Bölüm 109
Eğitmen Ye Kai’e ateşli gözlerle baktı, aynı zamanda heyecanlıydı bilinçsizce yumruklarını sıktı. Ye Chen Kai’e hayranlıkla baktı, bu adam hayatında gördüğü en iyi eğitmendi. Daha önce hiç kimse Kai gibi açıklama yapmamıştı.
Sözleri basit ve kabaydı ama binlerce ciltlik kitabı kısaca özetlemişti ve hala en anlaşılacak şekilde yapmıştı.
Herkes ikinci soruyu heyecanla beklerken Kai kimseyi bekletmedi.
“İkinci soru basit. Değer mi?“ diye sordu Kai sakince.
Sorusu bir bomba gibi antrenman alanına düştü. Yükselen ateş bir anda söndü herkes Kai’nin ısınmış demire vuracağını beklerken Kai su dökmüştü.
Bu şaşırtıcıydı, sorgulama fırsatı verildikten sonra kararsız kalbe sahip olan gençlerin gözünde tereddüt belirdi.
Kai onları izledi ve hızla eledi. Bu kişiler eğitilmeye layık değildi.
Kai Ye Chen’e dikkat etti. İçinde mücadele yoktu aksine kararlılık vardı. Hiç şüphe göstermeden değeceğine karar vermişti ayrıca köşede kalan bir kız fark etti. Yaklaşık altı veya yedi yaşlarında minyondu, kıyafetleri diğerlerine göre daha eskiydi ayrıca yüzü biraz soluktu. İyi beslenmemiş görünüyordu fakat Kai gözlerini görünce ister istemez hayran kaldı.
“Ne kararlı bakışlar.“ diye aklından geçirdi. Şüphe etmedi, Ye Chen ile bu kız arasında seçim yapması gerekirse kesinlikle kızı seçecekti.
O bakışlar kararlılıkla doluydu, bir çöpü uzmana dönüştürecek iradeye sahipti.
Kai pek çok şey öğrendi, Çiçek Hükümdarı ona kişinin doğuştan yeteneğinin sadece bir avantaj olduğunu söylemişti. Asıl olan iradedir, yeterince çalışan bir kişi gerçek dâhidir. Kai bunu asla unutmadı.
“Cevabının sizin kalbinizde olduğunu biliyorum bu sebeple sormayacağım ama bir şeyi bilmelisiniz. Kişinin yetenekleri sadece başlangıç avantajıdır, asıl olan kişinin iradesidir. Ekim yolunda irade en önemlisidir eğer kararlılığınız yoksa yetenekleriniz sizi sadece hızlı çıkan erken yorulan at haline getirir fakat yeterli irade ve kararlılığınız varsa bir israf bile eşsiz bir dahi olabilir.
Deha unvanı sadece hak edilir doğuştan üste giyilmez.“ dedi Kai.
Yue Quin hayranlık dolu gözlerle Kai’e baktı. Neredeyse herkes aynıydı fakat bir kişinin gözleri diğerlerinden daha parlak ve tutku doluydu.
Kai fark ettikten sonra gülümsedi.
“Sen... Öne çık.“ dedikten sonra küçük kızı işaret etti.
Küçük kız afalladı, herkes bir anda ona bakınca panik yaptı hemen iç güdüsel olarak kasıldı ve başını eğdi ama Kai bu değişimi fark edince kaşlarını çattı.
“O olmaz.“ Eğitmen Ye hemen öne çıktı. Kai sert bir ifadeyle Eğitmen Ye’ye baktı.
“İşlerimi sorgulama sırası ne zamandır sizde ?“ Kai’nin ani küstah tonu Eğitmen Ye’yi titretti. Bir anda kendisini bir kaplanın önünde yavru tavşan gibi hissetti. Kai’nin keskin bakışları Eğitmen Ye’yi titrettiği sırada Eczacı Jing araya girdi.
“Üstat Mo... O kız Dördüncü yaşlının gayri meşru kızı.“ dedi.
“Öyleyse ?“ Kai aynı küstah tonda cevap verdi. Dördüncü yaşlı bir yana Klan Liderini bile gözüne sokmadı. Bu kız çok iyi bir fidandı, eğitilirse kesinlikle eşsiz bir dahi olma potansiyeline sahipti. Kai asla runik ruhunu veya doğuştan gelen yeteneğini umursamadı. Alice ona ayrılmadan önce bir kaç hap vermişti.
Bu haplardan birisi Cennet Açma Hapı olarak bilinen bir haptı bir diğeriyse Nirvana Kutsama Hapıydı. İki hap 8. Sınıftı, Kuzgun Köşkü tarafından satışa bile sunulmadılar. Etkisi kişinin doğuştan yeteneğini artırmak ve runik ruhunu geliştirmekti.
Kısaca bir kişiyi israftan dâhiye çevire bilirdi. Kai bu hapları yolculuğunda eğitmeye değer birisini bulması ihtimaline karşı almıştı ve şimdi bulmuştu.
Bu kızın bakışları çok güçlüydü, güçlü olmak için yanıp tutuşuyordu aynı Yue Quin gibiydi. Sonsuz acılara göğüs gerecek iradeye sahipti.
“HAYIR! O OLMAZ“ Bu sırada gruptan on iki veya on üç yaşında bir kız öne çıktı. Bakışları küstah ve kibirliydi açıkça memnuniyetsizdi. Kıskançlıktan bütün vücudu titriyordu.
“Az önce verdiğim dersi anlamadınız sanırım...“ dedi Kai yumruğunu sıktı ve obsidian duvarı yumrukladı. Aynı anda duvar bir cam gibi parçalanıp patlayarak etrafa dağıldı.
“Yumruğu büyük olanın sözü kanundur. Yumruğum büyük, sözüm kanun eğer itiraz eden varsa bana gelsin.“ Kai söyledikten sonra hor görerek kalabalığa baktı.
Konuşan kız korkuyla geri çekildi. Herkes başını eğdi, Ye Chen’in gözleri daha parlaktı.
Şimdi Kai’nin verdiği ders pekiştirilmişti.
Kai itiraz olmadığını görünce küçük kıza yürüdü. Küçük kız korkarak başını eğdi ama gözlerinde ki hayranlık gizlenemedi.
“Küçük Kız Kardeş ne düşünüyorsun?“ diye sordu Kai sakince.
Yue Quin aynı anda Kai’nin yanında belirdi. O kadar hızlıydı ki Eğitmen Ye ve diğerleri şok oldu. Kenarda iyi bir eş gibi sessiz ve sakin duran bu kızın hızı herkesin hayal sınırlarını aştı.
Bir anda onlarca metreyi öylece aşıp gelmişti ve runik yeteneğini bile kullanmamıştı.
Çok hızlıydı, hızı kesinlikle Runik Markisinden daha aşağı değildi.
“Kıdemli Kardeşin gözleri çok iyi.“ Yue Quin nazikçe söyledi. Başlangıçta Kai’nin ne bulduğunu anlamadı ama kızın gözlerini görünce taktir ve sempatiyle doldu. Bu tanıdık gözler ona kendisini hatırlattı.
Kai memnun bir şekilde gülümsedi. “Demek fark ettin.“ dedi.
İkisi kalabalığı tamamen görmezden gelip kendi aralarında konuşurken izleyenler güçlü olmanın anlamını bir defa daha hissetti.
Kai ve Yue Quin kızın önünde durduğunda Kız zaten kalbinde tahminler yapmıştı.
Kai kıza baktı ve gülümsedi. “Artık oynamana gerek yok, burada bizimle kimse sana zarar veremez.“ dedi Kai. Kızın bakışları Kai’nin üstüne düştü ve o gözlerde hiç kötülük görmediği gibi bir miktar hayranlık gördü.
Kızın bakışları Kainin gözlerinde bir süre durdu, istemsizce hayranlık dolup taktir etti. Bu adam çok güçlüydü, gözlerinde ki o bakış çok derindi.
O anda zaten gizlenemediğini anladı biraz tereddüt ettikten sonra duruşu değişti.
Ürkekliği ortadan kalktı yerini soğuk bir yüz aldı. Kararlı ve ciddi aynı zamanda biraz kinciydi.
Yüzünün ve duruşunun değişmesi izleyenleri şok etti. Herkesin gözünde kız korkak ve çekingendi, dövülse bile ses çıkartamadı ama şimdi herkes bu kızın aslında oynadığını anlamıştı.
Baştan beri gizleniyordu.
Eğitmen Ye derin bir nefes aldı, kalbi titredi. “Korkunç“ diye mırıldandı. Daha altı yaşlarında bir kız aslında kendisini böyle gizlemeyi ve oynamayı öğrenmişti. Eğer gelişirse ne tür bir felaket yaratırdı kim bilir.
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.