Yukarı Çık




4875   Önceki Bölüm 

           
Bölüm 4876: Son Kumar! II


İlkel Yılan tembelce hareket ediyor ve BU İlk Sebeb’in Kıvılcım Parçası’nın getirdiği Farklılaşmamışlık parıltısının tadını çıkarıyordu.


Güc’ü muazzamdı ve Varoluş’u, duyularının bu erimiş Proto-Madde bölgesinde meydana gelen sayısız değişikliğin tamamını Algılayabileceğ’i kadar Ağır’dı. Etki alanının etrafında kıvrılan Mobius Şeritler’indeki her değişim farkındalığında işliyordu. Evini oluşturan Tanımsız Potansiyelde’ki her dalgalanma Kataloglanıyor ve Değerlendiriliyordu.


Hiçbir şey gözünden kaçmıyordu.


Çağlar boyunca hiçbir şey gözünden kaçmamıştı!


Ve tam bu anda, çevredeki Proto-Madde’nin belirgin bir şekilde farklı hissettirdiğini sezdi.


Tanıdık desenlerde akması gereken Tanımsız Madde garip davranıyordu; Akıntıları doğal bir Varyasyon’dan ziyade dışarıdan bir etkiyi anlatan şekillerde değişiyordu. Burada olmaması gereken bir şey vardı. Buraya ait olmayan bir şey yaklaşıyordu.


Ancak bunu hissettiği Ân, sayısız gözleri çağlar boyunca pek çok davetsiz misafirin Varoluş’unu sona erdiren bir dikkatle bu Ânomali’ye dönmeye başladığı o Ân...


BOOM!


Mavi-Altın bir ışık etki alanında patladı.


Parlak mühürler, imkansız bir senkronizasyonla açan güzel çiçeklerden oluşan bir tarla gibi fışkırdı; Her biri Noah’ın Varoluş’unu gizleyen Proto-Madde fırtınasından tezahür ediyordu. Sonsuz’ca çoğalan dalgalar hâlinde dışa doğru yayıldılar; Taç yaprakları Sonsuz Açlığ’ın Yutucu ışığıyla ve Farklılaşmamışlığ’ın istikrarsızlaştırıcı niteliğiyle yanıyordu!


Sonsuz Açlığ’ın Yutucu ışığı, normal Tüketim’i Aşan bir iştahla İlkel Yılan’a doğru uzandı, onun Kâdim Varoluş’unu Noah’ın sürekli büyüyen Temeller’i için yakıta dönüştürmeye çalışıyordu. Farklılaşmamışlık Niteliğ’i, BU İlk Kayıtsızlığ’ın bu yerlisini bile şok içinde geri çekilmeye zorlayan bir baskıyla Yılan’ın Tanımlanmış Formu’na bastırdı.


İlkel Yılan geriye itildi!


Sayısız gözleri çağlardır hissetmediği bir şaşkınlıkla irileşti, devasa Formu anında karşılık veremeyeceği bir Otorite’yle yanan Sonsuz çiçek tarlasından geri çekildi. Tek bir Ân için dikkati, Mühürler’in gizlediği şeyden ziyade tamamen Mühürler’in kendisine odaklandı.


Ve o an, Noah’ın İnsan’sı silüeti tam da BU İlk Sebeb’in Kıvılcım Parçası’nın önünde belirdi.


BU İlk Kayıtsızlığ’ın bir yerlisinin sayısız yıllar boyunca elinde tuttuğu ve sürekli nimetinin tadını çıkardığı şeyin önünde şimdi bir hırsız duruyordu. 


Noah, ona ne yapacaktı?


Hiç gecikmeden, Noah her şeyini bu tek eyleme adayan bir hareketle bedenini öne fırlatırken, Zaman yavaşlamış gibi göründü. Çenesi Genişçe Açıldı. Ağzı, BU İlk Sebeb’in tahıl tanesi büyüklüğündeki Kıvılcım Parçası’nın sürekli bir dönüşle döndüğü alanın tamamını sardı.


Ve boğazından aşağı kayboldu!


...!


İlkel Yılan’ın onu bütün olarak Yutmak yerine çağlar boyunca onun yaydığı şeylerin tadını çıkardığı Nesne tek bir lokmada Tüketilmişti.


İlkel Yılan bu manzarayı gördü.


Sadece Saniyeler önce şok içinde izleyen sayısız gözleri, şimdi saf bir öfke ve kudurmuşlukla eriyordu!


Bu, en değerli Varoluş’unun, Varoluş Çağlar’ı boyunca yoldaşının, neşe ve zenginleşme kaynağının, burada olmaya hiç hakkı olmayan bir davetsiz misafir tarafından tam gözünün önünde yenildiğine tanık olan birinin öfkesiydi.


Sanki bir davetsiz misafir sevgilisini soymuş ve tam gözlerinin önünde onu bütün olarak almış gibiydi!


Buna nasıl cüret ederdi? Nasıl cüret ederdi?!


BOOM!


Etraflarındaki erimiş Proto-Madde, onun öfkesiyle, Mobius Şeritler’inin parçalanıp, Saf Kaos desenlerinde yeniden oluşmasına neden olan bir şiddetle çalkalanarak, karşılık verdi.


İlkel Yılan’ın Formu’ndan Kızıl bir Farklılaşmamışlık Sütun’u fışkırdı.


Sütun, Geleneksel Anlam’da bir saldırı değil, daha ziyade bu Kâdim Yaratığ’ın ne olduğunun tam bir Dışavurumuydu; O’nun tam Derinliğ’i ve Enginliğ’i, Noah’ın Sonsuz Mühürler’ini bir kasırganın önündeki çiçekler gibi gösteren bir Otorite Sütun’u olarak tezahür ediyordu. Yılan Mavi-Altın taç yaprakları tarlasının içinden ileri doğru atıldı ve Daha Düşük Varoluşlar’ın Sonsuz Açlık Niteliğ’i tarafından Yutulacağ’ı veya Farklılaşmamışlık tarafından istikrarsızlaştırılacağı yerde, İlkel Yılan sadece saf Derinliğ’ini kullanarak, yarıp geçti.


Sonsuz Mühürler, yok edilenlerin yerini almak için Çoğaldı.


Yılan onları Çoğalabilecekler’inden Daha Hız’lı yok etti.


Derinliğ’i tek kelimeyle çok Muazzam, Varoluş’u çok Ağır, öfkesi çok Mutlak’tı!


Saldırılar’ı Yutabilen ve Farklılaşmamış hâle getirebilen Mühürler bir fırtınadaki yapraklar gibi kenara süpürülüyor, BU Sonsuz Açılım’dan öncesinden beri biriken Otorite tarafından yanlara doğru itiliyordu!


İlkel Yılan bir Ân’da Noah’ın önünde belirdi.


Yüzlerce Gigapersek uzanan ve En Erken Katlar’ın kendisinden bile daha eski bir Varoluş’un Yoğunlaşmış Ağırlığ’ını içeren bir uzantı olan kuyruğu, Zamansal Geçiş’ini anında bitirmesi gereken bir güçle ona çarptı.


Fakat Noah bu darbeyi beklerken, silüeti cesurdu.


Kaçmaya çalışmadı. Engellemeye çalışmadı. Çarpmanın gücünü ve kendi Enginliğ’ini, saf bir savunmanın asla başaramayacağı bir şeyi başarmak için kullandı.


Kendini çok geriye fırlattı.


Onu yok etmesi gereken kuyruk darbesi bunun yerine bir mancınığa dönüştü ve Varoluş’unu öfkeli Yılan’dan onu bir Mavi-Altın ışık çizgisine çeviren Hızlar’da uzağa fırlattı. Hazinesini az önce çaldığı Yaratık’tan, kazanması imkansız olan bir savaştan, erimiş bölgeden bir roket gibi uzaklaşırken, Hız’ı Mutlaklar’ın Hız’ına tam olarak ulaştı!


Her iyi hırsızın yapması gerektiği gibi tabanları yağlıyordu.


Ama tam da böyle bir zamanda...


“Seni buldum, kaygan şey.“


WAA!


Ses, aynı anda hem her yerden hem de hiçbir yerden geliyordu; Ses, henüz tam olarak Farklılaşmamış Terimlerden oluşuyordu.


“Buraya gel.“


BOOM!


Bazuman, Noah ile özgürlük arasındaki boşlukta cisimleşti.


BU Bölünmemiş Olan’ın girişi, bölgedeki tüm normal hareketin durmasıyla müjdelendi; Varoluş’un kendisi, Varoluş’un Var Olmasından bile öncesine dayanan bir şeyin gelişini Tâsdik etmek için durakladı. Son karşılaşmalarından bu yana Formu değişmiş, şimdi Miller’ce Farklılaşmamış Alan’a yayılan bir Et ve Tanımsız Potansiyel Kütle’si olarak görünüyordu, ancak Milyonlar’ca Kızıl gözü sabit kalmıştı.


O gözlerin hepsi Noah’a odaklanmıştı.


Hazinesini çalan hırsıza doğru ölümcül bir niyetle ileri atılan öfkeli İlkel Yılan, olduğu yerde donakalmıştı. 


Korkudan altına sıçmıştı.


Fakat dehşet, durumun tırmanmasını durdurmadı.


Bazuman hareketsiz durdu; Milyonlar’ca Kızıl gözünün her biri tamamen açılarak, yakındaki Gigapersekler’ce her şeyi kendi konumuna doğru çeken korkunç bir Emme kuvveti açığa çıkardı. Bu bölgeyi oluşturan erimiş Proto-Madde, gidere giden su gibi Bölünmemiş Olan’a doğru akmaya başladı. Tanımsız Farklılaşmamış Alan boyunca kıvrılan Mobius Şeritler’i, o merkezi Tüketim noktasına doğru çekildikçe, düzleşti.


Tüm Proto-Madde içeri çekiliyordu.


Her şey içeri çekiliyordu.


İlkel Yılan bile direnmeye çalışmasına rağmen devasa Formu Bazuman’a doğru sürüklenerek, bu Emme kabusa dahil oldu. Şimdi hazinesini çalan hırsız ile her ikisini de ayrım gözetmeksizin Tüketecek olan bir başka Bölünmemiş Olan’ın arasında kaldığını fark ettiğinde, öfkesi ve deliliği geri döndü.


Çaresizlikten doğan bir öfkeyle Bazuman’a doğru kükredi.


Fakat nefret dolu bakışları, şu anda BU İlk Kayıtsızlığ’ın bu bölgesindeki diğer her şeyle birlikte Bölünmemiş Olan’a doğru geri çekilmekte olan Noah’a sabitlenmiş olarak kaldı.


Kaçamazdı.


Emme kuvveti, Geleneksel Yollar’la Direnmek için çok güçlü, çok Mutlak, çok Temel’di. Mavi-Altın ışık çizgisi, Mutlak Hızlar’ındaki süratine rağmen geriye doğru sürükleniyor; Bazuman’ın Milyonlar’ca gözünün çekimi, ona karşı koyduğu her şeyi ezip, geçiyordu.


Ve her bakımdan, şu anda korkudan altına sıçması gerekirdi.


Hiç çaba harcamadan Mutlaklar’ı Tüketebilen ve takıntıya varan bir ısrarla onu avlayan bir düşmanla yüzleşirken, İlkel Yılan’ın dehşete düştüğü gibi onun da dehşete düşmesi gerekirdi.


Ama...


DUM!


Az önce Yuttuğu şey, Varoluş’unu açıklayamayacağı bir heyecan ve Enginlik’le attırıyordu.


BU İlk Sebeb’in Kıvılcım Parça’sı Temeller’inde çözünüyordu ve Farklılaşmanın başladığı Ân’ın yankıları, diğer her şeyin küçük görünmesini sağlayan bir Otorite’yle Varoluş’una doluyordu.


Hissediyordu... Hissediyordu...! Siktir, nasıl hissettiğini kendi bile açıklayamıyordu!


Ulumak istiyordu.


Kükremek istiyordu.


Bırakın Temeller’ine Entegre Etmeyi, Gözlemlenebilir Varoluş’taki çoğu Varoluş’un asla göremeyeceği bir şeyi Tüketmiş olmanın coşkusunu ve sevincini serbest bırakmak istiyordu.


Ama... Pekala, kaçması gerekiyordu.


Böylece, Mutlak gücüne ulaşsa bile Yenemeyeceğ’i o korkunç Bölünmemiş Olan’a bakarken, konuşmaya başladığında, Noah’ın Varoluş’u titreşti...


Anlamsız Sözler.


Aralıklar’ı açmak için gereken Anlamsız Sözler.


Mekanlar arasındaki Mekanlar’a giden bir Kapı, geri dönmek için Zamansal Geçiş’i kullanırken, onu bu yerden uzağa ve güvenliğe doğru taşıyabilecek rotalar yaratacak olan Tanımsız Fonem.


Ama bunu yaparken...


“En Genç, yapma!“


HUUM!


Uzak bir Mesafe’den, Bazuman’ın Milyonlar’ca gözünün Emme kuvvetini bile yarıp, geçerek, Noah BU İlkel Paradoks’un Cisimleşmesini gördü. Kadim Mutlağ’ın Obsidiyen Formu bu bölgenin ucunda belirmişti; İfadesi sanki Noah kesinlikle yapmaması gereken bir şey yapmış gibi ciddiyet ve alarm doluydu.


Fakat Noah çoktan eyleme geçmişti.


Niyetini aralarındaki Mesafe boyunca taşıyan Farklılaşmamışlık dalgaları aracılığıyla hızla bir mesaj gönderdi; Düşünceleri geciktirilemeyecek bir aciliyetle BU İlkel Paradoks’un algısına baskı yapıyordu.


“Yakında görüşeceğiz. Burada değil, ama Çağlar sonra.“


...!


Ve Noah, Aralıklar’ı açacak olan Anlamsız Sözler’i tamamlarken, BU İlkel Paradoks’a doğru baktığında, Kâdim Mutlağ’ın yanında başka birinin daha olduğunu gördü.


Garip bir şekilde tanıdık gelen birini.


Yüz hatları, Bilgin bir Kâşif ile herhangi bir ziyaretçinin olması gerektiğinden çok daha eski, çok daha güçlü, BU İlk Kayıtsızlığ’a çok daha bağlı bir şey arasında gidip, geliyormuş gibi görünen birini.


Noah, gözleri ona oyun oynuyormuş gibi gözlerini kırpıştırdı.


Ama Anlamsız Sözler’i çoktan söylemişti.


Tanımsız Fonem Varoluş’unu çoktan terk etmişti.


Ve bir sonraki Ân’da...


CRACK!


Noah’ın bulunduğu yerde Gözlemlenebilir Varoluş’un Bir Çatlağ’ı belirdi; BU İlk Kayıtsızlığ’ın Dokusu’nu, Bazuman’ın Emici gözlerinin bile şaşkınlıkla duraklamasına neden olan bir güçle yırtıp, geçiyordu.


Noah içine girerek, kayboldu.


Ancak tamamen yok olmadan birkaç Ân önce, BU İlkel Paradoks’un “Yapma“ derken neyi kastettiğini anladı.


BU İlk Kayıtsızlığ’a Aralıklar’dan değil, Gözlemlenebilir Varoluş’un Çatlağ’ı aracılığıyla girmişlerdi.


Görünüşe göre bunun bir nedeni vardı.


BU İlk Kayıtsızlığ’a Aralıklar aracılığıyla ulaşılamazdı çünkü burası, Mekanlar arasındaki Mekanlar’dan Daha Öncesi’ne dayanan bir durumda Var Oluyordu.


Yani, eğer biri BU İlk Kayıtsızlık içindeyken, Aralıklar’ı açmaya çalışırsa...


“Ah.“


Noah’ın etrafındaki her şey kaybolmadan, çatlak onun Varoluş’unu yutup, onu seçmediği ve tahmin edemeyeceği bir hedefe doğru taşımadan önce aklından sadece bu idrak düşüncesi geçti.


BU İlk Kayıtsızlık’tan geride kalan ise farklı türden bir Kaos’tu.


İlkel Yılan hedefini yitirmiş bir delilikle kükredi; Sayısız gözleri hazinesini çalan hırsızı arıyor ama çoktan kapanmakta olan çatlaktan başka bir şey bulamıyordu. Öfkesinin gidecek hiçbir yeri yoktu, kudurmuşluğunun bir çıkış noktası yoktu ve Sebeb’in Parçası’nın kaybı, sindirmesi çağlar sürecek bir ağırlıkla Kâdim Varoluş’una baskı yapıyordu.


Bazuman sessizce durdu!


BU Bölünmemiş Olan’ın Milyonlar’ca Kızıl gözü çatlak belirdiği Ân Emme kuvvetini durdurmuştu; Dikkati tamamen az önce meydana gelen Ânomali’ye odaklanmıştı.


Ve bu bölgenin ucunda, BU İlkel Paradoks Jack ile birlikte duruyorlardı; İlki keskin bir bakışla Bazuman’a doğru bakıyordu.


BU İlkel Paradoks’un Obsidiyen gözleri soğuk yanan bir rahatsızlık barındırıyordu.


Bu Bölünmemiş Olan, BU En Genç Olan’ı BU İlk Kayıtsızlık boyunca kovalamış, onu giderek, daha umutsuz önlemlere zorlamış, bu taraftan açılmaması gereken bir Çatlağ’ı açacak bir seçim yapmasına neden olmuştu!


Ve şimdi BU En Genç Olan gitmişti.


BU İlkel Paradoks, sonuçların vaadini barındıran gözlerle Bazuman’a baktı ama... Bu karşılaşmanın nasıl gelişip, bittiğini kim bilebilirdi ki; Zira şu anda bir hırsıza ya nefes alması ve nimetinin tadını çıkarması için bir fırsat verilmişti, ya da tamamen yok olup, gitmişti!

Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.

4875   Önceki Bölüm