Bölüm...
Adventure,Fantasy,Horror,Isekai

Bölüm 351

66.Kısım – İyi ve Kötünün Ötesinde (1)
Yazar: Sansanson Grup: : Novel Gecesi Okuma süresi: 15 dk Kelime: 3.802

Çeviri: Sansanson
66.Kısım – İyi ve Kötünün Ötesinde (1)
 
Önce bunun bir hata olduğunu düşündüm. Derken şeytan kralların bakışları üzerimde toplandı, Asmodeus alkışladı ve ekip üyelerinin ifadeleri şaşkınlıktan donup kaldı. Durum benim için daha gerçekçi hissettirmeye başladı.
 
Kim Dokja’nın Şirketi büyük ödülü kazanmıştı. Ancak, herhangi bir sevinç duygusundan önce içimi uğursuz bir his kapladı.
 
Büyük ödül mü? Biz mi? Hem de bu İyi ve Kötü Arasındaki Düet’te?
 
Uğursuz hissimin nedeni çok geçmeden anlaşıldı.
 
   [Bu yılki büyük ödülün iyi mi yoksa kötü mü olduğu henüz belirlenmedi.]
 
İyi ve kötünün henüz belirlenmediğine dair mesaj, bazı şeytan krallar ve takımyıldızları arasında kargaşaya neden oldu.
 
   [İyi veya kötünün henüz belirlenmemiş olması da ne anlama geliyor?]
 
Dokkaebi hemen yanıtladı. [Geçmişteki ‘Büyük Ödül’ kazananları; yüce dokkaebilerin, mutlak iyilik takımyıldızlarının ve mutlak kötülük takımyıldızlarının fikir birliğiyle belirlenirdi. Bu kez, ilk defa bir sonuca varamadık.]
 
   [Bir sonuca varamadınız mı? Yüce dokkaebiler bile mi?]
 
Şeytan krallar ve takımyıldızları şaşkın görünüyordu. Mutlak iyiliğe veya mutlak kötülüğe ait takımyıldızları doğal olarak kendi tarafları için oy verirlerdi ama yüce dokkaebiler nasıl bir fikir birliğine varamazdı?
 
   [İyi ve Kötü Arasındaki Düet başladığından beri böyle bir şey yaşanmadı. Hayır, Kutsallar ve Şeytanlar Savaşı sona erdiğinden beri bu bir ilk!]
 
   [Tanımlayamıyor musunuz? Böyle bir hikâye olamaz. İyi ve kötü dengesi bir tarafa yatmalı!]
 
Heyecanlanan takımyıldızları ve şeytan krallar feryat etti. Anlamıyor değillerdi.
 
Pek çok dev hikâye senaryosu, nebulaların anlaşması veya manipülasyonu ile belirlenirdi. Tıpkı Gigantomachia’nın bir tür turistik ürün olarak pazarlanması gibi, diğer dev hikâyeler de tercih edilen hisse senetleri gibi satılırdı; bu da hikâyenin iyi mi yoksa kötü mü olduğunu zaten önceden belli ederdi.
 
Yine de bizim dev hikâyemiz, Gigantomachia’yı tamamen yıkarak oluşturulmuştu. Olimpos’un çöküşünün dev hikâyesi bir anda, yoktan var olmuştu. Başlangıçta planlanmış bir hikâye olmadığı için iyiliğine veya kötülüğüne önceden karar vermek mümkün olmamıştı.
 
Dokkaebi, bu durum ilgi çekiciymiş gibi güldü. [Pekâlâ, benim gibi biri büyük patronların düşünceleri hakkında ne bilebilir ki? Her hâlükârda, hikâyenin iyi mi yoksa kötü mü olduğunu belirlemek için buradayız. Herhangi bir yorumu olan varsa lütfen el kaldırsın.]
 
Dokkaebinin niyeti belli olmuştu.
 
...Sikik orospu çocuğu.
 
Aslında Kim Dokja’nın Şirketi’nin büyük ödülü kazanması onların umurunda değildi. Önemli olan, kurduğumuz hikâyenin iyi mi yoksa kötü mü olduğuydu, çünkü bu onların statüsünü değiştirecekti.
 
   [Bu hikâye doğal olarak ‘kötü’dür.]
 
Ağzını ilk açan şeytan kral ‘Cehennemin Mızrak Kullanan Şövalyesi’ oldu. Cehennemin Mızrak Kullanan Şövalyesi. 50. Şeytan Diyarı’nın efendisi, gerçek adı Furcas’dı.
 
   [Kurtuluşun Şeytan Kralı bir şeytan kraldır. Diğerleri kadar sinsi olmayabilir ama hâlâ Şeytan Diyarı’nın bir şeytan kralıdır. Bu yüzden tüm eylemleri kötüdür.]
 
Gerçekten de, daha düzgün yazmayı bile beceremeyen Cehennemin Mızrak Kullanan Şövalyesi için zavallıca bir mantıktı. O sırada karşı taraftan biri elini kaldırdı.
 
   [Bu görüşe katılmıyorum.]
 
Gençliğin ve Yolculuğun Koruyucusu, Raphael. Raphael parmağını sallayarak konuşmaya başladı.
 
   [Örneğin, birisi bir şey çalsa ve kötü biri olsa. Dünyadaki herkes ona kötü dese ve o da böylece kötü biri hâline gelse. Peki ya bu kötü adam çaldığı parayı insanları kurtarmak için kullansa? Fakirlere ekmek, susamışlara su vererek pek çok insanı kurtarsa?]
 
Raphael’in argümanına başımla onay verdim.
 
   [O zaman o hâlâ kötü müdür? Kötü olarak mı tanımlanır?]
 
   [Şey, o...] Cehennemin Mızrak Kullanan Şövalyesi, Raphael’in mantığı karşısında sarsıldı.
 
Bu sırada yanımda oturan şeytan kral elini kaldırdı ve Cehennemin Mızrak Kullanan Şövalyesi’ne yardım etti. [Burada iyi ve kötünün paradoksunu mu tartışmak istiyorsun?]
 
Asmodeus’un kırmızı gözleri öfkeyle parlıyordu. Düşününce, Asmodeus’un Raphael’e bir borcu vardı.
 
Raphael başını salladı. [İstersen yapabilirim.]
 
Raphael buluttan bir yatağa uzandı ve parmaklarını havaya doğru şıklattı. Ardından sahnedeki büyük ekranda, benim ve ekip üyelerinin Gigantomachia’daki performanslarından sahneler akmaya başladı.
 
Raphael ekrana bakarak konuşmaya başladı. [Nihayetinde, tüm varlıklar hikâyelerden oluşur ve hikâyeler de olayların toplamından meydana gelir. Ancak, bu hikâyede biriken olaylarda kötülük bulmak zordur.]
 
İyi ve kötünün paradoksu. Bu paradoks, tüm varlıkların iyiliğinin ve kötülüğünün, onların oluşturduğu hikâyelerle tanımlandığını ima ediyordu.
 
Raphael ağzını açtı ve bölünmüş ekranları işaret etti. İlk ekran, Yeraltı Dünyası’nı ziyaret edip devleri özgür bıraktığım sahneydi.
 
   [Kurtuluşun Şeytan Kralı, mazlumları kendilerini baskılayan adaletsiz hikâyeden kurtardı.]
 
İkinci ekran, ekip üyelerinin Gigantomachia’nın turistik bir yer olmaktan çıkıp Göğü Yaran Kılıç Azizi’nin avlanmasına dönüşmesine direndiği sahneydi.
 
   [Kim Dokja’nın Şirketi üyeleri, Gigantomachia’nın mantıksız senaryo kurgusuna tepki gösterdi.]
 
Son ekran ise ekip üyeleri ve benim meşaleyi yakıp mit sınıfı bir takımyıldızı olan Poseidon’a karşı koyduğumuz sahneydi.
 
   [Büyük bir güç odağına karşı savaştılar ve dev bir nebulanın hakimiyetini devirdiler. Bakın. Gerçekleşen olaylarda herhangi bir kötülük bulmak mümkün mü?]
 
Pek çok takımyıldızı, sahnenin ayrıntılarını betimleyen Raphael’in hikâyesini onaylayarak başını salladı. Öte yandan, şeytan kralların yüzleri çarpıldı. En azından Asmodeus dışındakilerin.
 
   [Ne kadar ilginç. Yani melekler, Kurtuluşun Şeytan Kralı’nın iyi bir şeytan kral olabileceğini mi söylüyor?]
 
   [Bunu kabul mü ediyorsun?]
 
   [Hayır. Sözlerinde bir açık var. Birincisi, dediğin gibi hikâyeler olayların toplamıdır.]
 
Asmodeus bana doğru sırıttı.
 
   [Bildiğiniz gibi, bir hikâye asla tek başına var olmaz. Bir hikâye diğer hikâyelerle ilişkilidir ve onları etkiler. ‘Miti Yutan Meşale’ için de durum aynı.]
 
Aynı anda başka bir ekran belirdi ve oynamaya başladı. İlk senaryonun sahnesiydi. Ekran, hamile çekirgenin elimde patlayan yumurtalarına yaklaştı.
 
   [Kurtuluşun Şeytan Kralı, metrodaki insanları ölüme terk etti. Herkesi kurtarabilirdi.]
 
Bazı melekler bana şüphe dolu gözlerle baktı.
 
Asmodeus konuşmaya devam etti. [Başka bir şey daha var.]
 
Görünen bir sonraki sahne sekizinci senaryoydu. Seul’deki en güçlü enkarnasyonun herkes yaşasın diye kendini feda ettiği senaryo. Ekranda ‘Sekiz Yaşam’ niteliğim göründü.
 
Asmodeus konuşmasını sürdürdü. [Kurtuluşun Şeytan Kralı’nın fazladan canları vardı ve en güçlü kurbanın kendisi olduğunu biliyordu. İsteseydi, büyük kurbanlar verilmeden senaryoyu bitirebilirdi.]
 
Takımyıldızlarının mırıltıları arttı. Hikâye devam etti.
 
   [Yaşamasını istediklerini esirgeyen ve yaşamasını istemediklerini görmezden gelen Kurtuluşun Şeytan Kralı, işte böyle bir varlıktır. O, sizin sevmediğiniz ayrımcılığı uygulayan bir şeytan kraldır. Ayrımcılık, Yıldız Akışı’ndaki en ciddi günahtır.] Asmodeus sanki zaferini ilan edercesine son bir soru sordu. [O hâlde Eden’e soruyorum. Hâlâ Kurtuluşun Şeytan Kralı’nın ‘iyi’ bir şeytan kral olduğunu mu düşünüyorsunuz?]
 
Kalabalık sessizliğe gömüldü. Bazı melekler beni şüpheli gözlerle izlerken, pek çok şeytan kral gülümsüyordu.
 
O sırada ayağa kalkan bir takımyıldızı oldu. [■■, herkesin böyle çelişkileri vardır.]
 
Bu Uriel’di.
 
   [Önemli olan günahların birikmesi değil, bu olaylar yoluyla değişimin yönüdür. Kurtuluşun Şeytan Kralı ‘iyi’ye doğru ilerliyor!]
 
   [Bu aralar melekler iyi ve kötü tanımı konusunda çok cömertler. Son zamanlarda şeytan krala kişisel bir ilgin olduğu yönünde bir söylenti var. Bu doğru mu?]
 
   [Ne?]
 
   [Hmm, sanırım doğru. Geçen sefer de yardım—]
 
Uriel yerinden fırladı. [Seni gidi kik ■■ seni...!]
 
Her iki masanın etrafında devasa kıvılcımlar oluştu. Başmelekler ve şeytan krallar arasında bir küfür fırtınası koptu ve fikirler birbirine karıştı.
 
Tek hedef ben değildim. Birisi Jung Heewon’un öldürme eylemine saldırdı. Birisi Lee Hyunsung’un ilk senaryodaki korkaklığına saldırdı. Ayrıca arkadaşını öldüren Lee Jihye de vardı. Hayatlarımız, biriktirdiğimiz tarihimiz paramparça ediliyordu.
 
   [Dev Hikâye Miti Yutan Meşale dişlerini gösteriyor.]
 
Ekip üyelerinin yüzleri giderek soluyordu. Onlar zaten yaralanmış insanlardı. Canlarını riske atıp bir şekilde bu noktaya kadar hayatta kalan insanlar, takımyıldızlarının eğlencesi hâline gelmişti.
 
   [Bekleyin! Bunu yapmaya gerek var mı?]
 
Uriel durumu geç de olsa fark edip bağırdı ama takımyıldızları ve şeytan krallar Kim Dokja’nın Şirketi’nin yaralarını deşmekle meşguldü. Sonunda Shin Yoosung ve Lee Gilyoung’un geçmişine saldırmaya başladılar. Lee Gilyoung’un travmasını ve sponsorunu öğrendiğim andı.
 
   “Kesin şunu.”
 
Sözlerim üzerine kalabalık bir anlığına bana döndü. Burada yanlış bir kelime söylersem tehlikeli olacağını biliyordum.
 
Şimdi Kim Dokja’nın Şirketi, iki akıntı arasına yerleştirilmiş bir yelkenli gibiydi. Her an batabilecek küçük bir tekne. Ancak küçük bir tekne bile gitmek istediği yönü seçebilirdi. Ben bu teknenin kaptanıydım.
 
   “Bu kadarı yetmez mi? Bu şekilde bir sonuca varılamayacağını bilmiyor musunuz?”
 
Müdahale etmemiştim çünkü takımyıldızlarının ve şeytan kralların bunu kendilerinin fark etmesini bekliyordum.
 
   “Yüce dokkaebilerin bile yargılayamadığı şeye burada karar verebileceğinizi mi sanıyorsunuz?”
 
Kim Dokja’nın Şirketi iyi ya da kötü değildi. En başından beri, başkaları tarafından belirlenen iyi ve kötü kavramlarıyla oynamaya niyetim yoktu.
 
   [Sözlerin doğru.]
 
Beklenmedik bir şekilde, konuşan 5. sıradaki şeytan kral, Kara Yeleli Aslan Marbas oldu. Bana baktı ve devam etti.
 
   [Elbette burada konuşmak faydasız. Gereksiz tartışmaları kesin.]
 
   [Marbas! Ama...]
 
   [En başta, sana soracağım.] Sırtımdan aşağı bir ürperti indi. [Buna kendin karar vermene izin vereceğim. Bu hikâye iyi mi yoksa kötü mü? Burayı bu yüzden yaratmadık mı?]
 
Bununla birlikte, tüm şeytan kralların ve takımyıldızlarının gözleri üzerimde toplandı. Sırtımdan aşağı soğuk bir his akıyordu. Sonra bir sistem mesajı belirdi.
 
   [Dev hikâye Miti Yutan Meşale’de payın var.]
 
   [Lütfen hikâyenin iyiliğini veya kötülüğünü belirle.]
 
Eğer burada iyi ya da kötüyü seçersem, onların iddia ettiği ‘iyi’ ya da ‘kötü’den birinin tarafını tutmuş olacaktım. Eğer böyle olursa işler zorlaşırdı. Bu, Kim Dokja’nın Şirketi’nin şu anki sorununu çözebilirdi ama burada iyi ya da kötüyü seçersek, sonraki senaryolarda korkunç bir gelecek bizi bekleyebilirdi.
 
Bir karar vermeden önce uzun süre bunun üzerine kafa yordum. Şeytan kralların ve takımyıldızlarının eleştirilerini alacak olsam bile elimden bir şey gelmezdi.
 
   “Miti Yutan Meşale—“
 
   “İyi.”
 
Sözümü kesen başkahramana dik dik baktım. Siyah ceketli adam, bir süredir sessiz kalsa da, saçma bir şey söylemişti. Yoo Joonghyuk konuşmaya devam etti. “Bu hikâye, iyi.”
 
O kadar kafam karışmıştı ki ağzımı kapattım. Yoo Joonghyuk’un delirip delirmediğini ya da bir şeye kapılıp kapılmadığını merak ettim.
 
Yoo Joonghyuk’un yanında Metatron bana doğru hafifçe gülümsüyordu. Kolumda tüylerim diken diken oldu. Yoksa, Metatron’un Yoo Joonghyuk’u getirme sebebi...
 
   [Dev hikâyede payı olanlar ‘iyi’ veya ‘kötü’ hakkını talep edebilirler.]
 
Ardından gelen mesajlar takımyıldızlarının ve şeytan kralların ağzını açık bıraktı.
 
   [Enkarnasyon Yoo Joonghyuk, dev hikâye Miti Yutan Meşale’de %22,8 paya sahip.]
 
   [Enkarnasyon Yoo Joonghyuk’un beyanı nedeniyle, hikâye ‘iyi’ yönüne meylediyor.]
 
Bu hikâyeyi iyi ya da kötü olarak tanımlayabilecek tek kişi ben değildim. Çünkü Kim Dokja’nın Şirketi’ndeki herkesin bu hikâyede payı vardı.
 
   [Hikâyeyi ‘iyi’ olarak onaylıyor musun?]
 
Yoo Joonghyuk bana bakıyordu. Okuyamadığım bir ifadeydi bu. Sanki bana şimdi ne yapacağımı soruyor gibiydi.
 
   – Deli piç! Ne düşünüyorsun?
 
Ona Gün Ortası Buluşması üzerinden seslendim ama Yoo Joonghyuk cevap vermedi. Onu izledim ve bir yeteneği aktif ettim.
 
   [Özel yetenek Bilge Okuyucunun Bakış Açısı etkinleştirildi!]
 
   [Bu kişi şu anda anlayamayacağın bir duygusal durumda.]
 
...Ne?
 
   [Başka bir anlatıcıdan itiraz gelmezse, ilgili hikâye ‘iyi’ olarak onaylanacaktır.]
 
   [Onaylanmasına 30 saniye kaldı.]
 
Lanet olsun, neler döndüğünü bir türlü anlayamıyordum. Geri sayım başladı ve şeytan kralların çığlıklarını duydum.
 
Ekibin şaşkın yüzlerine baktım. Jung Heewon, Lee Hyunsung, Shin Yoosung, Lee Gilyoung... Onlar bu dünyanın sonuna kadar götürmek istediğim insanlardı.
 
Yumruklarımı sıktım. Hikâyemiz iyi ya da kötü olarak ilan edilmemeliydi. Eğer bu olursa, bu dünyanın doğru sonuna ulaşamazdım. Madem Yoo Joonghyuk onun ‘iyi’ olduğunu beyan etmişti, kararı geri çevirmenin tek bir yolu vardı.
 
   [Takımyıldızı Kurtuluşun Şeytan Kralı ‘statüsünü’ açıyor.]
 
Sırtımdan kara tüyler fırladı ve kafamdan küçük boynuzlar yükseldi. Yoğun kıvılcımlar tüm gürültünün kesilmesine neden oldu. Yoo Joonghyuk’a dik dik baktım ve yavaşça ağzımı açtım.
 
   [Bu hikâye kötü.]

Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.


Ayar kaydedildi