Bölüm 105
Güneş ufukta batarken geniş yatakta iki kişi birbirine sarılarak uyudu. Yue Quin başını Kai’nin göğsüne gömmüş kolunu beline atmıştı. Kai narin bir hazineyi korurmuş gibi ellerini Yue Quin’e dolamıştı.
İkisine uzaktan bakmak bir ölümsüz çifte bakmak gibiydi. Erkek yakışıklı ve zarif, kız güzel ve narin görünüyordu.
Fakat her güzel şey gibi bununda bir sonu vardı. Kai yavaşça gözlerini açtığında avlunun dışına birisinin geldiğini fark etmişti.
Yavaşça kalkmadan önce Yue Quin’in sarı saçlarını nazikçe okşadı. Yue Quin’in göz kapakları kımıldanıp yavaşça açıldı. Biraz yorgun baktı hala uyku sersemiydi, Kai’i saran kollarını sıktı açıkça kalkmak istemedi.
“Kalkma zamanı Yue“ Kai nazikçe Yue Quin’in burnuna dokunup söyledi. Yue Quin’in ufak burnu hareket etti ve bakışları Kai’nin üstüne düştü. Bilinçsizce gülümsedi, gülümsemesi öylesine güzeldi ki Kai’nin kalp atışları bir anlığına hızlandı.
Fakat Yue Quin, Kai’i görünce bir defa daha utangaç hale geldi, hızla geri çekildi.
“Sen...“ dedi. Kai sadece iç çekti,“ Ne zaman alışacaksın sevgili Yue?“ diye sordu biraz sitemle.
Yue Quin kızardı biraz suçlulukla başını eğdi.
“Ben.. üzgünüm.“ dedi.
Kai gülümseyip nazikçe Yue Quin’in sarı saçlarını okşayıp, “ Alışmak için uzun bir ömrümüz var.“ dedi. Yue Quin bir defa daha tatlı söz yağmuru altında ıslanırken Kai yavaşça yataktan kalktı.
Avlunun dışından bir ses onları çağırdıktan sonra Kai bir süre beklemesini istedi.
Kai kalktı çıplak bedenini umarsızca sergiledi. Yue Quin bir kaç saniye Kai’nin kaslı sırtına baktı, yutkundu.
İster istemez gözlerinde taktir ve arzu belirdi. Kai Yue Quin’in bakışlarını sezdi, geri dönmese de memnun bir şekilde gülümsedi.
Yue Quin bir an tereddüt ettikten sonra yataktan kalktı yüzü kırmızıydı ve tamamen çıplaktı, vücudunu sergilemek istemedi ama Kai az önce ona biraz sitem etmişti bu sebeple cesaretini topladı.
Kai kıyafetlerini giyerken Yue Quin acele adımlarla yanından geçti fakat bir an sonra *PAA* sesiyle kalçasına bir tokat indi. Kalçaları titredi, sağ yanağında bir kızarıklık belirdi. Şaşkınlıkla Kai’e baktı utançtan neredeyse yerin dibine girecekti ama Kai ona sadece gülümsedi.
“Çok yumuşak ve esnek... Güzel, daha çok yapacağım.“ dedi. Yue Quin öfkeyle “Sapık!“ dedi ama nedense sıcaklık hissetti.
Belki de karı koca olmanın anlamı buydu, yeterince açık ve cüretkâr olmaktı. Yue Quin aceleyle banyoya koşarken Kai sırıttı ve arkasından baktı. Uzun beyaz bacaklar, sallanan kaçlalarince bel ve arkasına dökülen sarı saçları zevkle izledi. Yue Quin zaten Kai tarafından göz hapsine alındığını ve umarsızca gözleriyle yenildiğini biliyordu ama bundan en ufak şikayet hissetmediği gibi bilinçsizce hızını yavaşlattı.
Tuvaletin kapısını kapattı ve kilitledi. Kai ancak o zaman kıyafetlerini giymeye devam etmişti. Yue Quin ikinci turdan sonra o kadar yorgundu ki hemen uyuya kaldı. Kai banyo yapsa da Yue Quin ancak şimdi yapabiliyordu.
Kai kıyafetlerini giydikten sonra kapıyı açtı ve yan odaya gitti. Yan odanın kapısını açtığında büyük yatağın bir köşesinde beyaz bir yün yumağına benzeyen Bing’eri gördü.
Bing’er hafif şekilde nefes alıp verirken gövdesi inip kalkıyordu. Kai yanına yürüyüp, yatağın yanına diz çöktü. Bing’erin sevimli yüzüne baktı. Kar gibi beyaz ve narin çok sevimli ve tatlıydı. Kai ister istemez uzandı ve başını yavaşça okşadı, büyük eli Bing’erin bütün vücudunu neredeyse kaplasa da özen göstermişti.
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.