Noah, Gözlemlenebilir Varoluş’un giderek, daha da tehlikeli hâle geldiğini biliyordu.
Bugün Horus adında korkutucu bir İlkel Mimar kendini fazlasıyla belli etmiş; Kızıl gözleri Bilinmeyen Boyut boyunca açılmış, damgası bakışları altına düşen herkesi talep etmeyi amaçlamıştı. Ancak diğerleri o kadar gösterişli değildi. Şu an itibariyle, Bilinmeyen Sayı’da Şekilsiz Dehşet’in, Bölünmemiş Olan’ın ve İlkel Mimar’ın Gözlemlenebilir Varoluş boyunca özgürce dolaştığı kesindi.
Tam da bu BU Çorak Topraklar’da olabilirlerdi. İlkel Âlemler’de veya Gezgin Bölgeler’de veya Sayısız Dönüşmüş Katlar’ın herhangi birinde olabilirlerdi. BU Yaşayan Paradoks’un Yozlaşma’sı, BU İlk Neden’den beri mühürlü olan kapıları açmış, BU Sonsuz Açılım şu an var olan şeye şekil vermeden öncesinden beri uyuyan şeyleri uyandırmıştı.
Yeterince güçlü değilken, onlardan biriyle karşılaşmak felaket olurdu.
BU Yaratık bir dahaki sefere ortaya çıkmadığında ne olacaktı?
Eğer Noah az önce ortaya çıkan o Varoluş gibi bir İlkel Mimar ile karşılaşsaydı, şu anda Engin ve Akıl Almaz olmasına rağmen onlara karşı bir şey yapabilecek miydi? Yoksa Son’u, o Kızıl daire ile damgalanmış bir köle olmak, Varoluş’j bir başkasının yükselişini körüklemek için yakılıp, kül olmak mı olacaktı?
Sırf bu düşünce bile Sonsuzluklar’ının içinde bir meydan okuma hissinin kükremesine neden oldu!
Tirânlığ’ı böyle bir Son’un Reddi’yle, böyle bir Olasılığ’ın İnkarı’yla, Salt İnatçılığ’ı Aşan bir kararlılıkla alev alev yandı!
Kararlılıkla yanıp, tutuşuyordu!
Bir başkası tarafından yazılmış bir Son’u kabul etmeyecekti. Kendi Yol’unu, seçtiği Son ne olursa olsun ona doğru Jeodezik Yollar boyunca kıvrılan bir Otorite’yle Yazacak’tı.
Çok daha hızlı hareket etmeye devam etmesi gerektiğini biliyordu.
Sayılabilir Sonsuzluklar’ın Dokumalar’ını, Varoluş’unun Jeodezik Dokumalar’ını çok daha fazla şeye uygulaması gerekiyordu! Medeniyet’inin henüz yükseltilmemiş her Yön’ünün yükseltilmesi gerekiyordu. Hâlâ Geleneksel Metodoloji ile işleyen Her Yeteneğ’in dönüştürülmesi gerekiyordu. Varoluş’unun savunmasız kalan her parçasının Güçlendirilme’si gerekiyordu.
Ve böylece, pek çok bedeni hareket etmeye devam ederken, o da bu sürece başladı.
Alfheimr’da.
O ve BU Yaratığ’ın devasa Mutlak Tezahürler’i sergilenirken, sohbet ettikleri o bölgede, Çok Renkli Yıldızsal Uzay onları hâlâ her şeyi var olmaması gereken Tonlar’a boyayan bir ışıkla çevreliyordu. BU Yaratık ile Horus arasındaki savaş başka bir yere taşınmıştı, ancak Yankılar’ı hâlâ bu Uzay’ın Doku’su boyunca titreşiyor, Kavraması imkansız Uçsuz Bucaksız Mesafeler’de çarpışan Titanlar’dan söz eden sarsıntılar yaratıyordu.
Noah, bu Ân’da BU Yaratığ’a doğru yukarı baktı; Altın Tezahür’ü, Sayılabilir İfade’nin Sıralı Desenler’inde atan Sonsuz Farklılaşmamış Kader ile yanıyordu. Gözler’i merak barındırıyordu.
“Horus adındaki bir İlkel Mimar az önce çok gürültülü bir şekilde kendini İlan Etti ve BU Çorak Topraklar boyunca harekete geçti. Bana onun hakkında veya şu anda Varoluş boyunca hareket etmesi beklenebilecek onun gibiler hakkında bir şey söyleyebilir misin?“
Onun Yol’u ile BU Yaratığ’ın Yol’u farklıydı. Kendi Zorluklar’ı için yardım istemezdi, savaşması gereken savaşlarda yardım aramazdı. Ancak her zaman bilgi isteyebilirdi. Özgürce verilen bilgi hiçbir borç taşımazdı. Karşılıksız sunulan anlayış hiçbir yükümlülük yaratmazdı.
BU Yaratığ’ın Çok Renkli Tezahür’ü istikrarlı bir şekilde yanarken, o girdap gibi dönen gözleri derinlik ışığıyla Noah’a sabitlendi.
“Horus pek çokları arasından sadece biri.“
İfade basitti ama çıkarımları uçsuz bucaksızdı.
“İlkel Mimarlar ilk yükselen Varoluşlar’dır. BU İlk Neden’in ortaya çıkışı sırasındaki İlk Yaşam Formlar’ı. Bazıları Varoluş’un Birinci Medeniyet Ölçeği’nde doğdu. Diğerleri ise BU Varoluş’un İkinci Ölçeği’nde doğdu.“
Çok Renk’li Alevler’i; Erişilen Hafıza desenleriyle, bizzat Varoluş’un genç olduğu Çağlar’dan hatırlanan Tarih’le titreşti.
“Her birinin kendine has eşsiz bir doğası ve Varoluş’u var. BU İlk Neden ve BU İlk Kayıtsızlığ’ın doğası nedeniyle, Varoluş’un onları harekete geçirecek hiçbir şeyi olmadığı için orada kaldılar.“
Sesi daha ağır bir şeye dönüştü.
“Herhangi bir İlkel Mimar için, doğdukları Ölçek Sonsuz’a dek kalacakları Ölçek olurdu.“
Çıkarımların oturmasına izin vererek, durakladı.
“Onlar için hiçbir Zorluk yoktu. Hiçbir değişim. Ta ki... BU Yaşayan Paradoks birkaç şeyi değiştirene kadar.“
...!
Hiçbir Zorluk yoktu.
Kelimelerin Ağırlığ’ı Bilinc’ine baskı yaparken, Noah bu sözleri sakince düşündü. İlkel Mimarlar aslında Zirve’de doğmuşlardı.
Sadece doğuştan hakları olan yüksekliklere ulaşmak için hiç mücadele etmemişlerdi. Sahip olmadan yaratıldıkları Sınırlamalar’a karşı hiç savaşmamışlardı. Üstesinden gelmekten doğan Büyüme’yi, Aşmak’tan doğan Yükseliş’i, olduğunuzdan daha fazlası hâline gelmekten doğan dönüşümü hiç tatmamışlardı.
Ve aniden, Noah’ın zihninde önceki anlayışını Aşan bir netlikle bir soru kristalleşti.
Konuşurken, düz bir ifadeyle BU Yaratığ’a baktı.
“Bu yüzden mi, aralarından bir Dönek çıkabildi? Farklı bir şeyi seçen biri?“
...!
Soru ağır bir soruydu.
Eğer İlkel Mimarlar kendi Ölçekler’inde doğup, Sonsuz’a dek kendi Ölçekler’inde kalıyorlarsa, eğer hiçbir Zorluğ’a ve dolayısıyla hiçbir Büyüme’ye sahip değillerse, o zaman Dönüklük sadece bir gruptan ayrılmak değildi.
Olduğunuz şeyin temel doğasını Reddetmek’ti. Kusursuzluk yerine kusurluluğu seçmekti. Varoluş’unun asla gerektirmeyecek şekilde tasarlandığı mücadeleyi kucaklamaktı.
Bu soru üzerine, BU Yaratık gülümsedi.
Asil yüz hatlarında sakin bir ifade vardı; O olağanüstü güç havası, sorulan sorunun Ağırlığ’ıyla değişmemişti. Çok Renkli Alevler’i istikrarlı bir şekilde yanarak, hiçbir şeyi açığa vurmuyor, her şeyi gizliyordu. Cevap vermedi ve ne onayladı ne de inkar etti.
Sadece, yeterince zaman verildiğinde, bazı soruların kendilerini cevapladığını anlayan birinin sabrıyla gülümsedi.
Bakışları, sanki akıl almaz derecede uzakta dikkatini gerektiren bir şey görüyormuş gibi farklı bir yöne döndü. Ayrılmaya hazırlanırken, Çok Renkli Alevler’i genişleyerek, devasa Mutlak Tezahür’ü yükselmeye başladı!
Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.