86   Önceki Bölüm  Sonraki Bölüm   88 



Yemek katı
tarihi günlerinden birini yaşıyordu, tepsileriyle dolaşırken oturacak yer
arayanlar şaşkın ördek gibi sürekli kafalarını çevirmek zorundaydılar.



Masalara
yerleşmiş şanslıların önlerine bakmaktan başka çaresi yoktu, hasbelkader
kafalarını kaldırsalar en az beş kişi kalkacaklarını sanıp yanlarında
bitiyordu.



İnsanlar
bunalmıştı, sinema kuyruğundaki çocukların sesleri tüm katta çınlarken bir anda
hepsini bastıracak kadar gür haykırışla yer gök inledi.



“Tuvaletlerin orada yeni oturma alanı
açtılar!”



Kavimler göçünü
andıran bir görüntü oluştu akabinde, plastik tepsilerindeki yemekleri ve
içecekleri dökmemek için bin bir şekle girerek koşuyordu zombiler.



Göz gözü
görmüyordu, bizim de istediğimiz buydu zaten. Geçen bir saat içindeki üçüncü
anonsumuzdu bu, her seferinde koşa koşa geliyorlardı bu tarafa.



Belki
çoğunuz bilmez, alışveriş merkezlerinde yemek katında tuvalet olacaksa belli
bir mesafeyle ortak kullanım alanından ayrılması gerekir. Yani babalarının
hayrına o dolambaçlı uzun koridorları yapmıyorlar, amaçları size altınıza
yaptırmak değil.



Bu aklıma
gelince kata girdiğimiz gibi tuvaletlere meylettik, önce bir güzel temizledik
içerisini. Bal dök yala yaptık helayı, pusuya yatarak sıkışan zombileri rahata
kavuşturduk.



Tek tük
geliyorlardı, baktık bekle bekle olmayacak olta atmaya başladık. Sırayla
bağırarak yer bulurum umuduyla gününü berbat edenleri çektik yamacımıza. Artık
geçerken kaç tane kapabildiysek, ayıklayıp yok ettik.



İlk iki
deneme gayet sağlıklı olmuştu, üçüncüden de umudum yüksekti açıkçası. Nasıl
taktılarsa kafaya oturup yemek yemeyi, tereyağından kıl çeker gibi alıyordum
içeri mobları.



Başlangıç
için çok iyiydi ama büyük kalabalık oturanlar veya sinema sırasındakilerden
oluşuyordu. Bunlara yönelik de bir planım vardı tabii ki. Çocuklarını toplayıp
gelmiş genç anneleri, yüreklerinden vuracak bir şey düşündüm.



“Sinema biletiyle gelenlere Duyarlı
Anne Sertifikası hediye, tuvaletlerin orada dağıtılıyor!”



Bunların çoğu
çocuğuna tablet dahi vermemiş kişilerdi desem yemezsiniz, sene de birkaç gün
buralara gelip, elli tane instagram paylaşımı yapanlardı bunlar.



Bu nedenle, hikâyede
parıl parıl parlayacak bir sertifikaya kim hayır diyebilirdi ki?



Yalnız pek
işlemezdi bu numara en fazla iki, hakkını verdik ama sinema kuyruğu bir ferahladı.
Ergenlik çağının altında kimse kalmadı, kendi başlarına gelenleri halletmek
kolaydı.



Kata ilk
çıktığımızdaki kalabalığın %30 unu hallettik sayılır, avımıza düşecek olan
kurbanların hepsi ölmüştü.



“Potları hazırlayın, birbirimize
yakın duracağız. Ortaya girmek yok, kenarlardaki uzun koridorlarda bir tur atıp
geri dönüyoruz!



Enerjimiz yerindeyse devam edeceğiz,
yok dinlenmemiz lazımsa tuvaletlere uzanan koridorun girişinde direneceğiz bir
süre. Gazamız mübarek olsun!”



Zurnanın zart
dediği yerdeydik , küçük numaraların sinsi taktiklerin sonu geldi, bileğimize
güvenmekten başka çaremiz yoktu.



Henüz
siparişlerini almakla uğraşanların, dükkân önlerinde dizildiği yerlerdi
bahsettiğim koridorlar. Her zaman ok ucu gibi olurduk ama bu sefer mızrak
misali yarıp geçmemiz gerekiyordu.



“Tam güç atak!”



Adımımızı
attığımız an en yakındaki zombiler üzerimize çullanmaya çalıştı, tahminimizde
buydu. Arkamıza bakmadan koşmaya ve vurmaya odaklandık, indirdiklerimiz düşüyor,
kalanlar kuyruk gibi peşimize takılıyordu.



Dana yutmuş
piton yılanı misali ilerliyoruz, ilk tur bittiğinde gücümüz yerinde. Hız
kesmeden ikiye geçtik, orta alandan önümüze atlayanlarla beraber şaşkın halde
bizi arayanlar hedefimiz.



Üç olur mu,
olur ama yarısında bir problem baş gösterdi. Kendi kendimize tur bindireceğiz,
arkamızda uzanan kuyruğa değdik değeceğiz. Bir arkaya dönseler halimiz yaman,
on adım mesafe kaldı aramızda.



“Abi tuvaletin girişine barikatı
kuruyoruz, dua edelim sondakiler dönmeye devam etsin!”



Dediğim gibi
yaptık çünkü başka seçeneğimiz yoktu. Oluşan kuyruğun sonu hedeflediğimiz yeri
geçince önde Şükrücük, yanlarda ben ve Toraman klasik dizilimiyle savunmaya
geçtik.



Çok şükür
zombiler arkalarına dönüp bize saldırmadı, hızlarını aldıklarından dolayı tam
bir turu tamamlayıp üzerimize geleceklerdi galiba.



Önümüzde ne
kadar yığılma olursa olsun gözüm onlardaydı, hepsi yığılacak olursa sonumuz ne
olurdu bilmiyorum.



“Şükrücük abi, ikinci yeteneğini
kullanmak için komutumu bekle!”



Tek çıkış
yolumuz bu gibi görünse de, bir tane daha vardı.



“Toro sende hazır ol, kalabalığı
yarıp çıkacağız. Rimel yanımızdan ayrılma!”



Ter içinde
kalmıştı zavallı, zombiler güçsüz olsa da sürekli hasar veriyorlardı. Durmadan
şifa yeteneğini kullanmak zorundaydı, bu anlarda daha çok alan yeteneği olan
bir üyemiz olsaydı keşke diye düşünmedim değil.



“Ver abi coşkuyu, Toro dağıt
yolumuzdaki kalabalığı!”



Zaman gelince
yeniden başladık koşmaya, üç tur yaptığımızda bu sefer kuyruğun sonuna epey
vardı. Zorlamadan geçtik yerimize, Rimel bitmişti.



“Abicim bu tur dinlen, beyler
iksirlere abanın!”



Olduğu yere
çöktü genç kız, büyüsel özellikli olduğundan yoğun fiziksel aktivite bitirmişti
onu. Şansımıza alışveriş merkezi babalarındandı, yemek katında bir tur beş
dakikadan fazla sürüyordu.



İtiş kakış
derken neredeyse on dakika sürdü kuyruğun dönüşü tamamlaması, fırladık
yerimizden. Taktiği oturttuktan sonra gerisi çorap söküğü gibi geldi,
zindanların klasiği değil mi zaten bu?



“Dayanın son tur bu, bitiriyoruz katı!”



Öyle de
oldu, Rimel’ in kendine gelmesiyle beraber hiç durmadan önümüzde kim varsa kestik.
İş bittiğinde orta yere çöktük. Kolumu kaldıracak halim yoktu, yanımdakilerde
ona keza, nefes nefese kalmış soluyordu.



“Zindandaki zombiler temizlendi,
Patron yönetim katında sizi bekliyor!”



Sistem
anonsu bir rahat bırakmadı, malum olanı neden söylüyor ki diye düşündüm. Sonra
görüş açımda bazı rakamlar belirdi, on dakikadan geri sayım başlamıştı.



“Kalkın haydi, zaman kısıtlaması
koymuşlar!”



“Bir oturtmadılar arkadaş, daha tam
dinlenemedik!”



Feryat figan
yola çıktık, daha önce kapalı olup az önce açılan bir kapıya doğru hızlıca yürüdük.
Uzun bir koridor bizi bekliyordu, tüm dikkatimizi toplayıp sonuna vardığımızda yine
dev bir ekranla karşılaştık.



“İnadınıza hayran kaldım, son
teklifim için giriş katta bekliyorum sizi!”



Manzara
değişse de, sırtı dönük adamın ensesi baki kalmıştı, zamana mı oynuyordu
bilmiyorum ama tam gaz indik zemin kata.



Eskiden tek
kapılı arabanın olduğu yerde büyük bir masa ve ardında sırtı bize dönük Patron,
yanındaki iki takım elbiseli koruma yiyecek gibi bakıyor bize.



“Alışveriş Merkezimi ne hale
getirdiğinize bir baksanıza, süslü aynalarım, parlak mermerden zeminlerim harap
olmuş. Ben bunları sineye çekmeye hazırım, üstüne üstlük size adam başı 10.000
altın vereceğim!



Başlangıç köyünden çıkışın
anahtarları da masanın üstünde, alın ve mekânımı terk edin. Tekrar ediyorum, bu
size son teklifim!”



Donup
kaldık, ateşli bir mücadele beklerken Patron bize çok makul bir teklifle geldi.
Verdiği para az buz değildi, 40.000 altın başlangıç köyünü çevreleyen kalkanı
aştıktan sonrası için çok yararlı olabilirdi.



“Ne diyorsunuz arkadaşlar, teklifi
kabul edelim mi?”



Partinin
aklı karıştı, zamanda su gibi akıyordu, çoktan iki dakikayı yemiştik.



“Max beni bilirsin paraya hayır demem
ama sence çok kolay olmadı mı bu ?”



“Açsana biraz abi, ne demek
istiyorsun?”



“Koskoca alışveriş merkezinin sahibi
için 40.000 altın ne ki? Bahisçilerden bile ne kadar çıktı. Bu herif bu kadar
alttan alıyorsa, kesin işin içinde başka bir iş var!”



Hiç
mantıksız değildi söyledikleri, ayrıca bunları zombiye dönüşen insanları kestirmeden
verecekti. Şükrücük’ ün ayyaş arkadaşları ve son ana kadar kendilerini tutan
Boksörlerin yüzüne nasıl bakardık teklifi kabul etsek.



“Teklifin en az ense tıraşın kadar
güzel ama görünmeyen ağzını kırmadan bir yere gitmiyoruz!”



 



Yazar Notu



Altı Medeniyetin
Dünyası'nın İkinci Cildi sona erdiği için ilk cilt bitene kadar hafta içi her gün
Cehennem Online yeni bölümü olacak



 




Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.


86   Önceki Bölüm  Sonraki Bölüm   88 



DISQUS - Mangaya Ait Yorumlar

*Not: Yorum Yazmadan Önce;

  • Spoiler,
  • Küfür, siyasi ve seviyesiz yorumlar,
  • İçerikle alakasız link paylaşımları yasaktır.
  • İçeriği çeviren gruplar dışında site reklamı yapanlar sınırsız uzaklaştırılacaktır.