden çok rahatsız oldu, neden bu cümle kulağa ikisinin gizli bir ilişkisi varmış gibi geliyordu? İlk aklına gelen beyaz dantelli iç çamaşırıydı yüzü aynı anda kıp kırmızı oldu ama hemen sonra Kai’e hak verdi.
Eğer Kai vagonunda kadın iç çamaşırları taşıyorsa o zaman Çiçek Akademisinde bir sapık olduğu biliniyor olmalıydı haliyle onunla yalnız kalırsa itibarı kesinlikle zarar görürdü. O zaman Kai gerçekten onu kabul edecek miydi ?
Yue Quin panikledi ardından kararını verdi. Yarın kendisine geldiği anda gidecekti burada daha uzun kaldığı sürece bilinmeyen sonuçlar doğa bilirdi.
“Bu... Saklanamaz.“ dedi Yue Quin Kai’e yalan söylemeyi reddetti. Yalan söylemeyi teklif eden onun aklında ki Kai olsa bile.
Kai baktı sessizce omuz silkti az çok kızın aklından geçenleri anlaya biliyordu nihayetinde kızlar onları okumayı bilenler için çokta karmaşık varlıklar değildi.
Sadık bir kadın çoğu zaman saklanmayı seçer fakat sadık ve akıllı bir kadın saklanmak yerine durumu izah etmeyi tercih eder. Yue Quin belli ki ikinci gruba aitti, Kai kızın yarın ayaklandığında gitmek için inisiyatif alacağını zaten biliyordu ama yarasıyla ormanın bu kesiminde sadece kendisini Runik Canavarlarına yiyecek yapacaktı.
Kai yarın bu sorunla uygun zamanda ilgilenmeye karar verdi.
“Siz nasıl isterseniz Bayan.“ dedikten sonra Kai vagondan çıktı ve çıktıktan hemen sonra Vagon kapısının kilitlenmesini bekledi ama kilitlenmedi. Belli ki Yue Quin hala düşünceliydi.
Kai fazla kafasına takmadı bu kimliği belirsiz kızın gözleri ona bir kız çocuğunun yüzünü ve gözlerini hatırlattı. Hafif bir iç çekip “Umarım iyisindir Yue...“ dedi.
Diana kenarda Kai’i bekledi. Kai vagondan çıkınca hemen ayağa kalktı. Kai ona yürüdü ve “Biraz yürüyelim mi?“ dedi. Diana Kai’nin elini beline koymasına izin vermedi aksine Kai’nin koluna girip iki elini doladı ve başını salladı. Kai gülümseyip boşta ki eliyle Diana’nın güzel yüzünü nazikçe okşadı.
İkisi akarsu boyunca biraz yürüdü konuştu. Kai yoldan bir çiçek alıp Diana’ya verdi. Diana için bu vahşi çiçek o anda dünyanın en güzel çiçeğiydi. Kai, çiçeği Diana’nın saçına taktı ikisi bir süre daha yürüdü. Kai alışkanlık üzere Diana ile flört etmeye devam etti.
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.