Bölüm...
Action, Drama, Harem, Novel, Türkçe Novel

Bölüm 135

Yedinci Göksel Felaket (2.)
Yazar: salepsever Grup: : Bağımsız Okuma süresi: 3 dk Kelime: 655



Kai ertesi sabah şafaktan bir saat önce gözlerini açtı. Kahverengi gözlerinin içinde bir ışık parladı, ağzını açtı ve ağzından kirli hava çıktı. Ruhsal Ekim tekniği hali hazırda beşinci aşamanın girişine dokundu. On yıldır uyguladığı Ruhsal Ekim tekniğinin toplam dokuz seviyesi vardır. Her seviye bir öncekinden daha zordur ve her seviye aşıldıktan sonra enerji daha saf ve güçlü hale gelir ama enerjiyi biriktirmek bir o kadar zordur.


Kai’nin hali hazırda ki enerji ihtiyacı sıradan bir Runik Prensinin 16 katı ve beşinci seviyeye tamamen girdiğinde bu ihtiyaç 32 kata yani 2 katına çıkacak.


Kai güçlendikçe ekim seviyesi yavaşlayacak. Herhangi bir dış kaynağa bağımlı olmadan kendi iradesiyle güçlenmesi gerçekten zor özellikle ekim yolu pek çok sıkıntı ve zorlukla dolu fakat bu zorluk ona muazzam bir güç veriyor.


Yurin Utta ile olan savaş onun gücünün kanıtı ayrıca pek çok eksiğini de keşfetmesini sağladı. Göksel Felaketi atlattıktan sonra bu kusurları düzeltmek için zaman ayırmayı planlamaya başlamıştı bile.


Ruhsal Ekim Tekniğini 5. Kata ulaştırdıktan sonra uzun süre bu seviyede kalmaya devam edecekti. Beşinci seviyede ki 32 katlık enerji ihtiyacından sonra 6. Seviyede 64 kat, 7. Seviyede 128 kat 8. Seviyede 256 kat ve dokuzuncu seviyede 512 kat enerjiye ihtiyacı vardı.


Kai düşününce bunun çılgınlık olduğunu hissetti. 6. Seviyeye çıkmak hala mümkün ama yedinci kata ulaşmak için belki de on yıllar gerekecekti ve sekizinci kat hayal gibiydi.


Kai gelecekte Kehribar Pagodadan daha fazla yaralanması gerektiğine karar verdi. Ekim yolculuğunun hızlı aşaması resmen sona erdi. 70. Seviyeyi açtıktan sonra ve 100 bin yıllık runik halkasını edindiği andan itibaren ilerleme hızının yavaşlayacağını tahmin etti.


Daha fazla meditasyon ve en önemlisi doğrudan güç artışı için niyetlerin hızla kavranması gerekiyordu.


Kai derin bir nefes aldı, şüpheleri ve planları bir kenara bıraktı. Boş odaya bir bakış attıktan sonra ayağa kalktı. Yıkanmaya gitmedi, hiç ses çıkartmadı. Kasıtlı olarak kimseyi görmek istemedi.


Sessizce pencereden çıktı ve uzaklaştı ama ayrılmadan önce son defa eve baktı. İç çektikten sonra doğrudan gitti. 


Kimseye veda etmek istemedi, ayrılık acı kendisine güvense de sevdiklerinin endişesini görmeye katlanamadı.


Kai tapınaktan çıktıktan sonra durmadı. Ama çok uzağa gitmeden uzun beyaz bir elbise giyen platin saçlı muhteşem bir güzellik önünü kesti.


“Yakışıklı küçük kardeşim. Ne zamandır sinsice kaçıyorsun ?“ dedi Alice gülümseyerek. Sesinde ki cilve ve samimiyet görmezden gelinemez. Bu tanrıça sadece mükemmel bir yüz ve fizik değil aynı zamanda çok cesur ve kışkırtıcı. 


“Güzel kız kardeş... Sadece hava almaya çıktım.“ Kai utanarak yalan söyledi. Yanakları biraz kızardı ve kendisini suç üstü yakalanmış gibi hissetti.


“Yakışıklı küçük kardeşim  hadi gidelim. Her şeyi hazırladım, geri kalan için endişelenme.“ dedi Alice aniden sesi hala cilveli biraz kıkırdaktı ama gözlerinde ki ciddiyet görmezden gelinemezdi.


Kai başını salladı, teşekkür etmedi çünkü bu iki yüzlülüktü.


İkisi hızla gözden kayboldu.


Yaklaşık kırk dakika sonra uzakta ki bir dağın yanında ortaya çıktılar. Burası Runik Şehrinden 2.000 mil uzakta ki ıssız bir dağdı.


Kai etrafına bakındı. Yaklaşık yirmi Runik Kralı ve üstünde ki yaşlıları gördü. Kuzgun Köşkü veya Runik Tapınağından insanlardı. Gözleri tekrar Ekaterinayı aradı ve bir an sonra buldu. Yüzünde bir gülümseme, kalbinde bir tatmin vardı.




Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.


Ayar kaydedildi