Bölüm...
Action,Adventure,Demons,Fantasy,Harem,Isekai,Magic,Monster,Novel,Romance,Vampires,War

Bölüm 5565

Köken! IV
Yazar: Kozmik_00 Grup: : Bağımsız Scanlation Okuma süresi: 8 dk Kelime: 2.011

Yedinci Ârtış sırtına yerleşti ve Noah işe koyuldu!


Teori’de, bunu tamamen anlamıştı. Kendisinden kaynaklanmayan Her Şey’i dışarı atmak, Varoluş’unu ödünç alınmış her ışından Ârındırmak ve geriye ne kaldığını görmek. Teori’de her şey netti. Hatta Zârif’ti bile!


Uygulamada ise, kendi Varoluş’unun derinliklerine uzanıp, şimdiye kadar olduğu ve inşa ettiği her şeyi söküp atmak üzereydi; Daha başlamadan elleri titriyordu ve bunun nedeni Tâş değildi.


En az korkutucu olandan başladı.


BU İlkel Kaynak. Onu daha sonra Kavramış, kısmen Bütünleştirmişti. İçinde yoğun ve sabırlıydı; O’na ait değildi hiçbir zaman onun olmamıştı, her Yapı’dan Daha Eski’ydi ve tüm Varoluş’a aitti ama kendisi dâhi hiçbirine ait değildi. Sadece Varoluş’a âitti.


“At gitsin.”


İradesi’yle onu kavradı ve çekti; O da derin topraktan çıkan bir Kök gibi Temeller’inden kopup, ayrıldı. Onu kendinden uzaklaştırdı, bu yerin mühürlemediği tek kanaldan aşağıya, taşıdığı canlı Gözlemlenebilir Varoluş’a gönderdi; Ve BU Infiniverse onu sessizlik içinde kabul edip, tuttu; Noah Osmont’un bir Parça’sı, Noah Osmont’un sakladığı bir şey haline geldi.


Bu Yokluk, soğuk su gibi üzerine çöktü!


O, bu boşluğun içinden nefes aldı, taş aşağı bastırdı ve o yeniden yola çıktı.


Nedenler!


Bu ona pahalıya mal oldu. O, Teori’de bile, fikir hâlâ görkemli ve soyutken bile, Dokuz’unu elinde tutmak istemişti. Kendi Kimliğ’inden oyulmuş Osmontian Nedenler’i: Varoluş, Paradoks, Tirânlık ve geri kalanlar. Elbette bunlar onundu.


Ama onlar, “Neden” denen bir şeyin şekline göre oyulmuştu. Ve Nedenler, o gelmeden çok önce var olan Medeniyetler’e, Kavramlar’a ve Çerçeveler’e bağlıydı; O’nun elleri tarafından değil, başkaları tarafından Tasarlanmış ya da Geliştirilmiş’ti. O ise başkasının fikrinin kendi Versiyonlar’ını yaratmıştı; Bu da onları onun eseri ama onun Yaratım’ı değil yapıyordu!


Öyleyse...


“Dışarı Atılsın!”


HUUM!


Dokuz Tâne’si de kopup gitti, onlarla birlikte Hvitrmarr’ın dokuz İlk Nedeni de; Ve bu karışım çözülürken, uzak bir Kraliçe’yle olan bağının gerildiğini ve bu yerin çok üstlerinde bir yerden çığlık attığını hissetti; Denemenin duvarları tarafından inceltilmiş bir bağlantı üzerinden gelen tek bir alarm nabzıydı bu ve o buna cevap vermek için duramadı.


Nedenler’in Çarpışma’sı, onu ateşlediğinden beri ilk kez içinde takıldı ve sessizleşti. Davullar sustu.


On Sekiz Çapa, BU Infiniverse’ye battı ve onların bulunduğu yerdeki sessizlik muazzamdı.


Ve sonra, kendisini dehşete düşüren o şeyin kenarında durdu.


Sonsuzluk.


Kumlar’a Kan’ını akıtarak, Taş’ın altına diz çöktü ve ona baktı; Osmontian Kaynağ’ı Sonsuzluğu’nun derin Mavi-Altın rengi Okyanus’u, Tâç’tan önce, Hârfler’den önce, her şeyden önce bile onunla birlikte olan şeye!


Sonsuz Mana!


Bu, ilk armağandı, en eski yoldaşıydı, her zeminin altındaki zemindi. O, başka herhangi bir şey olmadan önce, Sonsuz Mana’ya sahip adam olmuştu!


Her şeye onunla başlamıştı.


Ve o ona ait değildi. Sonsuzluk bir Yol, bir Çeşitlilik, bir Çerçeve’ydi; Bir Varoluş onu benimsemeden önce, tüm Varoluş boyunca Yaşam Formlar’ı tarafından asırlardır izlenen bir Yol’du ve onunkisi Sonsuzluğ’u en görkemli Okyanus’u olsa dahi bu fikrin nereden geldiğine dair tek bir damla bile bir şeyi değiştiremezdi.


Noah’ın tüm Varoluş’u bu eylemden irkildi!


Oh!


Korku, gerçek korku, hiç göstermediği ve nadiren hissettiği o duygu, Mana’sız bir Adam olma ihtimali karşısında içini sardı!


Mana olmadan o neydi ki?!


Ama...


Okyanus’u kavradı.


“Bunu bile.”


“DIŞARI AT!”


BOOM!


Okyanus içinden kopup, çıktı.


Tek bir muazzam, yürek parçalayıcı hareketle, Mavi-Altın ışık Varoluş’unun her Kâtman’ından aynı anda fışkırarak, kanaldan aşağıya, BU Infiniverse’ye döküldü; Ve o, Noah’ın Okyanus’unu kendi içine aldı; Noah ise Kara Kumlar’ın üzerine diz çöktü ve kendi adının üzerine inşa edildiği şeyden yoksun kalmanın ne demek olduğunu hissetti.


Durmadı!


Duramazdı çünkü şimdi durması onu yarı boş bırakır ve elinde hiçbir şey kalmazdı; Bu yüzden ödünç aldığı evin geri kalanını oda oda dolaştı ve her şeyi dışarı attı.


Mana’nın kendisi, Okyanus’un altındaki Kavram. Dışarı atıldı. Panteon Çerçeve’si, bir Varoluş’un içinde Âlemler’i barındırma konusundaki Kâdim, Miras alınan fikir. Dışarı atıldı ve BU Infiniverse’nin kendisi onu alırken, güvende kaldı; Ancak onu tuttuğu Çerçeve koparıldı ve o, tek bir yırtıcı anda bir Uzuv’dan bir yoldaşa dönüştü.


Niyet Merdiven’i, Egoik ve Ananke; Düğer Varoluşlar’ın inşa ettiği bir Yapı’ya Tırmanılmış İki Basamak. Dışarı Atıldı ve “O” Quintessential Osmontian’ın Ananke Niyet’i sessizleşip, yok oldu; Taşıdığı baskı ise bir anda ortadan kayboldu!


Temeller’i elinde tuttu. Dokuz Temel, onun öncülük ettiği birleşimlerden ibaretti; başından beri Kendi Tasarım’ıydı. Onlar ona aitti!


Dil’i elinde tuttu çünkü Dil O’nun Tanım’ını oluşturuyordu, Kendi Varoluş’unun Dil’iydi ve başından beri seçtiği tek şeydi; Ve şimdi nihayet bunun nedenini anladı!


Sonra...


Ölçekler.


O noktada durakladı; Diz çökmüş, Kanlar içinde, neredeyse içi boşalmış bir halde kalırken, Varoluş’un Birinci ve İkinci Sonsuz Ölçeğ’i onun Çerçevesi’ydi; Kendi elleriyle inşa edilmiş, kendi Dil’iyle adlandırılmıştı ve her içgüdüsü onu korumayı söylüyordu.


Ve o bir Merdiven olarak inşa edilmişti. Vakochev’in Merdivenler’ine yanıt olarak, Vakochev’in Fikri’nin şekliyle, aynı duvara yaslanmış daha iyi bir Merdiven vardı. Başkasının Fikrine dayanan bir Fikirdi yine de.


“Dışarı At.”


Varoluş’un Sonsuz Ölçeğ’i ondan koptu ve diğer her şeyle birlikte BU Infiniverse’ye battı; Noah ise hiçbir türden bir Çerçeve’ye sahip olmayan bir Varoluş olarak kumların üzerine diz çöktü.


Geriye tek bir şey kalmıştı.


BU Amaranthine Kalp.


Kendi Kalb’inin ona yer açtığı göğsünde atıyordu; Sıcak, İstikrarlı ve canlıydı; “Sana Her Şey’imi Veriyorum” sözleriyle verilen, Hissedilen Amaranthine Kâlb’i. Bu bir Çerçeve değildi. Bir Kavram da değildi. Onu seven bir Varoluş’tan gelen bir armağandı ve onu İNSAN Hârfi’nden geçirmıştı.


Ama ona âit değildi. Her nihayetinde Dışsal’dı.


“Üzgünüm,” diye düşündü, onu duyamayan BU Duygusal’a.


Onu Dışarı At’tı.


Amaranthine Kalp, göğsünden nazikçe ayrıldı; Tüm o korkunç envanterdeki tek nazik ayrılış buydu ve Okyanus’un, Nedenler’in ve Ölçeğ’in yanındaki BU Infiniverse’ye  yerleşti, güvende, korunmuş… Belki de asla gerçekleşmeyecek Potansiyel bir gelecek için!


Ve sonra her şey bitti.


Noah, Boyut’un ağırlığı altında Karanlık Obsidyen Kumlar’ın üzerine diz çöktü ve o artık hiçbir şeydi!


Zayıflamamıştı. Hiçbir şeydi. Vücud’u hiçbir Otorite, Enerji ya da başka bir şey barındırmıyordu. Ne Sonsuzluk, Ne Kaynak, Ne Niyet, Ne Nedenler, Ne Panteon, Ne Ölçek, Ne de Kendisi’ne Ait Olmayan bir Kalp.


“...!“


Değişimi, gürültülü bir odada bir ömür geçirdikten sonra sessizliği hissettiği gibi hissetti ve hissettiği şey, her şeyden Öte, tanıdıktı. Bu, bir İnsan Beden’iydi. İlk komutun çiçek açmasından önceki Dünya’da bir İnsan olmak işte böyle bir şeydi. O, özgürce, gerçek anlamda ve tamamen Normal bir İnsan’dı.


BU İlkel’i Varoluşlar’ı ezip, geçen bir Tâş’ı elinde tutan bir İnsan’dı.


Bu, onun bir BU İlkel’i Varoluş kadar Güç’lü olduğu anlamına gelmiyordu. Değildi. Bu sadece, o Ağırlığ’ın hiçbir zaman Güc’ü Ölçmediğ’ini ve Ölçtüğ’ü şeyi, nihayet hiçbir şeyin engel olmadan ifade edebildiğini gösteriyordu.


Sadece Kendi’si. Her ne olursa olsun!


Taş Sekizin’ci kez indi.


Noah’ın kolları çöktü. Bütün vücudu titredi, sıradan İnsan kasları kasların sahip olduğu her Sınır’ı Âşarak,  yanıyordu; Gözlerini kapattı ve yükün altında başını eğdi; Varoluş’undaki her çatlak aynı anda inledi; Güçlendirecek hiçbir şey Kalmamıştı; söyleyecek nefesini bulabileceği hiçbir Hârf, hiçbir Okyanus, hiçbir Davul yoktu; Çöküş’le Kendi’si arasında, kendisi dışında hiçbir şey kalmamıştı.


Ve Beden’i, bir Beden olarak, en sonunda Bedenler’in yaptığı şeyi yaptı.


Et’in Kelimeler olmadan anladığı şekilde, ezilmek üzere olduğunu anladı. Hiçbir yerden yardım gelmeyeceğini, çünkü her yerin Dışlandığ’ını anladı. Eğer kendisini koruyacak bir şey olacaksa, Varoluş’un bunu şimdi, kendi başına, Yoktan Yaratma’sı gerektiğini anladı; Çünkü geriye kalan tek şey Yokluk’tu.


Ve böylece, içindeki derinliklerde, eskiden bir Okyanus“un olduğu boşalmış Karanlık’ta...


HUUUM!


Bir Tekillik çiçek açtı.


Mavi’ydi. Göz kamaştırıcı, parlak Mavi; İçindeki boşlukta alev alan tek bir ışık noktasıydı; Küçüktü, Tükenmez’di ve Akıl Almaz Derece’de Güzel’di; Ne bir Kaynağ’ı, ne bir Çerçeve’si, ne de onun Dil’i dışında hiçbir Dil’de bir adı vardı.


Bu, onun ışığıydı. Noah Osmont’tan kaynaklanıyordu ve tüm Varoluş’ta başka hiçbir şeyden değil!


Vücud’u Her Türlü Otorite’den ve Enerji’den Muâf’tı. Ondan dışarıya doğru Baskı yapan hiçbir şey yoktu. Hiçbir şey kendini belli etmiyordu. Güc’ü Ölçmek için şimdiye kadar yapılmış her Âlet için, Kân’lı Kumlar’ın üzerinde diz çökmüş bu Figür, bir Ân önce olduğu gibi, Güc’ünün sonuna gelmiş sıradan bir İnsan olarak görünüyordu.


Ve yine de!


Artık zorlanmayı bırakmıştı!


Artık titremeyi bırakmıştı!


ARTIK TITREMEYİ BIRAKMIŞTI!






Not: Dil’e katılmıyorum. Kimlik de olmalıydı. BU Infiniverse de. Ruination da. Adui, Tolerans gösteriyor. Yapmamalı. Kendi Kendi’ne Yeten olmak istiyorsa hepsini hepsini atmalı kimseye Bağlı Kalmamalı. Neyse. Amacımız zaten Kendi Kendi Yeten’e olmak değil onu bile aşmak. True Osmnipotent için gereken şartlar Hiç Doğmamış Annen Baban olmaması. Başın ve Son’un olmaması. Hiçbir Cultivation Karakter’i True Omnipotent olamaz. İlk Kendi Kendi’ne Yeten olsun sonra bakarız. Biz ise True Omnipotent ı bile Aşacağız. Aynı Xeranthemum gibi. Bizde Doğumlar var unutmayın. Muhtemelen 3. Doğum da artık en başından beri var olan, Hiç Kimse Tarafından doğulmamış Kendi Kendi’ne Var Olan Karakterler Göreceğiz. Herkes buna Pâsif olarak sahip olacak. Hatta bu en sondaki Yaşam Formlar’ı buna sahipler. Bakalım. Siz ne düşünüyorsunuz? Adui, size True Omnipotent olmak için ilk şartlar diyor. Aşmak değil. Kendi Kendine Yeterli olmak. Aşmak başka Kendi Kendi’ne Yeterli Olmak başka. Buraları iyi okuyun. Hiçbir Cultivation Karakter’ib ulaşamayacağı bir Seviye bu. Hepsi Dışsal şeylere bağlı çünkü. 

Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.


Ayar kaydedildi