2   Önceki Bölüm  Sonraki Bölüm   4 



Poissa sessiz caddede hızla koşuyordu. Kardeşinin onu beklemeyeceğini çok iyi biliyordu. Hızla gidip geri dönmesi gerekiyordu. Fakat iki çanta ile koşmak çok zordu. 

Başını gökyüzüne çevirdi. Sonbahar kokusu havayı sarmıştı. Ocak ayını seviyordu. Muhteşem sonbahar ağaçların rengini değiştiriyordu. Gerçi bugün geçiş günlerinden biri diye düşündü. Sonbaharın kendini iyice soğutması bugün başlıyordu. 13 Ocak.

Kendi sokaklarına girdiğinde uzaktan, pekte siyah olmayan dumanlar gördü. Yutkundu. 

Duman söğüt ağacından geliyor gibiydi. Sokağın başından bile rahatça gözüken iri dallara sahip söğütün, dallarından dumanlar yükseliyordu. 

Gözüne evlerinin görüntüsü geldi. Ağacın dalları evlerine dokunuyor muydu? Evlerinin çatıları ahşap değildi öyle değil mi? 

İçinden lanetler ve dualar etmeye başladı. Evlerine sıçramamıştır diye düşündü. Anne ve babası görmüştür. Ya da o kadar evin içinden elbet biri yangını söndürmek için uğraşıyordur. 

Poissa gözünden dökülenlere aldırış etmeden hızla koşmaya devam etti. Ve umdu ki tahminleri sadece kötümser birinin düşünceleri olsun. 

Pona ise kardeşini beklemekten sıkıldı ve aldıklarını yerleştirdi. Hem de sinirli bir şekilde ona bakan çalışan varken. Evet boşuna beklemişti sinirini anlıyordu ama Pona da çalışan kadar sinirliydi. Mağazadan oyuna son kez bakıp ayrıldı. Bir daha kardeşine daha iyi teklifler sunmalıydı. 

 O da kız kardeşi gibi koşmaya başladı. Hızla eve gidip bir haftadır yaptıkları planı kurtaracak yollar önerebilirdi. 

Pona burnuna gelen is kokusunu sevmemişti. Yanlış yolda değildi. Emindi. Koşmaya devam ettiğinde evlerinin etrafındaki kalabalığı gördü. Çığlık sesleri o eve yaklaştıkça daha da yükseliyordu. Ses kime ait ise boğazı tahriş olacaktı. Kalabalığın arkasından evlerine bakmaya çalıştı.

Hayır, aslında evlerinin olması gerektiği yerde sadece yıkıntılar vardı. Yere atılan iki çantayı gördü. Poissa ve kendisi için hazırladığı çantalar.. İkisini de alıp kalabalığın yanından geçti. 

İşte o zaman Pona, çığlığın kaynağını görmüştü. Poissa kumral uzun saçları ile yerde oturmuş bağırıyordu. 

Kollarında ise sarıldığı kardeşi vardı. Beyaz teni ve hafif sarımsı saçları ablasının ellerinin altından hafifçe gözüküyordu. 

Poissa aniden bağırmayı kesti. Onları izleyen ikizi ile göz göze geldi. Pona az önce aldığı çantaları elinden düşürdü. Kız kardeşi ise yangından etkilenen çimenlere bakmaya başladı. Saçlarını yüzünü gizlemek için kullanıyordu.. Derin nefesler almaya başladı. 

Pona ilk defa kız kardeşini bu kadar kötü bir şekilde görmüştü. Ağlamaktan gözleri kızarmıştı. Hassas olan cildine, göz altları morluk eklemişti.

Poissa küçük kardeşini bıraktı. İkizine doğru yürüdü. Hafifçe esen rüzgar kızın saçlarının altındaki yeşil gözlerini gösteriyordu. 

Kız, çocuğa sarıldı. "Yangın.. Onları bulamadım.. ben..onlar gitmiş..." hafif tonlu sesi titriyordu. Hızla geri çekildi. Pona gelene kadar, hala usulca yanmakta olan yıkıntılar arasında anne ve babasını aramıştı. Ellerinden akan kanlar her harekette yere savruluyordu. 

Arkasına baktı. Küçük kardeşi yerde öylece oturuyordu. Hestia ile ilgilenmeliydi. Pona ile gitmeleri gerekiyordu. Nereye olduğu şuan önemli değildi. 

Evlerine tekrar baktı. Ailesinin cesedi bile yoktu. Sadece alevler arasında hayatta kalmayı başaran Hestia vardı o kadar. 
*!*


Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.


2   Önceki Bölüm  Sonraki Bölüm   4 



DISQUS - Mangaya Ait Yorumlar

*Not: Yorum Yazmadan Önce;

  • Spoiler,
  • Küfür, siyasi ve seviyesiz yorumlar,
  • İçerikle alakasız link paylaşımları yasaktır.
  • İçeriği çeviren gruplar dışında site reklamı yapanlar sınırsız uzaklaştırılacaktır.