Bölüm...
Action,Adventure,Demons,Fantasy,Harem,Isekai,Magic,Monster,Novel,Romance,Vampires,War

Bölüm 5154

Diz çökün, Ey Değersizler! I
Yazar: Kozmik_00 Grup: : Bağımsız Scanlation Okuma süresi: 8 dk Kelime: 2.057

O ve BU Yaratık, BU İlkel Mimarlar’ın cesetleriyle kaplı BU Wyld’daki bir dağın tepesinde yan yana oturuyorlardı.


Düşünmesi bile Gerçeküstü bir şeydi. Sadece en ama en fazla İki Üç Gün önce, gerçekten de çok uzun zaman olmamıştı, Noah; BU Yaratık ve Yaşayan Varoluşlar hakkında bilgi ediniyordu; Bu Varoluşlar’ın ne oldukları ve Varoluş Katmanları’nın Daha Geniş Düzen’inde nerede yer aldıkları konusunda Zihinsel haritalar oluşturmaya çalışarak, karşılıklı sohbetler yapıyordu.


Sadece Birkaç Gün Önce!


Sadece Birkaç Gün önce Hız’la geçip gitmiş olsa da, sanki Aylar ya da Yıllar öncesine aitmiş gibi görünen olaylar hakkında düşünürken, BU Yaratık ile aralarında konuşuyordu


Dağ’ın eteğindeki BU Yaşayan Duygusal’ın figürüne baktı; Kız, Anaximander’in yanında duruyordu ve yüzünde, son derece önemli bir toplantıyı kaçırmak zorunda kalmış birinin ifadesi vardı. Saçları huysuz Sarılar ve somurtkan Yeşiller arasında değişiyordu.


“Alfheimr’da ona karşı nazik olmanı söylemiştim.“


BU Yaratığ’ın sesinde, Rengarenk Alevler’inin altında sessiz bir eğlence vardı.


“Onu himayene alacağını beklemiyordum.“


Noah başını eğdi ve BU Yaşayan Duygusal’ın huysuz yüzüne baktı.


“Duygusal takıntısı birinden diğerine atlıyor, şu anda sadece bana kilitlenmiş durumda. Kim bilir, bir BU Yaldızlı indiği Ân’da, takıntısını onlara kaydırabilir.“[Not: O kadar değil... Dimi? Yok Canım.]


...!


BU Yaratık, Noah’a sakin bir gülümsemeyle baktı.


“Bunun böyle olmadığını bildiğini biliyorum. Gözlemlenebilir Varoluş’umuz içinde ortaya çıkan pek çok Varoluş arasında, o özellikle eşsiz biridir ve diğer Yaşayan Varoluşlar tam potansiyellerine ulaşmamış olabilirler ama o kendini Sabote etmezse, O’nunki gerçek anlamda Sınırsız’dır. Kendini bir Pembe Dizi’yle daha da güçlendirmek için Varoluş’un dört bir yanına En Erken Katlar’ın Hikâyeler’ini yayarak, hiç tanışmadığı İzleyiciler’in Duygusal Bağlılığ’ıyla kendini beslemenin bir Yol’unu buldu; Bu, sıradan bir düşünce değil. Bu, Temel’i Duygular’ın kendisi olan ve o Temel’in neye izin verdiğini anlamış bir Varoluş’un Düşüncesi’dir.“[Not: İzleyici derken... Biz değiliz dimi O? Yaşayan Duygusal bizi de kullanmıyor dimi?]


Noah’ın hiç anlamadığı sözleri söylerken, o bu görkemli sözleri sakin bir şekilde söyledi.


Bu konuyu daha fazla detaylandırmasını istiyordu ama her şeyin çökmeye başlamasına çok az zaman kaldığını hissetti ve bu yüzden sormak zorunda kaldı.


“Sen arkasında bir Düşünce olmadan hiçbir şey yapmazsın, bu yüzden bir BU Yaldızlı’yı iniş için çağırman, bunu halledebileceğinden emin olduğun anlamına gelir; Bu, Ölçekler açısından düşünen herhangi birine imkansız gelse de. Ama ben asla başkalarına neyin mümkün neyin imkansız olduğunu anlatan biri olmayacağım, çünkü kendim ne yaptığımı biliyorum.“


Bir Ân durakladı.


“Ama yine de sormak zorundayım. Bir BU Yaldızlı, bir BU Yaldızlı’dır. Sen... Kendi’nden emin misin?“


...!


O kadar basit ama o kadar da korkutucu bir soru sordu.


BU Yaratık, sakin ve görkemli bir şekilde cevap vermeden önce bir Femtosaniye’yi bile boşa harcamadı.


“Kendime güveniyorum.“


BOOM!


Bunu duyduktan sonra Noah, BU Yaratığ’ın baktığı yöne, BU Yaldızlı Beyaz Dağı’nın üzerindeki Açık Varoluş’a doğru bakarken, başka hiçbir şey söylemedi ve pek çok şey hakkında düşündü.


Şu anda bu konuşmaya başka biri kulak misafiri olsaydı, muhtemelen ikisine deliymiş gibi bakardı.


BU Yaldızlı Birine karşı kendinden emin olmak da ne demek lan? BU Yaldızlı Bir, BU Yaldızlı Bir’dir. Sınırlı Yaşam Formlar’ı Üçüncü Ölçeğ’e bile geçemezken, bu güven nereden geliyordu ve BU Yaratık, böyle bir iddiada bulunmasına izin veren, ne tür bir Temel’e dayanıyordu? Diğerler’i cevaplar talep eder, ayrıntılar için baskı yapar ve BUYaratık’tan bu inancın ardındaki metodolojiyi açıklamaya çalışırdı ama Noah sadece yukarı baktı ve buradan ortaya çıkabilecek tüm Olasılıklar’ı düşündü, çünkü BU Yaratık ondan doğrulama istememişti ve BU Yaratık bir akranından güvence aramamıştı, BU Yaratık bir açıklama yapmıştı ve açıklama yerine ulaşmıştı ve bu yeterliydi.


Bir sonraki Ân’da.


HUUUM!


BU Yaldızlı Beyaz Dağ’ın üzerindeki Varoluş değişmeye başladı; Sıradan geçişlerde olduğu gibi çatlamıyor, yırtılmıyor ya da açılmıyordu, sadece her zaman olabileceği bir şeye dönüşüyordu; BU Wyld’in üst kesimlerinden akan ortamın Gözlemlenebilir Güc’ü, Zirve’nin üzerindeki tek bir noktaya doğru yavaş ve görkemli yaylar çizerek, resmen Eğilirken, Soluk Âtmosferik ışık derinleşiyordu; Bu, Altın Güc’ün her bir İpliğ’ini, henüz ortaya çıkmamış bir hedefe doğru yukarı yönlendiriyordu.


Sonra hedef ortaya çıktı.


Dağ’ın üzerindeki Varoluş’ta bir siluet belirmeye başladı; Bu Siluet Varoluş’a doğru inerek değil, Varoluş’un içinde görünür hâle gelerek ortaya çıktı; Varoluş, her zaman orada olan ve sadece fark edilmeyi bekleyen bir Varoluş’un etrafında saygıyla ikiye ayrıldı. Şekil uzun ve heybetliydi ve Noah’ın daha önce karşılaştığı hiçbir spektruma ait olmayan bir ışıkla çevriliydi; Bu Altın rengi, sadece Altın değil, temel bir şeyin yankısını taşıyan bir Ton, bir gerçeğin Zihne baskı yaptığı gibi göze baskı yapan bir Altın rengiydi ve şeklin Varoluş’unun Her Yön’ü, Noah onlara baktıkça, açığa çıkan Katmanlar’a dönüşüyordu.


Baskı çiçek açmaya başladı!


Figür’den dışarıya doğru, Noah’ın daha önce karşılaştığı her baskının davranışına hiç benzemeyen genişleyen Halkalar halinde yayıldı, her Halka, Sınıflandırma’nın, Cesetler’in ya da Yıkık Tapınaklar’ın barındırdığı her şeyin Çok Ötesi’nde olan bir Varoluş’un kendine özgü yankısını taşıyordu; Öyle ki Halkalar sadece BU Wyld’in alt tabakasına baskı yapmakla kalmıyor, BU Wyld’in Alt Tabakası’nın Kendi Erişim Alanlar’ı içinde ne olabileceğini Yeniden Yazıyordu!


BU Yaratığ’ın çok Renk’li Alevler’i yükselmeye başladı ve vücudu, üzerinde oturduğu çatlak korkuluktan kalkmaya başladı; Noah da onunla birlikte aynı hareketle yükselmeye başladı; İkisi de ortaya çıkan figürün basıncıyla kafa kafaya yüzleşmeye hazırlanıyordu.


Başaramadılar.


Baskı Halkalar’ı, yükselmelerinin yarısında onlara ulaştı ve sonra olanlar, Noah’ın içinde bulunduğu hiçbir Çerçeve’de, hiçbir çatışmasında hiç yaşamadığı bir şeydi!


Basınç ona çarpmadı. Çarpma, her iki Varoluş’un da bir konumu olduğu iki Varoluş arasındaki bir ilişki olurdu. Ona ulaşan şey, Konum Kavram’ını Tamamen Aşan bir şeydi; Her yönden aynı anda gelen ama hiçbir yönden gelmeyen bir Ağırlık, vücuduna çarpmaktan çok, vücudunu işgal etmeye çalışan bir şeydi.


Yükselme’si durdurdu.


Yükseliş’i, kendisinin herhangi bir kararı olmadan hareketin ortasında durdu; Beden’i, oturduğu yer ile ulaşmaya çalıştığı yer arasında Asılı kaldı; Yükseliş’inin ivmesi, daha fazla Yükseklik kazanamadan başka şeye dönüştü.


Sonra alçalmaya başladı!


HUUM!


Yavaşça. Santim santim. Az önce kalkıştığı çatlak korkuluğa doğru geri itildi; Basınç, yükselme girişimine sadece Direnmekle kalmıyor, onu Tersi’ne Çeviriyordu; Yükselme’nin, gelen figürün henüz ona kullanma izni vermediği bir ayrıcalık olduğunu ısrarla vurguluyordu!


Hadean Yapılar’ı dayanıyordu! Kemikler’i kırılmıyordu! Organlar’ı yırtılmıyordu! Sonsuzluk uğuldamaya başlıyordu!


Ancak Mühendisliğ’inin her Katman’ı, Mühendisliğ’inin direnmek üzere tasarlanmadığı bir şeye karşı dayanması isteniyordu ve bu dayanma, sadece sağlam kalmak için harcayacağını daha önce bilmediği bir Kapasite’yi Tüketiyordu!


Yanında, BU Yaratık da alçalıyordu!


Çok Renk’li Alevler’i aşağı doğru baskıya karşı düzleşmişti, Dağda’ki Tüm Saldırı boyunca titrediği yerden daha aşağıya, vücudunun daha aşağısına doğru sarkıyordu ve tırmanışı tıpkı Noah’ınki gibi Ters’ine Dönmüştü; Vücud’u, aynı yavaş ve Amansız Sıkıştırma ile Baskı’nın ağırlığı altında balkona doğru geri yerleşiyordu.


İkisi birlikte aşağı doğru hareket ediyordu!


Noah, daha önce hiç hissetmediği bu Baskı’nın kendisine doğru ittiğini hissetti; Bu Baskı, Tırmanış’ı boyunca Katalogladığ’ı hiçbir Vakochev Ölçeğ’i ile Ölçülemeyen, Kendi Kayıtlar’ında Yaşayan ve Yukarıdaki Varoluş ile altındaki çatlak balkondaki iki Varoluş arasındaki Uçurum’un tam olarak ne kadar büyük olduğunu Kanunlar’ın Akıcılığ’ıyla anlatan bir Baskı’ydı!


HUUM!


Bir Ân sonra, Varoluş’u gürleyen bir ses doldurdu; Soğuk, Gurur’lu ve İnkar Edilemez bir Otorite’yle dolu bu ses, doldurduğu Alan’dan çok daha büyük bir şeyin sabırlı kaçınılmazlığıyla tembel ve sakin bir şekilde yayıldı.


“DİZ ÇÖKÜN, EY DEĞERSİZLER.“


GÜM!


Anlaşılmaz derecede İnkar Edilemez bir baskı çöktü.


Bu baskı, figürden tek bir dev Dalga Hâl’inde yağdı; Varoluş’a eşit olarak yayılmadı, aksine Varoluş’u tamamen ele geçirdi; BU Yaldızlı Beyaz Dağ’ın üzerindeki her bir Metreküp Açık Varoluş ve her yöne Gigaparsekler’ce uzanan Alan, emir ağzından çıktığı Ân’da konuşanın Egemenlik Alan’ı Hâl’ine geldi ve bu El’e geçirme, BU Wyld’ın Varoluş’unun Altın’la boyanıp, kaplanmasıyla gözle görülür bir şekilde ortaya çıktı; Konuşmacı’nın Otoritesi’nin belirli tonunun Ötesi’nde hiçbir Doku taşımayan, kesintisiz, parlak bir Altın’dı;  BU Wyld’ın tüm üst kesimindeki Ortam Dokumalar’ını, kalıntı ışığı ve soluk atmosferik Tonlar’ı, sadece onun Altın’ı, O’nun Egemenliğ’i, sesinin Dokunabileceğ’i her şeye yönelik rahat iddiasıyla değiştiren bir Altın’dı.


Baskı Noah’ın üzerine daha da aşağı doğru bastırdı ve onun inişi devam etti!


Yanında, BU Yaratık aynı aşağı doğru gelen Ağırlığı’n altında elinden geldiğince pozisyonunu korudu; Çok Renk’li Alevler’i Hâlâ BU Yaldızlı’nın altında yanıyordu, Bakışlar’ı hala taşıdığı sabit sakinlik ve meydan okuma ile yukarı doğru kaldırılmıştı!


Üstlerinde, Figür henüz nihai görünür hâline tam olarak dönüşmemişti bile.


BU Yaldızlı, onun etrafında yerleşmeye devam ediyordu. Baskı, dışa doğru dalgalanmaya devam ediyordu.


Sahte BU Yaldızlı Put gelmişti!





Not: Ben ne diyeceğimi bilemiyorum. BU En Güçlü BU Yaldızlı bile değil. Daha İlkeliler daha Kalıntılar var bunlar en fazla 4. Ölçek te ya da 4. Ölçeğ’e geçiş Aşaması’nda olmalı. Yani Coğrafya Periyotlar’ını Karıştırmadıysam Mezolotik Ölçeğ’inde ya da ona Geçiş Âlem’inde var olmamalılar. Gerçi bunlara Âlem denmez. En son bu Âlemler değil de Yaşam Formlar’ı deniyordu. Bakalım. Ne düşünüyorsunuz siz? İster BU Yaldızlı İster BU Yaratık, İster BU Duygusal...

Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.


Ayar kaydedildi