Bölüm 328
Çeviri: Sansanson
62.Kısım – Tanrı’nın Düşmanı (1)
[<Yıldız Akışı>, yeni bir dev hikâye olasılığını onayladı.]
[Eski hikâyelerin yorumlanması mümkün!]
[Mitte yer alan karakterler yeniden yapılandırılıyor!]
[Geçmiş mitlere dayanarak Sahne Uyarlaması gerçekleşecek.]
Birbiri ardına beliren dolaylı mesajları gören Yüce Dokkaebi ‘Noksu’ sessiz kaldı. Normalde 60. senaryo olan Gigantomachia, dokkaebiler tarafından nakledilmezdi. Onlar sadece kanal ve yayın haklarına sahipti, asıl ilerleyiş ise Olimpos’un alt kahramanları tarafından yürütülürdü.
Ancak durum değişmişti. Ekranda patlamalar oluyor ve devler yerden yükselirken kükremeler duyuluyordu.
– Bu devler de nereden çıktı?
– Yeraltı Dünyası! Yeraltı Dünyası’nda neler oluyor?
– Yeraltı hapishanesinde hapsedilmiş olmaları gerekmiyor muydu?
Artık Gigantomachia tamamen farklı bir hikâyeydi.
“...Bunu kim nakledecek?” Noksu arkasına dönüp iki ileri seviye dokkaebiye sordu.
“Ben yaparım.”
“Hayır, ben yapacağım.”
Bunlar Kore şube müdürü Bihyung ve Japon şube müdürü Dokgak’tı. İki bakış karşılaştı ve havada elektriklenmeler oldu.
Dokgak haykırdı, “Yüce Dokkaebi! Bihyung bunu yapamaz. Çok uzun zamandır Enkarnasyon Kim Dokja’yı yayınlıyor.”
“Onu iyi tanıyorum, bu yüzden daha iyi yayın yapabilim. Ayrıca, ona enkarnasyon demeyi ne zaman bırakacaksın? O bir takımyıldızı.”
Ekranda, Kim Dokja’nın Şirketi’nin enkarnasyonları kahramanlara karşı savaşırken görülüyordu. Hassas formasyonlar alıp statülerini serbest bırakmaları, tek bir yıldızın etrafında toplanmış parıldayan takımyıldızlarını andırıyordu.
Bir yerlerden patlamış mısır çiğneme sesi geldi. [Çok gürültülü. Dokkaebiler normalde böyle mi konuşur?]
Kadehteki kırmızı şarap adamın ağzına süzüldü. O sırada Olimpos kahramanlarından biri ekranda can verdi.
[Takımyıldızı Şarap ve Coşkunun Tanrısı tezahürat yapıyor!]
[Takımyıldızı Şarap ve Coşkunun TanrısıKurtuluşun Şeytan Kralı’na 3.000 jeton sponsor oldu.]
Bu saçma manzara karşısında Bihyung sordu, “Siz Olimpos’un bir üyesi değil misiniz? Burada nasıl bu kadar rahat oturabiliyorsunuz?”
[Sen ne bilirsin ki? Onlarla pek yakın değilim. Ayrıca bugün bir tura katılabileceğimi söyleyen sen değil miydin?]
Sokaktaki herhangi bir taraftar gibi, Dionysos’un sırtında takımının bayrağı vardı. Bayrağın üzerinde ‘Olimpos mahvoldu’ yazıyordu.
Dokgak’ın gözleri kısıldı. “Olimpos’un 12 Tanrısı şu ana kadar Olimpos Tapınağı’nda toplanmış olmalı.”
[Kim Dokja’nın kazanmasını istiyorum.]
“Ha?”
Dokkaebiler, bomba etkisi yaratan bu açıklama karşısında ortalığı ayağa kaldırdı. Dionysos yürekten güldü. [Neden bu kadar şaşırdınız? İstediğim herkesi destekleyebilirim. Ayrıca böyle tepki vermemelisiniz. Sizin tek ihtiyacınız ‘eğlenceli’ bir senaryo değil mi?]
Bu sözler doğruydu, bu yüzden dokkaebiler kaşlarını çattı. Dokgak ağzını açtı, “Beklediğiniz şey gerçekleşmeyecek.”
Dokgak’ın sözleri Bihyung’un ifadesini kararttı. Gerçekten de Kim Dokja’nın Şirketi’nin Olimpos’a karşı savaşması gülünçtü. Bir kayayı bıldırcın yumurtasıyla kırmanın şansı bundan daha fazlaydı. Üstelik bu durum Dünya tarafıyla da çakışıyordu.
Bihyung bir gözüyle Gigantomachia’yı izlerken, diğer gözüyle sırtında Lee Sookyung ile koşan Yoo Joonghyuk’a bakıyordu. O sırada Dionysos tekrar konuştu. [Hikâyenin trajedi mi yoksa komedi mi olduğu bitene kadar bilinmez.]
“...Bariz değil mi? Gigantomachia tam da böyle bir senaryo.”
[Gigantomachia, Olimpos’un sahip olduğu pek çok dev hikâyeden sadece biri. Onlar orada olmadığı sürece küçümseyebilirsiniz ama beklenmedik bir darbeyi göz ardı edemezsiniz.]
“Bunun gerçekleşme olasılığı %0’a yakın.”
[O olasılık gerçekleşecek. Zaten o yüzden burada değil miyim?]
Dionysos ağzına patlamış mısır tıkıştırırken ekranı izledi.
[Asıl mesele... şu ‘sersem balığı’ nasıl dışarı çıkaracağımız...]
***
12 Tanrı’nın yarısından fazlası toplanmıştı. Kendilerini temsil eden sembolik nesneler formundaydılar. İlk konuşan bir üç çatallı mızrak oldu.
[Seçkin Yıldırım Tahtı bu sefer gelmedi ve... Dionysos kayıp mı?]
[Evet.]
Tapınağın etrafındaki sular, sanki deniz öfkeliymişçesine kaynamaya başladı. Bazı sembolik bedenler birbirlerine gerginlikle baktılar ve üç çatallı mızrak konuşmaya devam etti, [Peki devler neden tekrar uyandı?]
[Tartarus’tan kaçan bir grup bu.]
Cevap veren, çift kılıç sembolüne sahip bir takımyıldızıydı. Üç çatallı mızrak tekrar sordu, [Hades gitmelerine izin mi verdi?]
[Mit ritüelini gerçekleştirdikleri söylendi.]
[Mit ritüeli mi? Büyük bir olasılığı feda etmiş olmalılar... ‘Herkesin Annesi’ mi uyandı?]
[Hayır. Hareket edenler üç Hekatonkheir kardeşti.]
[Üçü birden mi çıktı?]
[Sadece Briareus. Yüz-Elliler’inin yarısını kaybettiği söyleniyor.]
[Muhtemelen üçünün de çıkması için gereken olasılıkları eksikti.]
Sessizlik oldu. Ardından kavurucu güneş konuştu, [Boş duramayız. Kim Dokja’nın Şirketi mi? Küçük nebula bize meydan okuyor.]
[Onları şiddetle cezalandırmalıyız.]
Ardından etrafında sayısız veri penceresi olan kanatlı bir ayakkabı konuştu. [Kolay olmayacak. Üç şef gibi, nebulanın efendisi de son ■■’un ipucunu aldı.]
[...Bu doğru mu Hermes?]
[Evet.]
[Hah, ne komik. Nebulanın efendisi Yıldırım Tahtı ile aynı seviyede bir ‘hikâye’ mi oluşturuyor?]
Grupta bir kargaşa oluştu. ‘Tek Bir Hikâye’, 12 Tanrı için hassas bir konuydu. Tüm takımyıldızları nihai hikâyeyi arıyordu. Sonun ipucuyla ilgilenmeyen kimse yoktu. Durumu toparlayan üçlü mızrak oldu.[Sessizlik. Herkes meşgul ve yapılacak çok iş var. Oylamaya başlıyoruz.]
Ortamdaki herkes sustu. Bu kadar çok tanrının toplanma sebebi 60. senaryoydu.
[Kim Dokja’nın Şirketi’nin provokasyonuna karşılık olarak, ben, başkan sıfatımla, hikâye silahının konuşlandırılmasını talep ediyorum.]
Ardından oylama başladı.
[Takımyıldızı Evlilik ve Yuva Tanrıçası çekimser kalacağını beyan ediyor.]
[Takımyıldızı Tarım ve Mevsimlerin Düzenleyicisi tarafsızlığını beyan ediyor.]
[Takımyıldızı Adalet ve Bilgeliğin Sözcüsü, insanların bilmediği adaleti geri çekmemiz gerektiğini beyan ediyor.]
[Takımyıldızı Gaddar Savaş Tanrısı devlerle savaşmak istiyor.]
[Takımyıldızı Ulu Güneş zavallı bir nebulayı yakmak istiyor.]
[Takımyıldızı Volkanik Demirci devlere karşı savaşmak için bir silah yapmak istiyor.]
[Takımyıldızı Ay Işığının Saf Avcısı anlamsız bir savaşı reddediyor.]
[Takımyıldızı Aşk ve Güzellik Tanrıçası bu yüzeysel oylamadan çekileceğini söylüyor.]
[Takımyıldızı Gök Yürüyüşünün Efendisi meselenin bu kadar basit ele alınmaması gerektiğini söylüyor. Büyük veriler incelenmeli, vakanın doğası gözden geçirilmeli ve öfkeli devlerin şemaları...]
[Hermes, sadece söyle.]
[Takımyıldızı Gök Yürüyüşünün Efendisi savaşa karşı.]
Bazı takımyıldızları bu beyan karşısında şaşırdı.
[Korkaksın, Hermes.]
[Her zaman tapınağın iradesine karşı çıkıyor...]
Hermes bir şey söylemedi. Bu sırada oylama sonuçları belli oldu.
[Kabul: 4 oy]
[Ret: 2 oy]
[Çekimser: 3 oy]
Geriye sadece son bir oy kalmıştı. Elbette bu başkanın oyuydu.
[Takımyıldızı Denizin Sınırlarını Çizen Mızrak silahın serbest bırakılmasını talep ediyor.]
[Kabul: 5 oy]
[Katılmayanlar dışındaki tüm koltuklar oy kullanmıştır.]
Tanrılar başlarını salladılar. [Çekimser kalanlar hariç, oyların yarısından fazlası lehte çıktı; bu nedenle ‘hikâye silahının’ serbest bırakılacağını ilan ediyorum.]
Tapınakta bir çekiç sesi çınlarken denizden uğursuz bir köpük yükseldi. Köpüklerin yönü devlerin toplandığı Gigantomachia tema parkıydı.
[Silahlara liderlik edecek bir komutana ihtiyacımız var. Tarihsel sınıf takımyıldızları birlikte gidecekler ama devlerle tek başlarına başa çıkamazlar.]
[Kimi göndereceksin?]
[Bazı tanrıların hareket etmesini onaylayacağım. Bir enkarnasyon bedeninde olacaksınız, onlara tereddüt etmeden yardım etmenizi umuyorum.]
O an biri elini kaldırdı.
[Ben gideceğim.]
***
Aşil’in enkarnasyon bedeni çöktükten sonra enkarnasyonlar paniğe kapıldı. Her yerde yükselen dev dağlarını gören birçok enkarnasyon kaçtı. Kaos içinde bazıları bağırdı, “Bunu neden yapıyorsun?”
“Hey sen! Bu da neyin nesi?”
Enkarnasyonların şaşkınlığı ve öfkesi kısa sürede bana yöneldi. Karşılık verdim, “Neyi neden yapıyorum? Ne yaptım ki?”
“Senin yüzünden bir yıldız kalıntısı alma şansını kaçırdık!”
“Bir dev yakalama hikâyesi edinmek için bir fırsattı bu!”
“12 Tanrı’nın dikkatini çekip Olimpos’a katılacaktım! Şimdi senin yüzünden...!”
Gigantomachia. 100.000 jeton katılım ücretiyle, gizli parçalar ve şanslılarsa dev bir hikâye parçası kazanma şansı elde ediyorlardı. Bu fırsat şimdi gözlerinin önünde bir avuç toza dönüşüp kayboluyordu.
Enkarnasyonlara baktım ve merak ettim, “Gigantomachia’nın gerçekten bu kadar masum bir etkinlik olduğunu mu sanıyorsunuz?”
Belki de haklılardı. Gigantomachia aracılığıyla güçlenen enkarnasyonlar ve takımyıldızları gerçekten vardı. Ayrıca pek çoğu muhtemelen Olimpos üyesi olmuştu.
“Diyelim ki Olimpos’a katıldınız. Sonra ne yapacaksınız?”
“Ne?”
“Zaten 12 Tanrı ve antik takımyıldızları tarafından işgal edilmiş bir nebulada ne yapabilirsiniz ki?”
Hayatta Kalma Yolları aracılığıyla Olimpos’a katılan sayısız enkarnasyonun akıbetini görmüştüm. Enkarnasyonlar sıra dışı kontratlarla bağlanıyor ve çeşitli senaryolarda uzun vadeli kullanılmak üzere ham hikâyeler toplamaya zorlanıyorlardı.
“Geçen yılın Gigantomachia’sındaki tüm enkarnasyonlar en üst senaryoya tırmandı! Onlar…!”
“Onlardan mı bahsediyorsun?”
İnsanlar işaret ettiğim yöne baktılar. Argo da dahil olmak üzere denizi aşan sayısız gemi vardı. Gemilerin yolcuları arasında geçen yılki Gigantomachia’nın katılımcıları da görülüyordu.
“N-Neden onlar...?”
Gigantomachia. Mitler bunu devler ile Olimpos’un tanrıları ve kahramanları arasındaki bir savaş olarak kaydederdi. Ancak enkarnasyonların çoğu, savaşa katılan kahramanların nasıl yapıldığından habersizdi.
[Birçok takımyıldızı heyecanlı!]
Tanrılar devlerden korkuyordu ve Gigantomachia için insanlardan seri üretim kahramanlar yaratıyorlardı.
[Nebula <Olimpos>un takımyıldızları sana düşmanlık gösteriyor.]
Gigantomachia bittikten sonra bile, bu yeniden canlandırma savaşı için kaç enkarnasyonun seferber edildiği bilinmiyordu. Bu, kendi kuyruğunu ısıran bir yılan gibi, kendini yiyen ve üreten bir senaryoydu.
[Bir dizi takımyıldızı kanala girdi!]
[Çok sayıda takımyıldızı Gigantomachia heyecanını gizleyemiyor!]
Senaryodan nefret eden, senaryonun sonuna ulaşan ve senaryodan zevk alan takımyıldızları. Senaryo basamaklarını umutsuzca tırmanıyor, enkarnasyonlarla alay ediyor ve zirveye ulaştıklarında merdiveni aşağı itiyorlardı. Trajedinin kurbanı, trajedinin öznesi oluyordu.
Dehşete düşmüş enkarnasyonlara dönerek ilan ettim, “Ben senaryoyu parçalamak istiyorum.”
+
[Çn: Arkadaşlar, anlayamadığınız bazı yerler olduğunu biliyorum ama inanın, ben de anlamıyorum. Daha önce de defalarca belirttiğim gibi, çevirdiğim İngilizce kaynağın berbat olması nedeniyle, özellikle diyaloglarda, çok fazla anlaşılmazlık oluyor.
Gerçekten elimden geleni yapıyorum; farklı dillere bakıyorum, farklı kaynaklar arıyorum ama ne yazık ki buraya kadar çevirmiş tek bir kaynak var. Kısacası, elden gelen bir şey yok. Böyle idare edeceğiz.]
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.