Bölüm...
Action, Drama, Harem, Novel, Türkçe Novel

Bölüm 133

7. Kat ödülleri ve Percival Gizlibulut
Yazar: salepsever Grup: : Bağımsız Okuma süresi: 7 dk Kelime: 1.757


Kai gözlerini aniden açtı. Siyah beyaz tanıdık odada kendisini buldu. Başını kaldırıp baktığında yüzü kapalı gizemli cübbeli adamı gördü.




Etrafına bakındı, oturdu. Bir süre sessiz kaldıktan sonra “Onunla tanışacak mıyım ?“ dedi biraz beklenti sesinden duyuluyordu.




“Elbette... O senin kaderin, aynı Kaos Kuzgunu gibi.“ dedi gizemli adamın memnuniyeti sesinden anlaşılıyordu.




“Selefimin çok fazla karmaşası var. Çok fazla kadın var, Kaos Kuzgunu ile Antik Atasal Ejderha bir araya gelirse haremimde yangın çıkmaz mı?“ dedi Kai. En çok eşlerinin birbiriyle kavga etmesinden korkuyordu ve iki baskın kişi kesinlikle otoriter kraliçeydi.




Luna’nın kişiliği malum ve Antik Atasal Ejderhanın anılarında gördüğü kadarıyla güçlü bir yönetme arzusu vardı. 




“Haha... Belki öyle olur belki olmaz... Sonuçta sen Üç Bacaklı Altın Karga değilsin onlar da tam olarak Kaos Kuzgunu veya Antik Atasal Ejderha değil... Unutuyorsun, bu sadece runik ruhun. Seni etkilemesine izin vermezsen etkilemez.“ dedi gizemli adam.




“Kıdemli...“ Kai başını kaldırdı ve taktirle gizemli adama baktı. “Çok akıllısın... Luna haremi kabul etti. Antik Atasal Ejderhanın taşıyıcısı da kabul edebilir.“ dedi Kai memnundu.




Gizemli Adam gülümsedi ama içinden “Sana bol şans.“ dedi. Kai bilmese de o Flada Zelong’un kim olduğunu biliyordu. 




“Bunları kenara bırak, erken düşünmene gerek yok.“ dedi Gizemli adam.




“Son soru, kıdemli o yakışıklı adam kimdi ?“ Kai sordu meraklıydı. Hayatında hiç bu kadar mükemmel birisini görmedi, yakışıklılıkta onunla kıyaslanamazdı. Genç adam adeta gözlere bir zevk gibiydi ayrıca korkunç gücü ve otoriter baskın mizacı basit birisi olmadığını gösteriyordu.




“Zaten tahminin yok mu?“ diye sordu gizemli adam. Cevabı merak ediyordu sanki.




“O 12 Antik Canavarın yaratıcısı mı?“ dedi.




“Çok akıllısın... Gizli sınavı geçtin.“ dedikten sonra elini salladı, yanında kır beyazı saçlı uzun sakallı yaşlı bir adam belirdi. Gözleri kapalıydı, boyu iki metreden uzun bir dev gibiydi.




Eğer modern dünyadan birisi buradaysa onun Harry Potter da ki Dumbledore’a sonsuz derecede benzediğini söylerdi.




Kai yaşlı adama baktı, gözleri kapalı cansız görünen bu yaşlı adamdan muazzam bir baskı hissetti.




“100. Seviye Runik Atası. Percival Gizlibulut. Yakın koruman için gereken önemli bir kukla. Ayrıca son kukla, bundan sonra başka kukla alamayacaksın. Onu iyi değerlendir, çok bilgedir, sakindir analiz yeteneği olağan üstüdür ve cesurdur. Gücü haricinde de sana çok yardımcı olabilir.“ dedi Gizemli adam.




Kai başını salladı ve sonra Percival Gizlibulut’un gözleri açıldı. Mavi gözleri açıldıktan sonra ki ilk tepkisi sakinlikti. Hiç şaşırmadı, garipsemedi bunu bekliyormuş her şey onun iradesiyle gerçekleşiyormuş gibiydi.




Kai’e baktı, gizemli adamı tamamen görmezden geldi.




“Genç dostum merhaba.“ dedi nazik sesi huzurluydu. Fakat Kai onun bakışlarına maruz kaldığı anda hiç bir sırrı yokmuş gibi hissetti. Adeta önünde çıplakmış gibi savunmasızdı. Bu his çok rahatsız ediciydi, bu adamdan hissettiği tehlike Luna’nın plan yaparken verdiği auradan farksız değildi.




İkisi de aklıyla uzaktan düşman öldüren kişilerdi.




“Merhaba Bay Gizlibulut.“ Kai karşılık verdi.






“Sizinle tanışma şerefine erişe bilir miyim ?“ dedikten sonra elini uzattı. Kai onun kukla olduğunu bile unuttu, aniden konuşma eşit hatta Parcival Gizlibulut’un üstünlüğüne dönüştü.




Kai elini uzattı ve tokalaştı. “Kai Raven.“ dedi.




“Ah... Sizsiniz, ne büyük onur. Parcivan Gizlibulut. Dostlarım bana Bay Bulut der. Sizde bu şekilde seslene bilirsiniz.“ dedi Parcival Gizlibulut.




Kai başını salladı, “Bana Genç Usta diyebilirsiniz.“ dedi Kai.




Parcival Gizlibulut’un gözleri hafif kısıldı. Gizemli adam kıkırdadı sonra alaycı bir kahkaha attı.




“Ne oldu Parcival ? Başaramadın mı?“ Parcival Gizlibulut omuz silkti ve “Gerçekten yetenekli bir varis.“ dedikten sonra “Genç Usta ile tanışmak onurdur.“




Kai sessiz kaldı, Luna ile aynı yatakta yatıyordu. Asla aptal birisi olmadı, Luna kadar akıllı olmaya bilir ama hala pek çok şeyi görebiliyordu.




Pardival Gizlibulut’un gururunu ve kibrini zaten hissetti. Sakin gözlerinde her zaman bir üstünlük hissi vardı. Elbette az önce ki yaşananlar bir testti. 




Kai geçti ama bunun son olmadığını biliyordu ayrıca neden iradeli bir kukla olduğunu da anladı.




Parcival Gizlibulut ile yaşamak her zaman komplo ve entrikalarla uğraşmak demektir. Onunla konuşmak sürekli düşünmek ve çukurlara dikkat etmek anlamına gelir. Bu Kai’nin kendisini eğitmesi ve geliştirmesi için olağan üstü bir yoldu.




Ayrıca Luna ile Parcival’ın yan yana gelmesiyle neler olacağını merak etti.




Parcival Gizlibulut ile biraz sohbet ettikten sonra Parcival kayboldu ve Kai’nin gölgesine saklandı. Kai varlığını hissetti.




Ayrıca bu çok iyi bir yakın korumaydı, En önemlisi gölgeye girdikten sonra varlığı yoktu tamamen gölge ile bütünleşti.




Yani Kai bir daha Altın tüyü kullanıp ışınlanmak istese Parcival Gizlibulutta onu takip edecekti.




Kai şaşırmadı, kısa tanışma da Parcival Gizlibulut’un ruhunun “Gizli Boyut Bulutu.“ olduğunu öğrenmişti. 10 Halkalı bu 100. Seviye Runik Atası boyutu kesip herhangi bir yere tek bir adımda gidebilirdi.




Onun için mesafelerin hiç bir anlamı yoktu ki bu sadece onun en basit yeteneğiydi. Saldırı gücü daha da korkunçtu, boyutun gücünü düşmanlarıyla savaşırken kullanırdı. Bir kişi daha anlamadan bir boyut yarığı tarafından kesile bilir. 




Pardival Gizlibulut’un runik ruhu muhteşemdi, Kai bile biraz kıskandı. Çünkü savuna bilir, saldıra bilir, koruya bilir, uzak mesafe, kısa mesafede çalışa bilir. Kontrol edebilir hatta bir miktar şifa uygulaya bilir. Tam kapsamlı bir runik ruhudur, tamamen benzersiz. Kai ilk defa böyle bir runik ruhu duydu.




Bu Runik ruhunun gücü şüphesiz kalite bakımından Üç Bacaklı Altın Kargadan daha az değildi.




Yaşlı Pardival Gizlibulut’un neden öldüğüne gelince Kai dinleyince gülümsedi.




Öldü çünkü Kaos Kuzgununu öfkelendirdi. Kaos Kuzgunu da onu zamanda dondurup Altın Pagodaya hapsetti, tekrar dirilmek istiyorsa Kai’nin yani Üç Bacaklı Altın Karga’nın gelişimine yardım etmeliydi.




Pardival Gizlibulut’un bunu anlatırken sesi sakin olsa da gözlerinde biraz rahatsızlık vardı. Belli ki suç işlememişti ve Kaos Kuzgunu tarafından komploya düşürülmüş ve cezalandırılması için bir bahane yaratılmıştı.




Kai bunun Luna’nın karakterine çok uygun olduğunu hissetti. Kaos Kuzgunu da belli ki aynı özelliği ona geçirmişti.




Gizli ödül alındıktan sonra Kai 70. Seviyenin ödülünü bekledi.




Gizemli Adamla bir süre sohbet ettikten sonra ödüller verildi.




İlki bir Cennetsel Ateş. Kai ateşi aldığı anda heyecanlandı. Bu simya için ihtiyaç duyduğu bir ateşti. Cennetsel Ateşler Daodan doğar, Alice’nin Sütateşi bir Cennetsel ateştir ama runik ruhu haline gelip kan soyuna bağlanmıştır.




Kai’nin Cennetsel ateşi ise Üç Bacaklı Altın Karganın sahip olduğu Altın Ateşti. 




Cennetsel Ateş vücuduna sonra ruhuna girdi.




Altın Karga’nın gücü aniden yükseldi. Kan soyu bir anda ileri taşındı. Kai bir miktar acı dışında hiç bir şeyin farklı olduğunu hissetmedi.




Altın Karga’nın soy saflığı yükseldi ki bu iyi bir şeydi.




Fakat Altın Ateşin gücü zamanla görülecektir. Şimdi tamamen bütünleşmemişti ama Kai kullana bilirdi.




İkinci ödül ise “Niyet Küresi.“ ismi verilen Kai’nin kısa sürede niyeti kavramasına izin veren doğa üstü bir nesneydi.




Gizemli adama göre bu niyet küresi aslında binlerce niyet taşının özünün çıkartılıp bir araya toplanmasıyla oluşturulmuştu.




Çok değerliydi, nadirdi ve yan etkisi yoktu. Bir kişinin ruhunun derinliklerinde ki aydınlanmayı kazanmasına izin verdi. Dış bir yardımdan çok dürtme olarak kabul edile bilir, eğer şansınız yoksa o zaman niyet yoğunlaştırmak imkansızdır.




Üçüncü ödül ise en önemlisiydi. Bir damla Üç Bacaklı Altın Karga’nın öz kanı.




Bir damla denildiğine bakmayın, Kai üç dev adamın zar zor kucaklayacağı devasa fıçıya ağzı açık bir süre bakmıştı.




Elbette ödüller dışında Pagodanın 7. katı açıldı, artık Kai başka canlıları Pagodaya getire bilir. Pagoda da geçmişte sadece canavarları taşıya bilirdi ama artık insanlarda taşına bilir.




Bin kişiyi alacak bir alana sahipti ayrıca tam kapsamlı bir eğitim alanı vardı. Diğer altı katta başka insanların kullanımına açıldı. 




Kai şimdiye kadar sadece sanat katını kullandı, diğer katlara gelince ara sıra eğitim katını kullandı çünkü enerji çok yoğundu. Dış dünyadan neredeyse 25 kat fazlaydı bu sebeple ekim için çok faydalıydı.




Ama şimdi Kai gizli bir güç yaratmak için bu fırsatı değerlendire bilirdi.




1.000 sadık astı bir kaç yıl içinde hızla yükselte bilirdi.




Kai memnun bir şekilde pagodadan ayrıldı.




Gözlerini tekrar açtığında tanıdık tavana baktı.




Başını çevirdiğinde yanında yatan Luna’yı gördü.




“70. Seviye ulaştıktan sonra elbette felaketi yaşamalı, Runik halkasını almalıyım. Yue’nin biraz daha beklemesi gerekiyor gibi.“ dedi Kai kendi kendisine.




Kai’nin kımıldanması Luna’yı uyandırdı. Luna başını çevirip Kai’e bakınca gözleri aniden doldu.




Sonra kollarını açtı ve sarıldı. Kai sadece iç çekti, soğuk yüz sanki dünya yıkılsa umurunda olmazdı ama Kai’nin yaralanması ile küçük bir kız gibi göz yaşlarına boğuldu.







Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.


Ayar kaydedildi