Bölüm...
Action, Drama, Harem, Novel, Türkçe Novel

Bölüm 73

Mızrak Niyeti (4.)
Yazar: salepsever Grup: : Bağımsız Okuma süresi: 6 dk Kelime: 1.437

Yin Quin aşık genç bir kız gibi ağlayıp Çiçek Hükümdarın göğsünü yumrukladı. Çiçek Hükümdarı sessizdi gözleri üzgün geçmişin anılarıyla doluydu. 



                             
Yin Quin’i durdurmak için hiç bir şey yapmadı ona vurmasına izin verdi. Yin Quin bir kaç saniye sonra aniden Çiçek Hükümdara sarıldı ve yürek parçalayan bir sesle ağlamaya başladı.



                             
“Büyük Kardeş Arık ölmeni istemiyorum...Wu wu wuu“ sesi ince ve çatallaşmıştı yürek parçalayan bir şekilde yalvarırken Çiçek Hükümdarının bile gözleri nemlendi ama duygularını kontrol etti.



                             
Yin Quin’e sarılmadı onu rahatlatacak hiç bir şey söylemedi. Yin Quin bir süre ağladıktan sonra başını kaldırıp büyüleyici bir yüzle Çiçek Hükümdarına baktı. Gözleri zaten şişmişti ama şimdi eski soğukluğundan eser bile yoktu. Kalbi kırık aşık ve üzgün bir kıza benziyordu.



                             
Çiçek Hükümdarına sessizce baktı bir kaç saniye sonra. “Evlenelim Büyük Kardeş Arık... Seninle olmak istiyorum.“ dedi aniden.



                             
Çiçek Hükümdarı titredi. Yin Quin Çiçek Hükümdarının titrediğini hissetti, kalbinde yükselen heyecan ve umut artık bastırılamazdı fakat Çiçek Hükümdarı tekrar duygularını bastırdı.



                             
Hafif iç çekti ve “Ben geldim sen yoktun... Sen geldin ben yoktum anladım ki kaderimiz değilmiş. “ dedi Çiçek Hükümdarı. Yin Quin’in yüzü çöktü hemen geri çekildi öfkeyle elini kaldırıp Çiçek Hükümdarının yüzünü tokatladı.



                             
*PAA*



                             
Çiçek Hükümdarının başı yana döndü dudağının kenarından kan aktı ama yüzünde ki acı verici ifade tokattan değil kalpten geliyordu.



                             
Yin Quin ağzını açtı ama Çiçek Hükümdarının kanayan dudağını gördü. Aniden panikledi. “Özür dilerim... Ben özür dilerim.“ dedi aceleyle elini uzatıp Çiçek Hükümdarının dudağını sildi.



                             
Yin Quin’in duygularını anlıyordu. Panik, pişmanlık, aşk ve umutsuzluk karma karışıktı. Ama Çiçek Hükümdarı bunu Yin Quin’e yapmak istemedi. Beş yıl ölmeden önce sadece beş yılı kalmıştı.



                             
Göksel Dalga Tarikatı, Çiçek Akademisi, Runik Tapınağı ve Kuzgun Köşkü onu kurtarmak için her yöntemi denedi. Alice Ölümsüz Simyacı seviyesine ulaşmadığı sürece ruhunu kurtarmak imkansızdı. 



                             
Yin Quin ile beş yıl birlikte kaldığında ölümü onu yıkacaktı ve birlikte olmaları da o kadar basit değildi. Yin Quin formalite icabı bile olsa zaten evliydi ve iki çocuğu vardı Quin İmparatorluğunun İmparatorluk Klanı asla böyle bir şeye müsaade etmezlerdi.



                             
Acı bir sona çıkacak beş yıl için buna değmezdi. 



                             
Çiçek Hükümdarı çaresizce elini kaldırdı ve bilinçsizce Yin Quin’in yüzünü okşamak onu sakinleştirmek istedi ama eli yüzünden biraz uzakta durdu. Yüzünü okşamak bilinçsizce yaptığı bir hamleydi, anında pişman oldu ve elini indirmek istediği anda iki el elini tuttu ve Yin Quin’in yumuşak yanağına bastırdı.



                             
“Ben hatalıydım... Biliyorum o domuzu sevmemeliydim seni kırmamalıydım...“ dedi Yin Quin söylerken ağladı kalbinde ki bütün pişmanlık göz yaşlarına karıştı.



                             
Çiçek Hükümdarı hafif gülümsedi ve “Yani artık onu sevmiyorsun... Bu durumda onu öldüreceğim.“ dedi Çiçek Hükümdarı öldürme aurası ve cani ruh aniden yükseldi.



                             
Yin Quin bir anda panikledi söylediklerine hemen pişman oldu fakat sonrasında paniği kayboldu fakat Çiçek Hükümdarı acı acı gülümsedi bir yandan kalbinde lanet etti. O çöp parçasının hangi tarafından kutsandığını bilmiyordu ama Ekaterina, Yue Quin ve başka bir önemli kadını daha kendisine aşık etmişti. 



                                     
         
               
Üçünün sonu trajikti hepsinin hayatını mahvetti ama buna rağmen hiç birisi kalbinden gölgesini silemedi.




“Erkeklerin kalbi bir Han gibidir. Gelenler olur, gidenler olur seven kalır herkese yer vardır. Kadının kalbi yatak odası gibidir. Sadece bir kişi girer Yin Quin... “ Çiçek Hükümdarı elini indirdi. Yin Quin göz yaşlarına boğuldu açıkça az önce ki paniği Çiçek Hükümdarını tamamen incitti.




Son umutta param parça oldu yine de kalbinde ne Çiçek Hükümdarından ne de erken aşkından nefret etmedi. Sadece kalbi kararsız olduğu için kendisine öfkelendi. 




“O sadece bir anı...“ diye mırıldandı nihayetinde. 




“Öyle mi? Yue Quin’i on yıl hapsettin acı çekmesine göz yumdun... Hapsettiğin kızın mı yoksa kızının bedeninde gördüğün kendin miydi ?“




Yin Quin titredi. Bu sefer Çiçek Hükümdarına bakmaya cesaret edemedi. Kalbinde en net o durumu biliyordu. O gün Yue Quin’in sözleri bir zamanlar onun söyledikleriyle aynıydı tek fark babasına değil o sözleri Çiçek Hükümdarına söylemiş olmasıydı. Çiçek Hükümdarının sevgisini hoyrat bir şekilde reddedip onu azarladığında acımasızdı. Çiçek Hükümdarı ona kızmadı çünkü Yin Quin her zaman öfkeli bir kadındı ama o olay bir dersti. Çiçek Hükümdarı Yin Quin den o olaydan sonra uzaklaştı.




Kısa süre sonra Ekaterinanın kuzeni ile tanıştı ve zamanla aşık oldu aynı dönemde Yin Quin terk edildi ve dönüp baktığında aşk için herkesi kırdığını etrafında kimsenin kalmadığını fark etti. 




Sonra Çiçek Hükümdarı ile Runik Tapınağının Kutsal Bakiresinin ilişkisini öğrenince sonsuz bir kıskançlık hissetti. Fakat gururundan ona gitmedi nihayetinde Runik Kıtası büyüktü ama güçlüler için küçüktü. Defalarca karşılaştılar ve Çiçek Hükümdarı ona eskisi gibi davrandı fakat hep mesafeyi korudu. Çiçek Hükümdarı mesafeyi korudukça Yin Quin yaklaştı ve kovaladı.




Yıllarca böyle devam etti ama roller tersine dönse de Çiçek Hükümdarı ona karşılık vermedi. 




Yin Quin aşktan incinmiş bir kadındı. Nihayetinde İmparatoriçe olduktan sonra son bir hamle yaptı ve evlenmeye karar verdi. Evlilik haberi çıktığı sürece Çiçek Hükümdarının geleceğine inandı ama Çiçek Hükümdarı o sırada zaten Runik Kıtasından ayrılmıştı.




Yeri belirsizdi nihayetinde Yin Quin evlendi... Runik Tapınağının Kutsal Bakiresi de evlendi. İkisi hamile kaldı ve doğurdu birisinin bedeni öldü kalbi yaşadı diğerinin kalbi öldü bedeni yaşadı.




Çiçek Hükümdarı ise kalbinde sadece iki cenaze kaldıra bildi.




“Kai iyi bir çocuk bizim gibi değil. Ona bir fırsat vermelisin.“ dedi Çiçek Hükümdarı.




“Asla!“ Yin Quin sert bir şekilde karşı çıktı.




“Altı yaşından beri Kai’i seviyor. Onun için acılara katlandı ve ısrar etti ona verdiğin bütün testleri geçti ve hala onayını almadı mı?“ dedi Çiçek Hükümdarı ciddi bir tonda.




“Sen... Nereden biliyorsun?“ dedi biraz panikle. Şuan bir İmparatoriçe gibi düşünmedi yada davranmadı tamamen aşık bir kadın gibiydi.




“Issız Saray babanın seni cezalandırmak için gönderdiği yerdi... Seni Issız Sarayda pek çok defa bulmuştum. Yerini biliyorum girmek istediğim sürece kimse beni engelleyemez. Yue Quin ne zaman bir saldırıya uğrasa her zaman bir köşede izliyordun. Gördüm, onu bilinçsiz olduğunda tedavi ettiğini ve zor durumda müdahale ettiğini de biliyorum.“ dedi sakin bir şekilde. Yin Quin panikledi fakat Çiçek Hükümdarını elini kaldırıp Yin Quin’in sarı saçlarını okşayıp eflatun gözlerine baktı.



       

Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.


Ayar kaydedildi