Yukarı Çık




23   Önceki Bölüm  Sonraki Bölüm   25 

           
24. BÖLÜM: SONRASI


Küçük adımlarla Su Jun özel odadan çıktı. Kafasını kaldırdı ve sarışın çocuğun uzakta olmayan bir yerde telefonuyla ödeme yaptığını gördü. Hızlı adımlarla yanına gitti.


“Hey!“


Ödemesini yeni yapmış ve telefonunu kaldırmış olan Satou Shinichi, yakasının arkasında hafif bir dokunuş hissetti. Şaşkınlıkla arkasını döndü, sadece çok tanıdık bir yüzle karşılaştı.


“Shimizu-san!“ diye haykırdı, biraz fazla heyecanla. *Onu kaç kez görürsem göreyim, kız arkadaşım çok tatlı!!*


“Şey, Satou-san, sana bir soru sorabilir miyim?“


Su Jun başını yana eğdi, onun yoğun bakışları altında biraz rahatsız olmuştu.


“Elbette! Bana her şeyi sorabilirsin, Shimizu-san!“


Onun konuştuğunu duyan Satou Shinichi hemen dikleşti, sanki “Senin için gökyüzünden yıldızları bile toplarım“ der gibi göğsünü kabarttı.


“Sadece... Satou-san, gerçekten tesadüfen mi buradaydın?“


Su Jun çenesini sıvazladı, sonunda sorusunu sorarken “nadir canavar“ erkek arkadaşına hafif bir baş ağrısıyla bakıyordu.


“Ah... şey, sadece...“


Bunu sormasını beklememişti. Onu odaya davet ettiğine ve hatta onu büyüten Bay Fukada ile tanıştırdığına göre konuyu kapattığını düşünmüştü. Ama görünüşe göre fark etmişti.


Satou Shinichi kekeledi, gerçeği söyleyip söylememe konusunda kararsızdı.


“Eğer söylemen uygun değilse Satou-san, boş ver o zaman...“


Onun garipliğini gören Su Jun, işin içinde kesinlikle başka bir iş olduğunu anladı. Ama onu sıkıştırmak yerine zayıf bir sesle konuştu; gözleri Satou Shinichi’nin kaçıramayacağı bir sitem ve hayal kırıklığıyla doluydu.


“Hayır, öyle değil!!“


Kız arkadaşının o acınası, yaralı ifadesini gördüğü an Satou Shinichi’nin kalbi eridi. Öğretmeninin az önceki uyarılarını tamamen unuttu ve her şeyi döküldü.


“Ben—seni asla kandırmak istemedim, Shimizu-san!“


“Bugün sadece büyükbabamla antrenman yaptıktan sonra yemek yemek için alışveriş bölgesine gelmiştim, sonra seni ve Fukada-amcayı uzaktan gördüm ve biraz endişelendim...“


“O yüzden seni takip ettim ve sonra kapıda tesadüfen karşılaştık.“


“Sana güvenmediğimden değil Shimizu-san, sadece gerçekten endişelendim çünkü ailenden nadiren bahsediyorsun...“


Bir sel gibi konuşan Satou Shinichi’nin sesi giderek kısıldı. Sonuçta, bir erkek arkadaş olarak kız arkadaşına bu kadar güvensiz olmak... davranışı gerçekten haddini aşmıştı.


*Vay canına, demek yaşlı bir adamla paralı randevuya çıkan bir kız olduğumdan şüphelendi!*


Onun açıklamasını duyan Su Jun’un ilk tepkis, rahat bir nefes almak oldu.


*Bu mutlu olunacak bir şey değil tamam mı! Kendi erkek arkadaşın tarafından paralı randevuya çıkmakla suçlanmak!*


*Bekle! Neden yine onun erkek arkadaşım olduğunu kabul ettim ki?!!*


Çılgınca bir iç monologdan sonra Su Jun önceki teyakkuzunu ve savunmacılığını bıraktı. Tüm bu olay muhtemelen sadece bir yanlış anlaşılmaydı. En azından aniden kel bir adamın ortaya çıkıp onu döveceğinden endişelenmesine gerek yoktu.


“Antrenman mı?“


Kız arkadaşının odak noktası her zaman diğerlerinden biraz farklıydı. Öncelikle ondan şüphelendiği için onu azarlaması gerekmez miydi?


Yanlışlıkla ağzından kaçıran Satou Shinichi gülse mi ağlasa mı bilemedi. Sevimli melek kız arkadaşı onun berbat davranışına kızmamıştı ama şimdi açıklanması çok zor bir noktaya takılmıştı.


“Şey... sadece... o...“


Elini ensesinde o kadar hızlı gezdirdi ki kafa derisini yüzecekmiş gibi hissetti. Ama ne olursa olsun, Su Jun’a yalan söylemeye gönlü elvermedi.


Onun karanlık, duygusuz gözlerine bakan Satou Shinichi, sanki bir karar vermiş gibi derin bir nefes aldı ve yavaşça söyledi.


“Aslında, büyükbabam, o... emekli bir Kahraman...“


...


Bu sırada, Su Jun’un az önce çıktığı küçük özel odada.


“Gölge“ adını duyar duymaz Fukada Akihiko ayağa fırladı. Kaseyi ve yemek çubuklarını parçalayarak elini masaya vurdu.


Sıradan bir şirket kölesinin yağlı gözleri anında keskin ve soğuk bir hal aldı. Ondan, güneş gözlüklü yaşlı adama doğrudan yöneltilmiş öldürücü bir aura patladı.


“Beyefendi, neden bahsediyorsunuz? Anlamadım.“


Hamano Tsukasa olduğu yerde oturdu, sanki konuşan kendisi değilmiş gibi elindeki eti kesmeye devam etti. İstifini bozmadan başka bir parça ızgara et aldı, ağzına attı ve sonunda yavaşça söyledi:


“Şimdiki gençler, neden hepsi bu kadar çabuk parlıyor?“


“Sen kimsin?!“


Öldürücü aurasının denize atılan bir taş gibi hiçbir etki yaratmadan kaybolduğunu gören Fukada Akihiko, karşısındaki adamın bir uzman olduğunu hemen anladı. Eğer ifşa olduysa, neden yakındaki Kahramanları hissetmemişti?


Ya Kazumi? O da mı fark edilmişti? Çoktan onların kontrolü altına mı girmişti?


Bu düşünceyle Fukada Akihiko artık şirket kölesi kılığını sürdüremedi. Vücudundan sessiz, siyah bir enerji yükselmeye başladı. Geriye taranmış saçları enerjinin etkisiyle havalandı ve tüm varlığı anında korkutucu bir şeye dönüştü.


“Ben mi? Ben sadece sıradan, yaşlı bir adamım. Görüyorsun ya, yaşlıyım, pek bir işe yaramam artık.“


Fukada Akihiko’nun yaydığı aurayı gören Hamano Tsukasa’nın güneş gözlüklerinin arkasındaki gözlerinde bir ışık parıltısı çaktı ama rahat bir tonla konuşmaya devam etti.


“Eğer konuşmayacaksan, kibar olmayacağım.“


Bu anlamsız sondaja daha fazla dayanamayan Fukada Akihiko ne yapması gerektiğini biliyordu. Önce bu garip yaşlı adamı halletmek, sonra savaşarak dışarı çıkmak, Shimizu Kazumi’yi almak ve Kahramanların kuşatmasını yarmak.


Sağ elini ileri doğru uzattı. Gölgesinden sayısız siyah enerji filizi fırladı, Hamano Tsukasa’nın kafasını hedeflerken havada ıslık çaldılar.


Ancak Hamano Tsukasa orada hiçbir şey olmuyormuş gibi, sanki etrafındaki saldırılar yokmuş gibi oturdu. Saldırı ona ulaşmak üzereyken, bulutlu gözlerinde bir şimşek arkı çaktı.


Klik—


Özel odanın kapısı aniden dışarıdan itilerek açıldı. Su Jun içeri girdi, manzarayı incelerken yüzünde şaşkın bir ifade vardı.


“Hı? Fukada-amca, elini öyle uzatmış orada dikilip ne yapıyorsun?“

Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.

23   Önceki Bölüm  Sonraki Bölüm   25