47   Önceki Bölüm  Sonraki Bölüm   49 



Toprak derin gök ise yüksekti ancak buna rağmen Şükrücük ’ün
kaçacak hiçbir yeri olmaması ne kadar ilginçti.



“Tamam, giyeceğim
pelerini ama bundan ben değil siz utanın!”



En sonunda pes etmişti tankımız, bir nesnenin kuşanıldığını
belirten ışıltılar içinde mahzun gözlerle bize bakıyordu.



Bir sonraki an gördüklerimden sonra keşke hiç giymeseydi
diyeceğimi tahmin edemezdim, envanterde göründüğünden daha beter çıkmıştı
pelerin.



“Şahtın şahbaz oldun
abi valla!”



Toraman hiç bu fırsatı kaçırır mıydı? Kıpkırmızı kumaşın
üstüne mor dudak desenlerinin işlendiği uzun pelerinin altın nakışlı kenarından
tutarken, kahkahalar içinde konuşuyordu.



“Lafı ağzımdan aldın
iri besili köy tosunu, eşyanın ismi tam da dediğin gibi!”



Şahbazın Pelerini



Seviye – 10



Savunma Puanı - 15



Hayat Puanı - 15



Çeviklik – 15



Baştan aşağı güzellik abidesisiniz lafı şu anda tam olarak
karşılığını Şükrücük ile buluyordu, birbirinden tamamen alakasız ekipmanları
ile her yeri yamalı çingene bohçasına dönmüştü.



“Abi, diğer item bir
ayakkabı, bakmak ister misin?”



Pelerini kitledikten sonra Nasreddin Hoca misali ya tutarsa
diye zorladım ama beni çiğ çiğ yiyecek gibi bakan tankımızın niyetinin
olmadığını görebiliyordum.



“O zaman bu eşya da
Rimel’e gidiyor, eminim ona çok yakışacak!”



Genç kız eşyasını aldığı gibi giydi, hoş elbisesinin altında
beliren rengârenk babet sanki mağazadan alınmış gibi tüm kombini tamamlıyordu.



“Max abi, bu ayakkabı
çok güzel ancak ismi biraz tuhaf geldi bana!”



“Rimel, kestiğimiz
bossun nesi normaldi ki düşen eşyaları normal olsun!”



Yani Şapdudak kendinden şekilli bir tipti, cehennemde bile
tuhaf kaçan görünümünün altında ancak bu tarz itemler gizleyebilirdi.



Civeleğin Babeti



Seviye – 10



Savunma Puanı - 15



Dayanıklılık - 15



Çeviklik – 15



Bunu da Şükrücük’e giydirmeyi canı yürekten istemekteydim,
eğer pelerin yerine bunu sunsaydım eminim ki sorgusuz sualsiz kabul edecekti.



“Tüm birinci katmanı
temizledik, ne olacak şimdi?”



Toraman belki de hepimizin aklında olan ama sormayı unuttuğumuz
soruyu dile getirdiğinde, sistem de sanki bunu bekliyormuş gibi harekete
geçmişti.



“Akıncılar adlı parti,
Başlangıç Köyü ilk katmanı temizlemiştir!”



“Bölgelerde bulunan
Düşmüşler günlük 10, Bosslar ise sadece 1 defa dirilebilecektir!”



“Akıncılar adlı
partiye kendilerine bağlı alt parti oluşturma hakkı verilmiş, bu partide ilk
katmandaki tüm Düşmüşlerin verdiği etkilere karşı bağışıklık kazanmıştır!”



Güzel haberler duymuştum, bunun bize ne faydası olacak
bilmeme rağmen bir ilerleme kaydettiğimizin tescillenmesi iyi hissetmemi
sağlayacaktı.



“Safi rüzgâr, insan
bir iki donanım verir hediye olarak!”



Bu sözlerin kime ait olduğunu söylememe gerek var mı? Tahmin
etmiştim zaten bildiğinizi, Çin genelevi gibi olmuş tankımız iteme doyamıyordu
bir türlü.



“Güzünü toprak
doyursun diyeceğim lakin onun bile doyuramadığı belli iken sadece ağzım açık
kalıyor sana karşı Şükrücük abi!”



“Bak sen, bossları
tutarken iyiydi de şimdi mi kötü oldu ekipmanlar. Kusura bakmayın arkadaşlar, isimleri
tuhaf olabilir, hatta ele güne karşı beni zor durumda bırakabilirler ancak neye
benzerlerse benzesinler önemli değil, üzerimdeki tüm ekipmanlar benim canım
ciğerimdir!”



Hemen hedef saptırmaya çalıştı tankımız, ben onun
açgözlülüğünden dem vururken o hangi sularda yüzüyordu.



“Ben köye dönüp Kakao’nun
lider olacağı bir alt parti kuracağım, sizde bu arada kendinizi ikinci katmana
girmek için hazırlayın!”



Bizimkileri kendi hallerine bırakarak tüm hikâyenin
başladığı yere, Başlangıç Köyüne dönmek için adımımı atıyordum ki arkamdan biri
heyecanla bana seslendi.



“Max yeğenim bende
seninle geleyim, malum çocukları biraz yalnız bırakmak gerekiyor!”



Ulan Şükrücük hayatın dümen olmuş senin be, millete poz
kesmek istiyorum demiyor da duyar kasıyor bana yalandan.



“Gel abi ben lafın
gelişi söyledim zaten, mob kesmiyorken herkes kafasına göre takılabilir!”



Parti kurduk diye anasından yeni ayrılan ilkokul bebesi gibi
kol kola gezmemizin bir anlamı yoktu, bu zamana kadar sürekli aksiyonun içinde
olduğumuz için ayrılamasak da, kişisel alan kavramını ekibe oturmam
gerekiyordu.



“Doğru dedin, şu dükkânlar
açılınca düşen altınları da pay edelim de, belki bir şeyler almak isteyenler
olur!”



Bu neymiş ya, elini veren kolunu senetle geri alıyor köçek
katilinden, şimdi de en planlı ve programlı harcamamız gereken kaynağa göz
dikmişti.



“Abi sen güzel aklını
hiç yorma bu konularla, bak herkes toplanmış senin geri dönmeni bekliyor!”



Ne desem bir kulağından girip diğerinden çıkacağı için onu
en sevdiği yere, Günahkârların hayran bakışları ile boğulacağı ilgi denizine
yollayacaktım.



Daha cümlem bitmeden kaybolmuştu Şükrücük, üzerimdeki yükten
kurtulmanın verdiği hafiflikle ben de adımları hızlandırarak partimizin destek
elemanının yanına ilerledim.



“Hepiniz gibi bende
duydum söylenenleri, sabredin, ana partinin dönmesi yakındır!”



Sistemin yaptığı anons belli ki civardaki tüm Günahkârlar
tarafından işitilmişti, ayrı bir parti kurulacağının haberini alan yüzlerce
kişi bizim beyaz atlı prensin etrafına toplanıyordu an itibariyle.



“Hayırlı işler Kakao,
bereket versin ne zaman gelsem dükkân tıka basa dolu!”



Şöyle umursamaz bir giriş yapayım dedim ancak ne mümkün,
beni gördükleri gibi insanlar bastı çığlığı. Alkışlar, tebrikler, beklenti dolu
gözlerin hemen aşağısında duran dudaklardan hep bir ağızdan dökülüyordu, adeta
bayram yerine dönmüştü Başlangıç Köyü.



Amansız mücadelemize başladığımızın üstünden bir hafta
geçmişti çoktan ve şu anda delice sevinen insanların neredeyse tamamı 24
saatlik günün 8 saati azap çekiyorlardı.



Yalan konuşamam, içimde zayıf bir ses Şükrücük’le aynı
tondan şarkı söylüyordu, güftesinde ise neden bir kez daha yüksek özellikli donanım
değil de, sadece alt parti kurma hakkı verildiğinden dem vurulmaktaydı.



Ancak ne zamanki şu insanların yüzlerindeki tebessümü
gözlerindeki umut kıvılcımını gördüm, tüm soru işaretleri daha önce var olmamış
gibi kaybolup gittiler zihnimden.



“Hoş geldin Lider,
bizde sizi bekliyorduk!”



“Arkadaşlar neler
olduğunu hepiniz biliyorsunuz sanırım, daha önce size verilmiş bir sözümüz
vardı ve bunu tutmaya devam edeceğiz!”



Sabırsız bakışların kıskacı altında vakit geçirmeye niyetli
olmadığım için yekten konuya girmiştim.



“Uymanız gereken iki
kural var, bunlara harfiyen riayet ettikten sonra bir sıkıntı yaşanacağını
düşünmüyorum!”



“Bir, alt parti
lideri Kakao’nun her dediğine harfiyen uyulacak. Aksi halde partiden bir daha
girmemek üzere atılacaksınız, ilk ve en önemli kuralı umarım çok iyi anlamışsınızdır!”



“İki, Düşmüşleri
kestiğinizde bazı eşyaların düşme şansı bulunmaktadır, bunları kesinlikle yerde
bırakmıyorsunuz, ne olursa olsun düşenleri toplamanız gerekiyor. Uyulmaması
durumunda, birinci kuralda belirtilen cezaya razı olacaksınız demektir!”



“Son olarak sakın ha,
üç beş bozguncunun lafına uyup toplu halde bir eylemde bulunmayı aklınızdan
geçirmeyin, işi gücü bırakır sizi ezmek için buraya gelirim!”



Bu mutlu günde böyle sert çıkışmayı inanın hiç istemezdim,
kısa süren hayatım boyuna insanları tanıma fırsatım olmasaydı eminim ki böyle
konuşmazdım. Şimdi cehennemin negatif etkilerine maruz kalmışken ne
yapacaklarını hiç kestiremiyordum, ben de en kolay yolu, korku ile yönetmeyi
seçtim.



“Alt parti lideri
atama – Kakao!”



Önceki parti davetinden dolayı asistanım pozisyonuna geçen
beyaz gölge ne yapacağını biliyordu, iki nefes sürmeden görüşümde bir parti
sekmesi daha belirmişti.



“Çok güzel, birazdan
insanları azaptan kurtarmaya başlayabiliriz!”



Ne tuhaftı, sert sözlerim sonrası dudakları sarkan kalabalık,
onları azaptan kurtaracağımı hatırlatınca hemen cana gelip sıra oluşturma
başlamıştı.



“Herkes yerlerine!”



“Lideri duydunuz, söz
dinlemeyenin sonu sonsuz azap!”



Kakao’nun yanına yerleştirdiğim iki yamyamın nerede olduğunu
tam sormayı düşünürken, bir anda sahne ışıklarının altında beliriverdiler.



Nasılda azim ve hırsla düzeni sağlamaya çalışıyorlardı, bu
performanslarını görünce ilerde onları Şükrücük ‘ün yanına vermenin daha uygun
olduğunu hissetmeye başladım.



“Biz ikinci kalkana
giriyoruz, büyük ihtimal temizlemeden dönmeyiz!”



“Kendinize iyi bakın!”



 




Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.


47   Önceki Bölüm  Sonraki Bölüm   49 



DISQUS - Mangaya Ait Yorumlar

*Not: Yorum Yazmadan Önce;

  • Spoiler,
  • Küfür, siyasi ve seviyesiz yorumlar,
  • İçerikle alakasız link paylaşımları yasaktır.
  • İçeriği çeviren gruplar dışında site reklamı yapanlar sınırsız uzaklaştırılacaktır.