MANGA-TR
Bölüm 165
Bölüm...
Action,Adventure,Fantasy,Romance

Bölüm 165

Güç
Yazar: Raban Grup: : Bağımsız Okuma süresi: 5 dk Kelime: 1.244

Bölüm 165 - Güç
Çeviri: Raban
 
Günün geri kalanında Sunny’nin gün batımına dek geçmek bilmeyen dakikaları saymaktan başka işi yoktu. Gece çöktüğünde suç mahalline geri dönmesi, kurbanının cesedini oradan alması ve gecenin karanlığından yararlanarak harabelere taşıması gerekecekti.
 
’İşler nasıl bu hale geldi böyle?’
 
Küçücük odasında tek başına oturmuş, gözlerini duvara dikmiş bekliyordu. Çok geçmeden, gece vakti Karanlık Şehir’e girme düşüncesinin uyandırdığı korku, ruhuna hükmeden o kasavet ve hissizlik duygusundan daha ağır bastı.
 
İnsanlar hava karardıktan sonra tepeden ayrılmayı pek göze almazdı. Unutulmuş Kıyı’nın yıldızsız karanlığında en ufak bir ışık bile, hiçbir insanın karşılaşmak istemeyeceği yaratıkların dikkatini mutlaka çekerdi. Geceleri harabe şehrin sokaklarında sayısız gudubet yaratık kol gezerdi.
 
Güneş battıktan sonra harabelere girmeyi ancak aklını kaçırmış, delirmiş biri göze alırdı.
 
...Gerçi Karanlık Şehir’de delirmiş insanlardan yana eksiklik çekildiği de söylenemezdi. Kaldı ki bunca insan arasında aklı başında birilerini bulmak meseleydi.
 
Eh, neyseki Sunny’nin ışığa ihtiyacı yoktu. Üstelik Parlak Şato’nun çevresini de az buçuk biliyordu; en azından kendini tehlikelerden koruyabilecek kadarıyla. Effie’den öğrendiklerini kafasına bir bir işlemiş, zamanını boşa harcamamıştı.
 
’N’olcak ya.’
 
Gölgeler hareketlerini gizleyeceğinden, bir terslik çıksa bile en azından kaçıp kurtulabileceğini umuyordu. Hayır, kendine güveniyordu.
 
Yine de dakikalar geçtikçe içine çöken huzursuzluk güvenini bastırıyordu. Kızıl Kule’nin gölgesi dünyayı yutarken korkusu gitgide büyüyordu ama dayanmalıydı; dişlerini gıcırdatarak sıktı.
 
’Vakit neredeyse geldi.’
 
Ne var ki güneş batmadan hemen önce, odasının kapısında hiç beklemediği bir misafir daha belirdi.
 
Nephis, kaşları çatık halde Sunny’ye bakıyordu. Ayağa kalkmasını işaret ederek ölçülü bir sesle konuştu:
 
“Benimle gel.“
 
Sunny’nin kalbi tekledi.
 
’Ne bu... nerden çıktı şimdi?’
 
Yakalanmış olma ihtimalinin uyandırdığı mide bulandırıcı korkuyu bastırmaya çalışarak birkaç an duraksadı. Ardından yavaşça ayağa kalkıp Değişen Yıldız’ın peşinden Loncadan çıktı.
 
Birlikte dış yerleşimin gözden uzak bir köşesine doğru yürüdüler. Neph tek kelime etmedi; Sunny’e bakmadı bile. Her zamanki gibi soğuk kanlı ve sessizdi.
 
Sunny ise paniğini belli etmemek için çabalıyordu resmen. Aklına, ha bire herbiri bir diğerinden daha korkunç bin bir türlü düşünce üşüşüyordu.
 
’Kesin o y*vşak Caster her şeyi öttü!?’
 
Gün batımı kızıl ışığıyla duvarları boyuyordu.
 
Sonunda, konuşmalarını kimsenin duyamayacağı kuytu bir köşeye vardılar.
 
Değişen Yıldız durup Sunny’ye döndü; kaşları hala çatıktı. Sunny de yüzünde sert bir ifadeyle onun bakışlarını karşıladı. Karşısında hem yargıcı hem de celladı duruyormuş gibi.
 
“Bugünkü kılıç talimini gördüm. Hamlelerin zavallıca ve gelişigüzeldi. Aklı başında davranmıyordun. Kafanı kurcalayan bir şey mi var?“
 
Sunny nefesini ağır ağır bıraktı.
 
Demek mesele buydu. Nephis’in hiçbir şeyden haberi yoktu. Yalnızca Sunny’nin kendinde olmadığını sezmişti, hepsi bu.
 
Aslında, rahatlaması gerekirdi ama nedense göğsünde öfke kabarıyordu.
 
Çarpık bir gülümsemeyle bakışlarını kaçırdı ve cevap verdi:
 
“ Cinayet. Birini öldürmek… kafamı kurcalayan şey buydu.“
 
Nephis başını hafifçe yana eğerek açıklamasını bekledi. Sunny birkaç an sessiz kaldıktan sonra tuhaf derecede soğuk bir sesle konuştu:
 
“Bana bir keresinde savaşın özünün cinayet olduğunu söylemiştin, öyle değil mi?“
 
Nephis onaylayarak başını salladı.
 
Sunny gözlerini gri gözlü hatuna dikti ve devam etti:
 
“Peki Neph söyler misin, öldürme konusunda bu kadar çok şeyi nereden biliyorsun? Yada şöyle söyleyeyim kafa kesme konusunda… Söylesene, Andel’ın başını gözünü bile kırpmadan kestiğin günden beri bunu sana sormak istiyorum. Burada herkesin insan olduğu, kimsenin hayvan olmadığı konusunda vaazlar verip duruyorsun. Peki ya Andel, o insan değil miydi, ha?“
 
Nephis’in kaşları daha da çatıldı.
 
“Demek sorun buydu?“
 
Sunny dişlerini sıktı.
 
“Bir kısmı.“
 
Nephis uzun süre sessiz kaldı. Bir ara dalgın dalgın elini kaldırıp boynunu ovuşturdu. Sonunda şöyle dedi:
 
“Ben öyle pek insan öldürdüm diyemem. Ama beni öldürmeye çalışan pek çok insan oldu.“
 
Sunny anlamayarak gözlerini kırpıştırdı.
 
“İnsanlar neden seni öldürmek istesin ki?“
 
“Neden mi?”
 
Nephis gülümsedi.
 
“Aslında çok fazla sebepleri vardı. Biliyorsundur ki ailem bir zamanlar çok güçlüydü, gerçi bunu bilmeyen yok. Ama Sunny, güç... güç tehlikeli bir şeydir. Kendine düşman edinmeden gücünün zirvesine ulaşamazsın ve ne kadar çok güçlenirsen o kadar çok düşmanın olur. Günün birinde gücünü yitirirsin ama düşmanın seni hep bekler.“
 
Yüzünü başka yana çevirip her zamanki donuk sesiyle devam etti:
 
“Biri beni ilk kez öldürmeye çalıştığında kaç yaşındaydım hatırlamıyorum... belki beş yada altı? Ve bana bunu yapan kişi kimdi dersin… dadımdı. Önce beni boş bir odaya götürdü sonra da ellerini boynuma doladı ve boğmaya çalıştı. Başta oyun oynadığımızı düşünmüştüm. Yani en azından ilk birkaç saniye.“
 
Neph ona baktı; gözlerindeki beyaz kıvılcımlar yine dans ediyordu.
 
“Güçsüzlüğün ne olduğunu işte böyle öğrendim. Tesadüfen oradan geçen öğretmenim içeri dalıp beni kurtarmıştı. İşte o zaman Yönelim Yeteneği’ni kullanıp onu öldürdüğündeyse... gücün ne manaya geldiğini öğrendim. Yani evet, Sunny. Eğer merak ettiğin şey buysa, kafa kesme konusuna pek de yabancı değilim.“
 
Sunny ona bakakaldı, ardından başını hayır dercesine ağır ağır iki yana salladı.
 
Kim bilir ne kadar korkmuş, kendini ne kadar çaresiz hissetmiş olmalıydı. Çaresizlik... Sunny bu duyguyu iyi bilirdi. Nedense mağrur ve yıkılmaz Değişen Yıldız’ın da güçsüzlüğü tattığını ve hayatına yön verip onu şekillendirdiğini hiç düşünmemişti.
 
Tıpkı kendisine olduğu gibi.
 
Bu sırada Nephis gülümsedi. Ne var ki o bakışlarda zerre kadar neşe yoktu.
 
“Madem öyle merak ettiğin şey ne Sunny? Söyle! Tüm bunların sebebi ne? Kule Habercisi’yle dövüştüğümüzden beri bana nasıl baktığını fark etmedim mi sanıyorsun? Açıkça söyle. En azından bunu banan borçlusun.“
 
Sunny ona dik dik baktı. Solgun ve sert yüzünde kopan duygu fırtınası açıkça okunuyordu. Sonunda kararını verdi ve dişlerini sıkarak konuştu:
 
“Gerçek amacını bilmek istiyorum. Tüm bunları yapmaya değip değmediğini bilmek istiyorum.“
 
 

Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.


Ayar kaydedildi