Bölüm...
Adventure,Fantasy,Horror,Isekai

Bölüm 348

65.Kısım – İyi ve Kötü (4)
Yazar: Sansanson Grup: : Novel Gecesi Okuma süresi: 16 dk Kelime: 3.963

Çeviri: Sansanson
65.Kısım – İyi ve Kötü (4)

  [Yılan Cehenneminin Hükümdarı yaralandı ve senaryodan ayrıldı.]
 
   [Şeytan kral terfisini kazandın!]
 
   [Şeytan Diyarı sıralaman güncellendi!]
 
   [72. Şeytan Kral oldun!]
 
Cho Jinchul’un küllerinin yanından geçip etrafıma bakındım. Henüz kendine gelememiş iki şeytan kral vardı. Aslında şaşırmaları doğaldı. Sonuçta en düşük rütbeli 72. Şeytan kral tek darbede alt edilmişti. Yine de gerçek buydu.
 
   [Bazı şeytan krallar gücün karşısında hayrete düştü.]
 
   [Şeytan kral Konfor ve Vahşetin Şeytanı statüne tükürüyor.]
 
   [Şeytan kral Değersizliğin Karanlığı statün tarafından tehdit ediliyor.]
 
   [Takımyıldızı Abisal Kara Alev Ejderhası şeytan kralların tepkisiyle alay ediyor.]
 
Tüm takımyıldızları dev bir hikâye elde edemezdi. Dev bir hikâyeleri olsa bile, içindeki payları düşüktü ve ondan tam anlamıyla yararlanamıyorlardı.
 
Ben farklıydım. Benim tüm dev hikâyelerim başkasından miras kalmamıştı; ekip üyelerimle birlikte yarattığım bir tarihti.
 
   [Dev Hikâye Şeytan Diyarı’nın Baharı devam ediyor.]
 
Bu şekilde toplanan dev hikâyeler tamamen farklı bir güç seviyesi gösteriyordu.
 
  [Dev Hikâye Miti Yutan Meşale şeytan krallara açgözlü gözlerle bakıyor.]
 
Poseidon ile olan karşılaşmanın izleri hâlâ Kırılmaz İnanç’ta duruyordu. Şeytan krallara dik dik baktım.
 
   [Şeytan kral Yalanların ve Sırların Düşünürü senaryodan ayrılmaya hazırlanıyor.]
 
71. şeytan kral Dantalion. Kurnazlığıyla bilinen şeytan, durumu çabuk fark etmişti.
 
   [Nereye kaçmaya çalışıyorsun?]
 
Hem Elektrifikasyon hem de Rüzgârın Yolu’nu kullanarak onu yakaladım. Bu sefer Bihyung bana yardım etti.
 
   [Büro, Yalanların ve Sırların Düşünürü’nün senaryo teklifini reddetti.]
 
   [Oyun sonuna kadar bitmeli, şeytan krallar.]
 
Dantalion’un gözleri, dokkaebinin benden yana olmasını beklemiyormuş gibi fal taşı gibi açıldı. Andromalius’un yenilgisinin şoku mu muydu? Şeytan kralların görünüşünde hiçbir asalet hissetmiyordum.
 
İlk 70’in dışındaki şeytan krallar böyleydi. Şans eseri şeytan kral olmuşlardı ve ‘şeytan kral’ unvanını suistimal ederken merdivenin en alt basamağına zar zor tutunuyorlardı.
 
Kan sıçradı ve ihmalkâr bir enkarnasyon bedeninin kafası yere yuvarlandı.
 
   [71.]
 
   [Yalanların ve Sırların Düşünürü yaralandı ve senaryodan ayrıldı.]
 
   [Şeytan kral terfisini kazandın!]
 
   [Şeytan Diyarı sıralaman güncellendi!]
 
   [71. Şeytan Kral oldun!]
 
Geriye kalan sonuncuya, Müzik Enstrümanlarının İcracısı Amdusias’a baktım.
 
Amdusias sordu, [Gerçekten bunu yapmak zorunda mısın?]
 
  [Neden, korkuyor musun?]
 
   [Beni Andromalius ve Dantalion ile aynı kefeye mi koyuyorsun?]
 
Atmosfer değişti. Daha önce yendiğim iki şeytan kralın aksine, Amdusias bir dövüşe hazırlıklıydı. Enkarnasyonun kafasından bir tek boynuzlu at boynuzu çıktı.
 
   [Şeytan kral Müzik Enstrümanlarının İcracısı yıldız kalıntısı Yıldız Trompeti’ni çağırdı.]
 
60’lardan itibaren şeytan kralların seviyesi biraz yükseliyordu.
 
   [Özel yetenek Okuduğunu Anlama etkinleştirildi.]
 
Hikâyenin derinliği farklıydı. Ancak 32. sıradaki Asmodeus ile daha önce tanıştığım için özel bir şey hissetmedim. Asmodeus muhtemelen şimdiye kadar sıralamada epey yükselmişti. Özellikle dik bir büyüme gösteren şeytan krallar vardı ve onlardan biri de Asmodeus’tu. Öte yandan, alt sıralardaki şeytan kralların yükselme şansı nadiren olurdu.
 
   [Statün büyük ölçüde arttı ve yeteneğin Okuduğunu Anlama güçlendi!]
 
   [Yeteneğin hikâyenin yapısını anlamana olanak tanıyor!]
 
Amdusias’tan hissettiğim hikâye çok karanlık ve yıpranmıştı.
 
   [Hikâye Cehennem İcracısı sana bakarken esniyor.]
 
Artık devamını merak ettirmeyen, sıkıcı ve uzun bir hikâyeydi. Müzik Enstrümanlarının İcracısı Amdusias’ın bel kemiğini oluşturan hikâye buydu.
 
Amdusias sordu, [Ne görüyorsun?]
 
Daha önce de söylemiştim ama benim biriktirdiğim hikâyeler onlarınkinden daha yoğundu. Aslında bu kelimeler yanlıştı. Her hikâyede şiddetli anlar olurdu ama yoğunluk karşılaştırması zaten en başından beri anlamsızdı. Bu lanet olası Yıldız Akışı’nda kazanan tek şey zamandı.
 
   [...Ben sadece dövüşebilmek istiyorum.]
 
Yüzlerce yıl sonra bazı takımyıldızları senaryonun uyarımıyla körelmişti. Yeni hikâyeler arayıp keşfetmek yerine, kendilerini zaten edinmiş oldukları hikâyelerin akışına bırakmışlar ve bu konuda düşünmeyi bırakmışlardı.
 
   [Hikâye Cehennem İcracısı Şeytan kral Amdusias’ın iradesine göre hareket ediyor.]
 
Hikâyelerin efendisi olanlar, sonunda hikâyeleri tarafından yönetilir hâle gelmişti.
 
   [Henüz 100 yıl bile yaşamamış bir kişi benimle alay mı ediyor?]
 
Amdusias öfkesinin tamamen kendisine ait olmadığını biliyordu.
 
   [Hikâye Cehennem İcracısı başladı.]
 
Sonunda cehennem konseri başladı. 67. Şeytan Diyarı’nın gücüyle dolu ses dalgaları havada yayıldı.
 
   “Aaaack!”
 
Seul’deki enkarnasyonlar kan kusarak yere düştüler. Cehennem Orkestrası’nın performansı kan ve ölümle doluydu ve bunda yanlış bir şey yoktu. Yine de geri adım atmadım. Amdusias güçlüydü ama onu yenemeyeceğim bir noktada değildi.
 
   [Dev Hikâye Şeytan Diyarı’nın Baharı devam ediyor.]
 
   [Dev Hikâye Miti Yutan Meşale devam ediyor.]
 
Yanlarım ve omuzlarım güçlü ses dalgalarıyla yaralandı ama umursamadım. Ekip üyeleriyle birlikte oluşturduğumuz hikâyeler beni koruyordu.
 
   Bu yüzden, Tanrı’yı yutan adam kendi alevini yarattı.
 
Meşalenin alevleri Kırılmaz İnanç’tan yükseldi.
 
   [Dev Hikâye Miti Yutan Meşale vahşi bir kükreme salıyor.]
 
   [Dev Hikâye Miti Yutan Meşale diğer hikâyeler üzerinde kontrol uyguluyor!]
 
Sahip olduğum hikâyeler meşalenin etrafında toplandı.
 
   [Hikâye Kralsız Dünyanın Kralı çalkalanıyor.]
 
   [Hikâye Olağanüstü Olana Göğüs Geren dev hikâyeden korkuyor.]
 
   [Hikâye Devlerin Kurtarıcısı meşalenin alevlerini takip ediyor.]
 
Beyaz alevler tüm Seul’u aydınlattı. Kılıcımdan uzanan gözü dönmüş hikâye ile olasılık kıvılcımları vücuduma nüfuz etti.
 
Meşalenin alevleri karanlığın içinde hırçın dalgalar gibi yarıştı ve Amdusias’ın enkarnasyonunu silip süpürdü. Güç o kadar fazlaydı ki kılıcı tutan elim titredi.
 
   [Dev Hikâye Miti Yutan Meşale statünden dolayı hayal kırıklığına uğradı.]
 
   [Dev Hikâye Miti Yutan Meşale daha şiddetli bir ruh istiyor!]
 
   [Dev Hikâye Miti Yutan Meşale’nin senin hakkında şikayetleri var.]
 
   [Dev Hikâye Şeytan Diyarı’nın Baharı Miti Yutan Meşale’den hoşnut değil.]
 
Dev hikâyeler doğası gereği diğer hikâyelerden farklıydı. Güçlü hikâyeler kendi efendilerini seçer ve muazzam bir etkiye sahip olurlardı, sonunda efendinin kendisi hâline gelirlerdi. Özellikle ‘Miti Yutan Meşale’ oldukça kavgacıydı. En ufak bir boşluk gösterseydim, bu hikâye beni kendi alevleriyle yemekten çekinmezdi.
 
   [Dev Hikâye Miti Yutan Meşale açgözlü gözlerle sana bakıyor.]
 
   [Dev Hikâye Miti Yutan Meşale hikâyeyi sonlandırıyor.]
 
Bu gerçekleşmeden önce dizginleri sıkı tutmalıydım. Planımı aceleyle uygulamalıydım, yoksa sonum Amdusias gibi olabilirdi.
 
Meşale alevlerinin geçtiği yerde sadece küller kaldı. Şeytan kralın görünüşünden eser yoktu. Ezici güç farkı buydu.
 
   [Müzik Enstrümanlarının İcracısı yaralandı ve senaryodan ayrıldı.]
 
   [Şeytan kral terfisini kazandın!]
 
   [Şeytan Diyarı sıralaman güncellendi!]
 
   [67. Şeytan Kral oldun!]
 
   [Şöhretin tüm Şeytan Diyarı’na yayıldı!]
 
   [Bazı şeytan krallar gücün karşısında hayrete düştü.]
 
Dokkaebinin sesini duydum.
 
   [Temsilci Sergisi’nin kazananı belirlendi.]
 
   [Yan senaryo ― Seul Devrimi sona erdi.]
 
   [Ödül olarak <Kim Dokja’nın Şirketi>ne 300,000 jeton dağıtılacak.]
 
Dolaylı mesajlar yağmaya başladı.
 
   [Mutlak kötülük sisteminin takımyıldızları dövüşün için sana 100.000 jeton sponsor oldu.]
 
   [Takımyıldızı Abisal Kara Alev Ejderhası mücadeleni sevdi.]
 
   [Takımyıldızı AltınBaşlığın Esiri gelişiminle gurur duyuyor.]
 
   [Takımyıldızı Seri Üretim İmalatçısı sıcak bir şekilde başını sallıyor.]
 
   [Bazı şeytan krallar sana iyi niyetlerini sunuyor.]
 
Yağan mesajların arasında, duvarın aşağısındaki kalabalığın gözlerini üzerimde hissedebiliyordum. Amdusias’ın saldırısından sağ kurtulanlar beni izliyordu. Kullanıldıklarını bile bilmiyorlardı.
 
Onlara doğru ağzımı açtım. [Millet, sizinle ilk kez tanışmak güzel. Ben Kurtuluşun Şeytan Kralı.]
 
Arkamda bir şeytan kralın kanatları açılırken kafamdan boynuzlar yükseldi. Şaşkına dönen insanlar çığlık atıp geri çekildi. Onlara bir adım daha yaklaştım.
 
   [Duvarları açın.]
 
Fabrika duvarlarını zorla açarken büyük bir ses çıktı. Geçmeye çalıştıkları engeller o kadar kolay açıldı ki insanlar şaşkın görünüyordu.
 
   “N-Ne...?”
 
   [İçeri girmek istemiyor muydunuz? Lütfen istediğiniz zaman girin.]
 
   “Bizi öldürmeye mi çalışıyor?”
 
   “Bizi öldürecek! Eminim bizi öldürecek!”
 
Korku dolu bazı enkarnasyonlar gerçek sesim karşısında altlarına kaçırmaya başladı. Onlara baktım ve kararlı bir sesle konuştum.
 
   [Ben bir şeytan kralım ama hiçbir zaman enkarnasyonlara mantıksız sebeplerle zulmetmedim. Kim Dokja’nın Şirketi hiçbir zaman Seul’u tekeline almadı.]
 
Aslında Fabrika’nın kapısı her zaman açıktı. Mesafeyi ilk koyan ve bize korkuyla bakan vatandaşlardı.
 
   [Fabrika sizi kabul edecek. Senaryoları tek tek geçerken desteğimi esirgemeyeceğim. Hikâyenizi elinizden geldiğince oluşturmanıza yardımcı olacağım.]
 
Ağzımdan çıkan kelimelerle insanların gözleri buğulandı. Bazıları inanmayan ifadeler takınırken diğerleri buna karşı çıktı.
 
   “Buna nasıl inanabiliriz?”
 
   “D-Doğru! Sen zaten çok güçlüsün. Üstelik takımyıldızları...!”
 
Duygularını anlıyordum. Bazı uçurumlar huşu uyandırırken bazıları umutsuzluk yaratırdı. Enkarnasyonların az önce tanık olduğu sahne, ömürleri boyunca yetişemeyecekleri kadar büyük bir hikâyeydi.
 
   [Geç başlasanız bile geride kalacağınızın garantisi yok. Senaryoyu geçme hızımız farklıdır. Ben de birkaç yıl önce sizinle aynı durumdaydım.]
 
Gökyüzündeki takımyıldızları bana bakıyordu. O varlıklar ilk senaryoda bile çok uzaktaydılar.
 
   [Ben o takımyıldızlarına kıyasla binlerce yıl geriden gelen bir enkarnasyonum. Yine de buraya kadar geldim.]
 
Ellerimi uzatsam o varlıklar artık ulaşılabilecek mesafedeydi.
 
Boynuzlarım ve kanatlarımla insanlara baktım.
 
   [Görünüşüme bakın. Özel mi görünüyorum?]
 
İnsanlar şaşkın gözlerle bana bakıyordu. Sanki görünüşümde doğuştan gelen özel bir şey arıyor gibiydiler. Birisi mırıldandı, “…Biz de öyle olabilir miyiz?”
 
   [Herhangi bir senaryo bitmeden ne olacağını asla bilemezsiniz. Sonuna kadar pes etmeyin.]
 
Arkamı döndüm ve son sözlerimi söyledim.
 
   [Ön kapı açık. Eğer isterseniz, lütfen içeri gelin ve yardım ya da tavsiye isteyin.]
 
Bu sahte bir umut olabilirdi. Belki de çoğu yıldızlara tırmanamayacaktı ama yıldız ışığıyla karşılaştıklarında bu büyüyle heyecanlanacaklardı. Yine de insanların şu anda ihtiyacı olan şey bu sahte umuttu.
 
Sonra birisi niteleyicimi mırıldandı. “Kurtuluşun Şeytan Kralı...”
 
Dilimde acı bir tat vardı.
 
   [Şeytan kral Şehvet ve Öfkenin Şeytanı aldatmacanı sevdi.]
 
   [Takımyıldızı Yozlaşmanın Kurtarıcısı sana karşı düşmanlık besliyor.]
 
Kurtuluşun Şeytan Kralı. Yıldız Akışı da isim koyma konusunda benim kadar kötü olmalıydı. Birçok insan hayatta kalmayı diliyordu fakat ben bir hayırsever değildim. Sadece sevdiğim insanları sever ve değer verdiğim insanları kurtarırdım.
 
   “Dokja-ssi!”
 
Uzaktan, Jung Heewon da dahil olmak üzere ekip üyeleri bana doğru koşuyordu. Onlara hafifçe el salladım.
 
Derken havada parıldayan bir sistem mesajı gördüm.
 
   [73. Şeytan Diyarı’nın efendisi, <Kim Dokja’nın Şirketi>nin temsilcisi.]
 
Mesajı kontrol edeceğim sırada arkamdan birisi konuştu.
 
   [Bunu okumana gerek yok. Bizzat geldim.]
 
Tanıdık bir gerçek sesti. Gözlerim kocaman açık ona baktım.
 
   [Asmodeus.]
 
   [Görüşmeyeli uzun zaman oldu, Kim Dokja.]
 
   [Sıralamandan vazgeçmeye mi geldin?]
 
   [Daha derin bir dostluğu paylaşmaya geldim. Dev bir hikâyeyi paylaşan takım arkadaşları değil miyiz?]
 
Sözleri tamamen yanlış değildi. Aslında Şeytan Diyarı’nın Baharı’nın azınlık bir payı ona aitti.
 
   [Neden burada olduğumun farkındasın, değil mi?]
 
Elbette biliyordum. Asmodeus muhtemelen diğer şeytan krallarla aynı amaçla buraya gelmişti.
 
   [Katılmak zorunda mıyım?]
 
   [Aptalca bir soru. Kıyamete bu kadar yakınken cevabı biliyor olmalısın.]
 
Asmodeus’un dingin gözlerine bakarken sessiz kaldım.
 
Asmodeus konuştu, [‘İyi ve Kötü Arasındaki Düet’ yakında başlayacak. Şimdi bir taraf seçme vaktin geldi.]
 
Bana yöneltilen bakış sorgulayıcıydı.
 
‘İyi’ miydim? Yoksa ‘kötü’ mü?
 
Sadece Asmodeus değildi. Gece gökyüzündeki yıldızlar da etrafımda ikiye bölündü. Bir taraf parlak bir ışıkken diğer taraf göz kamaştırıcı bir ışıktı.
 
İçimden bir iç çektim. İyi ve Kötü Arasındaki Düet. Bu senaryonun başlatılmasının anlamı basitti.
 
   Bu dünyadaki yıkıma çok fazla zaman kalmadı.
 
İyi ve kötü arasındaki denge çöktüğünde, gece gökyüzündeki yıldızlar birer birer düşecekti. Bu, büyük nebulaların bile kaçamayacağı ölümcül bir yıkımdı. Hafızam beni yanıltmıyorsa, yıkımın ilk kurbanı muhtemelen—
 
   [Takımyıldızı Cennetin Kâtibi sana bakıyor.]
 
Başmeleklerin nebulası, <Eden> olacaktı.

Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.


Ayar kaydedildi