Yukarı Çık




17   Önceki Bölüm 

           
**18. Bölüm: Kıymetlimden Uzak Dur**


Öğle arası. Chinatsu-chan ve ben tenis kortunun yakınındaki bir bankta öğle yemeğimizin tadını çıkarıyorduk.


Yemeğimi yeni bitirmiştim ve sınıfa dönmek için kalkıyordum ki, Chinatsu-chan mahcup bir şekilde ağzını açtı.


“Sınıfa birlikte dönerken görülmek utanç verici...“


Chinatsu-chan’ın bu tatlı ricası üzerine, sınıfa giderken yolu biraz uzatıyordum.


İlişkimiz sınıf arkadaşlarımızdan bile gizliydi. Bu yüzden saklamak için çaba harcıyordum.


Chinatsu-chan’dan sonra sınıfa dönmemin nedeni bu sırrı korumaktı.


Bir gün sınıf arkadaşlarıma Chinatsu-chan ile kol kola olmanın nasıl bir his olduğunu göstermek isterim ama şu an zamanı değildi. Ama gelecekte, eminim birbirimizle daha samimi ve vıcık vıcık olacağız.


Issız koridorda yürürken bunları hayal ediyordum.


Bu yüzden, bir Shuraba’ya (kıyamet meydanına/aşıklar kavgasına) denk geleceğimi asla hayal etmemiştim.


“Ayano, sadece bariz olanı söylüyorum. Tek yaptığım izin günlerinde benimle randevuya çıkmanı defalarca istemek. Bunu neden yapamıyorsun? Benimle çıkarken neden bana zaman ayıramıyorsun? Bu delilik!“


“Sadece meşgulüm... Ayrıca, izin günlerimizde birbirimizi görmüyor değiliz.“


“Beni sadece bırakıyor ve alıyorsun! Bu bir randevu değil!“


“Hiii!... S-Sakin ol, Kentaro-kun.“


Yüksek sese tepki olarak merdivenlere baktım.


Görünen o ki Osako ve Matsuyuki’ydi. Tartışmaktan ziyade, Osako tek taraflı olarak Matsuyuki’yi suçluyor gibi görünüyordu.


Çok zahmetli bir durum gibi görünüyordu. Beni ilgilendirmez... hadi tüyelim buradan.


“Ah, Masataka-kun.“


Hayır, yanlış adam.


Ben olay yerinden ayrılamadan Matsuyuki merdivenlerden koşarak indi ve bana yapıştı.


“Hey, bırak beni! Beni yanlış anlarsa başım belaya girer!“


“Lütfen öyle söyleme. Zor durumdayım!“


“Hayır, umurumda değil!“ Eğer zor durumda olan Chinatsu-chan olsaydı, rakibim bir dağ gorili olsa bile onu savunmaya hazırdım. Ama Matsuyuki için parmağımı bile kıpırdatmaya niyetim yoktu. Çünkü sadece Chinatsu-chan’ı önemsiyordum ve ilgim sadece ona yönelikti.


“Kentaro-kun’un bu kadar öfkeli bir insan olduğunu hiç düşünmemiştim... Masataka-kun, lütfen yardım et!“


“Beni buna karıştırma! Ah, hey, nereye dokunuyorsun? Bana yapışma!“


“Sorun olmaz, dokununca bir yerin eksilmez ya. Bana yardım edene kadar bırakmayacağım.“


“Bırak beni!“


Matsuyuki’yi itmeye çalışan ben ve beni bırakmamaya kararlı görünen Matsuyuki arasındaki savaş başladı.


“Hey, hey, Siz ne yapıyorsunuz??!!!!!“


Osako, Matsuyuki ile aramıza girdi.


Sayesinde kendimi Matsuyuki’den kurtarabildim. Bu, Osako’ya ilk kez teşekkür edişimdi.


“Sano-kun’un burada ne işi var! Daha da önemlisi, Ayano, az önce ona ne diye seslendin? Siz ikinizin nasıl bir ilişkisi var?“


“Nasıl bir ilişki mi?“ Osako, o telaşlı bakışlarıyla, belli ki buna hiç tahammül edemiyordu.


“Masataka-kun benim iyi bir arkadaşım çünkü geçen sene aynı sınıftaydık. Zor durumda kaldığımda bana yardım eden harika bir arkadaş.“


“Senin yakın arkadaşın falan değilim. Yakın arkadaşın olmak da istemiyorum, artık gidebilir miyim?“


Başkalarının aşık atışmalarına dahil olmakla hiç ilgilenmiyordum.


Eğer Matsuyuki en başından beri bir ilişki içinde olmaya niyetli değilse, neden bunu söylemiyor? Neden Osako hala erkek arkadaşı gibi davranıyor?


Yoksa gerçekten çıkıyorlar mı? Gerçeği bilmiyorum. İlgilenmiyordum, bu yüzden onları sorgulayacak değildim.


“Pöh...“


Öfke saçan Osako bir nefes aldı.


Belki de Matsuyuki’nin “arkadaş“ yorumundan sonra biraz sakinleşmişti ama bana bir sonraki bakışında gözleri değişti.


“Sano-kun, Ayano nazik bir kızdır. Ama gaza gelip de ona el sürebileceğini sanma. Sadece incinirsin.“


Nedense, gözleri eskisinden daha iğrenç görünüyordu.


“Tamam, tamam. Bilmiyorum ama benim hatam.“


Chinatsu-chan dışındaki herhangi bir şey için başımın belaya girmesini istemiyordum. Gururum böyle bir şeyden incinmediği için uygun bir şekilde özür diledim ve oradan ayrılmaya çalıştım.


“Hımm, unutma, eğer ciddileşirsem, sadece Sano-kun değil, etrafındakiler de bundan nasibini alır.“


Bu Sözlerle Osako beni tehdit etmeyi amaçlamıştı.


“Hey, Osako...“


“Hı!?“


Yalan olsa bile, söylenecek şeyler vardı ve söylenmeyecek şeyler vardı.


“Ne yaptığın umurumda değil. İster güzel kızlarla çık, ister başkalarıyla dalga geç; seni hiç kıskanmıyorum. Seni azarlamak için yolumu değiştirecek değilim.“


Osako’nun gözü korkmuştu. Bu önemsizdi.


“Ama biliyor musun... Eğer derinden değer verdiğim birine bulaşırsan... Seni ezer geçerim.“


Bu ne bir yalandı ne de bir aldatmaca.


Eğer Osako Chinatsu-chan’ı tekrar incitirse, onu asla affetmem.


Bir şey söylemeyi bırakan Osako’yu görmezden gelerek, bu sefer orayı terk ettim.


******

Hemen ardından sınıfa döndüm.


“Sano-kun, üzgünüm. Ve teşekkür ederim.“


Osako özür diledi ve teşekkür etti.


“Sayende sakinliğimi koruyabildim. Sakinleşip Ayano ile konuştuktan sonra, bir randevuya çıkmaya karar verdik. Bu kadar duygusal olmamam gerektiğini biliyordum.“


Ben ona sormadığım halde vır vır konuşmaya devam etti.


“Sen bir hanmenkyoushi’sin. Neyse, ben gidiyorum.“


(Ç/N: hanmenkyoushi veya 反面教師 şu anlama gelir: ders alınabilecek kötü örnek; ne yapılmaması gerektiğine dair iyi bir örnek (özellikle nasıl davranılmaması gerektiği); yapılmaması gereken ibretlik örnek)


Ve konuşmayı kendi kendine bitirdi. Benim yerimde kim olsa şaşırıp kalırdı.


...Bu Osako denen herifin derdi neydi?


“Neyse, bana Matsuyuki ile işlerin yolunda gittiğini mi söylüyorsun? Bunu bana rapor etme.“ Nasıl tepki vereceğimi bilemedim.


Yine de, Matsuyuki’yi Osako’dan daha az anlıyordum.


Az önce benden yardım istemesine rağmen Osako ile randevuya çıkmaya söz vermişti. Çıkmadıklarını söylerken ne demek istemişti?


Ya Matsuyuki bana yalan söyledi. Ya da belki fikrini değiştirdi ve bir ilişkiye girmeye karar verdi.


Neyse, her iki türlü de umurumda değildi.


“Yani, hanmenkyoushi (kötü örnek) derken beni mi kastediyorsun?“


Nedense duygusal olarak öfkelenen bendim...


İncinmiştim. Chinatsu-chan’ın beni bol bol teselli etmesine izin vereceğim. Bugün beni şımartmasına izin vermeye karar verdim.

Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.

17   Önceki Bölüm