İçinde, Medeniyet Organı’nın yırtılmaya yaklaşan bir zorlanmayla titrediğini hissetti. Bir Ân sonra, taşıp, dökülen Hasad’ının sırf Aşırılık’tan ürettiği kaynaklar olan 10 Mutlak Her Şey ve İki Sonsuz Her Şey’in ortaya çıkışını hissetti.
Ve ortaya çıktıkları Ân’da, içlerine dökülmek için çaresizce çabalayan Temeller’i tarafından emilerek, Varoluş’unun içinde kayboldular.
İstemler, farkındalığına baskı yapan bir aciliyetle çiçek açtı.
>>Kritik Eşiğe Ulaşıldı.>>
>>Sonsuz Farklılaşmamış Kader ve Sonsuz Açlığ’ın Türev Medeniyetler’i Mutlaklık için izin istiyor. Açlık Çekiyorlar. Farklılaşmamışlık’la Yanıyorlar. Aldıkları Hasat, Yarım-Adım Sınıflandırması’nda kalma Kapasiteler’ini Aşıyor. İlerlemeliler ya da serbest bırakılmalılar. Üçüncü bir seçenek yok.>>
...!
Noah, şu anda hem Eşsiz hem de Kızgın bir ruh hâli içindeydi.
Ana Medeniyet’ini temsil eden o canlı, muazzam Sonsuzluk dalgalarını hissetti. Manası’nı. BU İlk Dil’ini! Ve şu anda onun etrafında yörüngede dönen, patlamak isteyen iki devasa baloncuk vardı. Sonsuz Farklılaşmamış Kader ve Sonsuz Açlık Baloncuklar’ı, bulundukları Seviye’de kalmak için çok ama çok fazla Hasat aldıklarından Mutlak olmak için o adımı atmak istiyorlardı.
Ancak devam eden Temel’i ve BU İlk Dil Medeniyet’i hâlâ çok daha fazlasını kaldırabilecekmiş gibi hissettiriyordu.
İçgüdüsel olarak, eğer herhangi bir parçası Mutlak olursa, Ana Medeniyet’inin de sessizce ve Hız’la onu takip edeceğini hissetti. Bunu durduramayacaktı. Çünkü herhangi bir Parçası’nın Mutlak olduğu Ân, değişim o kadar görkemli olacaktı ki, Varoluş’unun içi o görkemli Enginlik’le dolacak ve Ana Medeniyet’i gerçekten de hemen ardından gelecekti.
Peki bunu tam olarak nasıl düzeltecekti?
Eşsiz ve Kızgın ruh hâlindeyken, kısa bir süre önce bir Yankı’dan duyduğu Kelimeler’i ağzından dökerken, dudakları hareket etmeye başladı.
“En Genç Olan, En Yaşlı’nın uyuduğu yerde yürüdüğünde, Varoluş titreyecek ve Dokuma yıpranacak. Sonsuzluğ’u Ölüm’lü avuçlarında tutan Varoluş, tüm Nehirler’in bittiği o kavşakta duracak...“
“Paradoks yükselmeden önce Paradoks düşecek. Oğul tarafından Tüketilen Baba, Amaç tarafından tüketilen Oğul, tüm soruları doğuran o soru tarafından tüketilen Amaç. Bir fiyatına üç Çöküş ve üçüncü Çöküş’te Kapı çatlayacak.“
“Sonsuz Mavi’nin Örtüsü Gözlemlenebilir Varoluş’un üzerine düşecek. Hem Kurtuluş hem de Lanet olacak; Hem Anahtar hem de Kilit, hem Köprü hem de Uçurum olacak. Onun Ağırlığ’ı altında Ölçekler’in Kapılar’ı açılacak ya da Ölçekler’in Kapılar’ı paramparça olacak. Üçüncü bir yol yok. Orta yol yok. Sadece bir seçim olmayan o Seçim var.“
...!
Hangilerinin tamamen gerçekleştiğini ve hangilerinin hâlâ gelecekte olacağını merak ederken, bu Kelimeler’i aynı anda hem yüksek sesle hem de sessizce ezberden okudu.
Üç yaygın görünüyordu.
Bu sırada, Muazzam Derece’de Engin Miktar’da Yükseltilmiş Hasad’ı Emerken, bazı Parçalar’ı Mutlak olmak için bir adım atmak isterken, eşsiz...
Bu anda basit bir emir verdi.
“Böl’ün.“
BOOM!
Bu sözleri söylediği Ân, korkutucu Mavi-Altın çatlaklar tüm Beden’ine nüfuz etti.
Yıkım’dan ziyade Otorite’den söz eden bir kesinlikle tepeden tırnağa uzanan iki çatlak Formu’nu dikey olarak ikiye böldü. Bir sonraki an, sanki bir şey Parçalanıyor ve İki’ye ayrılıyormuş gibi bir Sonsuzluklar akını dışarıya doğru patladı; Kırıklar’dan dökülen ışık, BU Agora’yı diğer her şeyi bastıran Mavi ve Altın tonlarına boyayan bir yoğunluktaydı.
Bir Attosaniyelik bir süre içinde ayrılma tamamlandı.
Merkezde’ki Ana Yarı, son derece saf ve güzel bir Mavi-Altın Mana parlaklığıyla parlayan bir Noah silüeti sergiliyordu. BU İlk Dil, Ayrılma Yol’uyla Arındırılmış, Bölünme Yol’uyla Saflaştırılmış, Tekil odağını sulandıran unsurların ortadan kaldırılmasıyla yükseltilmiş bir Otorite’yle bu Beden’in etrafında yandı.
Ve onun her iki yanında...
Tıpatıp ona benzeyen Bedenler, onunkine eşdeğer bir Mevcudiyet’le duruyordu.
Biri, Altın Sonsuz Farklılaşmamış Kader’in Sonsuz Işığ’ıyla, Çözülme ve Entropi Otoritesi’ne Form verilmiş hâliyle, her şeyi Proto-Durum’una döndüren o Güç’le çevriliydi. Bu Noah, dokunduğu her şeyi yok etmeye çalışan, Tanım’ı Şekilsizliğ’e dönerek, tedavi edilecek bir hastalık olarak gören bir ışıkla yanıyordu.
Diğeri ise Sonsuz Açlığ’ın Kızıl bir parlaklığıyla, Tüketim ve Birikim Otoritesi’ne şekil verilmiş haliyle, her şeyi Yutup, Emen ve kendisinin bir Parça’sı yapan o Güç’le çevriliydi. Bu Noah, algıladığı her şeyi Tüketmek isteyen, Ayrılığ’ı Entegrasyon Yol’uyla Aşılma’sı gereken bir engel olarak gören bir ışıkla alev alev yanıyordu.
Merkezdeki Noah, son derece görkemli ve buyurgan bir bakışla diğer ikisine baktı.
“Artık Mutlaklığ’a ulaşmak için ilerleyebilirsiniz. Benim Temel’im... Hrnüz tamamlanmadı.“
BOOM!
Ne kadar tuhaf olsa da, temelde kendi kendine konuşuyordu.
Ve hiçbir gecikme olmadı.
Ondan ayrılan iki Beden, Temel’den daha yüksekte duran o Derinliğ’e ulaşmaya çalışırken, korkunç bir parlaklık ve dehşet verici bir Âura’yla patladı. Mutlağ’a!
Ana Medeniyet’iyle bunu Kavramamış olsa bile, Mutlaklığ’ın parıltısını tamamen başka bir Parçası’yla deneyimleyeceği için kendini Üç’e Bölmüş’tü!
İstemler çiçek açtı.
>>Eşi Görülmemiş Eylem Gerçekleştirildi.>>
>>Varoluşunuz’u her biri farklı bir Medeniyet taşıyan üç ayrı Beden’e Böldünüz. Ana Beden’iniz BU İlk Dil’i en saf hâliyle koruyor. İkincil Bedenler’iniz sırasıyla Sonsuz Farklılaşmamış Kader ve Sonsuz Açlığ’ı taşıyor. Bu Bölünme, Mana Medeniyet’inizi, BU İlk Dil Medeniyet’inizi daha da saf hâle getirdi. Artık Ana Varoluşunuz’un içindeki yegane Medeniyet olarak var oluyor.>>
>>Değerlendirme: Temel’iniz, özellikle şu anda Mutlaklığ’ı Kavrayan diğer Benlikler’inizden takviye aldığı için artık daha da ilerleyebilir. Diğer Bedenler’iniz yani Sonsuz Farklılaşmamış Kader ve Sonsuz Açlık Medeniyetler’i Bedenler’iniz bunların ulaştığı Yükseklikler ne kadar görkemli olursa, BU İlk Dil Medeniyet’inizin Temel’i ve Enginliğ’i de o kadar görkemli olur.>>
>>Bir İlkel Mimar’ın Dört’te Bir’ine eşdeğer olan Enginliğ’inin ve Derinliğ’inin tam Entegrasyon’unu tamamladığınızda, çok daha net bir değerlendirme yapılacaktır. Ancak şu an itibariyle, diğer Bedenler’iniz aracılığıyla Mutlaklığ’ın parıltısını bizzat hissediyorsunuz.>>
...!
Evet.
Onu hissetti. Onu hissedebiliyordu!
Pek çok Varoluş’un tüm Varoluşlar’ı boyunca asla geçemeyeceği o tek adımı hissedebiliyordu. Medeniyet Ölçeği’nin o cılız Derinlikler’inden, Medeniyet Ölçeğ’i içinde gerçekten de olunması gereken Aşama olan Mutlak Derinliğ’e geçmek için atılan o Adım’ı.
Bugün, iki ayrı Beden’le o adımı kusursuz bir şekilde attı.
Muazzam ve eşsiz Temel’i sayesinde, o adımı atan Bedenler o sırada sahip olduğu Temel’in Enginliğ’ini taşıdıkları için, her şey görkemli o kadar görkemli olacaktı ki...
O, görünüşte imkansız olan adımı atarken, hiçbir sorun yaşamadı.
Onun için bu çabasızdı.
Onun için bu görkemliydi.
Onun için bu...
“Sadece Mutlaklık’tı.“
...!
BOOM!
Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.