Bölüm 104
Üç gün sonra Kai ve Yue Quin önlerinde ki klan arazisine baktı. Klanın kapladığı alan ufak bir kasaba kadardı şehir içinde böyle bir yer şüphesiz pahalıydı ama Runik Şehrinin yüz ölçümüne kıyasla bu şehir zaten çok ufaktı.
Nüfusu en fazla yüz bin kadardı fakat buna rağmen gelişmiş görünüyordu. Kai şehre biraz dikkat gösterse de asıl merak ettiği Ye Klanıydı.
Unutulmamalı ki Ye Klanı üç yüz yıl önce Çekirdek Bölgede ki en büyük klandı, korkunç bir güce sahiplerdi. Utta Klanı tarafından yıkılmış olsalar da Utta Klanı bunu diğer büyük güçlerle birleşerek yapmıştı. Buna rağmen Ye Klanı hala kaçma fırsatı bulmuş ve ata topraklarında köklerini yeniden canlandırmıştı.
Belki sorun olmazsa yüz yıl sonra geriye dönebilirlerdi ama şimdi Kai’nin gördüğü o kadar ihtişamlı değildi. Bir kaç büyük bina klan arazisinin çeşitli yerlerine dağılmıştı, binaların arkasında kalan bir dizi ufak ev vardı. Merkezde bir klan patrikhanesiyle birlikte bazı antrenman alanları, hazine köşkü gibi yerler bulunuyordu.
Ayrıca Klanın önünde bir kaç yüz dükkandan oluşan bir klan caddesi vardı ki bu klanın ticari gelirini oluşturuyordu.
Bu gibi klan çarşıları hemen hemen her klan için bir standarttır bu sebeple Kai garipsememişti.
Fakat ihtişam ve gösteriş açısından Ye Klanı hiç bir şekilde Çekirdek Bölgede ki ufak klanlarla bile karşılaştırılamazdı.
Runik Kıtasında Çekirdek Bölge güç merkezlerinin yeridir bu sebeple çekirdek bölgede yaşayan en küçük klan bile İç Bölgede ki en güçlü klanlarla savaşacak güce sahiptir. Buradan bile Çekirdek Bölgenin önemi görüle bilir, Ye Klanı eski bir dev olsa bile Kai şimdi ihtişamını kaybettiğini görebiliyordu fakat bu sadece bir kamuflaj mı yoksa gerçek mi emin değildi.
“Mo Fan, Ye Klanı tam önümüzde.“ Ye Han, Kai’e bakıp gururla söyledi. Açıkça klanından çok gurur duyuyordu diğer yandan Kai etkilenmiş görünmüyordu bunu fark etmesi uzun sürmedi. İlk başta hoşnutsuzdu ama hemen sonrasında Mo Fan Yang’ın ustasının kimliğini hatırladı. Saygın bir Ustayla bağımsız bölge bir yana Çekirdek Bölgede bile yaşama hakkına sahip olurdu.
Nihayetinde Runik Kıtasının tamamında Runik Grandüklerinin sayısı çok azdı. Bağımsız Bölgenin tamamı da nüfusa dahil edilirse on milyardan fazla kişi yaşıyordu, hala vahşi bölge ve ıssız bölge vardı ki burada ki insan nüfusunun sayısı bile belli değildi.
Bütün bu nüfus içinde Runik Grandüklerinin sayısı çok azdı. Maksimum sayı tahmin edilse bile en fazla binlerle ifade edilirdi ki bu bile rüya bir sayıydı.
“İstikrarlı görünüyor Yaşlı Ye.“ diye karşılık verdi Kai. Ne etkilenmiş konuştu ne de küçümseme gösterdi sadece olduğu gibi karşılık verdi.
Yue Quin ise tamamen tepkisizdi, Issız Sarayda on yıl yaşadı ve yaşadığı sarayın yüz ölçümü bu şehrin tamamı kadardı. Bir sürgün yeri olsa bile ihtişamı kesinlikle Ye Klanını fazlasıyla aştı nihayetinde Quin İmparatorluğuna aitti.
“Hadi gidelim, iki gündür yoldayız dinlenelim.“ dedi Üçüncü yaşlı Ye.
Herkes atını sürerek Ye Klanına girdi, Kai dikkatle etrafına baktı kısa sürede insanlar onları fark etti.
Herkes eğilip yaşlıları selamlarken Kai’e şaşkınlıkla baktılar. Yue Quin yüzünü bir peçeyle kapattığı için güzelliği seçilmedi ama mizacı hala pek çok kişinin dikkatini çekmişti.
“Çok yakışıklı.“ on üç, on dört yaşlarında bir kız Kai’e bakıp bağırdığında diğerleri de eşlik etti. Kısa süre de Kai’nin alışık olduğu kıskançlık ve hayranlık dalgası başladı. Yue Quin kalabalığa gururla baktı bu kişilerin hayranlıkla bağırdığı yüz Kai’nin gerçek yüzünden çok daha kötüydü. Eğer gerçek yüzünü görseler kalp krizinden ölmezler miydi ? Kalbinde gururlu hissetti, bu onun kocasıydı elbette karısı olarak kıskanılmaktan zevk aldı.
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.