296   Önceki Bölüm  Sonraki Bölüm   298 



“Kılıcını kullanma geri zekâlı!”



Gri cübbeli
adam, birkaç on metre uzağında savaşan oğluna bağırdı ancak ağzının
kenarlarından kan damlayan Severo kimseyi duyacak halde değildi.



Aslında
hiçbir şey duyamıyordu, enerjisi o kadar azalmıştı ki kulaklarında sabit bir
uğultu harici ses yoktu. Siyah uzun saçları karışmış, bazı yerlerden asimetrik
olarak kesilmişti, savaş alanına geldiğindeki asaletinin yerinde yeller
esiyordu.



“Yolun sonuna geldik Kara Zambak
piçi!”



Yarı ork
durmadı, biçare kalmış düşmanın üstüne şimşek gibi yüklendi. Hayati noktalara
ulaşamasa da, verdiği yaralarla an ve an amacına yaklaşıyordu.



“Ölmeyeceğim!”



Başkaları
hakkında konuşacak kudreti yoktu Severo’nun, yaklaşan sonu kabullenmediğini
haykırdı. Ardından ağzından çıkan gri boncuğu kırıp çıkan enerjiyi silahına
karıştırdı.



“Kaç, hemen kaç!”



Alyon’ un
baltası sağ kolunu kopardığında Kara Zambak Klanı’nın Lideri oğluna
bağırıyordu, klonuna gelen zararı gözü görmedi.



Ruh özünün
yarısını kaybetmiş Severo ölümden önceki son sapağa girmek için hızlandı, savaş
alanının dışına çıktığı an kaçış kristalini kullanabilirdi.



Kalan
hayatını ve hedeflerini tamamen yok edecek riski aldıktan sonra, arkasında
ardıl görüntüler bırakarak uzaklaştı.



Yarı ork
savaşta onun panzehri olabilirdi ancak konu sadece kaçmak olunca yakalanması
mümkün değildi.



Kurtuluş
birkaç yüz metre önündeydi ve bu hızla giderse çok da yakındı. Gözleri ışıl
ışıldı Severo’nun ta ki mora bulanmış altın bulutlar önünde belirene kadar. Bir
kamçı uzanıp belinden kavradı O’nu. Geriye, kaçmak için ruh özünü harcadığı
yere savurdu.



Yarı orkun
gözleri önüne düşmüş düşmanına yöneldi, ardından kafasını kaldırarak yavaşça
yürüyen kişiye baktı.



Kan Tanrısı
Nafız’ın direkt öğrencisi, Ulu Ork Alyon’ un oğlu ve Karsak Şehir Lordu olan
babası Kitapkurdu yardıma gelmişti.



“Başladığın işi bitir!”



Bu cümleyi
ikinciye duydu yarı ork, utançtan kıpkırmızı olmuştu. Yaralı avın üstüne
atlayan aç aslanları andıran bir hareketle zıpladı Severo’nun yanına.



Önce iki bacağında
derin kesiklere neden olacak saldırılar yaptı, başka sürprizlere mahal
veremezdi. Ardından sırtı ve omuzlarından defalarca hançerledi onu, her
seferinde silahını çekerken yatay olarak genişletiyordu yaraları.



“Severo!”



Yakındaki
herkesle beraber gri cüppeli adamda olanlara şahit oluyordu, siyah alevlerle
yanan ork yüzünden ulaşamadığı oğlu ölümün eşiğindeydi.



“Çekil önümden!”



Gri cübbeli
adamın elinde beliren tılsım göz kamaştırıcı bir ışıkla beraber parçalandı. Alyon’
un siyahını bastıran aydınlıkla beraber, kapandan kurtulmuştu Kara Zambakların
Lideri.



Hedefinde
oğluna işkence eden yarı ork vardı, kılıcının sivri ucunu direkt olarak
kafasına saplamak üzere uzandı.



Bir an sonra
gövdesi şiddetle titredi, geriye savrulurken ne olduğunu gözünün ucuyla görebilmişti.
Geniş enli kılıç ve dev savaş çekici aynı anda inmişti gövdesine, son gücünü
kullanarak edindiği momentum geri teperek başladığı noktaya geri döndürmüştü
kendisini.



İki yeni
figür vardı mücadelenin sürdüğü yerde, adeta aile buluşması yaşanıyordu. Gri
cüppeli adamı kafasından sıkıca yakalayıp yere bastıran Alyon, kızı, oğlu,
torunu ve damadı aynı kare içindeydi.



İki aileden
biri güvenle birbirlerine bakarken diğerinde acı, ıstırap dolu zamanlar
yaşanıyordu. Tablo tersine dönmüş, bir zamanların kudretli bireyleri
düşmanlarının elinde can çekişmekteydi.



“Oğlumu bırakın, aksi halde tüm
klanımla peşinize düşerim!”



Çaresizlik
içinde bağıran gri cüppeli adamın sesi aniden kesiliverdi. Diziyle bitik klonun
üzerine basan Alyon, tek eliyle yakaladığı saçlarından yere vurdu onu.



Yüzü toprağa
bulanan Kar Zambakların Lideri ağzını açamaz haldeydi, tek gözüyle oğlunun
durumunu görebiliyordu.



Onun aksine
oğlunun bilinci çoktan gitmiş, yarı orkun elinde savrulan boş çuvala dönmüştü. Anlamadan
kaybettiği ruh gücüne ilaveten anlık güçlenmek için harcadıkları birleşince,
savaş yeteneği kalmamıştı Severo’nun.



Yarı ork
direnci kırılan düşmanını yavaşça kavradı, sağ eliyle kafasının üstünden
tutarak mırıldanan orkun ne yaptığını kimse bilmiyordu.



Bir yirmi
saniye böyle geçti, ardından Alyon altına aldığı adamın kurtulmak için
kıvranmaya başladığını gördü.



“Olduğun yerde kal!”



Kara Zambak
Klanı’nın liderinin kafasını bir kez daha yere vurdu Alyon, nereden geldiğini
bilmediği gücün toplanmasına izin vermeyecekti.



Son gayreti
savuşturunca bakışlarını torununa çevirdi, bu eylemin muhakkak onun yaptığıyla
ilgili olması gerekiyordu.



Gördüğü şeyi
daha önce tecrübe etmediğine emindi, Severo’nun kendine benzeyen bir silueti
bedeninden ayrılıyordu.



Yanlış
yoktu, torunu Kara Zambak Klanı’nın varisinin ruhunu bedeninden ayırıyordu. Ne
Severo ne de babası tepki verebilmişti. Uzun saçlara sahip beden yere
düştüğünde, ruhu yarı orkun ellerinde can çekişiyordu.



“Geber!”



Tek eliyle
düşmanını kavrayan orkun diğer elindeki hançer, ruhun boğazını bir ucundan
diğerine kadar kesti. Kan akmamıştı, yavaşça dağılan gri bir sise döndü Severo.



Aynı anda
Alyon, saçlarından yakaladığı adamın sırtına sertçe bastırıp olanca gücüyle
asıldı. Klon yüzde on güce sahip olsa da, bedensel dayanıklılığı normal insanlara
göre kat kat fazlaydı. Buna rağmen dayanamadı.



Arkasına
kuyruk gibi takılmış omurilikle beraber kafayı bedenden söküp aldı Alyon. Çocukları
ve damadı da yanı başlarına gelmişti, soyu bugün en büyük sınavını veriyordu.



Kesin zafer
peşinden sevinç çığlıklarını, coşkulu tezahüratları getirdi. Nafız’ la canını
dişine takarak savaşan adamda bunları duyuyor hatta onunla beraber beliren
adamın ve oğlunun sonunu görüyordu.



“Maria, uyan!”



Ralph de León
sertçe seslendi kızına zira önündeki manzara karşısında ne diyeceğini
bilemiyordu. Daha önce savaş alanından çektiği kanları küçük iğnelere
dönüştüren Nafız, şimdi her biri bir kol uzunluğunda kılıçlara
şekillendirmişti.



Asasını çoktan
kullanmıştı altın sarısı saçlara sahip adam, kafasının üzerindeki haresi yok
olmuş kalkanının üzerinde derin çatlaklar vardı. Kızını uyandırıp arkasına
alınca güneş gibi parladı, kalkanı bir kez daha onarılmış hatta katmanları
birkaç kat artmıştı.



Yüzlerce
kılıç yenilenmiş kalkana indiğinde bu sefer Nafız tam arkalarındaydı, iki
hançeriyle beraber göbekten saldırıyordu. Kırmızı kılıçlar ışığın içine
battıkça kayboluyorlardı, yok oluyor gibi görünseler de yavaşça solan rengi
kalkanın durumunu özetler gibiydi.



Çok geçmeden
Kan Tanrısı sert darbesiyle uzun süredir önünde engel oluşturan yapıyı
parçaladı, baba ve kızı açıkça önündeydi.



İki cılız
ışık topu ona doğru yöneldi, bu son direnişi bekleyen Nafız rahatça elini
sallayarak kesip attı ikilinin saldırısını.



“Altın Tacın Üçüncü Büyüğü Ralph de León
ve Alton Tacın Kutsal Bakiresi Maria de León, elinizden gelenin hepsi bu kadar
mı?”



Baba kız
önlerinde soluyan yaratığa korkulu gözlerle bakıyordu, hareket edecek alanları
kalmamıştı sanki dişi orkun elleri boğazlarından yakalamıştı onları.



“Sakin ol! Bizi öldürmenin sana
hiçbir faydası olmaz?”



Ralph de León
kızını arkasına doğru çekerek konuştu, sesinde uzlaşmacı bir tavır vardı. Konuşurken
hafifçe belini bükmüş, kendisinden daha kıdemli bir kişiye hitap edermiş gibi
duruyordu.



“Ne kadar ilginç, çıkar ağzındaki
baklayı!”



Üzerindeki
zırhı dağıttı Kan Tanrısı, topuğuna kadar uzamış saçları yavaşça geriye,
belinin hizasına kadar çekilmişti. Şimdi kan kırmızıydılar, etrafta en ufak
esinti olmamasına rağmen çılgınca dalgalanmayı bırakmamışlardı.



“Kızımın ve klonumun içine köle mührü
yerleştir, eminim Işığın Toprakları üzerinde adamlarının olmasını istersin!”



Yüzünün
şekli dramatik bir biçimde değişecekti Nafız’ın, en kritik yere gelindiğinde
hiç beklemediği bir teklif almıştı.



--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------



ancak hiç ağlamamış bir
erkeğin ki kadar şiddetli ve korkunç bir hıçkırık sesi duyuldu.



 



Bir Kadının Yaşamından
Yirmi Dört Saat, Stefan Zweig



 




Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.


296   Önceki Bölüm  Sonraki Bölüm   298 



DISQUS - Mangaya Ait Yorumlar

*Not: Yorum Yazmadan Önce;

  • Spoiler,
  • Küfür, siyasi ve seviyesiz yorumlar,
  • İçerikle alakasız link paylaşımları yasaktır.
  • İçeriği çeviren gruplar dışında site reklamı yapanlar sınırsız uzaklaştırılacaktır.