Bölüm 5544
Anaximander, ölülerin bulunduğu yere geçti, onlara yukarıdan baktı ve yardım etmeye başladı.
Noah, cesetlerle dolu bir alanın ortasında durdu ve bu manzarayı bir kez daha içlerine çekti. Neredeyse hiç çaba harcamadan gerçekleştirdiği bir olayın ardından orada durmanın İnsan’a özgü bir tatmin duygusu vardı ve o da bu duyguyu bir an daha yaşamasına izin verdi. O Alan ne kadar acımasız olsa da, aynı zamanda İnsan’i bir yerdi. İnsanlar Kanlı’ydı. İnsanlar her zaman güzel değildi.
Hvitrmarr, enkazın üzerinden dört ayak üzerinde, her zamanki gibi ona doğru yürüdü. Otorite’si olmasa bile hâlâ devasa bir Boyut’a sahipti ve farkında olmadan cesetleri tek tek ezip, geçiyordu. Ryaenara, omurgasının sırtında tutunmuş, hareket halindeki sürüngenin sırtından düşmemek için elinden geleni yapıyordu; Noah’a bakıp, tüm bu manzaraya başını sallıyordu.
Görkemli komutlar gözlerinin önünde parladı.
|Zorluk Aşıldı. Baş Kahraman’ın Âura’sının çatışmadaki Nihai Skor’u:|
|Kazanılan Osmontian Biyokütle: 61.400.000.|
|F-Sıralama’sı Seviyesi’nde tek bir İnsan olarak bir orduyla karşı karşıya kaldın. Zorluk Çarpan’ı baştan sona En Yüksek Seviye’de kaldı. Bu, Baş Kahraman’ın Âurası’nın bugüne kadar elde ettiği En Zengin tek seferlik Hasat’tır.|
|Toplam Osmontian Biyokütle Rezerv’i: 86.400.000.|
...!
|Hiçbir Şeye Borçlu Olmayan Dalga tetiklendi.|
|Gerçek Yaşam Formlar’ına ve Binler’ce Sonsuz Yaşam Formu’na Ölüm bahşettin. Son’unu hak edenlere temiz bir şekilde bahşedilen Ölüm, kendine özgü bir cömertliktir ve Dalga her türlü Cömertliğ’e karşılık verir. Bir lütuf geri döndü ve bir şekil aldı.|
HUUM!
O Ân’da, açık avucuna düştü.
Obsidyen Mavi’si bir Kolye, ince koyu renkli bir kordonun ucunda tek bir koyu renkli taş. Taş sabit durmuyordu. İçinde Sonsuzluk durmadan dönüyordu; Bir Okyanus kadar Sonsuzluk, avuç içine sığacak kadar küçük bir Mücevher’e katlanmıştı; Derinliklerinde, ışığın derin sularda hareket ettiği gibi, çok derinde ve canlı bir şekilde hareket eden Gök Mâvi’si bir ışık vardı.
|Dokunmuş Dönüş: Ödünç Alınan Alev’in Mozaik Kalb’i.|
|Sonsuzluğ’un bir İpliğ’ini barındıran bir Lolye. Az önce tanık olduğun şeyin Bilgisi’yle iç içe geçmiş olarak karşına çıkıyor.|
|Karşılaştığın her Sonsuz Yaşam Formu, farkında olmadan, tek bir uzak Varoluş’tan kendi Sonsuzluğ’unu çekiyordu. Geride Kalanlar’ın Soy’undan Gelen Bir’inden; Tüm Varoluş’u Sonsuzluk’tan ibaret olan ve bu Sonsuzluğ’u, ödünç verilen şeyi sahip olunan bir şey sanan kalabalıklara dışarıya doğru ödünç veren biri. Ad’ı, bu Kolye’nin kendi ödünç alınmış İpliğ’i aracılığıyla sana ulaştırıldı: BU Sonsuzluk Yiyen.|
|Sonsuzluk, O’nun sahip olduğu bir şey değildir. Sonsuzluk, O’nun Ta Kendisi’dir. Kendi Kaynağ’ı olmadan Sonsuzluğ’u çeken her Kullanıcı’ya Kendi’nden İnce İplikler yaymıştır ve her biri aracılığıyla hisseder; Ödünç verdiği şey ona aittir ve sahip olduğu şeyi istediği Ân geri Alabilir, Tüketebilir ya da İçten İç’e boğabilir. Kendi Kaynağ’ı olmadan Sonsuzluğ’u kullanan her Varoluş, BU Sonsuzluk Yiyen’in henüz kapatmaya karar vermediği bir Ağız’dır.|
|Kolye, o ödünç alınmış Alev’in bir İpliğ’idir; İçinde barındırılır ve sana aittir. Onun aracılığıyla, kendi içinde yeterli miktarda Sonsuzluğ’a sahip olan biri, İplikler’i takip ederek, en uzak ucuna ulaşabilir ve BU Sonsuzluk Yiyen’e doğrudan bir mesaj gönderebilir. Peki, bir mesaj göndermeli misin? Neden gönderesin ki?|
...!
Noah hareketsiz kaldı, parmakları arasında taşı çevirip, durdu.
Kendi Sonsuzluğ’unun bir Kaynağ’ı vardı. İçinde yer alan Sonsuz Neden’inden geliyordu. Bunun bir Savunma olduğu hiç aklına gelmemişti. Ama öyleydi! Kendi Yarattığ’ı bir Güc’ün dışına uzanan hiçbir İplik yoktu ve İpliğ’i olmayan bir şeye uzanıp, onu geri alamazdı. Ödünç Yoktu. Ödünç Veren yoktu. Kendi Kendisine zaten tamamen sahipti!
On Bin Ödünç alınmış İpliğ’in en ucundaki şey ise başka bir meseleydi. Noah taşa kaşlarını çattı ve Yeni Yarattığ’ı Egemenlik Alan’ını bırakırken, sorunu bir kenara bıraktı.
Söz, kıyıdan çekilen bir gelgit gibi içine geri çekildi. Bahçeler’in ötesinde Boyut’un ağırlığı geri döndü. Onu tutacak kadar hâlâ hayatta olan her şeyde güç yeniden fışkırdı; Varoluş’u kendisine geri dönerken, keskin bir nefes alan Ryaenara’da, dizginlenmiş ağırlığı bir kez daha pullarına yerleşen Hvitrmarr’da, tek bir Nehir’den “Quentissence Osmontian”ın Taçlandırılmış derinliklerine doğru genişleyen Okyanus’u olan Noah’ın kendisinde.
Ve bu olurken, bir şey vızıldadı.
“Oh?”
Noah, bir kenara koyduğu bir şeyden gelen küçük ama ısrarcı bir titreşimi hissedince, şaşkınlıkla durakladı. Elini salladı ve onu çıkardı.
Küçücük yumurta. Hvitrmarr’ı Diriltmesi’nin karşılığı olarak Gelgit’in verdiği Ödül, bir kenara sakladığı o tuhaf küçük şey! Yumurta’sı avucunda yüksek frekansta titriyordu ve ondan tamamen despotik ve Kâdim bir Âura yükselmeye başladı!
Yumurta çatladı.
Kabuk, bir Ân önce orada olmayan bir çizgi boyunca yarıldı ve içinden Gri bir ışık huzmesi fışkırdı; Hvitrmarr’ın boyunu geçip, daha da yukarıya doğru yükseldi, ta ki Boyut’taki bir noktada durana kadar.
HUUM!
Orada, nokta içe doğru kıvrıldı ve Boyut’u, bir yerden çok bir yara gibi hissedilen bir merkeze doğru çekti. Nehirler kadar kalın Gri İplikler her yerden aynı anda içeri doğru çekildi ve Katmanlar Üst Üst’e gelerek, birbiriyle kesişirken, etrafına dolandı; Ta ki ağsı bir koza, BU Ymnaros’un bahçelerinin üzerinde İkinci bir Boyut gibi asılı kalana kadar. Yumurtadan sızan Kâdim ağırlık ise artık Koza’dan durgun bir akıntı halinde dökülüyordu.
Aşağıdaki her şey donakaldı!
Harabenin kenarlarında, ordudan kaçan son kalıntılar öylece yere yığıldı ve düştükleri yerde çürümeye başladılar. Theron Adranos, kazdığı mezardan doğruldu. Anaximander döndü ve yumuşak yüzü ciddileşti. Ryaenara, Ölçekler’den bile daha eski bir Dil’de, alçak sesle, nefesinin altında bir Kelime mırıldandı. Ve bir kasını bile kıpırdatmadan devlerden oluşan bir orduyla yüzleşmiş olan Hvitrmarr, yavaşça bir adım geri attı!
Koza açıldı.
Ağ, tel tel, acele etmeden çözüldü; Sanki içindeki Varoluş, yeterince uzun süre beklemiş de birkaç saniye daha beklemek ona hiçbir şeye mal olmayacakmış gibi!
İçinden çıkan şey devasa ve eskiydi; Tıpkı Okyanus dibinin eski olduğu gibi.
Aşınmış taş gibi Gri Et’i vardı ve yara izlerinin üzerinde bile Yara izleri olan yerleri vardı. Üzerine dövülmüş değildi sanki üzerinde büyümüş plakalardı. Çok fazla Uzuv vardı ve her biri de çok uzundu.
Üzerinden sarkan ve sallanan Zincirler, İpler ve Yaşayan hiç kimsenin adını koyamayacağı kumaş parçaları vardı; Bunlar, onun kırdığı ya da basitçe ömrünü doldurduğu eski bağların enkazıydı.
Gözlerinin üzerinde ellerden yapılmış bir Göz Bağ’ı vardı.
Küçük, mumyalanmış ve Gri eller; Yüzler’ce El, avuç içleri üst üste gelmiş halde devin başının etrafını sarmış, parmaklar aklı başında hiç kimsenin düzenleyemeyeceği bir desenle birbirine dolanmıştı. O ellerin, Varoluş’u gözlerinden uzak tutmak için mi, yoksa Gözler’ini Varoluş’tan uzak tutmak için mi orada olduğu, bu manzarayı gören kimsenin sormaya cesaret edemeyeceği bir soruydu.
Hiçbir Sınıflandırma’ya uymuyordu. Kemikler’ine kadar Yabancı, Kâdim ve Yanlış görünüyordu!
Noah bile sarsılmıştı. Avucunda hâlâ sıcak olan çatlamış Yumurta’yla cesetlerle dolu tarlasında durdu, o şeye baktı ve bir Ân için başka hiçbir şey yapmadı.
Sonra dev kıpırdadı. Aynı yavaş ve haysiyetli tavırla Boyut’tan alçaldı ve Noah’ın önüne indi; Yer, başka seçeneği olmadığı için bu ağırlığı sessizce karşıladı. Ve ses çıkarmadan diz çöktü. Fazla sayıdaki Uzuvlar’ını katladı ve gözleri bağlı başını aşağı, aşağı, aşağı indirdi; Ta ki Gri ellerin oluşturduğu şerit, yıkık Altınlar’ın arasında duran Küçük İnsan’la aynı hizaya gelene kadar. Ve orada, diz çökmüş halde, derinlikler kadar sessizce durdu!
...!
|Hiçbir Şeye Borçlu Olmayan Dalga, uzun süredir yedekte tutulan Dokunmuş Dönüş’ü tamamladı.|
|Ödül: Soy’u Tükenmiş bir Yaşam Formu.|
|Varoluş’unun Öz’ünde 36 Neden yatıyor. Bunlar, sizin bildiğiniz Nedenler değil. Bunlar, Yozlaşmış Nedenler ve Kireçlenmiş Nedenler.|
|O, yalnızca size sadıktır. Ne zaman çağrılırsa çağrılsın, nerede olursa olsun, aradaki her ne varsa Aşarak, Gelebilir.|
|Bu Dönüş Nasıl Dokundu: Hvitrmarr’ı Dirilttiğ’inizde, Geride Kalanlar’a bağlı Lanet’li Bir Yaşam Formu’nu Dirilttiniz ve bunu, son aşamadaki Nedneler’i çökertip, yenilerini yerleştirerek, yani İkâme Yol’uyla yaptınız. Bu eylem, Varoluş ve Zaman boyunca Neden-Sonuç ilişkisini değiştirdi. Bu şekildeki Dokumalar, bu Yaşam Formu’nun öldüğü Çağ’dan beri Varoluş boyunca hareket etmemişti. Akıntı, onları hâlâ benzedikleri tek şeye kadar takip etti, bunu buldu ve onu sana geri getirmek için uzun bir çalışmaya başladı. Yumurta, o çalışmanın sonucuydu. O, iyileştirildiği andan itibaren olgunlaşıyordu.|
|Târih’i hakkında bilinenler: O ve onun gibi diğer tüm Varoluşlar, Geride Kalanlar’ın doğrudan emriyle yok edilmişti.|
|Daha fazla Bilgi...|
|...Engellenmiştir.|
|Soyu Tükenmiş Yaşam Formu, kendi İradesi’yle kaydı kapatmış ve bunu yapmak için tek bir neden belirtmiştir.|
|Kendisini sana tanıtmak istiyor.|
...!
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.