Bölüm...
Drama,Fantasy,Historical,Josei,Novel,Romance,Tragedy

Bölüm 7

Yazar: Hanagasumi Grup: : Bağımsız Okuma süresi: 6 dk Kelime: 1.448

Eli çok beyazdı. Neredeyse kendi teni kadar soluk. Üstelik ince ve zarifti.

Talia içgüdüsel olarak ona uzandı—ama tam o anda avuçlarındaki kuşun titrediğini hissetti. Minik kanatları güçsüzce çırpındı. Hızla başını salladı.

“Hayır. Şu anda bir şey tutuyorum.”

Kapüşonunun kenarından yağmur damlaları süzülen çocuğun mavi gözleri hafifçe daraldı. Bakışları Talia’nın göğsüne bastırdığı ellerine indi.

“O kadar önemli mi?”

Talia tereddüt etti, sonra başını salladı.

“Pek sayılmaz.”

“Öyleyse at gitsin.”

“Önemli değil diye onu öylece atamam ki!”

Birden yükselen sesi çocuğun düzgün kaşlarının arasına hafif bir çizgi düşürdü. Sanki sinirlenmiş gibiydi; onu bırakıp gidecekmiş gibi görünüyordu.

Ama bunun yerine, soğuk görünüşüne hiç uymayan bir şey yaptı.

Talia’nın önünde eğildi ve hızlı bir hareketle çamura bulanmış küçük bedenini kollarına aldı.

Şaşkınlıktan küçük bir çığlık attı. Çocuk kolunu sırtına daha sıkı dolarken kısa ve sert bir sesle mırıldandı:

“Kıpırdama.”

Ve Talia gerçekten kıpırdamadı.

Kuş ezilmesin diye tutuşunu gevşetti, onu dikkatle korurken çocuk yağmurla yumuşamış yamacı tırmandı. Adımları bir kedi kadar çevikti.

Yine de kıyafetleri bu durumdan kurtulamadı. Çamura bulanmış pantolonuna, balçık içindeki çizmelerine ve ıslanmış cübbe eteklerine bakıp kaşlarını çattı.

“Berbat.”

“…Bana yardım ederken oldu bunlar, o yüzden zararını karşılarım. Hatta şu an giydiklerinden çok daha pahalı şeyler bile alabilirim sana. Aslında ben çok önemli birinin kızıyım. Hizmetkârlarıma sana büyük bir ödül hazırlatırım.”

Bunu suçluluk duygusuyla söylemişti ama nedense çocuk rahatsız olmuş gibi göründü.

Çamurlu yığını geçerken kısa bir sesle söylendi:

“Bu kadar küçük biri için oldukça kibirlisin.”

Talia’nın yüzü kızardı.

Normalde kendisiyle böyle konuşan bir oğlana anında tokat atardı. Ama bu kez ağzından tek kelime çıkmadı.

Soğuk yağmur alnına ve yanaklarına vurmasına rağmen yüzü yanıyordu.

Çocuk, Senevier’in adamlarının henüz sökmediği birkaç büyük ağaçtan birinin altında durdu. Tam o sırada Talia’nın ellerindeki kuş zayıf bir ses çıkardı.

Çocuk onu yere bırakmak için eğilirken bakışları yeniden ellerine kaydı.

“Ne tutuyorsun?”

Şimdi merak etmişti.

Talia tereddüt etti, sonra avuçlarını dikkatlice açtı.

“Kuş mu?” diye mırıldandı çocuk, kuşkuyla.

Şaşırmamak gerekirdi. Çamura bulanmış, kanatları birbirine yapışmış ve ince pembe göğsü açıkta kalmış zavallı yavru, kuştan çok lağım faresine benziyordu.

Talia’nın yanakları kıpkırmızı oldu.

Bu küçük yaratık gerçekten çirkindi… ama neden aşağılanmış gibi hisseden kendisiydi?

“Çamura düştüğü için böyle görünüyor. Aslında normalde…”

…belki daha güzeldi.

Ama sözünü tamamlamadı.

En iyi hâlinde bile bu sıska kahverengi sığırcık kuşu özel bir şey değildi. Her yerde görülebilecek sıradan bir kuştu sadece.

Yine de çocuk kuşa beklediğinden daha nazik davrandı. Bir koluyla Talia’yı desteklerken, kuşu tutan elini kendi kapüşonunun altına çekti.

Talia’nın gözleri büyüdü.

Çocuğun teni şömine ateşi gibi sıcaktı. Kuş, sıcaklık ararcasına onun köprücük kemiğinin altına sokuldu.

“Parmakların buz gibi olmuş. Ne kadar zamandır yağmurun altında duruyordun?”

Çocuk hâlâ çenesinin altındaki kuşa bakarken yüzünü Talia’ya çevirdi. Talia kendini doğrudan onun gözlerinin içine bakarken buldu.

Yakından daha da tuhaf ve eşsiz görünüyorlardı.

Kış göğüne saçılmış gümüş kırıkları gibiydiler.

Neredeyse düşünmeden fısıldadı:

“Biliyor musun… gözlerinde gümüş bir taç var.”

Çocuğun gözleri hafifçe büyüdü. Dudakları konuşacakmış gibi aralandı ama sonra yeniden kapandı.

Talia onun da kendi gözlerine baktığını fark etti.

Benim gözlerimde ne görüyor acaba?

Tam bunu düşünürken uzaktan tanıdık bir ses duyuldu.

“Genç Hanım!”

Sütannesiydi.

Prensesim demeye alışamadığı için hâlâ eski hitabı kullanıyordu. Bu yüzden Senevier ve hizmetçiler tarafından sık sık azar işitirdi. Ama alışkanlığını bırakamamıştı.

Panik dolu sesi yağmurun içinden yankılanıyordu.

“Gitmem gerekiyor,” diye fısıldadı Talia.

Nedense gitmesi gerektiğini söylemekten nefret ediyordu. Üstelik çocuk da bunu duymaktan hoşlanmamış gibiydi.

Uzun bir süre hiç kıpırdamadan durdu. Sonra isteksizce eğilip onu yere bıraktı.

Kolları bedeninden çekildiği anda Talia kemiklerine kadar işleyen bir üşüme hissetti. Ancak o zaman çocuğun kollarının ne kadar sıcak olduğunu fark etti.

Tereddüt ederek kuşu ona uzattı.

“Onu sen alır mısın?”

Çünkü benim ellerim çok soğuk… seninse sıcak.

Sözlerini tamamlamadı ama çocuk eğilip kuşu nazikçe aldı. Solgun yanağına yaklaştırıp kapüşonunu öne çekerek onu yağmurdan korudu.

Talia onu izlerken sordu:

“O kuş… yaşayacak mı?”

“…Evet.”

İçinde gümüş taçlar parlayan mavi gözler onun yüzünde durdu.

“Yaşayacak.”

Yüz ifadesi değişmemişti ama Talia onun gülümsediğini düşündü.

Arkasını dönüp yağmur altındaki bahçede koşmaya başladı. Sökülmüş güllerin, dağılmış çalıların ve mezar gibi yığılmış toprak tepelerinin arasından geçerken son bir kez arkasına baktı.

Çocuk hâlâ büyük ağacın altında durmuş, kıpırdamadan onu izliyordu.

Neden gitmiyor?

Belki de gerçektek yağmurun dinmesini bekliyordu.

Ya da gerçekten onu seyrediyordu.

Bir anda içine güçlü bir istek doldu.

Geri koşmak istedi.

Onunla birlikte yağmurdan saklanmak… sıcak bir şöminenin önünde oturup kuşun iyileşmesini izlemek istedi.

Ama harekete geçemeden sütannesi binadan dışarı fırladı. Uzun süre aramaktan yüzü kıpkırmızı olmuştu.

“Neredeydin sen! Leydi Senevier’in ne kadar endişelendiğinin farkında mısın?”

Talia’nın elini sertçe kavrayıp onu ek binaya doğru çekiştirdi.

“Şu hâline bak bir de! Birazdan Majesteleri’yle görüşeceksin. Kıyafetlerini nasıl bu kadar kirletebildin?”

“…Yürürken düştüm.”

“Bu havada mı yürüyordun?”

Sütanne bıkmış bir ifadeyle Ek Saray’a bağlanan koridorda ilerledi.

Peşinden sürüklenen Talia son kez arkasına baktı.

Ama çocuk çoktan gitmişti.

Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.


Ayar kaydedildi