Drama, Fantasy, Historical, Romance
Bölüm 79
“Tanıştığımıza memnun oldum, Ekselansları. Bundan sonra size elimden gelenin en iyisiyle hizmet edeceğim.”
Talia güven vermeyen genç kıza keskin bakışlarla göz gezdirdi. Daha ilk bakışta bile acemiliği belli oluyordu.
Hayatını zorlaştırmak için özellikle toy bir hizmetçi mi vermişlerdi? Soğuk bir ses tonuyla çıkıştı.
“Bütün ihtiyaçlarımla dadım ilgilenecek. Git ve onu çağır.”
“‘Dadı’ derken o yarı cüce kadını mı kastediyorsunuz?”
Kendini Areta olarak tanıtan kadın kaşlarını çattı.
“Affedersiniz ama Ekselansları artık bu doğu malikânesinin hanımı olacak. Konumunuza uygun maiyetinizin olması gerekir.”
Sesindeki küçümsemeyi hisseden Talia gözlerini kıstı.
“Dadım vaktiyle İmparatoriçe’ye hizmet etti. Yoksa Büyük Düşes’in İmparatoriçe’den daha yüksek bir konumda olduğunu mu düşünüyorsunuz?”
Kadının yüzü sertleşti.
Talia sertçe bastırdı.
“Duymuyor musun? Dadımı hemen çağır dedim!”
Dudaklarını sıkıca kapatıp direnen kadın sonunda başını eğdi.
“Emredersiniz. Hazırlığınızla Ekselansları’nın beraberinde getirdiği hizmetli ilgilensin. Hazır olduğunuzda beni çağırın, size kaleyi gezdireceğim.”
“Rehbere ihtiyacım yok.”
Kısa ve net ret karşısında kadının yüzü gözle görülür biçimde katılaştı.
Talia aldırmadan soğukça devam etti.
“Buraya uzun bir yolculuk yaparak geldiğimi unuttunuz sanırım. Birkaç gün odamda dinlenmeyi düşünüyorum, o yüzden beni rahatsız etmeyin.”
Bir şey söylemek ister gibi dudaklarını büken baş hizmetçi, sonunda genç hizmetçiyi de peşine takıp sert adımlarla odadan çıktı.
O küstah tavır karşısında öfkesi kabarsa da daha ilk günden hizmetkârlara zulmeden bir kadın gibi anılmak istemiyordu.
Talia kendini yatağın üzerine bıraktı.
Kısa süre sonra dadı odaya girdi; saçları darmadağınık, gözleri uykudan çapaklanmış hâlde esniyordu.
Bu özensiz görüntü Talia’nın sinirini daha da bozdu. İnsanların ona açıkça saygısız davranmasının sebebi tam da böyle gelişigüzel görünmesi değil miydi?
Keskin bir sesle çıkıştı.
“Bu hâlin ne böyle? Git yüzünü hemen yıka.”
“Sabah sabah neden bu kadar asabisin şimdi?”
Dadı dudak büktü ama yine de pencerenin yanındaki leğene su doldurup yüzünü yıkadı.
Ardından tombul elleriyle saçlarını kabaca taradı ve şöminenin ateşini harlamaya başladı.
Bu sırada iki iri yapılı hizmetçi içeri büyük bir banyo küveti taşıdı. Küveti paravanın arkasına bırakıp çıktıktan sonra Talia kapıyı sürgüledi ve suya girdi.
Dadı hemen yumuşak bir havlu ve sabun getirip onu baştan aşağı yıkamaya başladı.
Sanki sıkıcı bir işi apar topar bitirmeye çalışıyormuş gibi sert davranıyordu; Talia’nın teni kıpkırmızı olmuştu ama dişlerini sıkarak dayandı. Yaralarını yabancılara göstermektense biraz sert davranılmasına katlanmak yüz kat daha iyiydi.
Havluyla kurulanırken, bedeni mahvolduktan sonra dadının tavırlarının belirgin biçimde soğuduğunu fark etmemeye çalıştı.
“Artık hiçbir kıyafetin üstüne olmuyor. Fazla kilo vermişsin.”
Ona gösterişli ipek bir elbise giydiren dadı art arda derin iç çekişler bıraktı.
Sonunda Talia kendini tutamadı.
“İç çekmeyi bırak. Duymaktan nefret ediyorum.”
“İstediğim gibi nefes bile alamıyor muyum?”
“Bana bakarken iç çekme dedim! Sürekli bunu yapıyorsun çünkü bana bakmaya dayanamıyorsun.”
Dadı tek kelime etmedi. İçten içe onun bunu inkâr etmesini bekleyen Talia, kederli gözlerle ona baktı.
Onun yerine anne rolünü üstlenen kişi dadıydı. Konuşamayan bir bebek olduğu günden beri ona bakan da oydu.
Dadının bile görünüşünü iğrenç bulması kalbini parçalayıp geçiyordu.
Boğazına yükselen hüznü yutarak onu kapıya doğru itti.
“Yeter artık. Çık dışarı.”
“Tamam, gidiyorum. O yüzden itip durma.”
Dadı elini biraz sertçe savurup tek kelime etmeden odadan çıktı.
Yalnız kalır kalmaz içindeki öfke yerini anında kaygıya bıraktı.
Bu yabancı topraklarda güvenebileceği tek kişi dadıydı. Eğer o bile sırtını dönerse tamamen yapayalnız kalacaktı.
Bir anda parlayıp ona çıkıştığı için pişman oldu. Biraz daha sabırlı davranmalıydı…
“Ekselansları, genç efendinin emriyle geldim. İçeri girebilir miyim?”
Tam dudaklarını gergince ısırırken kapının ardından yabancı bir kadın sesi duyuldu.
Talia kısa bir tereddüdün ardından konuştu.
“Gir.”
Sözleri ağzından çıkar çıkmaz buğday tenli genç bir kadın kapıyı açıp içeri girdi.
“Tanıştığımıza memnun oldum, Ekselansları. Benim adım Tiuran. Genç efendi, sağlığınızı yakından takip etmemi emretti.”
Talia temkinli bakışlarla kadını baştan aşağı süzdü.
Uzun ve güçlü görünen uzuvlara, otuz yaşlarında olduğunu düşündüren sıkı bir tene ve zeki duran koyu kahverengi gözlere sahip güzel bir kadındı.
“Büyük Dük ailesinin şifacısı sen misin?”
“Evet.”
Kadın sakin bir sesle cevap verdi.
Talia şüpheli bir ifade takındı. Doğu’nun en güçlü hanesinin şifacısı olmak için fazla genç görünüyordu.
Güvensizliğini fark etmiş olacak ki kadının gülümsemesi hafifçe soldu.
Şifacı dikkatli bir sesle sordu.
“Ciddi bir bacak yaralanmasına bağlı kronik ağrılar çektiğinizi duydum. Yaralı bölgeyi kısa süreliğine incelememe izin verir misiniz?”
Talia içgüdüsel olarak bir adım geri çekildi.
Yaralarını yabancı birine göstermeye hiç niyeti yoktu.
“Benim zaten özel bir şifacım var. O yüzden başka işlerinle ilgilenebilirsin.”
“Ama Ekselansları…”
“Varkas’la ben konuşurum. Artık çıkabilirsin.”
Alt dudağını düşünceli biçimde ısıran kadın temkinli şekilde yeniden konuştu.
“Bacağınızı göstermekte rahatsız hissediyorsanız, kısa bir süreliğine elinizi uzatabilir misiniz?”
“Elimi neden?”
“Vücudunuzu incelemek için eliniz aracılığıyla büyü enerjisi aktaracağım. Ekselansları’nın durumunu değerlendirdikten sonra bedeninize uygun ilaçlar hazırlayabilirim.”
Talia kaşlarını çattı. Böyle tuhaf bir muayene yöntemini daha önce hiç duymamıştı.
“Gerçekten bunu yapabiliyor musun?”
“Yedi yaşımdan beri kabilemin şifacısı olmak için eğitim görüyorum. Bana yalnızca bir fırsat verirseniz Ekselansları’na yardım etmek için elimden geleni yaparım.”
Kadın samimi görünüyordu. Talia yüzünü dikkatle inceledikten sonra denemeye karar verip elini uzattı.
Kadın nasırlı ve sert eliyle onun avucunu kavradı.
Ağaç kabuğu gibi pürüzlü dokudan dolayı Talia irkildi ama kısa süre sonra avucundan su akışı gibi yayılan sıcaklığı hissetti. Garip his karşısında ürperirken ılık sıcaklık midesine kadar yayıldı ve elini aniden geri çekti.
Kadın düşüncelere dalmış gibi kaşlarını çatarak Talia’nın yüzüne dikkatle baktı.
“Bacağınız için rehabilitasyona başlamadan önce önce gücünüzü toplamanız gerekiyor. Bedeniniz çok zayıf düşmüş durumda.”
“………………Peki ne yapmam gerekiyor?”
“Öncelikle iyi beslenmeli ve bol bol dinlenmelisiniz. Size yardımcı olacak ilaçlar hazırlayacağım, lütfen onları her gün aksatmadan alın.”
Yeni ve sıra dışı bir tedavi duymayı uman Talia hayal kırıklığına uğradı.
“Bunları dinlemek için vakit ayırmadım.”
“….”
“Yeter artık. Çıkabilirsin. Dediğin gibi, bedenim zayıf düşmüş durumda; dinlenmem gerekiyor.”
Yatağa uzanır uzanmaz kadın da kaderine razı olmuş gibi odadan çıktı.
Talia battaniyeyi omuzlarına kadar çekip yeniden uyumaya çalıştı. Ancak çok geçmeden bastırılmış ağrı kemiklerine yeniden tırmanmaya başladı.
Yatakta dönüp durduktan sonra daha fazla dayanamayarak zile bastı.
Kısa süre sonra daha önce tanıştırılan genç hizmetçi içeri koşarak geldi. Talia kızın adını hatırlamıyordu bile. Kibirli bir hareketle başını kaldırdı.
“Hemen şimdi, imparatorluk sarayından beraberimde getirdiğim şifacıyı çağır.”
~~
Soğuk rüzgâr uçsuz bucaksız ovayı sertçe yalayıp geçiyordu.
Mera boyunca at sürerken dizginleri kavrayan Varkas başını çevirip memleketine dikkatle baktı.
Bu topraklara son ayak basışı, Lucas ile Raina’nın annesi Tesalin’in ölüm haberini aldığı on yıl öncesiydi.
O zamanlar bütün topraklar tamamen gri görünüyordu.
O günden sonra Kalmore’a hiç dönmediği için hafızasındaki memleketi hep renksiz kalmıştı.
Mera boyunca at sürerken dizginleri kavrayan Varkas başını çevirip memleketine dikkatle baktı.
Bu topraklara son ayak basışı, Lucas ile Raina’nın annesi Tesalin’in ölüm haberini aldığı on yıl öncesiydi.
O zamanlar bütün topraklar tamamen gri görünüyordu.
O günden sonra Kalmore’a hiç dönmediği için hafızasındaki memleketi hep renksiz kalmıştı.
Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.