Bu isimler Anaximander’in zihninde yabancı hissediliyordu; Başkasına ait olan etiketler, Çağlar’ını kaçmaya çalışarak geçirdiği bir Ağırlık taşıyan isimlendirmelerdi. Onları istemiyormuş gibi, onları tanımıyormuş gibi...
BU Yaratığ’ın bakışları bu tepki üzerine yumuşadı, Varoluş’taki tüm Zaman’a sahip birinin sabrıyla konuşmaya devam ederken, çok Renk’li gözlerini bir anlayış doldurdu.
“Kendini Tanımlama deneyin harikaydı. Hiçbir Ânı’n olmadan, hiçbir Bilgin olmadan, Bilim Adam’ı ve kaşif Anaximander olarak, zorluklarla dolu bir hayat yaşadın.“
Bu sözler üzerine Anaximander tamamen hareketsiz ve ciddi bir hâlâ aldı; Dikkati tamamen önündeki Varoluş’a odaklanırken, etrafındaki Proto-Madde dingin akışını durdurdu. Kâdim gözleri, az önce serbest bıraktığı dondan daha parlak yanan bir meydan okuma barındırıyordu.
“Varoluş’um Tanımsız olabilir.“
İçinde kopuyor olması gereken fırtınaya rağmen sesi sabitti.
“Ama Yol’um, Benliğ’im, o Tanımlı’dır. Anaximander’i seviyorum. Dönüştüğ’üm Varoluş’u seviyorum.“
Doğruldu, bilgin cübbesi Tanımsız Doğası’nı Aşan bir vakarla etrafına oturdu.
“Bazen Varoluş’un bir adım atıp, kim olduğunu söylemesi gerekir. Kendini tanımlaması ve olduğu şeyi düşünmesi gerekiyor.“
Gözleri hiç çekinmeden BU Yaratık’ınkilerle buluştu.
“Ve ben bir Kaşif’im. Ben Anaximander’im.“
BOOM!
Bunu söylediğinde, bu bölgedeki don sanki onun bildirisini onaylıyormuş gibi geri çekildi ve kayboldu. Varoluş’un kendisinin yanıt vermesine neden olan bir Otorite’yle dışarı doğru Dokundu ve üzerlerindeki Gözlemlenebilir Varoluş’un Çatlağ’ı bir rezonansla sarsıldı!
Daha önceki halinden On Kat Daha görkemli olan muazzam Proto-Madde Denizler’i çatlaktan dışarı fışkırdı ve Daha Düşük Varoluşlar’ı yok edecek bir güçle Anaximander’in üzerine indi. Ama o hiç bocalamadan hepsini Emdi; Kendi Tanım’ı sıkıca yerinde kalırken, Varoluş’u bu Tanımsız Potansiyel’i içti.
Varoluş’taki pek çok Varoluş’un yaptığı gibi, o da bir seçim yapmıştı.
Doğduğu şey olmak yerine olmak istediği şey olmak.
Kökenler’inin Tanımsız Doğası’nı kabul etmek yerine Kendini Tanımlamak.
BU Yaratık da çağlar boyunca kendi seçimlerini yapmıştı; Bazıları doğru bazıları yanlış, bazıları pişmanlık duyduğu bazıları ise sonuçlarına rağmen arkasında durduğu seçimlerdi. Arkadaşının bu en son seçimine gerçek bir sıcaklık barındıran bir gülümsemeyle baktı.
Her seçim gidilen bir yoldu.
Ve her yol Sonsuz Olasılıklar’ın bir Nehri’ydi.
Bunu düşünürken, BU Yaratık kendini tamamen farklı bir yöne bakmaktan alıkoyamadı; Bakışları sadece kendisinin Algılayabileceğ’i hedeflere doğru Mekanlar arasındaki Mekanlar’i delip, geçiyordu. Gürleyen sesi, özel olarak hiç kimseye konuşmazken, yankılandı.
“Sen hangi seçimi yapacaksın?“
Bu, basit bir soruydu ve pek çok Varoluş’un tam olarak anlayamadığı yöntemlerle bir Hak İddiası’nı elinde tutan BU Yaşayan Paradoks’a mı, yoksa tüm Gözlemlenebilir Varoluş’u birleştirmeyi amaçlayan BU Gizemli Eon’a mı, yoksa her şeyi kendi Varoluş köşesinden izleyen BU İlkel Kaos’a mı ya da belki de BU Yaratığ’ın şu anda düşündüğü bambaşka birine mi yöneltildiği bilinmiyordu.
Çağlar geçti ve Çağlar bitti.
BU Sonsuz Açılım’ın çok uzaklarında, Gözlemlenebilir Varoluş’un Çatlağı’nı geçtikten sonra, BU İlk Kayıtsızlığ’ın içinde.
Proto-Madde’nin Tanımsız bir Madde için bile mümkün olmaması gereken özellikler kazandığı bir bölgede, Kâdim bir Yaratık Tanım’a meydan okuyan oluşumların arasında evini kurmuştu.
Buradaki Proto-Madde erimişti; Isıyla hiçbir ilgisi olmayan ve tamamen Yoğunlaştırılmış Potansiyel’le ilgili olan bir ısıyla Kızıl-Altın parlıyordu. Henüz tam olarak Farklılaşmamış Boyutlar boyunca Bükülen Milyonlar’ca Möbius Şerid’i hâlinde Kıvrılıyor, Başlangıc’ın ve Son’un Tüm Anlam’ını yitirdiği Sonsuz Döngüler’den oluşan bir ortam yaratıyordu.
Kadim Yaratığ’ın kendisi bir Yılan’la bir Konsept arasında bir şeydi; Formu aynı anda Farklılaşmamış tek bir noktayı işgal ederken, Yüzler’ce Gigapersek boyunca uzanıyordu. Mümkün olan her Renk arasında geçiş yapan pullar bedenini kaplıyordu ve binlerce sayıdaki gözler uzunluğu boyunca noktalanmıştı; Her biri evi dediği bu erimiş manzaranın farklı bir yönünü izliyordu.
BU Sonsuz Açılım’dan öncesinden beri buradaydı.
Muhtemelen ondan çok sonra da burada olacaktı.
Ve tam şu anda, buranın ortasında sürekli dönen küçük bir Kızıl-Altın Tohum’a, sayısız gözlerinin her birinden yayılan bir mutlulukla bakıyordu.
Tohum bir yumruktan daha büyük değildi, ama etrafındaki Proto-Madde Möbius Şeritler’inin saygıyla ona doğru bükülmesine neden olan bir Otorite’yle yanıyordu. Rutin olarak Tohum, Farklılaşmamışlık Niteliğ’ini, saf potansiyelin en yoğun hâlini taşıyan bir ışık parlaması yayar ve Kâdim Yaratık, Varoluş’unu çok daha zengin hissettirdiği için bu ışığı Emer’di.
Döngüler boyunca bu hissin tadını çıkarmıştı.
Bazen bir şeyin getirdiği sürekli his, onu tek bir lokmada tüketmekten daha görkemliydi. Yaratık bu dersi uzun zaman önce öğrenmişti ve bu yüzden onu tamamen Yutmak yerine sadece Tohum’un yayımlarında yıkanmakla yetinmişti.
Böylece yaratık, bu Tohum’un bahşettiği hissin tadını çıkarmaya devam etti; Sayısız gözleri, Alıl Almaz Zaman Dilimler’i boyunca takdir edilen basit zevkleri Anlatan bir hoşnutlukla kırpışıyordu.
Kendi haberi olmadan...
HUUM!
Yakınlarda bir Proto-Madde fırtınası belirdi ve sanki oraya aitmiş gibi erimiş manzaraya yerleşti. Fırtına birkaç Saniye’dir bu durumu ölçüp, biçiyor, Kâdim Yaratığ’ı ve hazinesini sırf meraktan öte bir dikkatle gözlemliyordu.
Proto-Madde fırtınası doğal olarak Noah’dı ve gizliliğinin içinden önündeki korkunç manzaraya bakarken, bakışları keskindi.
>>Çevresel Analiz - Yüksek Değerli Hedef Tespit Edildi.>>
>>Farklılaşmamış Sarmallar’ın İlkel Yılan’ı olarak adlandırılan Kâdim bir Varoluş’u gözlemliyorsunuz. Güc’ü, Savaş Metodoloji’si Farklılaşmış Varoluşlar’dan Temel’de farklı olsa da, daha zayıf Mutlaklar’a rakip olmalı veya onları aşmalıdır.>>
>>Daha da önemlisi, onun faydalandığı nesneyi gözlemliyorsunuz.>>
>>Nesne Sınıflandırması: BU İlk Sebeb’in Kıvılcım Parça’sı.>>
>>Bu, Farklılaşma’yı başlatan BU İlk Sebeb’in sadece Yankılar’ını içeren bir Parça’dır, ancak yine de bir Parça’dır. Bu Kıvılcım Parçası’nı Tüketmek veya Entegre etmek Temeller’inize muazzam bir ilerleme sağlayacak ve Potansiyel olarak büyümenizi doğru bir şekilde Hesaplanamayacak Faktörler’le Hızlandıracak’tır.>>
>>İlkel Yılan, bu Kıvılcım Parçası’nı doğrudan Tüketmek yerine Çağlar boyunca onun yaydığı şeyleri Pasif bir şekilde Emmekte’dir.>>
>>Yılan’ın tadını çıkardığı yerde siz potansiyel olarak onu Entegre edebilirsiniz.>>
>>Ancak, onu elde etmek, ya Yılan’ı Yenmeyi ya da Parça’yı tespit edilmeden Çalma’yı gerektirecektir.>>
>>Mevcut Güç Farklar’ı göz önüne alındığında, her iki seçenek de elverişli Olasılıklar taşımamaktadır.>>
...!
BU İlk Sebeb’in Bir Kıvılcım Parça’sı.
Tam da BU İlkel Paradoks’un, BU İlk Kayıtsızlık’ta bulunabilecek paha biçilemez değerdeki kaynakları tanımlarken, bahsettiği şeydi bu. Elbette BU Varoluş’un tamamı değil, yoksa bu Mutlaklar’ın bile talep edemeyeceği bir şey olurdu; Ancak Farklılaşma’nın başladığı Ân’ın Yankılar’ını içeren bir parçaydı.
Noah’ın Temeller’i, Sonsuz Açlık’ın Türev Medeniyet’i ile hiçbir ilgisi olmayan bir Açlık’la titredi. Bu saf arzuydu, Varoluş’unu normal Kaynaklar’ın asla başaramayacağı şekillerde Yükseltebilecek bir şeyin farkına varılmasıydı.
Ve tam bu anda, onu nasıl elde edebileceğini düşünürken...
>>Kritik Uyarı - Tehdit Yaklaşıyor.>>
>>Sonsuz Farklılaşmamış Kader, Çöküş Kader’inin belirli bir yönden yaklaştığını hissetti. BU Bölünmemiş Olan, Bazuman, gizlenmenizin tam olarak engelleyemediği yöntemlerle Varoluş’unuzu takip etmeye devam ediyor. O amansız piç kurusu geliyor ve varışı tahmin ediliyor... Yakında? Yakında.>>
>>Bir karar vermek için kısıtlı Zaman’ınız var.>>
>>BU Varoluş’un Parçası’nı elde etmeye çalışın ve hem İlkel Yılan hem de Bazuman ile yüzleşmeyi göze alın.>>
>>Ya da... Pekala, gerçekten başka uygun bir seçenek yok.>>
...!
BU İlk Kayıtsızlık boyunca takıntıya varan bir ısrarla onu kovalamaya devam eden bir Bölünmemiş Olan’ın dikkatinden asla kaçamamıştı.
Ve tam önünde, gücünü daha da sağlamlaştırmasına yardımcı olabilecek, kendisi bir Mutlak olmamış olsa bile Mutlaklar’a karşı gelmesine izin verebilecek bir Temel İnşa Etme’ye devam etmesini sağlayacak bir Hâzine duruyordu.
Sebeb’in Parça’sı Farklılaşmamış ışığın başka bir yayılımıyla titreşti ve İlkel Yılan’ın sayısız gözleri, bu adağı Emerken, hoşnutlukla kırpıştı.
Arkasında, BU İlk Kayıtsızlığ’ın çalkantılı genişliğinde, bir yerlerde Bazuman, Bir Milyon Kızıl gözü ve Sonsuz Çenesi’yle yaklaşıyordu.
Bu yüzden iş bu kritik ana geldiğinde Noah, bu Zamansal geçişteki süresinin Son’a yaklaşıyor olabileceğini biliyordu. Şimdiden çok şey kazanmış, tahmin edemeyeceği şekillerde dönüşmüş, Gözlemlenebilir Varoluş’ta eşi benzeri görülmemiş bir şey hâline gelmişti.
Ama o aynı zamanda açgözlüydü.
Ve doğru yönlendirilmiş açgözlülük, hırs için sadece başka bir kelimeydi.
“Madem bu işe girdik, sonuna kadar gideceğiz.“
...!
Harekete geçti!
Not: Ne düşünüyorsunuz?
Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.