Bölüm 5569
Sallanan düzlüklerin ötesinde, Anaximander şiddetli rüzgârların arasından ona doğru baktı. Bilgi’nin yüzünde hiçbir korku yoktu. Zaten orada olan taze hüznün yanında, daha sessiz ve daha ağır bir şey vardı.
“Sana ne oluyor?” diye sordu ciddiyetle.
Noah ellerini kaldırdı ve onlara baktı.
GIRTIRT!
Parmaklarını kaldırdığında, etrafındaki Boyut büküldü; Boyut’ta ince gerilim çizgileri ağ gibi yayıldı ve tekrar birbirine kenetlendi; On sıradan parmak Boyut’u bükebiliyordu!
“Kendimi ifade ediyorum,” dedi Noah. “Tamamen. Kim olduğumu, her şeyimi, hepsini birden.”
Ellerini yavaşça ters çevirdi, Boyut’un bükülmesini izledi. “Henüz bunun üzerinde kontrolüm yok.”
Ellerini indirdi.
“Ama çözümü kolay olmalı.”
Nefesini verdi ve gözlerini tekrar kapattı.
İçindeki bir parçası ne kadar istese de, eski Sistem’ine geri dönemezdi. Ölçekler tanıdıktı. Notlar, Rütbeler, Merdivenler, Puanlar… Her Basamak tanıdıktı. Hatta hepsini, BU Infiniverse’nin içinde saklamıştı; Çünkü sonuçta onlardan tamamen vazgeçememişti.
Ama artık Akıl Almaz Derece’de Gerçek olmaya başlamıştı. Kendisine ait, sadece kendisinden bir şey yaratmıştı ve bunu başaran bir Varoluş, kendini ödünç alınmış cetvellerle Ölçme’ye devam edemezdi.
Artık kendine farklı bir gözle bakmak zorundaydı.
Böylece o anda, rüzgârların hâlâ etrafında dönüp, durduğu kıvrımlı kum çukurunda duran Noah, dikkatini içe çevirdi ve Tekilliğ’e odaklandı.
Onun ışığı.
Ona emir vermedi. Emir vermek Dışsal şeyler içindi ve bu Dışsal değildi. Bunun yerine onunla İletişim Kurdu; Tıpkı bir İnsan’ın nihayet dinleyecek kadar uzun süre hareketsiz kaldığında kendi kalp atışlarıyla iletişim kurduğu gibi ve Tekillik sadece anlaşılarak cevap verdi.
Onun uğultusu içinden geçti; Kâdim, görkemli ve ona aitti.
Dinlediği her Ân ona bir şey öğretti çünkü dinlediği her Ân Kendi’ni Tanıma idi. İşte bu, Köken Özü’ydü!
Yarattığ’ı şey buydu. Harcanacak bir Güç Depo’su değildi. Bu, onun ne olduğu konusunda sürekli bir ifadedir ve bu alanı yerle bir eden baskı, sadece o ifadenin şekilsiz bir şekilde çok yüksek sesle dile getirilmesinden ibaretti.
Biçim öğrenilebilirdi. O zaten öğreniyordu. Zihni, birbiri ardına gelen Olasılıklar’la doldu.
Ve sonra...
Noah gülümsedi.
Ve tam o anda, seslendi.
“Ah, Ruination.”
HUUM!
Işık onun yanında toplandı ve bir şekle büründü!
Onun hayali şekli, sayısız savaş boyunca taşıdığı tanıdık silüet olan Kırmızı ve Mavi şeritler halinde şekillendi ve o... Ağlıyordu.
Göründüğünde, her şeyi yaptığı gibi hızlı ve hassas bir şekilde, sanki gözyaşlarının durmasını istiyor ama durduramıyormuş gibi, iki eliyle yüzünü defalarca siliyor gibiydi; Ama gözyaşları yine de akmaya devam ediyordu, parlak damlalar yarı saydam ışığının içinden aşağı süzülüyordu!
...!
Çünkü Noah pek çok şeyi dışarıda bırakmıştı.
O, her birinin geldiğini hissetmişti. Kaynak. Nedenler. Sonsuzluk. Kalp. Varoluş’unun tüm içeriği, BU Infiniverse’ye teslim edilmişti; Birbiri ardına Hâzineler bırakılıp, uzaklaştırılmıştı ve sessiz bir kanalın öbür ucundan, sanki birinin tüm Varoluş’unu başkasına verdiğini izliyormuş gibi hissetmişti; o Bile... kopuk hissediyordu! Oysa o kadar yakındı ki!
Noah onu bu halde görünce kalbi sızladı.
Kumlar’ı aşarak, ona doğru yürüdü; Her adımında alan titredi ama umursamadı ve onu kollarına aldı.
“Üzgünüm,” dedi sessizce. “Birçok şeyi bir kenara bırakmak zorundaydım.”
Kız, ses çıkarmadan ona sarıldı.
“Ama sen asla başkalarından gelen bir şey değilsin.” El’i, Kız’ın başının arkasına kondu. “Senin Varoluş’unun çoğu, birlikte çıktığımız yolculuktan geldi. Ve bu her zaman devam edecek. Tamam mı?”
“...”
Ruination ona baktı.
Sonra bir adım geri çekildi, gözlerini son bir kez sildi ve ellerini salladı. İkisi arasında ışık, derin Mavi, ince ve berrak bir taç haline yoğunlaştı; Boyut’ta yavaşça dönüyordu.
“Quintessential Ruination’ın Taç Halka’sı,“ ona geri sunuldu.
Noah gülümsedi, onu aldı ve başına koydu.
Ruination, onu izlerken, ellerini önünde birleştirdi ve sesi kısık bir tonda çıktı.
“Her zaman birlikte mi?”
“Her zaman birlikte,” dedi Noah.
Sözlerinin etkisini bir Ân için hissettirdi. Sonra devam etti.
“Şimdi. Yeni Varoluş’umun ipuçlarını sergileme görevini sana vermek istiyorum. Gerçi bu sefer, bundan sonra Bilgi’yi Ben Üreteceğ’im.” Kendi göğsüne bir kez hafifçe vurdu.
“Artık benden geliyor. Sen de bizim için onu İncelememizi ve Analiz Etmemiz’i kolaylaştırabilirsin. Tamam mı?”
Ruination başını salladı.
Silueti, yukarı doğru akıp, Taç Halkası’na giren Kıpkırmızı-Mavi bir ışık parıltısına dönüştü ve başının üzerinde gevşek bir şekilde yerleşti; Tıpkı artık ona ihtiyacı kalmamış ama yine de takan bir Kral’ın başındaki Taç gibi.
Son değişim dalgası o anda içinden geçti.
Vücudundaki süslemeler, onu Boyutlar arasında taşıyan cüppeler ve sargılar, dönüşümünde dışarı attığı Siyah Pislikle delik deşik olmuştu ve şimdi tamamen yanıp, kül olarak, rüzgârla dağıldılar. Onların yerine, tertemiz beyaz pantolonlar şekillendi; Sade ve ağır, var olan hiçbir demirci dükkânının oraya koyamadığı bir Kâdimlik hissi ile parıldayan pantolonlar!
Belinden yukarısı çıplaktı ve kaslı üst vücudu, Obelisk ışığı altında tertemiz duruyordu; Her bir çizgisi Kusursuz’du hiçbir yerinde ödünç alınmış bir şey barındırmayan bir Vücut’tu bu.
Koyu saçları vardı. Göz Bebekler’i Obsidyen Tekillikler gibiydi. Mavi ışıktan bir Tac’ı vardı.
Noah gözlerini kapattı.
Ve bir kez daha Ruination’ın sesini duydu.
|Varoluş’unda Anlaşılmaz bir değişim meydana geldi.|
|“Köken Öz’ü olarak tanımlanan şey, içinde bir Tekillik biçiminde çiçek açtı. Varoluş’un, Güc’ünü daha iyi kavrayabilmen için kendi kendisiyle iletişim kurdu ve yalnızca senin gücüne uygulanabilen, sana özgü bir Güç ve Ölçüm Sistem’i oluşturdu.”|
|“Başkalarına baktığında, onlarda da görünecek ve bu aynı Ölçüm Sistem’ine çevrilecektir.”|
|Varoluş’un Şu Şekilde Ayrıştırılmıştır:|
|VERITAS: Kendine ne kadar sadık olduğun.|
|KÖKEN: Ne kadarının kendi yaratımın olduğu.|
|POTENTIA: Hâlâ neye dönüşebileceğin.|
|PONDUS: Kırılmadan taşıyabileceğin Ağırlık.|
Noah, bu ipuçlarına gülümseyerek, baktı.
Varoluş’u, işleri işte bu Dört Ölçü’ye indirgemek istiyordu. Dört Ölçü. Kendi türünden daha eski ağaçlardan miras kalan notlar değil, başka bir Varoluş’un Çerçevesi’ne yanıt olarak oluşturulmuş Ölçekler de değil. Bir İnsan’ın kendine sorabileceği Dört Soru, Sayılar’a dönüştürülmüş hali!
Bir adım daha ileri gitti.
“Bana şu anki Durum Paneli’mi göster.“
WAA!
|DURUM PANELİ: NOAH OSMONT|
|VERITAS: 10|
|KÖKEN: 1(???)|
|POTENTIA: SONSUZ|
|PONDUS: 5|
|OSMONTIAN DİL’İ: BEN’İM · QUINTESSENTIAL · İNSAN · BAŞKAHRAMAN|
|DOKUZ TEMEL: S-SINIF EBAD|
|Diz Çökmeyen Tâç · Hiçbir Şeye Borçlu Olmayan Akıntı · Koruyan Ayna · Arındıran Açlık · Sarsılmaz Karar · Saf Yörünge · Her Şey’i Kendine Çeken Sessizlik · Hatırlanan Gerçek · Egemen Varoluş|
|Tüm Temeller senin Kendi Yaratım’ından kaynaklandı. Dönüşüm’ün sayesinde doğal olarak Büyültüldüler.|
...!
Not: Yeni Terimler hayırlı uğurlu olsun. Bunlar, Noah’a özgü ama. Ne düşünüyorsunuz? Ama ben Hâlâ kararımın arkasındayım. Ruination, BU Infiniverse, Kimliğ’i bir kenara bırakılmalı. Ya da en azından bunları bir kenara atıp, Köken Öz’ü çıktı ya onlara dönüştürmek olsun. Güncel de buna tanık olduk. Ölçekler falan da dahi. Hepsini Köken Öz’üne dönüştürür ise bizzat ona Âit olurlar.
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.