Bölüm...
Action,Adventure,Demons,Fantasy,Harem,Isekai,Magic,Monster,Novel,Romance,Vampires,War

Bölüm 5381

Varoluş! I
Yazar: Kozmik_00 Grup: : Bağımsız Scanlation Okuma süresi: 7 dk Kelime: 1.646

BU Yaratık ölümcül bölgeye doğru ilerledi ve Calypso da onunla birlikte gitti; İlerlerken, Calypso ona dönüp, fısıldadı.


“Sen bir BU İlkel’i Kaynak Yaşam Formu’nun gayri meşru çocuğu musun?” dedi. “Çünkü sana buraya giriş izni vermelerinin başka bir nedenini akıl erdiremiyorum. Bu küçük gezinin en olası sonucunun ölmemiz olacağına göre, neden benim de gelmemi savunduğunu da anlayamıyorum. Bunu anlıyor musun? Öleceğiz. Burası, Triyas Ölçeğ’i Varoluşlar’ının zar zor hayatta kalabilmesi için inşa edilmiş ve biz de tam da bu ortamın kalbine doğru yürüyoruz.“


Sesi keskinleşti.


“Hey. Beni duyuyor musun? Lanet olsun, öleceğiz. Orada Niyet’ini oluştursan bile, bunu oluştururken ölürsen sana hiçbir faydası olmaz. Bir ceset üzerindeki mükemmel bir Niyet, sadece süslemeden ibarettir!“


BU Yaratık hızını kesmedi.


“Ölürsek, ölürüz,” dedi ve sesinde, kendini tek bir Kavram’a İndirgemiş ve bu İndirgeme’de, dışarıdan bakıldığında delilik gibi görünen bir tür huzur bulan bir Varoluş’un mutlak ve yalın kesinliği vardı.


“Ama aradığım Niyet’i oluşturmak için bu yere ihtiyacım var. Benim Niyet’im normal değil. Net değil, diğerlerinin Niyetler’i kadar net değil. Diğerleri Niyetler’ini yaptıklarında, Kayıtlar’a, Eylemler’e ve biriktirdiklerine dayandırırlar.“ Obsidyen Âlevler’i dalgalandı.


“Benimki yaptıklarım üzerine kurulu değil. Benim Niyet’im benim. Ve ben Varoluş’um. Diğer Kavramlar arasında yer alan bir Kavram değil. Varoluş, bütün olarak, benim olduğum her şey. Benim bir Varoluş Niyet’im yok. Ben Niyet’im. Benim. Benim.“


HUUM!


Bu sözlerle, BU Yaratığ’ın devasa bedeni ileriye doğru fırladı ve Effluvium Kutsal Alan’ın tehlikeli derinliklerine daldı; Obsidyen Âlevler’i, tam olarak amaçlandığı şey olmayan neredeyse her şeyi öldürmek için inşa edilmiş bir bölgeye dalarken, arkasında iz bırakıyordu.


O, Effluvium Kutsal Alan’ın derinliklerine girdi ve Kutsal Alan onu yok etmeye çalıştı ama Şu Ân’a kadar başaramadı!


Etrafı saran Niyet, her bir yüzen Deniz’den Aynı Ân’da baskı uyguladı; Triyas Ölçeğ’i Varoluşlar’ını yok olmanın eşiğine iten o Râfine Otorite, BU Yaratığ’ı buldu ve onu itti. Onun Obsidyen Âlevler’ine, bitmek bilmeyen Işınım’ına ve devasa insansı kütlesine karşı bastırdı; Hayatta kalmanın neredeyse imkânsız olduğu bir bölgenin tüm ölümcül ağırlığı, o yerin var olduğu türden bir Varoluş bile olmayan bir şeye çöküyordu!


HUUM!


Ve BU Yaratık buna basitçe dayandı. Başka bir Varoluş’un yapacağı gibi bu baskıya karşı bir savunma oluşturmadı. Baskı’nın gelmesine, bastırmasına, denemesine izin verdi ve dayandı; Çünkü bu Baskı, Varoluş’una yönelik bir Saldırı’ydı ve Varoluş’u, Kendi’ni o kadar tamamen İndirgemiş olduğu tek şeydi ki, baskının bir çatlak bulabileceği hiçbir şey kalmamıştı.


Yüzen Kara Kütleler’ine ulaştı ve Kutsal Otlar’ı Yutma’ya başladı.


Dakikalar geçerken Yedi, Yedi durdu; Varoluş’u adeta bir Kara Deliğ’e benziyordu!


Onları Tarlalar’ca Yut’tu; Saf BU İlkel Öz ile dolu ve BUlkel Kaynak’la Örülü Otlar’ı, Obsidyen Âlevler aracılığıyla Râfine Edilmiş Güçler’ini kendi içine çekti; Ve başka bir Varoluş Güc’ü Kendi’ni Güçlendirmek ya da Rezervler’ini derinleştirmek için kullanırken, BU Yaratık hepsini tek bir şeye besledi. Varoluş’a. Oluşturmakta olduğu Niyet’e; Dördüncü Ölçeğ’i dövmek için ayrılmış bir bölgenin Kaynaklar’nı Yutan, saf ve lekesiz Varoluş Yolu’na. Ve o içerken, takip eden Dâkikalar’da Niyet onun etrafında şekillenmeye başladı; Engin, Saf ve Korkunç.


İlk bakışta, bir İlkel Niyet gibi görünüyordu!


Calypso, ölümcül derinliğin kenarından izliyordu; Devasa Canavar Formu’nu ortam basıncına karşı tutuyordu ve soğuk aciliyeti, şaşkınlığa yakın bir Duygu’ya yerini bıraktı. Çünkü işe yarıyordu. İkisini de öldüreceğinden emin olduğu şey işe yarıyordu ve BU Yaratığ’ın etrafında yükselen Niyet, Ölçekler’in tanıdığı En Nadir Seviye’ye, neredeyse Efsanevi Beşinci Seviye’ye, İlkel’e doğru Tırmanıyor’du. Bunun mümkün olduğuna inanmamıştı!


Bu herif de kimdi lan?!


Arkalarında, üç Beşinci Ölçek Kaynak Yaşam Formu gözlemliyordu ve sakinlikleri dikkat haline dönüştü.


Onlara, BU Yaratığ’a deneme izni vermeleri söylenmişti. Denemenin bu kadar Yükseğ’e ulaşacağını beklemiyorlardı!


Ve tüm bunların ortasında, Otlar’ı yudumlarken, basınca direnerek, BU Yaratık konuştu.


“Varoluş... Âh, Varoluş!“ dedi ve sesi, ölümcül bölgenin dört bir yanına yayıldı; Düz ve mutlak bir tonda, Niyet’i yükseldikçe, daha da görkemli Hâl’e geliyordu.


“Birçoğu bunu tartışıyor, hepsi de bir şeyin var olmasının ne anlama geldiği sorusunun etrafında dönüp, duruyor. Varoluş’u, anlaşılması gereken bir Kavram, incelenmesi gereken bir temel olarak ele alıyorlar...“ Obsidyen Âlevler daha da Yükseğ’e Yüksel’di.


“Onlar, Varoluş’a dışarıdan bakıyorlar. İşte tüm hataları da bu. Varoluş’u dışarıdan anlayamazsınız, çünkü Varoluş’un dışında durabileceğiniz bir yer yoktur. Onu gözlemleyebilecek her şey zaten onun içindedir. Var olmanın ne anlama geldiğini soran her Varoluş, zaten var olan bir şeydi; Sorguladığı şeyin tam içinden soruyordu.“


Bir Kutsal Ot Tarlası’nı daha Yut’tu ve Niyet’i daha da yükseldi.


“Dışarıdan sormayı çoktan bıraktım,“ dedi. “Varoluş’u alacağım... Ve kendimin tamamını ona dökeceğim, ta ki benden o olmayan hiçbir şey kalmayana kadar; Ne Genişlik, ne Birikim, ne de İlk Kavram’ı sulandıracak ikinci bir Kavram kalmayana kadar! Tamamen Varoluş ve başka hiçbir şey.“


HUUM!


Niyet’i alev alev yandı!


“Kavram’la benim aramda artık bir Sınır kalmadı. Varoluş olmak için o kadar uzun zaman harcadım ki, artık Varoluş’un nerede bittiğini ve benim nerede başladığımı söyleyemiyordum. Sorunun bir cevabı yoktu çünkü sorunun Sınırlar’ı yoktu.”


İlkel Niyet, Tam ve Engin bir şekilde etrafında parlıyordu; Calypso ve MEZOZOİK Ölçek Varoluşlar’ı, onun Zirve’ye ulaşmasını izlediler ve Temel Nâdirliğ’e yerleşmesi için hazırlandılar!


Ve BU Yaratık, kendi sonucuna vardı.


“Ben… Onları birbirinden ayırmaya çalışmaktan vazgeçeceğim,” dedi. “Varoluş ve Ben. Sanki tesadüfen birbirine yakınlaşmış iki şeymiş gibi davranmayı bırakacağım. Onlar iki şey değil. Asla iki şey olmadılar. Varoluş, benim ustalaştığım bir Kavram değil. Varoluş, yalnızca Kendim’in başka bir Biçim’idir. Her şeyin Ölçeğ’inde giydiğim Kimliğ’imdir. Bir şeyin var olduğunu söylediğimde, Kendim’i Tanımlıyorum.”


Ses’i mutlak doruğa ulaştı. “Ben, Varoluş’u inceleyen bir Varoluş değilim. Varoluş Hâl’ine gelen bir Varoluş bile değilim. Kimliğ’im, Varoluş’un Kendisi’dir… Ben’im. Hepsi bu kadar. Ben’im!”


HUUM!


Bu Kimlik Beyan’ıyla birlikte Niyet bozuldu.


Calypso bunu ilk hisseden oldu ve şaşkınlığı şoka dönüştü; Çünkü İlkel Niyet’e yerleşmesini izlediği şey, yerleşmeyi bıraktı. Büküldü.


Dönüştü; Şekli, Algısı’nın bildiği hiçbir Nâdir Kategori’ye sığmayacak bir şeye Bükül’dü ve arkasında duran Üç Mezozoik Ölçek’li Varoluş Bir Ân’da kaskatı kesildi, tüm sakinlikleri bir Ân’da yok oldu; Çünkü onlar, var olan çok az Varoluş’un bildiği şekilde Niyetler’i biliyorlardı ve Calypso’nun yalnızca hissedebildiğini algılayabiliyorlardı.


Bu, bir İlkel Niyet değildi. Yükselirken öyle görünmüştü, ama Kimliğ’ini açıkladığı Ân’da başka bir şeye dönüşmüştü; Çok daha eşsiz bir şeye, diğer şeylerin arasında yer alan Varoluş Kavram’ı üzerine değil, Varoluş’un Kendi Kimliğ’i olarak Varoluş üzerine, temel gerçek olarak “Ben’im” üzerine inşa edilmiş bir Niyet’e!


Tamamen Ray’ından çıkmıştı. Ölçekler’in Sınıflandırabileceğ’i hiçbir kategoriye girmeyen bir şey Hâl’ine gelmişti.


Ve o oluşurken, BU YARATIĞ’ın Varoluş’u bile dönüşmeye başlamıştı!


Obsidyen Âlevler değişti. Devasa İnsan’sı Form değişti, onu Yeniden Şekillendiren, Niyet etrafında Yeniden Şekillendi; Varoluş Yol’u ile o Yol’u izleyen Varoluş, onun sözlerinde olduğu gibi birbirine katlandı, aralarında hiçbir Sınır kalmadı; Kavram ile BU Yaratık, sadece Beyan olarak değil, gerçekte de tek bir şey hâline geldi. Kutsal Otlar, Kutsal Mekan’ın ölümcül ortam Niyet’i, hepsi bu dönüşüme aktı; İzleyen üç Mezozoik Ölçek Varoluş’unun daha önce hiç tanık olmadığı ve yakın zamanda unutamayacağı bir oluşumu besledi.


BU Yaratık, tek bir Yol’u tamamen kat etmişti.


Ve Yol’un sonunda, artık Varoluş Hâ’iine gelmiyordu.


O, basitçe, nihayet, varmıştı.





Not: Yani, ne diyim? Ölçekler bundan sonra kalmadı. Herkes kendi İsteğ’ine göre Ölçekler’i görmezden geliyor. 

Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.


Ayar kaydedildi