Yukarı Çık




4856   Önceki Bölüm 

           
Bölüm 4857: Zaman Ötesi Bir Plan! III


Sözleri Glossikos’un gözlerinin fal taşı gibi açılmasına neden oldu.


Ahşap yüz hatları, pek gizleyemediği bir şokla sarsıldı. Müze’ye yapılan katkılar sıradan şeyler değildi. Bunlar, devasa öneme sahip eylemlerdi; Gerçek bir değer taşıyan nesneler gerektirir ve bu nesneleri Zaman içinde kimin alabileceğini belirleyen Yol Bağlar’ının kurulmasını zorunlu kılardı.


Pek çok şey söylemek istiyor gibiydi.


Sorular ifadesine baskı yapıyor, Kâdim gözlerinde endişeler titreşiyordu!


Ancak tam o sırada, BU İlkel Paradoks öne çıktı.


Elini onun omzuna koydu.


Dryad titredi.


Bir Mutlağ’ın dokunuşunun Ağırlığ’ı, nazik bir dokunuş bile olsa, Temel Derinlikte’ki bir Varoluş’un kolayca Katlanabileceğ’i bir şey değildi. Otorite’si, sadece temas Yol’uyla Glossikos’un Varoluş’una baskı yapıyor, ona aralarındaki Güç Seviyeler’ini ayıran o Uçsuz Bucaksız Uçurum’u hatırlatıyordu.


Haşmetli bakışlarıyla ona baktı.


“Hadi gidip, bizim için hazırlıkları yap, olmaz mı?“


Sesi kaba değildi ama itiraz kabul etmeyen bir kesinlik taşıyordu.


“Her şey hazır olduğunda bize haber ver.“


...!


Asil ve heybetli tavrı, bunun tartışmaya açık bir konu olmadığını son derece net bir şekilde ortaya koydu.


Bakışları ve eli, Glossikos’u ondan gelen hiçbir şeyi reddedemez hâle getirmiş gibiydi. O, bir Polemarch’tı, BU Agora’daki En Yüksek Rütbe’li Varoluşlar’dan biriydi; Ama yine de BU İlkel Paradoks karşısında sadece emir alan bir Varoluş’tan fazlası değildi.


Sadece temkinli bir tavşan gibi başını salladı.


Sonra havuzların daha derinlerine süzüldü; Bu Büyüklükte’ki bir katkı için gerekli olan protokolleri hazırlamak üzere Müze’ye doğru yöneldi.


BU İlkel Paradoks, o uzaklaşırken, içini çekti.


Bu ses, gizlemekte olduğu yorgunluğun Ağırlığ’ını taşıyordu. Glossikos gidince, o Otoriter maskesinin bir kısmı kaydı ve altındaki Tükenmişlik ortaya çıktı.


Neredeyse bir ölümlü gibi, yorgun yaşlı bir adam edasıyla gerindi.


Sonra Lethe Havuzu’na doğru yürümeye başladı.


Noah’ın gelecekteki ziyareti sırasında girdiği aynı havuz. Varoluş’un Birikmiş Ağırlığ’ını yıkayıp, götürebilen Sular!


BU İlkel Paradoks, bunu daha önce sayısız kez yapmış birinin rahatlığıyla havuza girdi. Obsidyen formu çalkantılı sulara gömüldü; arkasına yaslanıp, görkemli bir gevşeme pozisyonu alırken, etrafında buharlar yükseldi. Kollarını havuzun kenarına uzattı. Vücudunun geri kalanı suya batmış olsa bile, Obsidyen Tac’ı başının üzerinde yavaşça dönmeye devam ediyordu.


Uzun bir seferin ardından keyif yapan bir İmparator gibi görünüyordu.


Noah kaşlarını kaldırdı ve onu takip etti.


Gelecekte aynı havuza girdiğinde, bunu aslında daha önce yapmış olduğunu fark etmemişti. Bu sulara yaptığı ilk ziyaretin, doğumundan Eonlar’ca önce, bizzat BU İlkel Paradoks’un eşliğinde olduğunu bilmiyordu.


Zamansal Döngüler katlanarak, birleşmeye devam ediyordu.


Havuzun çalkantılı sularına gömülürken, Lethe Havuzu’nun Temeller’ine karşı işleyen o tanıdık hissini duyumsadığı sırada, BU İlkel Paradoks ellerini salladı.


WAA!


Obsidyen formunun içinden bir şey yükseldi.


Bir On iki Yüz. 


Dehşet verici bir Güç havasıyla titriyordu; On İki Beşgen yüzünün her biri, normalde bir arada var olamaması gereken Paradoks’un farklı yönleriyle yanıyordu. Ondan Akıl Almaz Otorite dalgaları yayılıyor, Noah’ın algısına Mühürler’ini titreten bir Ağırlık’la baskı yapıyordu.


BU İlkel Paradoks onu sanki hiçbir şeymiş gibi Noah’a doğru fırlattı.


Sanki kendi Varoluş’unun bir parçasını maddileştirip, banyonun havuzunun öbür ucuna atmamış gibi!


“Bu, benim en kritik parçam.“


Az önce yaptığı şeyin büyüklüğüne rağmen sesi sakindi.


“O şey tarafından Enfekte Edilmemiş olan kısım.“


Suların daha da derinlerine gömüldü, buharlar Obsidyen yüz hatlarının etrafında kıvrılıyordu.


“Hâlâ başka ihtimaller yaratıyormuşum gibi görünmeye devam edeceğim. Müritlerime kendimden parçalar vereceğim. Hatta birini Erwin’e.“


Gözleri Kâdim bir bilgelik barındırıyordu.


“Şüphesiz Hak’kımı ele geçirmek için hepsini bulacak ve Tüketecektir. Bu kaçınılmaz. Metodolojisi’ni tam da bunu başarmak için tasarladı.“


Noah’ın ellerindeki On İki Yüz’e doğru başıyla işaret etti.


“Ancak bu, orada, gerektiği sürece uykuda kalabilir. Ta ki sen gelecekte onu geri alana kadar.“


Sesi sertleşti.


“Erwin, Paradoks üzerindeki Hak’kımı etkili bir şekilde gasp edecek. Ama bu geçici bir durum olacak.“[Not: Adui, bizi daha ne kadar kandırabilir? Hayatımda böyle bir Novel görmedim.]


GÜM!


Kelimeler, Lethe Havuzu’nun sularını donduracak bir Ağırlık’la indi.


“Geri döndüğüm Ân, eski müridimi terbiye etmem gerekecek...“


Obsidyen gözleri yanıyordu!


“Ve ayrıca kullandığı bu Silah’ı da ele almam gerekecek. Onun bile tam olarak anlamaması gereken bu Metodoloji’yi.“


...!


BU İlkel Paradoks’un sözleri, imaları bakımından dehşet vericiydi.


Çöküş’ünü bir Son olarak kabul etmiyordu!


Onu bir rahatsızlık, Noah ona emanet edilen şeyi geri aldığında, düzeltilecek geçici bir aksilik olarak görüyordu. Eonlar’ca Hak’kı elinde tutan, BU Serpinti ile Gözlemlenebilir Varoluş’u Yeniden Şekillendiren, tüm Varoluş’un en güçlü Varoluşlar’ından biri olarak BU Dörtlü arasında yer alan BU Yaşayan Paradoks...


Eski ustası tarafından terbiye edilecekti.


Noah, On İki Yüz’ü kavradı.


Onun Derinliğ’inin ve Ağırlığ’ının Temeller’ine baskı yaptığını hissetti. Bu, sadece BU İlkel Paradoks’un bir parçası değildi. Bu, onun Çekirdeğ’iydi. Erwin, onu hangi Metodoloji’yi kullandıysa onunla Yozlaştırmadan önce, Paradoks’un gerçekte ne anlama geldiğini tanımlayan Öz’dü.


>>Eser Analiz’i.>>


>>Nesne Sınıflandırması: Varoluşsal Çekirdek Parçası.>>


>>Tanım: Antinomia Prizmatik.>>


>>Kendi İçinde Bütünleşmiş Tümelliğ’in Paradoks’u.>>


>>Bu On İki Yüz, BU İlkel Paradoks’un Enfekte olmamış Öz’ünü içerir.>>


>>On İki Yüz’ün her biri, Yozlaşmadan önce mevcut olan Paradoks’un temel bir Yön’ünü temsil eder.>>


>>Birinci Yüz: Başlangıç ve Son’un Paradoks’u.>>


>>İkinci Yüz: Benlik ve Diğer’inin Paradoks’u.>>


>>Üçüncü Yüz: Doğruluk ve Yanlışlığ’ın Paradoks’u.>>


>>Dördüncü Yüz: Hareket ve Durgunluğun Paradoks’u.>>


>>Beşinci Yüz: Bütün ve Parça’nın Paradoks’u.>>


>>Altıncı Yüz: Sebep ve Sonuc’un Paradoks’u.>>


>>Yedinci Yüz: Varoluş ve Oluş’un Paradoks’u.>>


>>Sekizinci Yüz: Bilgi ve Cehalet’in Paradoks’u.>>


>>Dokuzuncu Yüz: Özgürlük ve Gerekliliğ’in Paradoks’u.>>


>>Onuncu Yüz: Sonlu ve Sonsuz’un Paradoks’u.>>


>>On Birinci Yüz: Birlik ve Çokluğ’un Paradoks’u.>>


>>On İkinci Yüz: Varoluş ve Var Olmayış’ın Paradoks’u.>>


>>Bu On İki Yön birlikte, Paradoks’un ne olması gerektiğinin tam Temel’ini oluşturur.>>


>>Bu, en saf Formu’ndaki BU İlkel Paradoks’tur.>>


>>Sıkıştırılmış ve Varoluş’unun geri kalanını ele geçiren Enfeksiyon’a karşı korunmuştur.>>


>>Tarihsel Önem: Eğer bu Nesne geri alınır ve etkinleştirilirse, teorik olarak BU İlkel Paradoks’u geri getirebilir...>>


>>BU Yaşayan Paradoks artık Paradoks Hak’kının tek sahibi olmayacaktır. Bu... Nasıl işleyecektir?>>


...!


Bunu tutmak gerçeküstü bir şeydi.


Bir Mutlak’ın Çekirdek Varoluş’unun Ağırlığ’ı avuçlarında duruyordu.


Noah onu Farklılaşmamış Kader dalgalarıyla sarmaya başladı. Filolojiler, onu koruyacak ve gizleyecek Dilsel Uapılar ekledi. Hatta İlk Dil’in Arkheler’ini Doku’du!


Katman katman koruma; Aslında ihtiyaç duyulduğu için değil ama... Resmen kendi imzasını basıyordu!



Not: Yani ne diyebilirim ki? Hiçbirimiz beklemiyordur. ha İlkel Paradoks ilk çıktığında aha demiştim bu da Dirilecek demiştim ama böyle olacağını tahmin etmemiştim. Hatta bunu Discord’a da yazmıştım. Noah bunun için yeterince güçlü değiller ki bir nevi haklılar ama yanıldılar. 

Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.

4856   Önceki Bölüm