Yukarı Çık




14   Önceki Bölüm 

           
**15. Bölüm: Yeni Bir Yıl Dönümü Geliyor**


Sevdiğin kız ağlıyordu. Böyle bir durumda bir erkek ne yapmalı?


“Hıçk...“


Chinatsu-chan’a sessizce bir mendil uzattığımda, onu daha çok ağlattım. Bir erkeğin mendilinin ağlayan kızlar için olduğu düşüncem yanlış mıydı?


Belki de Osako’yu Matsuyuki ile görmek o kadar zordu ki bu yüzden ağladı.


Chinatsu-chan’ın Osako’dan ne kadar hoşlandığını biliyordum çünkü bunu defalarca kendi ağzından duymuştum.


Ona tavsiye vermek için gelmemin sebebi de aralarını yapmaktı. Böylesine sağlam gerekçelerim olsa bile, en sevdiği çocukluk arkadaşından bahsettiğinde bir iki kez danışmanlığı oracıkta bırakıp gitmek istemiştim.


Ben ne kadar kıskanırsam, Chinatsu-chan’ın aşkı o kadar büyüktü. Bu yüzden, şu an hissettiğim üzüntü ölçülemezdi.


“Şimdilik, krepi yemeye ne dersin? Bak, içindekiler eriyecek.“


Chinatsu-chan ağlarken başını salladı.


Sonra sessizlik içinde krep yiyerek uzun bir zaman geçirdik. Chinatsu-chan ağladığı için çok yavaş yiyordu.


“Sana bir içecek almamı ister misin?“


Sakinleşmesi için zamana ihtiyacı olacağını düşünerek önerdim.


“Teşekkürler... Ama sorun değil...“


Banktan kalktığımda, pantolonumdan yakaladı ve beni durdurdu. Sesinden, enerjisini henüz toplayamadığı anlaşılıyordu.


“Sadece susadım, sıra Chinatsu-chan’da, Değil mi??“


Pantolonumu kavrayan el sıkılaştı. Karşı koyamayarak banka geri oturdum.


Chinatsu-chan uzattığım mendille gözyaşlarını sildi. Sonra burnunu çekti. Burada sadece ben vardım, bu yüzden imajı zedelenmeyecekti.


“...Sano-kun.“


Chinatsu-chan’ın sesinde artık gözyaşı tınısı yoktu.


“Ben Kentaro’dan hoşlanıyordum.“


“Evet. Biliyorum.“


Biliyor olsam bile, Chinatsu-chan’ın bunu bana kendi ağzıyla söylemesi önemliydi. O kadar da duyarsız değildim ki fark etmeyeyim.


Ah... İyi değil, bu gidişat reddedilmeye gidiyordu. Zayıflığından yararlansam bile, Chinatsu-chan’ın yanında duramayacağım...


“Ama Kentaro’dan neden bu kadar çok hoşlandığımı hatırlayamıyorum.“


“Hı. Ha?“


“Kentaro’nun aşkı uğruna öleceğim,“ gibi bir şey söylenmesine yarı yarıya hazırlıklıydım ama hikaye beklediğim gibi gitmiyor gibiydi.


“Ona karşı hislerim konusunda yalan söylediğimi sanmıyorum ama onu ne zamandır sevdiğimi bile hatırlamıyorum. Doğduğumuzdan beri birlikte olduğumuz için sonsuza kadar birlikte olacağımızı düşünmüştüm. Kentaro’nun havalı olduğunu ya da beni koruduğunu hiç hissetmemiştim. Belki de bir gün Kentaro’nun harika bir şey yapacağı hayalini kuruyordum.“


Kendi zihnini toparlamaya çalışır gibi, Chinatsu-chan kelimeleri bir kerede döküverdi.


“Çocukluktan beri birbirimizi tanıdığımız için aramızda bir bağ olduğunu sanıyordum. Ama Kentaro, yıllardır tanıdığı ben yerine ona zorbalık yapan insanlara inandı. Sonuçta, ben sadece buyum. Bana hiçbir şekilde güvenmiyor.“


Hikayesini sessizce dinledim.


Chinatsu-chan’ın hatalı olup olmadığı söz konusu bile değildi, benim taraf tutmamla bile. Sert bir ton, Osako gibi zayıf bir zihniyetin büzüşmesine neden olabilirdi.


Yine de Chinatsu-chan, yoldan çıkmaya meyilli olan Osako’yu yolda tutmak için onunla ilgilenmişti.


Bazen onu cesaretlendirdi, bazen azarladı ve bazen de eylemleriyle onun pisliğini temizledi.


Böylesine özverili bir kıza güvenmek bir yana, ona hain muamelesi yapmıştı. Onun duyarsız ve aptalın ötesinde olduğunu düşünmeden edemedim.


“Daha iyisini yapamadığım için bu benim hatam.“


Ve Chinatsu-chan her zaman kendini suçlardı.


“Chinatsu-chan.“


Ona ciddiyetle baktım, hislerimi biraz olsun anlamasını umarak.


“Benimle çıkmanı istiyorum.“


“Ne?“


“Biliyorum. Chinatsu-chan cesur, hassas, sevimli ve tatlı. Sen çalışkan, utangaç ve dürüst bir kızsın.“


Chinatsu-chan’ı ne kadar iyi tanıyordum? Chinatsu-chan testine girecek özgüvene sahiptim.


“Seni korumak istiyorum. Sana yakın olmak istiyorum. Aynı şeyleri görmek ve deneyimlemek istiyorum. Seni o kadar çok seviyorum ki... böyle düşünmeden edemiyorum.“


Chinatsu-chan başını omzuma yasladı.


“Ben dürüst olmayan bir kızım.“


“Hı...? Ne demek istiyorsun, dürüst olmayan?“


Chinatsu-chan’ın ani temasıyla içten içe telaşlanmıştım. Hayır, çünkü başı bana çok yakındı! Ah, çok güzel kokuyor...


Gözlerimi o açık pigmentli kızıl saçlardan alamıyordum. Saçının her teli çok güzeldi. Onu net bir şekilde görebileceğim bir mesafedeydi.


“Sano-kun’un beni böyle övmesini bekliyordum.“


“Ne?“


“Sano-kun, benimle ilgilendiğinde, beni övdüğünde, benden H-Hoşlandığını söylediğinde gerçekten mutlu oldum. Gerçekten mutluydum.“


Başını bana bastıran Chinatsu-chan. Bu mutluluk saldırısı da neyin nesi!


“Sonra fark ettim ki... Sano-kun tarafından dokunulmak... oldukça iyi hissettiriyor...“


“Ahhh!!“


Kalbim göğsümde küt küt atıyordu. Göğsümdeki bu çarpıntı açıkça her zamankinden farklıydı.


“Senin yanında olmak istiyorum, Sano-kun. Bütün gün bunu düşündüm. Az önce beni bu kadar düşündükten sonra, hissettiklerim konusunda kendime dürüst olmak istedim.“


Chinatsu-chan derin bir nefes aldı. Kararlılığını hissedebiliyordum.


Ve sonra, sadede geldi.


“Düzgün yapabilir miyim bilmiyorum ama ben Sano-kun’un s-sevgilisi olabilir miyim?“


“Elbette! Lütfen sevgilim ol!“


İçimdeki kargaşaya rağmen hemen cevap verdim.


Sadece reddedilmeyi beklediğimden değildi. İtirafıma şu anda bir cevap alabileceğimi hiç düşünmemiştim. Bu bir rüya değil, değil mi?


“Başardım...“


Chinatsu-chan yüzünü göğsüme gömdü ve kısık bir sesle böyle söyledi.


Çok tatlı.


Beni gerçekliğe döndüren de o sevimlilikti.


“Şey, Chinatsu-chan.“


“Nedir?“


Bir süre mutluluğumun tadını çıkardıktan sonra ondan bir iyilik istedim.


“...Sana sarılabilir miyim?“


“Evet, ben seni bekliyordum.“


Yüzünü göğsüme gömmüş ve bana yukarı doğru bakan Chinatsu-chan, gökleri delen bir sevimlilikteydi.


“ O zaman...“


Korkuyla elimi sırtına doladım.


Beklediğimden daha inceydi. Ve yine de, göğsü bana çarptı ve büyük varlığını hissettirdi.


Ben kaskatı kesilirken, Chinatsu-chan da kollarını aynı şekilde bana doladı. Sanki hislerimiz paylaşılmış gibi hissettim ve kalbim bir mutluluk duygusuyla doldu.


Bugün, Chinatsu-chan ve benim çıkmaya başladığımız o yıl dönümüydü.


(Ç/N: Bir damla gözyaşı döktüm, İyi İş Çıkardın İşte Benim Oğlum)

Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.

14   Önceki Bölüm